HastaRehberi.Com=>Türkiye'nin İlk Sağlık Sitesi

Bebeklerde Sık Görülen Sağlık Problemleri

Yazıiçi başlık altında görünen reklam alanı

 

bebek sorunları hastalıkları çocuk 150x150 Bebeklerde Sık Görülen Sağlık Problemleri

 

PAMUKÇUK
Bebeğinizin ağzında beyaz birşeyler gördünüz ve bunların süt kalıntısı olduğunu düşündünüz ama temizlemeye çalıştığınızda kanamaya başladı. Bu demektir ki sizde ve bebeğinizinde mantar enfeksiyonu dolaşıyor. Pamukçuk olarak bilinen bu mantar hastalığı bebeğinizin ağzında sorun oluştursada, aktivitesi daha önceden doğum kanalında monilyal (Monilia sınıfı mantar) enfeksiyon olarak başlamıştır ve bebeğinizin bu enfeksiyonu aldığı yerde orasıdır. Bu enfeksiyonun etkeni Kandida Albikans adlı bir mantardır ve bu organizma normalde ağız ve vajinada yaşar, hatta kadınlarda sık vajinal akıntı sebebidir. Vücutta yaşayan diğer faydalı mikroorganizmalar genelde bunu kontrol altında tutar ve bir problem çıkmaz. Fakat denge bozulduğu zaman (hastalık, antibiotik kullanımı, hormonal değişiklikler, gebelik) mantar için uygun olan ve enfeksiyon semptomlarına neden olan koşullar oluşur. Pamukçuk bebeğin yanaklarının iç tarafında ve bazen de dilde, damakta ve dişetlerinde peynire veya lora benzeyen çıkıntılı beyaz lekeler şeklinde görülür. Kabuklar kalktığında altından kırmızı bir bölge çıkar ve kanama yapabilir. Pamukçuk en çok yenidoğanlarda görülür fakat bazen daha büyük bebeklerde de görülebilir; özellikle antibiotik verilen bebeklerde bu enfeksiyon oluşur. Pamukçuktan şüpheleniyorsanız hemen doktorunuza danışın. Bu enfeksiyonun etkisi tehlikeli değildir ancak ağrı oluşturur ve bebeğin beslenmesini aksatabilir.

SARILIK
Yenidoğanların birçoğu ikinci veya üçüncü günde sarılaşmaya başlar. Kafadan başlayan ve ayak parmaklarına kadar yayılan sararma kandaki biluribinden kaynaklanır ve gözlerin beyaz kısımlarını bile tutabilir. Oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin normal yıkım ürünlerinin sonuncusu olan biluribin genelde kan dolaşımından uzaklaştırılır, karaciğerde işlemden geçirildikten sonra böbrekler kanalı ile atılır. Ancak yenidoğanlar olgunlaşmamış karaciğerlerinin kaldıracağından fazla miktarda biluribin üretirler. Sonuç olarak biluribin kanda birikir ve normal veya fizyolojik dediğimiz sarılığı oluşturur. Fizyolojik sarılıkta sararma bebeğin yaşamının ikinci veya üçüncü gününde başlayıp ve bebek bir haftalık veya on günlük olduğunda azalır. Böbrekleri daha az olgunlaşmış olan premature bebeklerde sararma daha da geç başlar (genelde 3-4. günde) ve daha uzun sürer. Fizyolojik sarılık daha sık oğlan bebeklerde, doğumdan sonra çok kilo kaybeden bebeklerde, anneleri diabetik olanlarda veya yapay sancı ile doğurulan bebeklerde görülür. Bazen doktor fizyolojik sarılığı olan bebeği gözlem ve tedavi amacı ile bir süre hastanede tutmak isteyebilir. Çoğu zaman, biluribin düzeyleri gittikçe azalır ve bebek problemsiz evine döner. Patolojik sarılık yani ciddi bir hastalığı ifade eden sarılık nadir görülür. Fizyolojik sarılıktan daha geç yada doğuşta görülür ve kan biluribin düzeyleri çok yüksek seyreder. Doğumda yada ilk günlerde görüldüğünde kan gurubu uyuşmazlığından (anne ve bebeğin Rh faktörleri farklı) kaynaklanan hemolitik hastalığı gösterir. Daha sonra (genelde doğumdan sonraki iki hafta içinde) görülen sarılık karaciğerin çalışmasındaki bozukluktan kaynaklanır. Patolojik sarılık genelde kalıtsal olan kan veya karaciğer hastalığı gibi nedenlerle ve intrauterin (rahimiçi) ve yenidoğan enfeksiyonları ile oluşabilir. Anormal derecede yüksek biluribin düzeylerini normale getirmek için uygulanacak tedavi bu maddenin beyinde birikerek kernikterus adlı bozukluğun önlenmesini sağlar. Kernikterus ciddi bir hastalıktır ve beyin hasarı, hatta ölüme yol açabilir. Hafif fizyolojik sarılık genelde tedaviye ihtiyaç duymaz. Daha ağır olgular UV ışığının kullanıldığı fototerapiyle etkili bir biçimde iyileştirilir. Tedavi sırasında gözleri ışından zarar görmemesi için kapatılır ve vücutları çıplaktır. Ayrıca çok fazla sıvı kaybettikleri için bebeğe dışardan sıvı verilir. Patolojik sarılığın tedavisi nedenine göre yapılır fakat bunda da fototerapi, kan transfüzyonu ve ameliyattan faydalanılabilir. Ayrıca biluribin (sarılığa neden olan ve kanda biriken madde) üretimini engelleyen ilaçda tedavide kullanılabilir. Daha büyük çocuklarda sarılık kansızlık, karaciğer enfeksiyonu veya karaciğerin yeterli çalışmadığını gösterir ve mümkün olduğu kadar çabuk doktora başvurmalıdır.

GÖZDEKİ AKINTILAR
Doğumda bebeğin gözüne bulaşan kan yada vücut sıvıları, sıkça görülen hafif bir göz iltihabına neden olabilir. Bebeğiniz doğumdan iki gün sonra da uykudan kirpikleri birbirine yapışmış ve gözpınarlarında sarımsı beyaz bir akıntı ile uyanıyorsa ve bu akıntı iki-üç gün geçmiyorsa sebebi konjuktivit (göz iltihabı ) olabilir ve doktorunuza danışmanız gereklidir. Doğumdan hemen sonra bir iki gün içinde böyle hafif sarımsı akıntı enfeksiyondan çok hastanelerde bebeğin gözüne damlatılan ve bebekte gonokok enfeksiyonu gelişmesini(bebek genelde bunu doğumda anne rahim ağzından geçerken alır.) önlemek için kullanılan gümüş nitrat adlı ilacın sonucudur. Daha önce önemli körlük nedeni olan gonokok enfeksiyonu bu tedavi ile tamamen ortadan kaldırılmıştır. Gümüş nitratlı damlalar bebeğin gözüne damlatıldığında her beş yenidoğandan birinde, doğumdan sonraki 4-5.günde ortadan kaybolan ve şişme ve gözde sarımsı akıntı ile karakterize olan kimyasal konjuktivit oluşur. Şişme ve akıntı düzelmiyor ise durumu hemen doktorunuza bildirin çünkü sebep başaka bir mikroorganizmanın sebep olduğu konjuktivit olabilir ve bu durumda antibiotikli bir göz damlası yada merhemi kullanmanız gerekecektir. Bebeğinizin göz bakımını yaparken kaynatılıp ısıtılmış bir su ile gözünü bir pamuğun yardımı ile günde iki kez temizleyin.
Gözünü gözpınarından dışarı doğru silin. Her göz için ayrı ve temiz bir pamuk kullanın.

SOĞUK ALGINLIĞI VEYA ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONU (ÜSYE)
Soğuk algınlığı bebekler ve çocuklar arasında en çok rastalanan hastalıklardan biridir. Genelde sanılanın tersine soğukta kalmak yada üşütmekle olmaz. Boğaz ve burunda gelişen bir enfeksiyondur ve etkeni genelde virüsler olan bulaşıcı bir hastalıktır.
Akciğerlerin yada kulakların etkilenme tehlikesi olduğu için bebeklerde ve çocuklarda görülen soğuk algınlığı daha ciddiye alınmalıdır. Çocuğunuzda sıradan grip belirtilerinin yanında kırmızı lekeler de çıkarsa kızamık yada kızamıkçık çıkarıyor olabilir. Bu hastalığın belirtileri akan bir burun, hapşırma, burun tıkanıklığı, ateş, halsizlik, iştah kaybı ve kuru bir öksürüktür. ÜSYE bütün bir yıl boyunca görülebilir ve sebebi bilinen 100 virüsten biridir.

Genelde el teması veya hava teması ile geçer. Hastalık genelde üç ile on gün arası sürer, ancak küçük bebeklerde daha uzun sürebilir. Bilinen kesin bir tedavi yoktur ama aşağıdaki yöntemler uygulanır:
• Bebeğin burun içi temizliğinin yapılması,eğer sert ise önceden serum fizyolojik damlatılıp yumuşatılması gereklidir.
• Ortamın havasındaki nemin arttırılması faydalıdır. Bu hem burun tıkanıklığını önler hem de bebeğin daha rahat nefes almasını sağlar.
• Bebeği sırtüstü değilde yüzükoyun uyutun. Bebeğin daha rahat nefes almasını sağlamak için yastık veya benzeri şeyleri yatağın altına koyarak başının bir miktar havada kalmasını sağlayın.
• Burun tıkanıklığını açıcılar (dekonjestan) doktorun tavsiye ettiği şekilde kullanılabilir.
• Vazelin türü ürünler burun dışına, alt taraflara ve çevresine tahrişleri ve deri kızarıklıklarını önlemek için sürülebilir.
• Öksürük ilaçları sadece uykunun bölünmesine neden olan kuru öksürükler için kullanılmalıdır. Öksürük giderici bir ilaç hiç bir zamandoktor reçetesi olmadan kullanılmamalıdır. Antibiotiklerde başka bir mikrobik durum ortaya çıkmadıkça soğukalgınlığında bir fayda sağlamaz.

Bebeği beslerken de şunlara dikkat etmelisiniz:
• Eğer sizde gripseniz bebeğe virus sütünüz ilede geçmiş olabileceğinden doktorunuza danışarak bir süre bunu azaltabilirsiniz.
• Sıvı gıdaların çok miktarda verilmesi ateş ve burun salgıları ile kaybedilen sıvıyı yerine koyacağından faydalıdır.
• Bebek yeteri kadar C vitamini olan gıdalar almalıdır.

Soğuk algınlığı bazen bebeklerde kulak enfeksiyonlarına veya bronşite neden olabilmektedir. Bu bebeğinizin ilk soğukalgınlığı ise; bebeğiniz üç aylıktan küçük ve ateşi 38 derecenin üzerinde ise; eğer ateşi aniden çıkar ve iki günden uzun sürer ise; kuru öksürük iki günden fazla devam ederse; bebeğiniz uyuyamaz ve beslenemez durumda ise; nefes alma zorluğunu dışardan hissediyorsanız; koyu yeşilimsi bir sümük oluşuyorsa; kulaklarını çekiştirerek aşırı bir biçimde ağlıyorsa bebeğinizi hemen doktora götürmeniz gereklidir.

KABIZLIK
Bu sorun anne sütü ile beslenen bebekler kabızlık çekmedikleri için, anne sütüne alternatif gıda ile beslenenlerde daha sık görülür. Hastalığın belirtileri; seyrek dışkılama ve sertliğinden dolayı zorlanma; anüs bölgesinde sert dışkı nedeni ile çatlaklar ve kanlı dışkı; karın ağrısı ve huzursuzluktur. Kabızlık özellikle kışları meyve az tüketildiğinde daha sık görülür. Kabızlığın nedeni az çalışan bir sindirim sistemi; çeşitli hastalıklar, yetersiz lifli gıda tüketimi olabilir. Anne sütü ile beslenenlerde pek rastanmamasına rağmen, belirtiler görüldüğünde hemen doktora bildirilmelidir. Arasıra ortaya çıkan kabızlıklar beslenme alışkanlığının yeniden düzenlenmesi ile düzelebilmektedir. Özellikle küçük bebeklerde bazı vücut egzersizleri fayda sağlayabilir (bebeğiniz dışkı zorluğu çektiği zaman sırt üstü yatırarak bisiklet çevirme hareketi yaptırmaya çalışın.). doktorun tavsiyesi olmadan kesinlikle hiçbir ilaç vermeyin.

İSHAL
Bu sorun anne sütü ile beslenenlerde oldukça az rastlanan bir durumdur. Çünkü anne sütünde bulunan maddeler ishali oluşturan mikroorganizmaların oluşmasını büyük ölçüde engeller.
İshalin belirtileri; sık sulu dışkılama; dışkının sıklığının ve miktarının artması; sümüksü dışkı ve bazen de kusmanın birlikte görülmesidir. İshal her mevsimde olabilir ancak yazları taze meyve tüketimi daha fazla olduğundan daha sık görülür.
İshalin sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:
Hastalık
• Diş çıkarma
• Belirli gıdalara karşı olan hassasiyet
• Gerğinden fazla meyve ve meyvesuyu (özellikle elma ve üzüm) tüketimi
• Gastrointestinal enfeksiyon (bağırsaklarda mikrobik enfeksiyon gelişmesi)
• Antibiotik tedavisi (antibiotik tedavisi sırasında bebeğe yoğurt yedirilmesi içerdiği canlı kültürler nedeni ile onu ishalden koruyabilir.)

Nedenlere bağlı olarak ishalin tedavisi değişmekle beraber en yaygın ishal tedavisi diyet ile yapılanıdır. Bazen doktor ilaç önerebilir. Kesinlikle ishal olan bir bebeğe doktorun onayı olmadan ilaç uygulanmamalıdır, aksi takdirde bebeğin sağlığını tehlikeye atabilirsiniz. Bebeğin altını tahrişten korumak için her dışkılamadan sonra değiştiriniz ve her değiştirmede pişik merhemi sürünüz. Bebek çok küçükse ve ağır bir ishal olduysa sıvı tedavisi için hastaneye yatırmak uygun olur. İshalde birçok durumda mama yada annesütü vermeye devam etmenizen iyi yöntemdir. İshalli bir bebek geçici olarak laktoza (inek sütünde bulunur) karşı dayanıksız olduğundan laktoz içermeyen bir gıda rejimi önerilir.
Şu tavsiyelere uymanızda fayda vardır:

• İshal nedeni ile oluşan sıvı kaybını önlemek için en azından iki saatte bir 50-60 ml sıvı verilmesi gerekir. Anne sütüne veya hazır mamalara ilave olarakhemen her eczanede bulunan ishal için hazırlanan bir rehidrasyon karışımı tavsiye edilir. İki veya üç dakikada bir bir kaşık, bardak veya biberon ile birkaç yudum verilmesi uygundur. Bebeğe kesinlikle tatlandırılmış yiyecekler, yapay meyve suları vermeyin.
• Eğer bebek düzenli bir şekilde alıyorsa katı yiyeceklere devam edebilirsiniz. Bebek ne kadar sık beslenirse ishalin etkisi o kadar az olur. Muz püresi, pirinç, patates ve makarna gibi nişastalı gıdalar iyi seçim oluştururlar.
• Eğer kusmada varsa katı gıdalar kusma durana kadar verilmemelidir. Ancak süzülmüş ve seyreltilmiş meyve suları verilebilir. Biraz daha büyük bebekler için sulandırılmış meyve suyu ile karışık gazoz verilebilir.
• Genellikle iki veya üç gün sonra dışkı normale dönmeye başladıktan sonra doktorunuz artık normal beslenmeye dönebileceğinizi tavsiye edecektir ancak yinede bir kaç gün daha süt ve süt içeren katı gıdaları kısıtlı tutmaya dikkat edin.

Bir veya iki kere sulu dışkı pek önemli değildir ama bunun devam etmesi; beraberinde ateş ve kusmanında görülmesi, bebeğin iştahsız olası durumunda bir doktora başvurmanızda fayda vardır.
Kaynak : Bebek.com

Mustafa Mete avatar 96x96 Bebeklerde Sık Görülen Sağlık Problemleri

1976 yılında Estel doğumluyum. 1994 yılında orta öğretimimi Kadıköy Anadolu Lisesi’ nde tamamladım. Tıp eğitimimi 2002 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’ nde tamamladım. 2002 yılında Tıpta Uzmanlık(TUS) sınavını Türkiye derecesi ile kazanıp İstanbul Beyoğlu Göz Araştırma Hastanesi’ nde Prof.Dr.Ömer Faruk YILMAZ ve Prof.Dr.Ziya Kapran’ın asistanı olarak ihtisasımı yaptım. 2008 yılında uzman doktor oldum, aynı yıl Kızıltepe Devlet Hastanesinde mecburi hizmeti yaptım.

Marmara Göz Hastanesi, İstanbul Bahçelievler Medicalpark Hastanelerinde görev yaptım,yaklaşık 2 senedir Kayagöz Merkezinde Başhekim olarak görev yapmaktayım. İngilizce ve Almanca yabancı dillerim vardır.

Bekarım.

Opr.Dr.Mustafa Mete – who has written posts on HastaRehberi.Com=>Türkiye'nin İlk Sağlık Sitesi.


Etiketler: , , ,

Yorum Yaz


+ 9 = 15