Bunama ( demans ) / Alzheimer Hastalığı

Bunama ( demans )  / Alzheimer Hastalığı

Bunama ( demans ) / Alzheimer Hastalığı

 

bunama-demans-yaşlılık-alzheimer

"Benim babam 65 yasında. Bir kaç aydır davranışlarında değişiklikler olmaya başladı. Çok çabuk unutuyor.Her şeyi tekrar tekrar soruyor. Yakın akrabalarımızı bile zaman zaman tanımıyor. Hatta her gün gördüğü torunlarına bile; Sen kimin oğlusun? Buraya neden geldin ?... gibi sualler soruyor. Evin içinde tuvaleti bulumadığından bazen küçük abdestini altına kaçırıyor sonra üzülüp ağlıyor . Birde her şeyden önemlisi yeni olayları hatırlamıyor. Mesela sabah konuşulanlar hiç olmamış gibi davranıyor ancak eskileri günde bir kaç defa dinlediğimiz oluyor. Bu durum zaman zaman düzeliyor ama genelde artıyormuş gibi geliyor bize.

İnsanoğlunun beyni diğer tüm organları gibi her gün biraz daha yaşlanmakta ve işlevini eskisine göre daha az yapabilmektedir. Genelde bu kayıp uzun zamanlarda gerçekleştiğinden çevre tarafından farkedilmezler. Ancak yukarıda anlatılan tablo gibi bizim demans olarak değerlendirdiğimiz tablolar oluştuğunda herkesin rahatça farkettiği BUNAMA (Demans) tablosu ortaya çıkar. Bu durumun ne zaman ve hangi nedenle ortaya çıktığı konusu burada açıklayamayacağımız kadar uzundur. Ancak Bunamada (demans ) ortaya çıkan belirtileri aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür.

1. Bellek bozukluğu olması yani yeni bilgileri öğrenme ve daha önceden öğrenilmiş bilgileri hatırlama yeteneğinin bozulması buna bağlı olarak hafızadaki boşlukları uydurulmak suretiyle doldurulması.
2. Konuşmada bozulma,
3. El kol ve ayaklarda gözle görülür bir bozulma olmamasına rağmen günlük işlerini yerine getirememe (Elbiselerini giyememe , düğmelerini düğmeleyemez ,kaşığı tutamam vs)
4. Duyu organlarında bozukluk olmadığı halde nesneleri tanıyamama, isimlendirememe ne işe yaradıklarını söyleyememe.
5. Tasarlama organize etme karar verme belli işleri sıraya koyma ve soyut düşünme yeteneğinin bozulması gibi durumların varlığı.

Bu durum demans olarak adlandırır. Bu rahatsızlıkların tedavi neticesi tam manasıyla düzeltilmesi mümkin olmayabilir ama kişinin günlük işlerini daha iyi yapabilmesi çevresi ile yaşadığı uyum problemlerinin en aza indirilmesi için yapılacak bir takım müdahaleler vardır.
Ailelerin yapacağı en önemli şey: bu tür hastaları mümkün ise hep aynı evde ikamet ettirmek , eşyalarının yerini hep sabit tutmak yani hayatındaki değişiklikleri en aza indirmeye çalışmaktır. Çünkü öğrenme yetenekleri de kısıtlanan bu tür hastalar yeni çevreye uyum sağlamakta çok zorlanırlar. Bu nedenle yaşadıkları her problemde çevresindekilere sıkıntı verebilecek olaylara neden olurlar.

Genişçe Demans a göz atalım isterseniz.....

Demans ve Alzheimer Nedir?

“Demans” terimi, beyin hücrelerinin tahribatı ve kaybına yol açan bir beyin hastalığı olan kişilerde sık rastlanan belirtileri kapsamaktadır. Beyin hücrelerinin kaybedilmesi doğal bir süreçtir, ancak demansa neden olan hastalıkta bu olay çok daha hızlı bir şekilde seyreder ve hastanın beyninin normal çalışmamasına neden olur.
Demans deyiminin Türkçe’deki en uygun karşılığı “bunama hastalığı”dır. Demans, kişinin işlevselliğinin yavaş ve ilerleyen bir şekilde bozulmasına yol açar. Demansların büyük çoğunluğunda kişinin işlevselliğinin tekrar düzelmesi mümkün değildir. Beyin tahribatı kişinin hafızasını, dikkat ve konsantrasyon, konuşma, düşünme gibi zihinsel fonksiyonlarını etkiler ve doğal olarak davranışlarına yansır. Ancak demans tanımı sadece dejeneratif (beyinde hücre kaybıyla karakterize) demans ile sınırlı değildir. Her zaman aynı gelişim sürecini izlemeyen bir sendromu (belirtiler grubunu) ifade etmektedir. Bazı hallerde, hastanın durumu iyileşebilir ya da belli bir süre için dengede kalabilir. Demans vakalarının küçük bir bölümü tedavi edilebilir ya da geri dönüşümlüdür, ancak vakaların büyük bir çoğunluğunda tedavi imkanı pek yoktur. Pek çoğu demansdan ziyade, zatürre gibi “komplikasyonlardan” (dolayı nedenlerden) kaybedilir. Eğer demans daha ileri yaşlarda ortaya çıkarsa, etkileri daha az şiddetli olur.
Bunama (demans), yaşlılığın doğal sonucu değildir. Bu nedenle her yaşlanan kişi bunamaz. Tersinden bakarsak da, bunama her zaman patolojik bir durumdur, her zaman altında yatan bir hastalık vardır.
Alzheimer hastalığı tüm demans vakalarının yarısından fazlasını oluşturmaktadır. İkinci sırada, beyni besleyen kan miktarının azalmasına neden olan büyük veya çok sayıda küçük inmeler sonucunda gelişen vasküler (damarsal) demans bulunur. Bu inmeler sonucunda kişinin düşünme, sağduyu, hatırlama ve iletişim kurma gibi yetilerinde sorunlar ortaya çıkar. Demansın diğer nedenleri arasında, Sfiliz ve AIDS gibi enfektif nedenler, metabolik hastalıklar, Creutzfeldt-Jacob hastalığı, Lewy cisimcikli demans, Down sendromu, Huntington hastalığı, Parkinson hastalığı, Frontotemporal demans gibi nörodejeneratif hastalıklar ve travma ve normal basınçlı hidrosefali gibi yapısal nedenler sayılabilir. Depresyon da bazen demansı taklit edebilir.
Alzheimer hastalığı bazı beyin hücrelerinin ölümüyle karakterize, kesin nedenleri bilinmeyen nörolojik bir hastalıktır. Klinik olarak incelediğinde Alzheimer bilişsel ve işlevsel düzeyde ilerleyici bir kötüleşme ve hafıza ile diğer entelektüel faaliyetlerde belirgin bozulma olarak karşımıza çıkar. Bunlar;
· Yeni bilgileri öğrenmek veya daha önce öğrenilmiş olan bilgiyi hatırlama becerisinde bozulma
· Konuşma bozukluğu (Örn. kelime bulma güçlüğü)
· Motor işlevlerin korunuyor olmasına rağmen motor etkinliklerin yapılamaması
· Duyu işlevlerinin korunuyor olmasına rağmen objelerin tanınamaması
· Planlama, organizasyon, dikkati odaklama, görünümün altında kalanı kavrama gibi işlevlerde bozulma.

Yukarıdaki belirtiler kişinin sosyal ve mesleki yaşamında hastalık öncesine göre belirgin bozulmaya neden olur. 85 yaşın üstündeki nüfusun%50'sinde Alzheimer Hastalığı'nın ortaya çıkması beklenir. Alzheimer vakalarının bir kısmının genetik mirasla ilişkili olduğu ortaya konulmuştur.
Hastalığın ilerlemesi 5 ile 20 yıl (ortalama süre 7-8 yıl) sürebilir. Hastalığın en ileri evresinde Alzheimer hastasının 24 saat bakıma ihtiyacı olabilir. Beslenme, temizlik, tuvalet ihtiyacı ancak bir bakıcı tarafından sağlanabilecektir.
Hastanın üzerindeki etkisi bu derecede büyük olan hastalığın hastanın yakınları ve bakıcılarına da etkisi çok büyüktür.

 

Nedenleri

Alzheimer hastalığının nedeni henüz bilinmemek ile birlikte iki farklı hipotez söz konusudur. Alzheimer hastalarının beyninde belirli bölgelerde hücre kaybı ve hücreler arası bağlantıların kopması söz konusu. Bunun yanında hastaların beyninde görülen iki tane tipik patolojik özellik vardır:
Birincisi hücreler arasında biriken, “amiloid” denilen, protein nitelikli bir madde. Bu madde, normalde hücre çeperinde bulunur. Alzheimer hastalığında bu madde anormal yapı kazanıp hücreler arasında birikerek “plak”ları oluşturmaktadır. Bunlara “amiloid plak” adı verilir. İkincisi ise, hücrelerin içinde çöken bir protein olan “tau”. Alzheimer hastalığında tau proteinleri benzer şekilde anormal yapı oluşturup hücrelerin içinde çökmeye başlamaktadır. Bu noktada, hastalığın oluşumu konusunda iki farklı hipotez ortaya çıkıyor. Birinci hipoteze göre amiloid birikmesi hastalığın ana sebebidir. Amiloid biriktiği için hücreler arasındaki bağlantılar kopmaya ve hücreler ölmeye başlıyorlar. İkinci hipoteze göre ise, hücre içinde biriken tau proteini hastalığın nedenidir. Bu teze göre, hücrelerin içinde tau proteini birikip bunun sonucunda hücre ölünce, hücre çeperindeki amiloid açığa çıkıp hücreler arasında birikmeye başlıyor.
Eldeki verilere bakıldığında bütün genetik bilgiler amiloid proteinini suçlu çıkartıyor. Ailevi Alzheimer hastalığına sebep olan 3 tane genin tümü de hücre içindeki amiloid proteinin yapım ve yıkımıyla ilgili genlerdir. Diğer taraftan ise hastaların beyni incelendiğinde biriken amiloid miktarı ile hastanın klinik belirtilerinin şiddeti arasında doğrudan bir ilişki olmadığı görülmektedir. Hatta başka nedenlerden vefat etmiş bazı insanların beyinlerinde ciddi miktarda amiloid birikmiş olmasına rağmen hayatları boyunca hiçbir Alzheimer belirtisi göstermedikleri görülmüştür. Sağlıklı yaşlanmış birçok insanın beyninde belli miktarda amiloid birikmektedir. Diğer yandan, tau proteininin miktarıyla hastanın vefatı öncesindeki bunamanın şiddeti arasında doğrudan bir ilişki görülmektedir. Özetle, Alzheimer hastalığının oluşumu için genetik bulgular amiloid proteinini, patolojik bulgular ise tau proteinini işaret etmektedir.

 

Evreler ve Belirtileri

Alzheimer hastalığını evrelere ayırmak için değişik ölçekler kullanılmaktadır. Örneğin hastalığı üç, beş veya yedi evreye ayıran ölçekler var. En basit ve kolay anlaşılabilir olan erken, orta ve geç dönem olmak üzere hastalığın üç evresi ve bu evrelerde ortaya çıkabilecek belirtiler aşağıda özetle anlatılmaktadır:
Erken Evre: Bu dönem genellikle hasta yakınları tarafından gözden kaçırılır ve yanlış bir şekilde yaşlanmanın normal bir parçası gibi algılanabilir. Hastalığın başlangıcı sinsi olduğu için ilk belirtilerin ne zaman ortaya çıktığını net olarak saptamak güçtür. Bu dönemde en belirgin bulgu unutkanlıktır, bunun yanında hasta kelime bulma zorluğu çekebilir, zamanı şaşırabilir, özellikle tanımadığı bazen de tanıdığı yerlerde kaybolabilir, karar vermekte ve inisiyatif almakta zorluk çekebilir. Çabuk sinirlenme, ani parlamalar, içe kapanma gibi kişilik değişiklikleri gösterebilir. Hobi ve etkinliklere ilgisini kaybetmeye başlar. Banka hesabı ve faturaları takipte güçlük, bazen para hesaplarında karıştırma veya giysi seçiminde hatalar dışında günlük yaşamda fazla bir bozulma yoktur.
Orta Evre: Hastalık ilerledikçe, belirtiler daha belirginleşmeye ve günlük yaşamı daha çok etkilemeye başlarlar. Hasta giderek daha unutkan olur, defalarca aynı soruyu sorabilir. Yakın zamanda yaşanmış olayları hiç olmamışçasına siler. Tek başına sorunsuz bir şekilde yaşaması giderek güçleşmeye başlar. Alışverişte güçlükler yaşamaya başlar. Banyosunu, temizliğini hatırlatmak, kısmen de yardım etmek gerekebilir. Konuşurken takılmalar, duraksamalar ortaya çıkabilir, karışık cümleleri anlamakta güçlükler başlar. Kendi başına bırakılırsa kaybolabilir. Davranışsal belirtiler bağlamında ise hayaller, hezeyanlar, inatlaşmayla hırçınlık ortaya çıkabilir. (Detaylı bilgi için tıklayınız : "Ruhsal ve Davranışsal Değişimler")
Geç Evre: Bu dönemde hasta yardımsız yaşayamaz, artık yakın belleği tamamen yıkıktır ve geriye doğru bellek bozukluğu giderek genişlemeye, daha uzak geçmişi de kapsamaya başlar. Giderek hasta kendini iyi ifade edemez, son dönemlerde artık hiç konuşamaz hale gelir, söylenenleri de anlamaz. Giyinmesi, temizliği giderek yemek yemesi için tam yardım gerekir. Artık çok yakınlarını dahi tanıyamaz, idrar ve sonra dışkı tutmada sorunlar başlar. Son dönemdeki hasta bakıma tam muhtaç, konuşmayan, anlamayan, genelde sakin, bırakıldığı yerde oturan, yürümesi yavaşlamış veya yardımsız yürüyemeyen, en sonunda yatağa bağımlı bir hastadır.

 

Teşhis

Alzheimer Hastalığının tanısı koyulabilmesi esas olarak hastanın öyküsüne ve nörolojik-mental muayeneye dayanmaktadır. Radyolojik görüntülemeler, nöropsikolojik testler ve laboratuar testleri Alzheimer hastalığını diğer hastalıklardan ayırmaya ve teşhisin daha kesin konulmasına yardımcı olurlar.

 

Tedavi

Alzheimer hastalığının maalesef, hastalığın seyrini durduran, hastayı iyileştiren ve eski normal haline döndüren bir tedavi metodu henüz yoktur. Hastaların günlük yaşam kalitesini düşüren unutkanlık ve ilişkili beceri kayıplarını geciktirmeyi hedefleyen bir tedavi yaklaşımı izlenir. Hastaların beyinlerinde ilerleyici hücre ölümü sonucu eksilen asetilkolin miktarını arttırmak için asetilkolin esteraz enzimini inhib eden ilaçlar verilir.

Diğer bir ilaç yaklaşımı Alzheimer hastalarının beyinlerinde artmış bir madde olan gultamatı azaltmaya yönelik olarak kullanılan memantin’dir. Bununla birlikte hastalığa eşlik eden davranış değişiklikleri, uyku ve yeme düzensizliği gibi problemlerin kontrolünü sağlamak ve bu sayede hastayı ve hastalığı daha stabil hale gelmesini sağlamak için psikiyatrik yardım tedaviye eklenebilir. Hastalığın stabilizasyonunu ve hastanın konforunu sağlamakta önemli katkıları olduğu bilinen düzenli beslenme ve düzenli uyku tedaviye oldukça yardımcıdır.

 

Risk Faktörleri ve Korunma

Son yıllarda tedavisi tam olmayan bu hastalıktan korunma, güncel bir konu olmuştur. Korunma tedaviden her zaman daha ucuzdur. Alzheimer gibi kronik bir hastalıktan korunma, bilinen risk faktörlerinin erkenden düzenlenmesine bağlıdır. Kimlerin demansa yakalanacağı erkenden bilinirse veya yüksek risk taşıdığı ortaya konursa,
risk faktörlerine yönelik yaşam tarzının düzenlenmesi, birlikte bulunan hastalıkların erken tedavisi, hastalığı önlemede etkili stratejiyi oluşturur.
RİSK FAKTÖRLERİ
Yaşlanma ve ailede Alzheimer hastası bulunması iki mühim risk faktörüdür. Genetik, Alzheimer’da önemlidir. Bir kolesterol taşıyıcı protein olan Apolipoprotein (APOE)’nin epsilon 4 aleline sahip olma AH riskini 2–10 kat artırır. Birinci derece akrabasında AH olanlarda (akrabasında AH olmayanlarla karşılaştırıldığında) görece risk 2.6 kat, 2 birinci derecede akrabasında AH olanlarda görece risk 7.6 kat artmaktadır. Stres ve depresyon bağımsız risk faktörleridir. Ayrıca düşük eğitim düzeyi, kronik alkolizm, kafa travması risk faktörleri olarak bildirilmiştir.
Damar sertliği (arterioskleroz) ile zihinsel işlevler arasında ilişki vardır. Diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, sigara, kanda homosistein yüksekliği, şişmanlık, beyin damar hastalığı gibi vasküler (damarsal) risk faktörleri demans ve AH için de risk faktörleridir. Finlandiya’da 2006 yılında yapılan bir çalışmada, 20 yıllık takip sonrası ileri yaş, erkek cinsiyeti, düşük eğitim düzeyi, hipertansiyon, şişmanlık (vücut kitle endeksinin yüksek olması), kanda kolesterol yüksekliği ve fiziksel aktivite yoksunluğu “orta yaş” demans riskleri olarak saptanmıştır. 2009 yılında ABD’de yapılan bir çalışmada da ileri yaş, zihinsel testlerde başarısızlık, zayıflık (vücut kitle endeksinin düşük olması), APOE epsilon 4 aleline sahip olma, MR’da beyaz cevher hastalığı ve beyin karıncıklarında genişleme bulguları, karotit atar damarlarında kireçlenme, “by-pass” ameliyatı geçirme, fiziksel performansta yavaşlama ve hiç alkol kullanmama’nın 70 yaşından büyüklerde demans riskini artırdığı kaydedilmiştir. İlginç bulgu, şişmanlık orta yaşlarda demans için risk faktörü iken, 70 yaşından sonra aksine zayıflığın risk faktörü olduğunun saptanmasıdır.
KORUNMA
1. Orta yaşlarda ortaya çıkan damar sertliği, inme, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, diyabet, kanda homosistein yüksekliği, obezite ve sigara gibi damarsal risk faktörleri, ileri yaşlarda bunama riskini artırır. Bu nedenle damarsal risk faktörlerinin orta yaşlarda belirlenmesi ve tedavisi Alzheimer Hastalığı riskini azaltabilecektir.
2. Alzheimer Hastalığı’nın korunması ve/veya önlenmesinde ilaç tedavilerine yönelik yapılan çalışmalarda elde edilen sonuçlar birbiriyle çelişkilidir. Bir zamanlar önerilen antioksidan vitaminlerle elde edilen sonuçlar bu grup içindedir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda hastalığın önlenmesinde C vitaminin etkisiz olduğu bulunurken, E vitamini de ümit vermemiştir.
3. 1990’ların ikinci yarısında yapılan epidemiyolojik çalışmalara dayanılarak menopoza giren kadınlarda östrojen yerine koyma tedavisinin Alzheimer Hastalığı’nın başlangıcını geciktirdiği ve hastalıktan koruduğu şeklindeki iddialar, son yıllarda yapılanan çalışmalarda desteklenmemiş, aksine östrojenin, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmadığı gibi, hafif ve orta dereceli Alzheimer Hastalığı olan kadınlarda zihinsel fonksiyonları düzeltmediği ve hastalıktaki kötü gidişi etkilemediği gösterilmiştir.
4. Romatoid artrit’li hastalarda daha az sıklıkta Alzheimer Hastalığı rastlanması gözlemine dayanarak, kortizon içermeyen anti-eflamatuvar ilaçların (romatizma ilaçları) Alzheimer Hastalığı’nın korunması ve tedavisi için yapılan çalışmalarda da bugün için kesin bir sonuca ulaşılamamıştır. Bu ilaçların etkisinin, hastalık başlamadan önce iki yıl süreyle devamlı alınmasıyla ortaya çıktığı ileri sürülmüştür.
5. Statin’lerin kolesterol yüksekliği tedavisinde kullanımı ile rastlantısal bir gözlem olarak, statin (kolesterol düşürücü ilaç) kullanan bireyler arasında Alzheimer Hastalığı sıklığının daha düşük olduğu fark edilmiştir. İzleyen yıllarda yapılan bazı çalışmalarda, uzun dönem statin kullanımının özellikle hafif-orta evre Alzheimer Hastalığı tedavisinde yararlı olduğu ve Alzheimer Hastalığı riskini azaltabildiğine dair bazı veriler elde edilmiştir. Diğer yandan kolesterol düzeylerinin ve kolesterol düşürücü ilaç kullanımının Alzheimer Hastalığı
riskiyle ilişkisi bulunmadığını bildiren yayınlar da mevcuttur.
6. Dünyanın çeşitli bölgelerinde yapılan çalışmalarda düşük düzeyli eğitimin Alzheimer Hastalığı için bir risk faktörü olduğu gösterilmiştir. Yüksek eğitimin Alzheimer Hastalığı’nın hastalık belirtilerine karşı kişileri koruduğu hipotezi ileri sürülmüştür. Eğitim, beyinde sağladığı yedek zihinsel kapasiteyle hastalığın başlangıcını birkaç sene geciktirebilmektedir. Yüksek eğitimliler de bunayabilmektedir ama düşük eğitimlilere göre hastalığın ortaya çıkması daha geç yaşlarda olmaktadır.
7. Son yıllarda zihinsel ve fiziksel aktivitelerin zihin sağlığı ve bunamadan korunma yönünden etkilerini araştıran birçok araştırma yapılmıştır. Bazı çalışmalarda, boş zamanları değerlendirme ve zihinsel aktivitelere katılım ile fiziksel egzersizlerin Alzheimer Hastalığı ve bunama riskini azalttığı veya başlangıcını geciktirebildiği gözlemlenmiştir.
8. Yalnız başına yaşamak, sosyal ilişkiler içinde bulunmamak, hem depresyon, hem demans riskini arttırmakta ve hem de ölüm yaşını öne almaktadır. Aksine, geniş sosyal ağ, duygusal ve entelektüel uyarılar
sağlayarak demansın başlangıcını geciktirebilir.
9. Depresyonun Alzheimer Hastalığı için bir risk faktörü olduğu, sıklıkla bu hastalarda Alzheimer Hastalığı geliştiği bildirilmiştir. Tedavi edilebilir bir hastalık olan depresyonun erken tanı ve tedavisi bu yönden önem taşır.
10. Kronik alkolizimin karaciğer, beyin ve periferik sinir sistemi yanında birçok organa zararlı etkisi olduğu kanıtlanmıştır. Kronik alkolizmin kendisi bunamaya yol açmaktadır. Diğer yandan son yıllarda yapılan çok fazla sayıda çalışmada ise, hafif veya orta miktarda içki içmenin kalp-damar hastalıkları yanında demans ve Alzheimer Hastalığı’nın önlenmesinde yararlı etkisi olduğu bildirilmiştir.
11. Diyetle alınan doymuş yağlar Alzheimer Hastalığı riskini arttırırken, doymamış yağların riski azalttığına dair bazı veriler mevcuttur. Haftada bir veya daha fazla balık yiyen kişilerde, daha az yiyenlere veya hiç yemeyenlere göre, Alzheimer Hastalığı riski daha az bulunmuştur. Akdeniz diyetini sık uygulayan kişilerde, Alzheimer Hastalığı ve zihinsel fonksiyonlardaki yıkım hızı riski daha az saptanmıştır. Bu risk azalması, diyette bulunan balık, meyve, sebze ve doymamış yağları fazla tüketme ile orta miktarda alkol alımına bağlanmıştır. Orta yaşlardan itibaren diyetin düzenlenmesi, fazla kilolardan kurtulma, ileri yaşlarda demans gelişmesi yönünden koruyucu olabilecektir.

Prof. Dr. Kaynak Selekler
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD
Türkiye Alzheimer Derneği

Kaynaklar:
1. Padala et al., Clinical Medicine: Geriatrics 2009:3 13–22
2. Kivipelto et al., Lancet Neurol 2006;5:735–741
3. Barnes et al., Neurology 2009;73:173–179
4. Selekler K. Türkiye Klinikleri J Neurol-Special Topics
2009;2(1):10-3

 

Türkiye Alzheimer Derneği
Halil Rıfat Paşa Mah.Güler Sok. No:33 Okmeydanı/Şişli İSTANBUL
Tel: 212 224 41 89 Faks: 212 296 05 79
Web: www.alzheimerdernegi.org.tr E-posta: [email protected]
Author Avatar

About Author

1976 Estel doğumluyum. 1994 yılında orta öğretimimi Kadıköy Anadolu Lisesi’ nde,Tıp eğitimimi 2002 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’ nde tamamladım. 2002 yılında Tıpta Uzmanlık(TUS) sınavını Türkiye derecesi ile kazanıp ,İstanbul Beyoğlu Göz Araştırma Hastanesi’ nde Prof.Dr.Ömer Faruk YILMAZ ve Prof.Dr.Ziya Kapran’ın asistanı olarak ihtisasımı tamamladım.2008 yılında uzman doktor oldum, aynı yıl Kızıltepe Devlet Hastanesinde mecburi hizmeti yaptım. çeşitli özel hastanelerde uzman doktor ve başhekim pozisyonlarında çalıştım.Halen okuloplasti,şaşılık, refraktif cerrahi , ön segment (katarakt-keratoplasti) alanlarında cerrahi önplanda çalışmaları sürdürüyorum. 1998 yılında Türkiyenin ilk ücretsiz sağlık hizmeti sunan vede ilk sağlık sitesi olan hastarehberi.com u kurdum . 2002 senesinde sağlık turizmi alanında Türkiyede ilk defa grup halinde excimer lazerle göz ameliyatları için avrupadan hastaların getirilmesini ülkemize kazandırdım . Dünyada ilk defa uygulanan acufocus yöntemiyle yakın görme ameliyatlarının ve göz içine implantla yerleştirilen göz tansiyonu implantlarını ülkemize kazandırdım ve dünyada ilk defa Amerikalılarla birlikte uygulanmasını sağladım. Yuzbinlerce sağlık sorusunu karşılıksız cevaplandırdım.İngilizce ve Almanca yabancı dillerim vardır.Evliyim.

1 Comment

  • Güldem Üçok

    Reply
    Posted on Mar 18, 2014 at 12:38 pm

    İyi günler.91 yaşında Alsheimer’in son aşamasında;3 yıldır yatağa bağımlı annem var.Ağzına verdiğimiz mikserden geçirilmiş yiyecekleri bile artık yavaş yavaş yutamadığını gözlemledim.Evdeki bakıcı ise yedirerek onu hayatta tutma çabasıyla,zorlayıcı bir tutum içinde ve o sırada sanıyorum yutamadığı şeyler ciğerlerine aspire oluyor.Bu durumda bir hasta için önümüzdeki günlerde ne gibi tıbbi desteklere ihtiyaç duyacaktır? Aklıma gelen oksijen takviyesi örneğin..Biz bunları fazla duyarlı davranamayan evdeki elemanla mı,yoksa düzgün bir bakımevinde mi yapalım?Bize ne öneririsiniz?.İyi çalışmalar,teşekkürler..

Yorum Ekle

Göz Hastalıkları Uzmanı, Retina, Oküloplastik Cerrahi, Glokom, Katarakt ve Refraksiyon, Blefaroplasti

Dost Siteler

Reklam | Лечение в Турция | Пластика на клепачи | Присаждане на коса в Турция
Bumerang - Yazarkafe

1998-2017 All Rights Reserved © HastaRehberi