Aşırı sıcaklara dikkat !

Amerikan Hastanesi Kalp-Damar
ve İç Hastalıkları uzmanı Dr.
Sinan Özbayrakçı, sıcaklığın ve nem oranının
artması ile güneş ışınlarının direkt gelmesinin,
özellikle kalp-damar, astım ve tansiyon hastası olanlar için
büyük tehlike oluşturduğunu söyledi.
Güneş ışınlarının
özellikle cilt yanıklarına, ciltte kurumaya ve cilt kanserine
neden olduğunu kaydeden Dr. Özbayrakçı, hava
sıcaklığının artmasının da vücutta su kaybına,
tansiyonun yükselmesine neden olduğunu belirtti. Dr.
Özbayrakçı, bunlara bağlı olarak da kalp-damar
hastalıkları ile felç ve enfarktüs geçirenlerin veya bu
hastalıkları geçirme riski olanların çok dikkatli
davranmaları gerektiğini vurguladı.
Nem oranının artmasıyla da
astım, bronşit gibi akciğer hastalıkları ile yine kalp-damar
hastalıkları olanların büyük risk altında olduklarını
ifade eden Uzman Dr. Özbayrakçı, şöyle devam etti:
‘‘Sıcaklık ve nem
oranının artması ve güneş ışınlarının direkt gelmesi,
özellikle kalp-damar, astım ve tansiyon hastası olanlar için
büyük tehlike oluşturmaktadır. Çocuklarda ise ishale neden
oluyor. Su kaybına neden olan bu durumda çocuklar, süratle
hastane şartlarında kontrol altına alınmalıdır.’’
Öğle saatlerine dikkat
Dr. Özbayrakçı, kalp-damar,
astım ve tansiyon hastası olanların sürekli kendilerini
izlemeleri ve anormal bir durum halinde doktorlarıyla bağlantı
kurmaları gerektiğini belirterek, ‘‘Hava sıcaklığının
arttığı dönemlerde, mümkün olduğunca serin yerler tercih
edilmeli, yeterli miktarda sıvı alınmalı ve beslenme düzeyi
de hafif tutulmalıdır. Direkt güneş ışınlarından mümkün
olduğunca uzak kalınmalı, güneşin dik olduğu 11.00-15.00
saatleri arası güneşte kalınmamalı ve denize
girilmemelidir’’ dedi.
Güzellik uzmanları, yaz
aylarında cilt bakımının ayrı bir özen istediğini
hatırlatıyorlar.
Cildinizin genç kalması için
güneşe çıkarken şapka giymelisiniz. Yüzdeki çizgilerin
kırışıkların çoğu, güneş ışınlarının marifetidir.
Yüzünüzü güneşten iyi korursanız, kırışık ve çizgi
sorununuz olmaz. Bu arada hasır şapka kullanmanızı tavsiye
etmiyoruz. Güneş ışınları hasırların deliklerinden
yüzünüze yansır. Yaz için kumaş şapkalar tercih edilmeli.
Yaz aylarında, cildinizin
kurumasına da izin vermeyin. Bol bol su içmenin yanı sıra
cildinize uygun nemlendirici uygulamadan sokağa çıkmayın.
Cildi parlak gösteren ve etkisi hemen belli olan nemlendiriciler
sizi dertten kurtarır.
Yaz sıcaklarında cildinizde
küçük siyah noktaların çoğalması da bir tesadüf değil.
Sıcak hava cildi etkiler. Gözenekler yağ hücreleriyle
kapanır. Daha sonra da siyah noktalar ortaya çıkar. Cilt
altındaki ölü hücrelerin temizlenmesine büyük özen
gösterilmeli.
Güneş banyosu cilt kanserini önlüyormuş
Amerikalı bilimadamlarının
son araştırmalarına göre, güneş ışınları bazı
bünyelerde cilt kanserine yol açan hücrelerin kendi
kendilerini yok etmelerini sağlıyor. Sağlıkla ilgili başka
bir gelişmede ise ağır kalp hastaları doğrudan kalbe
yapılan bir iğneyle tedavi ediyor.
Güneş banyosunun cilde zararı
kadar yararı da olduğu belirlendi. Houston'daki Texas
Üniversitesi'nde yapılan son araştırmalarda güneş
ışınlarının cilt kanserine yol açtığı gibi bazı
bünyelerde söz konusu kanser hücrelerinin kendi kendini yok
etmesini sağlayan mekanizmayı harekete geçirdiği
anlaşıldı.
Science dergisinin haberine
göre, söz konusu mekanizmayı FasL adlı bir protein
ateşliyor. Araştırmacı Laurie Owen-Schaub fareler üzerinde
yapılan deneylerde aşırı miktarda güneş ışınlarının
etkisine maruz bırakılan ve Fasl proteinine sahip olmayan
hayvanların yüzde 70'inde cilt kanseri oluştuğunu bildirdi.
Bu hayvanlarda, kanseri baskı altına alan p53 geni
çalışmadı. FasL proteinine sahip farelerden yalnızca yüzde
5'inde cilt kanseri ortaya çıktı.
Owen-Schaub, söz konusu
proteinin cilt kanserindeki rolünün keşfiyle hastalığa
karşı daha etkin koruyucu önlemler alınabileceğini ve
kimlerin cilt kanserine yakalanma riskinin yüksek olduğunu
saptayabileceklerini söyledi. FasL proteini bulunan farelerde
p53 geni bir komut vererek kanserli hücrelerin kendi kendilerini
yok etmelerini sağlıyor. Cilt kanserinin ortaya çıkma ve
yayılma mekanizmasının iyice öğrenilmesinin ardından öteki
kanser türleri hakkındaki sırların da çözülmesi umut
ediliyor.
Güneşi uzaktan sevin
Ozon tabakasına verdiğimiz
zararı fitil fitil cildimizden getiren güneşle aramız,
tıpkı vampirlerinki gibi bozuldu! Hani filmlerde görürüz,
güneş gören vampir, nasıl da cayır cayır kavrulup
yaşlanır. Vampir öyküleri elbette abartılı. Ama unutmayın
aslında güneşin bize yaptığı bundan farklı değil. Biraz
yavaş bir süreçle gerçekleşiyor o kadar.
Kötü haber: İnsan cildi 20'li
yaşlardan itibaren yaşlanmaya başlıyor. Peki bu erken
denilebilecek yaşlanmanın nedeni ne dersiniz. En başta güneş
tabii ki. Güneşin artık eskisi gibi atmosferde süzülemeyen
ultraviyole ışınları, ciltte iki şeye yol açıyor:
Birincisi kanser riski, ikincisi ise yaşlanma.
ZARARLI IŞINLAR
Güneşe karşı korunmasız
kalan ciltte moleküler düzeyde, hücrelerin normal işleyişini
bozan bir dizi olay meydana geliyor. Güneşin zararlı
ışınları cilde eriştiğinde serbest radikal denen
moleküller hücre beynini etkiliyor. Bunlar kararsız oksijen
moleküllerinden başka bir şey değil. Zarar 'oksidasyon' denen
olayla oluyor. Oksidasyon da ne. diye düşünüyorsanız eğer,
günlük dilde ‘‘paslanma‘‘dan başka bir şey değil. Bu
saldırgan moleküller hücrenin işleyişini bozuyor,
yenilenmesini bozuyor, hücreye ve dokuya zarar veriyor. Sonuçta
cilde esnekliğini veren destek doku bozuluyor ve cilt
kırışmaya başlıyor. Destek dokuda kollajen lifler bozuluyor.
Sözgelimi liflerin bütünlüğünü sağlayan bir molekül
işlevini sürdüremeyince lifler zarar görüyor. Cildin
nemlenme, yenilenme süreci aksıyor, lekelenmeler başlıyor
cilt yüzeyinde. Peki sonuç? Ne kadar genç olursanız olun,
'solar yaşlanma', yani genç yaşta güneşe bağlı erken cilt
yaşlanması görünür hale geliyor. Bilim adamları bu konuda
çok ısrarlı.‘‘Güneş altında sağlıklı bronzlaşma
diye bir şey yoktur‘‘ diyorlar.
Peki, ne yapmalı?
Türkiye güneşin yüzünü
cömertçe gösterdiği bir ülke. Ve hepimiz, yaz geldiğinde
bilim adamlarının ne dediğini unutup, çılgınca bir
bronzlaşma sevdasına tutuluyoruz. Tatile çıktığımızda
daha ilk günde zaman limitini aşıp, akşama aynalarda 'ne
kadar kararmışım' takıntılarına kapılıyoruz. Hele bu yaz
bir de yanık ten modası varken, bundan nasıl kaçacağız
diyorsanız, bilim adamları bronzlaştırıcı ürünler
kullanmayı öneriyor. Zaten modacılar da gerçek anlamda bronz
ten yerine, ALTIN TEN öneriyorlar.
Bronzlaştırıcı
ürünlerle tanışmanın tam zamanı
Çoğu kişi bronzlaştırıcı
ürünlerle barışık değil. Bunun iki nedeni var. Eski kuşak
bronzlaştırıcılar sarı bir renk veriyordu ve hoş olmayan
bir kokuya sahipti. İkinci neden ise, ürün hakkında yeterli
bilgiye sahip olunmaması. Sözgelimi ürünün cilde zararlı
olduğu sanılıyor (oysa en emniyetli güneş ürünü),
ikincisi cildi yıkandıkça çıkacak şekilde boyadığı
sanılıyor (dikkat, fondötenden söz etmiyoruz). Bir de doğru
kullanılmamaya bağlı olarak kötü sonuç alınması söz
konusu. Bu ürünleri biraz tanımaya ne dersiniz?
Nasıl kullanmalı?
Herşeyden önce,
bronzlaştırıcı ürünün başarılı bir şekilde
kullanılması demek, sürüldüğü alanda hiç renk farkı
yaratmadan bronzluk salması. Ama bunun bir koşulu var: Cilde
önce 'scrubbing' denilen işlemi yapmak. Hani bazı
ürünlerde minik tanecikler vardır, cilde oğuşturarak
sürülür ve suyla temizlenir. Bu, cildin yüzeyinde yer yer
birikmiş ölü hücre tabakasının giderilmesini sağlıyor.
Eğer bu alanlar giderilmezse, daha koyu renk tutar. Eğer
scrubbing için kozmetik bir ürününüz yoksa, kolayı var, bir
miktar tuzla cildinizi nazikçe oğuşturup, suyla durulayın.
Gerisi ürünün prospektüsüne
kalıyor. Sürüldükten sonra belli bir süre giysi ya da saç
değmemeli (15 dakika ile yarım saat arası); sonrası kolay,
bir satte bronzluk başlıyor.
Ve küçük bir not: Bacaklara
uygulanan bronzlaştırıcı ürünler, renk bütünlüğü
sağlayıp selülit görünümünün maskelenmesine de yarıyor.
Bir de güneşlenirken
kullanılacak yanma ürünleri var. Yüz cildinin gençliğine
önem veriyorsanız, yalnızca tatilde değil, kentte güneşe
çıktığınız saatlerde de en az 30 faktörlü bir ürün
kullanmalısınız.
Faktör numaraları bilindiği
gibi, güneşte emniyetli kalma süresiyle ilgili. Yani eğer 15
faktör kullanılıyorsa, korunmasız kalabileceğiniz sürenin
15 katı kalabilirsiniz demek.
Ve bir not: Koruma faktörlü
iki ürünü üstüste kullanırsanız, emniyet artmıyor, yani
iki ürünün koruma sayılarının toplamı gibi bir şey söz
konusu değil.
Saçlar, dudaklar
Tabii ki konu güneşten korunma
olduğunda iş ciltle bitmiyor. Saçlar ve dudakların da
korunması gerek. Bu çok kolay. Koruma faktörlü rujlar, saç
spreyleri, saç jöleleri var.
Bir not: Açık renge boyanmış
bazı saçlarda güneş, deniz, tuz, klor bileşimi, yeşermeye
neden olur. Bu yeşerme saçın doğal kızıl pigmentiyle
ilgili. Bazı saçlarda kızıl pigment yoktur, bu saçlar
açıldığında, yeşerme olabiliyor.
İlle de tatil söz konusu
değil. Çoğumuz yazın büyük bir kısmını kentte
geçiriyoruz ve güneşe çıkıyoruz. Artık makyaj
malzemelerinde de koruma faktörü var. Nemlendiricilerde,
fondötenlerde, ruj ve pudralarda, hatta göz farlarında.
Alışveriş ederken alacağınız ürünün bu özelliğini
sormayı unutmayın.
KOZMETİK SÖZLÜĞÜ
Alacağınız her türlü
kozmetik ürünü çok iyi tanımanız gerekiyor. Zorluk,
‘‘içindekiler‘‘ bölümüne gelindiğinde başlıyor.
Anlamadığımız bir sürü sözcük, madde var. Bunlar
hakkında bilgi sahibi olmak önemli. Sözgelimi yaşlanmaya
karşı ürünler, üç türlü sistemle bu işi yapıyor.
antioksidan'lar: Bunlar
hücre beynine zarar veren serbest radikal denen molekülleri
etkisiz hale getiriyor. E vitamini, A vitamini, gingkobiloba,
ginseng, karoten..
enzim teknolojisi: Özellikle
cildin sıkılaşmasını sağlayan ürünlerde bunu
görebilirsiniz. Enzim denen şey önemli bir iş yüklenmiş bir
molekül. Sözgelimi cilde esnekliğini veren ve bozulduğunda
kırışmasına yol açan kollajen ve elastin lifleri, kollajenaz
veya elastaz adlı enzimlerin devreye girmesiyle bozuluyor
(güneş, sigara, hastalık gibi etkenlerle).
alfa-beta hiDroksi asitler:
Bunlar meyve asiti veya meyve sirkesi olarak adlandırılan
maddeler. Cildin her alanında eşzamanlı bir yenilenmeyi
sağlayarak pürüzsüz, yepyeni bir üst yüzey oluşturan nazik
peeling yapan yumuşak asitler.
'Retinol' de işte böyle iş
gören, ama daha güçlü etki gösteren bir madde (daha yaşlı
ciltler için); yani sıradan yumuşak asitlerden (alfa ve beta
hidroksi gibi) daha kuvvetli. Lifting yapan ürünlerde de
kafeine rastlarsınız, kontur düzenlemek için yağ dokusunda
etkili oluyor.
Cilt kuruluklarına karşı önlemeler
Cildinizi tahriş edecek her
şeyden mutlaka uzak durun.
Banyoları azaltın ve sıcak su
yerine ılık su ile yıkamayı tercih edin. Yağ kökenli
sabunları ender olarak kullanın; banyodan sonra alkolsüz cilt
emülsiyonunu ovalamadan kuru cilde dokunarak yayın. Cilt
nemlendirici mutlaka kullanın.
Evinizde kendinize nemli
ortamlar yaratın. (Özellikle yatak odanızın nemini artırın.
Radyatör veya soba üzerine içi su dolu bir kap koymanız da
mümkün.
Anasayfa-
Kadın sağlığı - Cinsellik
- Üroloji - Estetik ve Güzellik - Cilt sağlığı- Ruh sağlığı - Kbb
Göz sağlığı -Diet ve Egzersiz - İlkyardım - Kalp sağlığı-Sinir sağlığı-Genel sağlık-Çocuk sağlığı-Bitki sağlığı-Fizik tedavi-Sevgi
Copyright
1998-2001 www.hastarehberi.Com - Tüm hakları saklıdır.