CİNSEL DOYUMSUZLUK

CİNSEL DOYUMSUZLUK

CİNSEL DOYUMSUZLUK











CİNSEL DOYUMSUZLUK




 cinsel


Cinsel deneylerin çeşitliliği ve zenginliği insan kişiliğinin gelişmesi açısından yararlıdır ama, bu deneylerin yoğun yaşanmış ve eşleri doyuma götürmüş ilişkiler olması da zorunludur. Kişinin ard arda, hiçbiri doyurucu olmayan ilişkiler yaşaması belli bir sağlıksızlığın varlığına işaret eder. Kuşkusuz, bekaretini yitiren, sekse "müptela" olan ve erkek avcılığına başlayan "düşmüş" kadın imajı çoğu zaman genç kızları korkutmak ve cinsellikleri baskı altında tutmak için ortaya atılan bir umacıdır ama, doyumsuzluğa varan aşırı seks düşkünlüğü diye birşey de vardır. Buna erkekler de "satiriasis" , kadınlarda da "nemfomani" adı verilir.
Ancak, burada bir ayrım yapılması gerekir: sevişmeden büyük zevk alan her erkek veya üst üste birkaç orgazm yaşayabilen her kadın "seks düşkünü" olarak görülemez. Satiriasis ve nemfomani, cinsel boşalmada bile doyuma ulaşamamak demektir; ya da Wilhelm Reich'in deyişiyle, "orgazmla birlikte gelmesi gereken rahatlama ve gevşemenin gelmemesi ve cinsel gerilim halinin sürmesi" demektir. Üstelik, satiriasis ve nemfomani durumlarında cinsel gerilim orgazmdan sonra da sürüp gider ama, bu hastalıklardan muzdarip kadın ve erkekler orgazm anında sağlıklı insanlar kadar büyük bir coşku da duymazlar. Başka bir deyişle doruk noktaları çok yüksek olmadığı gibi ardından gelen rahatlama da çok yetersizdir.
Doyumsuzluğun ve bunun doğurduğu aşırı seks düşkünlüğünün temel bir nedeni, çocukluğun sevgisiz ve güvensiz bir ortamda yaşanmış olmasıdır. Birçok psikolog yirminci yüzyılda geçmişin görece düzenli ve dengeli aile ilişkilerinin çözüldüğünü ama bunun yerini dolduracak daha başka bir alternatifin de çıkmadığını, bu nedenle genç insanların çocuklukta bulamadıkları ruhsal ve bedensel sıcaklığı sürekli değişen eşlerde aradıklarını ileri sürmektedir. Bu koşullarda yetişen bir çocuktaki mutluluk yeteneği de daha başından zedelenmiş, öldürülmüş olduğu için hiçbir ilişkide gerçek doyumu tanıyamamaktadırlar. 1960'lardan sonra özellikle ABD'de çok sayıda genç insan, çevrelerindeki sevgi eksikliğini ve yalnızlığı komün yaşamıyla aşma yoluna gitmişlerdir.  Kinsey'e göre erkeklerde aşırı cinsel istek ve doyumsuzluğun kadınlardan biraz daha farklı nedenleri vardır; "Erkekler kadınları ve özellikle ilişki kurabilecekleri kadınları görmekle bile uyarılırlar; oysa
kadınlarda erkek görüntüsü böyle bir etki yaratmaz. Erkek böyle uyarılabilir çünkü bütün geçmişi ve yetişme koşulları onu buna hazırlamıştır; oysa kadınların yetişmesinde cinsellik bastırılmıştır. Erkek yeni cinsel deneyler, yeni eşler ve yeni ilişkilerde elde edilecek yeni doyum düzeyleri hayal ederek kendi kendini uyarabilir, kafasında hep daha yeni teknikler geliştirmeye çalışır. Yeni eşlerin farklı cinsel anatomileri erkek için çok önemli bir değişiklik ve serüven öğesidir. Kadınlar içinse bu tür değişikliklerin o kadar önemi yoktur. Erkek için yeni bir eşin fethedilmesi önemli bir zaferdir. Onlar bir kez cinsel güçlerini ve çekiciliklerini bu yeni eşte kanıtladıktan sonra, başka bir eş aramaya koyulurlar... Çoğu erkek, cinsel birleşme sırasında yalnız yanındaki eşle değil, daha önce ilişkide bulunduğu bütün kadınlarla, hatta tüm kadın türüyle koitusda bulunduğunu düşünür."
Bununla birlikte, güvensizliğin ve doyurucu bir ilişki arayışının hem erkeklerde hem de kadınlarda aşırı seks düşkünlüğünün temel bir nedeni olduğunu kabul etmek gerekir. Güvensizliğin şaşmaz belirtilerinden biri kişinin sürekli olarak kendini kanıtlamak ve yeni "gönüller fethetmek" gereksinimidir. Wilhelm Reich'ın şu sözleri bu açıdan aydınlatıcıdır: "Bedensel doyum yeteneğini kazanmış kişiler, tekeşli ilişkilerde, cinsel durgunluktan muzdarip kişilere oranla çok daha başarılı olmaktadır. Bu insanların tek eşle yetinebilmelerinin nedeni, çokeşlilik dürtülerini bastırmış olmaları ya da birtakım ahlaki kaygılar değildir; bu tekeşli tutum, aynı cinsel eşle birlikte tekrar tekrar çok canlı ve zevkli bir cinsel doyum yaşanmasına bağlıdır. Bu, eşler arasında tam bir cinsel uyumu gerektirir. Bu açıdan sağlıklı erkekle sağlıklı kadın arasında hiçbir fark yoktur. Buna karşılık, uygun bir eşin bulunamaması halinde ki bugünkü koşullarda geçerli olan durum da ne yazık ki budur tekeşlilik yeteneği kendi karşıtına, sürekli bir eş arayışına dönüşür. Böyle bir eş bulunduğunda tekeşli davranış biçimi yeniden oluşur ve cinsel doyum ve uyum varolduğu sürece devam eder. Başka eş bulma düşüncesi ve arzusu ya hiç ortaya çıkmaz, ya da eşe duyulan ilgiden ötürü, eyleme koyulmaz."


Author Avatar

About Author

1976 Estel doğumluyum. 1994 yılında orta öğretimimi Kadıköy Anadolu Lisesi’ nde,Tıp eğitimimi 2002 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’ nde tamamladım. 2002 yılında Tıpta Uzmanlık(TUS) sınavını Türkiye derecesi ile kazanıp ,İstanbul Beyoğlu Göz Araştırma Hastanesi’ nde Prof.Dr.Ömer Faruk YILMAZ ve Prof.Dr.Ziya Kapran’ın asistanı olarak ihtisasımı tamamladım.2008 yılında uzman doktor oldum, aynı yıl Kızıltepe Devlet Hastanesinde mecburi hizmeti yaptım. çeşitli özel hastanelerde uzman doktor ve başhekim pozisyonlarında çalıştım.Halen okuloplasti,şaşılık, refraktif cerrahi , ön segment (katarakt-keratoplasti) alanlarında cerrahi önplanda çalışmaları sürdürüyorum. 1998 yılında Türkiyenin ilk ücretsiz sağlık hizmeti sunan vede ilk sağlık sitesi olan hastarehberi.com u kurdum . 2002 senesinde sağlık turizmi alanında Türkiyede ilk defa grup halinde excimer lazerle göz ameliyatları için avrupadan hastaların getirilmesini ülkemize kazandırdım . Dünyada ilk defa uygulanan acufocus yöntemiyle yakın görme ameliyatlarının ve göz içine implantla yerleştirilen göz tansiyonu implantlarını ülkemize kazandırdım ve dünyada ilk defa Amerikalılarla birlikte uygulanmasını sağladım. Yuzbinlerce sağlık sorusunu karşılıksız cevaplandırdım.İngilizce ve Almanca yabancı dillerim vardır.Evliyim.

Yorum Ekle