Sevişme çoğu zaman erkeğin orgazmıyla sonuçlanan kısa ve
mekanik bir edimdir. Oysa erkeğin sevişme sırasında heyecan ve tepkilerini
kontrol ederek birleşmeyi uzatması gerektiği düşüncesinin de oldukça eski
bir tarihi vardır. Hindu dininde, meninin en yüksek coşkunun maddi karşılığı
olduğu düşünülür. Bu nedenle erkeğin mümkün olduğu kadar az meni harcamasına
dikkat edilir. Hindu dininin bazı kollarında da, erkeğin cinsel perhizden
çok, birleşmede kendini kontrol etmesine ve boşalmadan kaçınmasına dikkat
edilir. Bu dinin yetenekli sahiplerinin, birleşme sırasında meni akışını
tersine çevirdiği ve vücutlarına geri akan meninin kendilerine hayati
bir güç kazandırdığı ileri sürülmektedir.
Bununla birlikte, fizyologlar, dışa meni akmaksızın gerçekleşen bu orgazmda
meninin aslında idrar torbasına aktığını ve bunun da esas olarak idrar
borusu üzerinde basınç uygulanmasıyla meydana geldiğini belirtmişlerdir.
Ne olursa olsun, bu "iç boşalmanın" erkekte orgazmın uzamasına
yardım ettiği bilinmektedir. Ne var ki, bu tür tekniklerin öğrenilmesi
ortalama yirmi yıl almakta ve insan ustalaştığında artık cinsel yaşamdan
asıl zevk alacağı gençlik ve orta yaşlılık yılları geride kalmış olmaktadır.
Batı toplumlarında da cinsel birleşmeyi uzatma teknikleri geliştirilmiştir.
Ondokuzuncu yüzyılın ortalarında ABD'de New York eyaletindeki Oneida komününün
üyeleri, carezza adıyla bilinen bir yöntem oluşturmuşlardır. Oneida topluluğunda
her erkek topluluktaki bütün kadınlarla evli sayıldığından ve bu da topluluğun
nüfusunun aşırı artmasına yol açabileceğinden, komün yöneticileri, hem
bir doğum kontrol yöntemi hem de bir haz tekniği olarak carezza'yı ortaya
atmışlardır. Carezza, İtalyanca "okşamak" sözcüğünden gelmektedir.
Bu tekniğin yardımıyla erkekler, orgazma ulaşmaksızın bir saat süreyle
sevişirken, kadınlar da rahatça birkaç kere orgazm yaşayabilmektedir.
Komünün ilkelerine göre, belli bir süre içinde yeterli kontrolu sağlayamayan
erkekler, topluluktan uzaklaştırılmaktadır.
Ünlü Penthouse dergisinin cinsel sorunlar danışmanı Xaviera Hollander,
boşalmayı geciktirmek ya da bütün bütün engellemek için erkek ve kadının
, Hollander'in kendi uzun deneylerinden çıkardığı bazı kurallara dikkat
etmeleri gerektiğini söylemektedir. Penis bir kez dölyoluna bütünüyle
girdikten sonra, orgazmı geciktirmek güçleşmektedir. Hollander, erken
ya da hızlı boşalmanın yalnızca erkeklere özgü bir sorun olduğunu, bu
yüzden bundan kaçınmak isteyen erkeğin sevişmede "erkeksi" rolden
sıyrılması gerektiğini belirtmektedir. Bunun için, erkeğin tek bir "hedefe"
orgazma yönelik sevişmeden vazgeçmesi ilk koşuldur: erkek, tıpkı henüz
cinsel birleşmede bulunmaya cesaret edemeyen ama "necking" ve
"petting" yoluyla koitus öncesi cinsel temastan azami zevki
elde etmeye çalışan 16 yaşındaki bir çocuk gibi davranmalıdır. Penisi
dölyoluna sokmak yerine, klitorise ve dölyolu ağzına ya da eşinin kalçalarına
ve göğüslerine sürtmelidir. Bu sürtünmeden sonra, penisin sadece başını
dölyoluna sokmalıdır. Bunun bir kaç kez, erkeğe bir kontrol ve güven duygusu
gelinceye kadar tekrarlanması zorunludur:
bu, kadını çoşkulandırırken erkekte tam tersine "serinkanlı ve kendini
tutabilen bir aşık" olduğu duygusunu uyandıracaktır. Kadın penisin
bütününü içine çekmek istediğinde de erkek buna izin vermemeli, penisini
dölyolundan çekmelidir. Böyle uzun bir uyarılma süresinden sonra, erkek
penisini bütünüyle dölyoluna sokabilecektir ama, bu aşamada da sert bir
giriş yapmaması ve dölyolu içinde ileri-geri gidip gelmemesi gerekir:
penis, uzunca bir süre, dölyolu içinde hareketsiz kalmalı ve eşler el,
ağız, ayak yoluyla sevişmelidir. Bundan sonra penis yine yavaşça dışarı
çekilmeli ve aynı hareketler tekrarlanmalıdır. Bu süreç, kadını daha da
coşkulandırdıkça, erkeğin kendi sabır ve kontroluna olan güveni de aynı
oranda artacaktır. Ancak Hollander'e göre, bu tür tekniklerden de önemlisi,
kişilerin kendilerini orgazma zorlamaktan vazgeçmeleridir: "ön-oyunlara
başladığınız andan itibaren, okşamalarınızı tüy gibi hafif tutun. Bu,
hareketlerinizdeki erkeksi aceleciliğin ortadan kalkmasına yardım edecektir"
Hollander, kadının da penis içindeyken kıvrılmaktan, ritmik hareketlerden
mümkün olduğu kadar kaçınmasını önermektedir; özellikle, bir çok kadının
hem de büyük bir güçlükle öğrendiği dölyolunu kasma ve sıkma hareketleri
bir yana bırakılmalıdır.
Cinsel haz süresini uzatmasına rağmen Carezza tekniği de bir çok yönden
eleştiriye uğramaktadır. Erkeğin menisini tutmasının ruhsal ve bedensel
sağlığını olumsuz yönde etkileyeceği düşünülmektedir. Carezza; sinirliliğe,
prostat rahatsızlığına, idrar yolları hastalıklarına yol açabilecektir.
Carezza yandaşları ise, tam tersini ileri sürmektedirler: zaman zaman
uygulanan bir uzatma tekniği, erkeğe zindelik vermektedir. Üstelik, her
erkek de carezza'yı sürekli olarak uygulayamayacağı için zorunlu olarak
boşalma yaşayacak ve bu da birikmiş meninin vücuttan atılması için yeterli
olacaktır. Bunun dışında daha fazla boşalma zaten fiziksel olarak gerekli
değildir. Günümüzde cinsel eşitlik savunucuları da carezza 'nın yararlarına
giderek inanmaktadır, bu teknik, erkeğin cinsel duygu ve deneylerinin
kadınınkine daha çok yaklaşmasına, benzemesine olanak vermektedir, çünkü
Carezza tekniğini geliştiren erkekler, cinselliği sadece üreme organlarında
yaşamak yerine, tıpkı kadınlar gibi tüm vücutlarında duyacaklardır. Erkeğin
cinsel tepkisinin "lokal" niteliğinin bu şekilde aşılması, onun
her seferinde orgazm olmasını önleyeceği gibi, duyacağı hazzın da saldırgan
öğelerden arınmasını sağlayacaktır.
Ancak, burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta daha vardır: birleşmeyi
uzatmak için carezza uygulayan erkek bazan aşırı dikkatli, aşırı kontrollu
davranır; sevişmenin vazgeçilmez boyutu olan kendiliğindenlik, bu aşırı
bilinçli teknik yüzünden tamamıyla kaybolur. Bunu farkeden, eşinin zevk
almak yerine kendisine zevk vermeye çalıştığını, kendisiyle birlikte cinsel
coşkuya katılmak yerine bir "labora
tuvar deneyini" dışarıdan seyreder gibi davrandığını gören kadının
da heyecan düzeyi düşer. İşte bu durumda, elinden gelen herşeyi yaptığına,
en "çıldırtıcı teknikleri" uyguladığına inanmış olan erkek,
eşinin tepkisiz kaldığını görünce onu "soğuklukla" suçlamaya
başlar. Sonuçta, eşinde gidermeye çalıştığı heyecansızlık ve soğukluğa
kendisi yol açmış olur. Öyleyse, cinsel doyumun ikinci kuralının uzatma
tekniklerinde de geçerli olduğunu unutmamak gerekir: insan, sevişme sırasında
kendisinin zevk almadığı birşeyi yapmaktan mümkün olduğu kadar kaçınmalıdır.
Wilhelm Reich'a göre, cinsel birleşme eylemi iki aşamaya ayrılır: birinci
aşama, heyecanın ve uyarılmanın irade olarak kontrol edilebildiği aşamadır.
İkincisiyse, cinsel coşkunun artık iradi olarak kontrol edilmediği, bütün
vücudun iradesiz kasılmalarla orgazm noktasına ulaştığı aşamadır. Sevişmenin
uzatılması birinci aşamada hem olanaklıdır hem de uyarımı ve hazzın artmasını
sağlayacaktır. Buna karşılık, ikincisinde cinsel edimin yarıda kesilmesi
ya da durdurulması insana son derece tatsız bir duygu vereceği gibi, vücutta
ve özellikle kasıkta, cinsel organlar bölgesinde ağrılara da yol açacaktır.
Reich, iradi kontrol aşamasında, penisin dölyolu içinde hafif, yavaş ve
kendiliğinden sürtünmesinin de hazzı azamileştirmek için en uygun yol
olduğunu söylemektedir. Kuşkusuz, bu aşırı bilinçli ve kontrollü bir biçimde
değil oldukça kendiliğinden ve herkesin daha önceki deneylerine göre değişen
bir tarzda yapılmalıdır. Bu aşamada, sürtünmenin durdurulması da zevkli
bir duygu uyandıracak ve birleşmenin uzamasını sağlayacaktır. Hareketsiz
kalındığında uyarılma ve heyecan biraz azalacak ama bütünüyle kaybolmayacaktır.
Penisin dışarı çekilmesi de acı vermeyecektir; ama bunun bir süre hareketsiz
kalındıktan sonra yapılması doğru olur. Bundan sonra sürtünmeye yeniden
başlandığında, heyecan ve uyanma, daha önce bırakılan noktanın da üzerine
çıkacak ve üreme organlarından tüm vücuda yayılacaktır. Bunu, kişilerin
tercihine göre uzun ya da kısa tutmak olanağı vardır. Ancak, sürtünme
sürdürülürse, artık kontrolun mümkün olmadığı bir noktaya gelinecektir.
Gerçekte, kadınla erkeğin orgazm süreleri arasında sanıldığı kadar büyük
bir fark yoktur. Mastürbasyon yapan kadınlar ortalama 4 dakikada orgazma
ulaşırlar; bu süre erkeklerde de ortalama 2-4 dakikadır. Aralarındaki
fark, uyarıldıktan ve heyecanlandıktan sonra orgazma ulaşma sürelerinde
değil, uyarılma hızlarında yatmaktadır. Erkek, kadından daha çabuk heyecanlanır,
her an uyarılmaya hazır gibidir. Kadının uyarılmasıysa biraz daha vakit
alır. İşte erkek de bu noktada sabırlı, düşünceli ve
yaratıcı olmak zorundadır. Kuşkusuz burada erkeğin dayanacağı başlıca
"esin kaynağı" kendi deneyleri ve özellikle eşiyle birlikte
yaşadığı cinsel coşku anlarıdır. Hiç bir kadının ve hiç bir erkeğin cinsel
tepkileri birbirinin aynı değildir. Bu nedenle, birleşmeyi uzatmak isteyen
bir erkeğin, kendi cinsel tepkilerini tahlil etmiş olmanın yanısıra, eşini
de iyi tanıması gerekir. Bununla birlikte, uyulmasında yarar olan bazı
genel kurallar da vardır,. Bunlardan en basiti, "duruşlar"la
ilgilidir: erkeğin üstte kadının altta bulunduğu duruş erkeğin çok hızla
uyarılmasına ve boşalmasına neden olur. Kadının üstte olduğu duruşlar,
ya da daha iyisi, yan yana duruşlar erkekte orgazmı biraz daha geciktirebilmektedir.
Yine Hint kültüründe geliştirilmiş yararlı bir teknik de pranayama'dır.
Bu, soluk almanın kontrol edilmesi demektir. Zamanla geliştirilebilecek
olan bu teknik, yürek atışlannın kontrol edilmesini de
beraberinde getirmektedir ki, bu bedensel mekanizmaların her ikisi de
kişinin cinsel uyarılma ve heyecan düzeyi ile yakından bağıntılıdır. Erkek,
yavaş ve hafif soluk almaya çalışmalıdır. Bu bütün vücudun rahatlamasını
ve gevşemesini sağlayacak ve doğruca cinsel organlara ve orgazma yönelik
bir sevişmenin "acilliğini" kısmen giderecektir.
Çiftin birleşmeyi uzatmasına, ortak mutlulukları için vazgeçilmez bir
zorunluluk olarak değil, tadılması gereken bir zevk, bir çeşni olarak
bakmak gerekir. Başlı başına bir amaç olarak alınan cinsel atletizm de
giderek heyecansızlaşır, kısırlaşır. Böyle bir durum, erkeğin zevk almaktan
çok, eşine zevk vermeyi amaçladığını gösterir ki, bu da çok tek yanlı
bir doyum biçimidir. Bu tür erkekler için kadının her orgazmı, kendi başarı
hanelerine kaydedilen bir puandır. Böyle bir durum,erkekte cinsel yeterlilikten
çok cinsel kaygı ve güvensizliğin belirtisidir.
kaynak:ailehekimi
|