CİNSEL TERAPİ

Cinsel sorunları olan insanlar,
sorunu oluruna bırakmanın dışında, birkaç belli başlı tedavi yoluna başvurabilirler.
Bunlar ilaç, psikolojik ve tıbbi danışma, daha yoğun ve sistemli psikoterapi,
"vekil" tedavisi ve kadın ve erkeklerin topluca cinsel sorunları bütün
boyutlarıyla araştırdıkları tartışma gruplarıdır. İlaç, cinsel sorunlarda bugün
bile en çok kullanılan tedavi yöntemidir. Hekimler, iktidarsızlık ya da orgazm
güçlüğü gibi cinsel sorunları olan insanlara endişe ve korku duygularını yenebilmeleri
için trankilizanlar ve sedatif ilaçlar vermekte ya da cinsel tepkileri olumsuz
yönden etkileyen depresyon durumlarına karşı antidepresanlar önermektedir. İlacın,
yüzde 95 ruhsal nedenlerden kaynaklanan soğukluk ve güçsüzlük gibi sorunlara
iyi geldiği konusunda bugüne kadar hiçbir tıbbi kanıt elde edilmiş değildir.
Ancak, cinsel tepkiyi etkileyen alkolizm gibi bir fiziksel rahatsızlık varsa,
o zaman olumlu bir etki yapabilirler. Çoğu insan, ilk aşırı heyecan ve korkularını,
ilaç yerine bir-iki kadeh içki alarak veya tanışma dönemini biraz uzatarak yenme
yoluna gitmektedir ki, bu daha akla yakın bir yöntemdir. Daha gelenekçi ve özellikle
kırsal kökenli toplum kesimlerinde, ilaç olarak "padişah macunu" türünden
maddeler kullanılagelmiştir. Bunun, iktidarsızlık sorununa iyi geldiği söylenmektedir.
Padişah macunu ve benzerlerinde yoğun miktarda bulunan baharat türü maddeler,
sinirler üzerindeki uyarıcı etkileriyle cinsel arzuyu kamçılayabilirler; ama
bunların etkisi, zaten herhangi bir cinsel sorunu olmayan kişilerle sınırlıdır.
Eğer sorun ruhsal bir karmaşadan kaynaklanıyorsa, bu türden uyarıcılar bir sonuç
vermez. Psikoterapi ise bazı insanların cinsel sorunlarını ve bunların temelinde
yatan kişisel deneyleri anlamalarını ve bu şekilde bu insanların kendi kendilerine
yardımcı olmalarını sağlar. Psikoterapi, giderek daha çok hastanın başvurduğu
bir yöntemdir. Ancak, psikoterapinin sonuçları görece uzun bir dönemde alındığı
için bazı hastalarca kuşkuyla karşılanmaktadır. Psikolojik danışma ise, psikoterapinin
daha az sistematik olan bir biçimidir ve onun gibi, insanların kendi sorunlarının
kaynağına inmelerini sağlayabilir. Psikoterapi, danışma ve bedensel teması içermeyen
bütün diğer cinsel terapi biçimlerine yöneltilen eleştiri, bunların "suya
girmeden yüzme öğrenilebileceği" varsayımından hareket ediyor olmalarıdır.
İnsanın cinsel sorunlarını analiz etmesi, her zaman bu sorunları çözdüğü anlamına
gelmeyebilir. Sorunlar esas olarak fiili cinsel ilişki içinde çözümlenir. Bu
eleştiri, özellikle Masters ve Johnson gibi fiziksel cinsel terapi yöntemini
benimsemiş uzmanlarca geliştirilmiştir. ABD'de Masters ve Johnson, İngiltere'
de ise Martin Cole tarafından ortaya atılan uygulamalı bedensel cinsel terapi,
psikoterapinin ve özellikle Freud'un psikanaliz okulunun aşırı teorik bulunan
tedavi yöntemlerine bir tepki olarak doğmuştur. Kendisi de eski psikanalist
Wilhelm Reich' ın orgazm teorisinden çokça yararlanmasına rağmen Masters ve
Johnson'un başlattığı terapi sistemi, sorunun ruhsal ve insani kaynaklarına
inmeye çalışmadan, dış belirtileri giderme yoluna gitmektedir. Ömeğin iktidarsız
bir erkekte, buna neden olan ruhsal süreçleri bir yana bırakarak, penisin sertleşmesini
ve orgazma ulaşılmasını sağlayacak egzersizler uygulamak, Masters ve Johnson'un
geliştirdiği bir yöntemdir. Bu yaklaşımda, bütün insan davranışlarının öğrenilmiş,
sonradan edinilmiş davranışlar olduğu, ve tıpkı öğrenildikleri gibi "unutulup"
bir yana da atılabilecekleri varsayılmaktadır. İstenilmeyen bir davranış, örneğin
kadında nemlenme ya da orgazm eksikliği, tıpkı boyun ya da bel tutulmasının
fizyoterapi yoluyla giderilmesi gibi giderilecek ve yerini daha doyurucu, istenilen
bir davranışa bırakacaktır. Bu tür terapi, esas olarak, genellikle iki - üç
haftalık bir programdan oluşmaktadır. Bu programda, terapist, hastanın bir eşle
ağır ağır gelişen, yumuşak, zorlamadan kaçınan ama belli aşamalardan sırayla
geçen bir cinsel ilişki kurmasını sağlamaktadır. Erken boşalma ile ilgili egzersiz,
bu programın en çok uygulanan örneğidir. Terapist, bu uygulama sırasında terapiye
katılan eşin, hastanın doğal, her zamanki eşi olmasını yeğlemektedir: bu, egzersizlerin
daha doğal bir hava içinde geçmesini sağlayacaktır. Ama bu mümkün olmadığında,
"vekil tedavisi" yöntemi uygulanmaktadır. Burada, eşin yerini tutan
bir "vekil", cinsel eş olarak hastayla fiziksel birleşmeye kadar varan
bir programa katılmaktadır. Bu tür terapi yöntemlerinin özellikle erkeklerde
erken boşalma, kadınlarda orgazm eksikliği sorunlarında başarılı sonuçlar verdiği
bilinmektedir. Masters ve Johnson'un 10 yıllık bir çalışma süresi içinde kendilerine
başvuran 342 kadından 276'sının orgazm sorunlarından kurtulduğu bildirilmiştir.
Bu 342 kadından 196'sı, hiçbir zaman orgazma ulaşamayan "temel soğukluk"
sınıfına girmektedir. Masters ve Johnson'un terapi sisteminde erkekler için
geçerli olan ilke ve yöntemler kadınlar için de geçerlidir. Her cinsel sorun,
kişilere göre önemli özellikler ve farklılıklar gösterdiği için, her terapi
programının da özel olarak planlanması ve uygulanması gerekmektedir. Bununla
birlikte, temel ilke, eşler arasında gerekli rahatlık, gevşeme ve mahremiyet
sağladıktan sonra, aşamalı bir bedensel temas yoluyla vücudun çeşitli yerlerini
cinsel duyarlığını geliştirmek olarak özetlenebilmektedir. Orgazm olanaksızlığından
yakınan bir kadın için aşağı yukarı şöyle bir program önerilecektir: önce eşler
zorlayıcı olmayan, rahat bir hava içinde birbirlerine dokunacak ve okşayacaklardır.
Bu, çifte birbirlerinin erojen bölgelerini keşfetme ve cinsel birleşme "görevini"
yerine getirme zorunluluğunu duymaksızın haz duyma olanağı verecektir. Bu sırada,
erkek de kadın da duydukları zevki artırmak için eşlerine ne yapması, nerelerine
dokunması gerektiğini yumuşakça gösterebilirler. Bunun yanısıra, kadının cinsellikle
pasaklılığı eşitleyen duygularını gidermek amacıyla, dokunma ve okşama sırasında
bir vücut kremi de kullanılabilir. Böyle birkaç günden sonra, kadının cinsel
organlarının uyarılmasına geçilebilir. Bunun en iyi yolu, erkeğin sırtını bir
yere dayayarak oturması, bacaklarını açması ve kadının da yine bacaklarını açarak
ve sırtını erkeğin göğsüne dayayarak oturmasıdır. Bu şekilde, kadın erkekle
göz göze gelmeyeceği için kendini cinsel duygularına rahatça bırakma olanağına
sahip olacaktır. Erkek de kadına arkadan güven verici bir şekilde sarılacak
ve göğüsleriyle vulva bölgesini okşayacaktır. Kadın, bu durumda, erkeğin elini,
kendisine zevk veren yerlerine yöneltebilir. Burada önemli olan, kadının dölyolu
nemlenmeden klitoris başına dokunulmamasıdır; bunun için erkek yumuşak bir biçimde
genel klitoris bölgesini ve dölyolu ağzını elleyecektir. Bu, kadına haz verdiği
sürece dölyolundan meydana gelen nemlenme giderek klitoris başının da gerginliğini
azaltacaktır. Ancak, her iki eşin de orgazm için çabalamaması, kendilerini o
anın haz duygularına bırakmaları zorunludur. Bunu bir kaç kez denedikten sonra,
sıra cinsel birleşmeye gelir. Bu, erkeğin sırtüstü yatması ve kadının onun üzerine
oturarak penisini içine alması biçiminde olacaktır. Ama penis, vajinaya girdikten
sonra, bu duyguya alışmak için kadının bir süre hareketsiz kalması gerekir.
Bir kaç dakika sonra, çok yavaşça kıpırdamaya başlayacaktır; bunun amacı, kadının
kendi duygularını yoklaması ve yavaş yavaş zevk almayı öğrenmesidir. Bir süre
sonra, erkek de hafifçe itme ve sürtme hareketlerine başlayabilir. Amaç orgazm
değil, zevk almak olarak kalmalıdır. Eğer kadın birdenbire orgazma ulaşırsa,
bu hoş bir sürpriz olarak kabul edilmelidir. Bu egzersiz, kadın için de erkek
için de fazla zorlayıcı bir duruma geldiğinde mutlaka ara verilmeli ve eşler
birbirlerine sarılarak gevşemelidirler. Bir süre sonra yeniden uyarım ve birleşmeye
geçebilirler. Bu pozisyona alıştıktan ve serbestçe zevk almaya başladıktan sonra,
diğer pozisyonları deneyebilirler. Bu noktada, önce yüzleri birbirlerine dönük
olmak üzere yan yatma pozisyonunu tercih etmeleri yerinde olur. Dikkat edilmesi
gereken bir nokta da, erkeğin kendi cinsel tepkilerini ve en başta boşalmasını
bir süre için kontrol edebilmesidir.
ABD ve İngiltere'deki uygulamalarında Masters ve Johnson sistemi çoğu zaman
olumlu sonuçlar verdiği halde belli eleştirilere uğramaktadır. Bunlardan en
önemlisi, hastalığın çocuklukta yatan ruhsal kökenine inmeyi reddettiği için
gerçek bir iyileşme sağlayamadığıdır. Hastalığın kaynağı ve kendisi giderilmemekte,
sadece kişinin cinsel tepkilerini engellememesi sağlanmaktadır. Ancak bu da
kişinin ruhsal bakımdan sağlıklı biri gibi cinsel ilişkiden tam bir haz almasını
değil, sadece penisin sertleşmesi, vajinanın nemlenmesi ve boşalma gibi cinsel
işlevlerin yerine getirilmesi sağlanmaktadır. Bu nedenle, herhangi bir ruhsal
sarsıntı durumunda, giderilmiş gözüken sorunlar yine ortaya çıkabilmektedir.
Bu eleştiriye Masters ve Johnson okulunun yanıtı ise, cinsel sorunun ardında
yatan psikolojik rahatsızlığın da onunla birlikte giderildiği yolundadır. Çoğu
zaman, cinsel sorun, ruhsal sarsıntının sonucu değil, nedenidir.
kaynak:ailehekimi
| Anasayfa-- Kadin sagligi -- Cinsellik -- Üroloji -- Estetik ve Güzellik -- Cilt sagligi-- Ruh sagligi -- Kbb Göz sagligi --Diet ve Egzersiz -- Ilkyardim -- Kalp sagligi--Sinir sagligi--Genel saglik--Çocuk sagligi--Bitki sagligi--Fizik tedavi--Sevgi Copyright 1998-2001 www.Hastarehberi.Com - Tüm haklari saklidir. |