Çocuklarda Uyku Sorunları

Hazırlayan:
Doç. Dr. Selahattin Şenol
Uyku karmaşık, beyin işlevi ve
psikoloji ile ilgili yaşamsal bir durumdur. Dış etkenlere
açık, bireyin duygusal ve içgüdüsel yaşamıyla ilgili
gelişimsel bir işlevdir. Şu üç dönemi içermektedir: Bunlar
uykuya dalma, rüyasız uyku ve rüyalı uyku dönemleridir.
Uykuya dalma döneminde yavaş yavaş çevre ve beden ile ilgili
algılar azalarak kişi uyku dönemine geçmektedir. Rüyasız
uyku dönemi bedenin temel yapı taşları olan proteinlerin
yeniden oluşturulduğu ve kişinin fiziksel yorgunluğunu atarak
dinlenmeyi sağlayan dönemdir. Ayrıca bu dönemde büyüme
hormonu salgılanır. Rüyalı uyku dönemi, uyuyan kişide göz
kapaklarında ve gözlerinde hareketlerin başlaması ile fark
edilir. Rüyalar başlar, bu dönemde görülen rüya ile uyumlu
olarak beden hareketlerinin ortaya çıkmaması için kasların
gerginliği kaybolmuştur. Eğer böyle bir düzenleme olmasaydı
gördüğümüz rüya ile hareket edecek, hatta yataktan kalkıp
dolaşacaktık. Bu özellik yenidoğan bebeklerde tam
oluşmadığından el ve ayaklarda ya da yüzde, bazen gövde de
küçük hareketler olabilmektedir. Bu dönem doğumda yaklaşık
uykunun yarısını oluşturmakta, bir yaşından sonra ise
erişkindeki gibi yaklaşık uykunun beşte birine düşmektedir.
Uykunun rüya döneminde bir çok ruhsal olay
gerçekleşmektedir. Bu dönemde gerilimler boşalmakta ya da
serbestleşmekte, hatırlanan her şey ve gündüz yaşananlar
birbirine bağlanarak, programlanmaktadır. Gündüz uyanık iken
algılanan duyumlar rüya aracılığıyla yapılanırlar.
Yenidoğanlarda ve bebeklerde rüyalar, uykuya daldıktan 30-45
dakika sonra, büyük çocuklarda ise 120 dakika sonra ortaya
çıkmaktadır.
Doğumdan sonraki dönemde süt çocuğu için bedensel gereksinimler uykuyu etkilemektedir. Açlık uyandırmakta, tokluk ise uykuya dalmayı kolaylaştırmaktadır. Bu dönemdeki uykusuzluklarda anne tarafından bebeğin beslenmesi ya da duygusal desteklenmesinin yetersiz, ters ya da aşırı bir biçimde karşılandığı görülmektedir. Uyku bebek için ritmik ve temel bir gereksinimdir. Yenidoğan döneminden başlayarak bebeklerin ya da çocukların uyku özelliklerine bakıldığında birçok değişiklikler görülmektedir. Bunlar bireyseldir ya da dönemlere bağlıdır. Bebekler içinde çok uyuyanlar olduğu gibi az uyuyanlar da vardır. İlk aylarda uykusuzluk sıradan bir durumdur, ancak sonuçları nedeni ile aile için önemlidir. Ortaya çıkan gerginlik ve sinirlilik durumu yalnız çocuğun uykusuzluğunu artırmaz, yeni çatışmaları da ortaya çıkarır. Uykusuzluğun önemi ve ağırlığı bebeğin yaşı, gelişim düzeyi ve kişisel özelliklerine bağlı olarak belirlenir. Yenidoğan 19-23 saat uyur. Başlangıçta aralıklı ve parçalara bölünmüş bir uyku biçimindedir. Yavaş yavaş gece ağırlıklı olarak gelişir, üçüncü yıla doğru derinliğine kavuşur.
Uykusuzluk nedenlerine bakacak olursak; bedensel bir hastalık sırasında çekilen sıkıntı ve acı uyku işlevinin bozulmasına yol açmaktadır. Ayrıca odanın sıcak-soğuk ya da gürültülü olması gibi dış etkenler de uykuyu bozacaktır. 2-3 aylık bebekler çığırtkandır, kolay uyarılabilir, sinirlidir. Bu özellikler ise annede sabırsızlık, yetersizlik gibi ilişkiden kaynaklanan zorlukları yaratabilir. İlk aylardaki bakımın niteliği, sürekliliği ve yumuşaklığı çok önemlidir. Bebeğin hareket ve dil becerisinin gelişme düzeyi, altının temizlenmesi, anne ile bebek ilişkisinin biçimi, ailenin yaşam şekli, iklim, çocuğu paylaşan birden fazla kişinin olması, annenin sıkıntı ya da huzursuzlukları gibi bir çok özellik uykuyu etkileyecektir. Uykusuzluk bazen bebeğin, bazen de annenin kişilik özelliklerinden kaynaklanır ve çatışmaların sonucudur. Uyku sorunu genellikle duyarlı bir bebek ile yetenekleri bakımından yetersiz bir anne arasındaki iyi işlemeyen bir ilişkinin işaretidir.
Uyku bozukluklarının önemli bir kısmı ikinci yılda ortaya çıkar. Bebek bu yaşta kolay uyarılır bir durumdadır. Uykuya dalma sıklıkla zordur. Oto-erotik tutumlar, geçiş nesnelerine bağlanma, uyuma ritüelleri (törenleri) sıktır. Yaklaşık 12 saat süren gece uykusu ve 3-4 yaşına kadar sürecek gündüz uykuları vardır. Uyku sakindir, sessizlik, karanlık ve uygun koşullar ister. Bebekler ve çocuklar genellikle emme ve yemek yeme ile karnının doyması ya da anne babasıyla geçirdiği doyurucu bir ilişki sonrasında uykuya dalmakta, bazen de ağlama, inatlaşma gibi bir gerginlikten sonra uyumaktadırlar. Bu dönemde uykunun niteliği bebeğin anne tarafından ele alınma biçimine bağlıdır. Eğer bedensel ve psikolojik gereksinimleri karşılanmamışsa bebek uyanır ve doyurulmasını bekler. Uykunun korunması annenin işlevidir, daha sonra rüyalar aracılığıyla gelişir. Rüyalar psikolojik açıdan isteklerin gerçekleşmesine yardımcı olan bir araç gibidir. Yaşamın ilk döneminde ise bu işlev ancak emme amaçlıdır.
Çocuklarda
uykuya dalma zorlukları
İkinci ile altıncı yaşlar
arasında aşırı hareketli olan çocuk uykuya dalma konusunda
direnebilir. Ayrıca ilk kaygılı rüyalar da bu zorluğu
arttırır. Bu dönemde yatmaya direnen çocuk çeşitli
bahaneler bulur. Korktuğunu, yalnız yatamadığını
söyleyerek anne baba ile yatmak isteyebilir, odasında gece bir
ışık yakılmasını ister, bir oyuncak ya da yastık gibi
uykuya geçişi kolaylaştıracak bir eşyaya sarılabilir, ilk
bir yılda gördüğümüz davranışlardan olan parmak emme ile
rahatlamaya çalışabilir ya da aileden birinin anlatacağı
masala bağlanır. Dış ortamdaki koşulların uygunsuzluğu
(gürültü, anne baba ile birlikte yatma, uyku saatinin
düzensizliği), uygun olmayan dış baskılar (aşırı
baskıcı anne babasına karşı otonomisini korumaya çalışan
çocuk) ve sıkıntılı ya da çatışmalı bir ev ortamı bu
geçiş dönemini bozar.
Çocuk rüyalardan ya hoşlanır ya da çoğu zaman bildirildiği gibi korku ile güçlü tepkiler sergileyebilir. Rahatsız edici rüyalar çocuk 3, 6 ve 10 yaşında iken en yoğundur. İki yaşındaki çocuğun rüyaları kovalanmak ya da ısırılmak ile ilgili olabilmekte, dört yaşında ise bazı hayvan rüyaları ile iyi ya da kötü insanlarla karşılaşılan rüyalar başlamaktadır. Beş ya da altı yaşlarında öldürme ya da yaralanma ile uçma, arabada olma ve belirgin hayaletlerin olduğu rüyalar vardır. Çocuklukta saldırgan rüyalar oldukça ender görülür, onun yerine çocuğun bağımlılığını yansıtan tehlikede olduğu şeklinde rüyalar görülür. Beş yaşına doğru çocuk o zamana kadar gerçek yaşantılar olduğuna inandığı rüyaların gerçek olmadığını fark etmeye başlar. Yedi yaşına gelinceye kadar çocuklar rüyaların kendileri tarafından yaratıldığını bilirler. Üç ile altıncı yaşlar arasındaki çocukların, anne babaları ile bağlantılarını sürdürebilmek, odalarını daha gerçekçi ve daha az korkutucu bir şekilde görebilmek için yatak odalarının kapısını ya da ışığını açmak istemeleri doğaldır. Zaman zaman çocuklar rüyalardan kaçmak için yatmağa gitmeyi reddedebilirler. Uykuya dalma güçlükleri genellikle rüya görmelerle bağlantılıdır. Uyku dünyasında iken gerçek dünyadan kopmamak için güvenliği sağlayan koruyucu yöntemlerin oluşturulduğu alışkanlıklar geliştirilir.
Bebeklik ve çocukluk dönemlerinde uyuma ve uyku ile ilgili sorunların başında yatağa gidip uyuma konusunda direnme gelmektedir. Çocuk ağlar, yatırıldıktan sonra kalkar, anne baba ile uzun çekişmeler yaşar. Bu direnme kimi çocukta yatma korkusuna dönebilmektedir. Çocuk odasının ışığını açmakta, kapıyı aralık tutma, anne baba arasında ya da koltukta uyumaktadır. Uyumadan yatağına geçmez. Sıklıkla sıkıntılı rüyalar sonrasında ortaya çıkar. Çocukların uyku için yatağa gitmeden önce geliştirdikleri kendilerine özel yatma törenleri olabilmektedir. Bu törenler 3-6 yaşları arasında sıktır. Yastık, oyuncak gibi bir eşya olmalıdır. Ayrıca bir bardak su, şeker, aynı masalın anlatılmasını ister. Bunlar her zaman aynı şekilde olmalıdır. İlişkinin kesilecek olması kaygısıyla ortaya çıkan sıkıntının giderilmesine yönelik belirtilerdir.
Bebek ve çocuklarda sorun yaratan ya da tedavi gerektiren uykusuzluk çok nadirdir. İleri yaş çocuğu ve ergende gözlenir. Bu çocukların ya da gençlerin uyku saatlerinin 21:00- 22:00 yerine saat 01:00-02:00 olacak şekilde kaydığı, bu nedenle sabah daha geç kalktıkları görülmektedir. Nedenleri arasında gencin kendi yaşamını kontrol etme çabası, TV seyretme, radyo dinleme ve geç zamanlara kadar okuma gibi erken çocukluk alışkanlıklarının yani yatma törenlerini sürdürmeleri nedeniyle ortaya çıkabilmektedir.
Uyku ile
ilgili sorunlar
Gece
terörü (night terror)
Gece çocuk yatağında ağlar,
gözleri dalgın bir şekilde bakar, korkmuş bir yüz ifadesi
vardır. Çevresini tanımaz, solgundur, terler, çarpıntısı
vardır. Bu durum bir kaç dakika sürer. Çocuk tekrar uyur.
Çocuk sabah uyandığında, gece olanlarla ilgili hiç bir şey
hatırlamaz. Uykusunun rüyasız uyku döneminde ortaya
çıkmaktadır. Genellikle 5-6 yaşlarına doğru azalarak
kaybolur. Seyrek olarak kaybolmaz ve tedavi gerektirir.
Sıkıntılı
düşler
Çocukların % 30'unda olur. İkinci
yaştan sonra görülür. Çocuk uyanır, ağlar, bağırır,
yardım ister. Sıklıkla sabah hatırlanır. Sıkıntılı
düşler genellikle uyku başında görülür, güzel rüyalar
ise genellikle sabaha karşıdır. Özellikle çocuğun
yaşantısında yoğun sıkıntılı bir olay varsa sıradan bir
durumdur, ayrıca ruhsal aygıtın yapılanmasının bir
göstergesidir. 4-5 yaşından sonra şiddeti giderek azalır.
Çocuk uyanır, endişelidir. Anne babasının yatağına gider
ve uyumaya devam eder.
Uyurgezerlik
Erkeklerde daha sıktır. 7-12
yaşlar arasında görülür. Ailede uyurgezerlik olanlarda daha
sıktır. Gecenin ilk yarısında çocuk yataktan kalkar. Bazen
karmaşık, her zaman aynı şekilde tekrarlanan bir etkinlik
içine girer. 10-30 dakika sonra tekrar yatar, uykusuna devam
eder. Sabah hiçbir şey hatırlamaz. En basit şeklinde gözler
açılır ve yataktan kalkmaya çalışır. Altı ile on iki
yaşları arasındaki çocukların altıda birinde en az bir kez
olurken, bunların ancak % 3-5'inde uyurgezerlik gelişir.
Rüyasız uyku döneminde görülür.
Anasayfa-
Kadın sağlığı - Cinsellik
- Üroloji - Estetik ve Güzellik - Cilt
sağlığı- Ruh sağlığı - Kbb
Göz sağlığı -Diet ve Egzersiz - İlkyardım - Kalp sağlığı-Sinir sağlığı-Genel sağlık-Çocuk sağlığı-Bitki sağlığı-Fizik tedavi-Sevgi
Copyright
1998-2001 www.hastarehberi.Com - Tüm hakları saklıdır.