
İğne hastanın sol koluna batırılmıştı...
Göğüs kafesi genişçe açılmıştı. Kalbinin attığım görüyordum ve bütün bu süre boyunca hasta aklı başında ve neşeyle laf alışverişi yapıyordu. Ameliyat yarıya geldiğinde hasta acıktığını söyledi. Cerrahlar ara verdiler ve hastaya bir tas komposto ikram ettiler..."
Bu ilginç sözler,
akupunktur ile ameliyat öncesi anestezi konusunda incelemeler
yapmak üzere gittiği Çin'den dönen ünlü Amerikan kalp
uzmanı Prof. Dr. E. Gray'a ait...
Aslında, anestezi, akupunkturun bir çok kullanım alanından
sadece biri...
AKUPUNKTUR NEDİR? Akupunktur, binlerce yıllık geçmişe
dayanan bir tedavi etme sanatıdır. Terim latince akus fiğne),
punfctura (delme) kelimelerinden türemiştir. Tekniği ise,
insan bedeninin belirli noktalanna, belirti prensipler dahilinde
iğneler batırmaya dayanır. Ük çıkışı, etki mekanizması
ve özellikleri hakkında, çok çeşitli ifadeler mevcuttur.
Tam olarak bilinemeyen bir şeyi açıklamak oldukça zordur.
Hele tarafsız kalmak gerekiyorsa bu zorluk daha da artacaktır.
Akupunktur da böylesi bir konu. Akupunkturun, hem ısrarlı
savunucuları var. Hem de ona karşı çıkan bir grup bffim
adamı var. Biz, size öncelikle tekniği tanıtmaya
çalışacağız. Belli konulardaki tartışmalan da yeri gelince
dile getireceğiz. Ama kanaatimizce doğru obn, "içyüzü
tam olarak keşfedilememiş", en azmdan "4e
yaramadığı isbat edilememiş" bir metodun tamamen
karşısına geçmek yanlıştır. Aynı şekilde "nedeni ve
nasılı bilimsel yollarla izah edilememiş bir metod"u
bilinçsizce göklere çıkarmamak da bilimsel bir olgunluktur.
AKUPUNKTUR
TÜRK BULUŞU MU?
Bütün dünyada, akupunktur, bir "Çin Harikası"
olarak bilinir. Ama Dr. M. Yakup Buğra'ya bunu sorduğumuzda,
bize bir belge göstererek "Bu belge dünyada sadece bende
var, bir nüshesi da Berlin Müzesindeki kolleksıyonda
saklanıyor" dedi ve ekledi: "Bu tablo Uygur
Türkleri'ne aittir ve Uygur Türkçesi ile yazılmıştır.
Çıplak bir insan vücudu üzerindeki işaretlenmiş noktalar ve
vazıh açıklamalar, bunun bir akupunktur atlası olduğunu
göstermektedir. Muhtemel yazılma tarihini ve elimizdeki Çin
kaynaklannın eskiliğim düşününce, tarihte ilk defa
akupunkturu Uygur Türkleri'nin uyguladığı sonucuna vannz.
Zamanla bu, komşuları olan Çin'e geçmiştir..."
3000 YILLIK İĞNELER
Akupunkturu ilk defa sistemaöze eden ve halk kitleleri arasında
kullananlar Çinlilerdir. Bu konuda, kitap olarak, ilk kaynak
cJ^n Hundgi Neiging Suwen (San tmparator-un İç HastaUdan
Klasiği) M.Ö 200'de yazılmıştır.
Aslında en eski çağlarda ufak kaya parçaları ve keskin
taşların bu niyetle kullanıldığı, hatta Brezilya'da yabani
bir yamyam kabilesinin, bir kamışla akupunktur noktalarına
irice okçuklar üflediği kaynaklarda yazılıdır. Demir
çağında ise demirden iğneler kullanılmışı. Bu dönemden
hemen önce, çubukçuklar ve bitki dikenleri bile
kullanılmış.
ESKİ İLE
YENİ ELELE
Akupunktur, dünyaya, o zamandan bu yana
yayılmıştır. Ama en hızlı ve çabuk yayılımı 1945'ten
sonraya rastlamaktadır. Hatta 1900'lü yıllarda Çin'de bile
yasaklandığı yıllar olmuşsa da halk kendi tabirleriyle
"kültürlerine sahip çıkmıştır". 1945'lerden bu
yana, bu tedavi metodunun sistematik olarak araştınîması ve
daha analitik olan batı tıbbıyla karşılaştırılması
gayretleri devam etmektedir. Bugün, Çin'de akupunktur uygulayan
yaklaşık 600 bin doktor mevcuttur. Aynı zamanda Çin'de
akupunktur ve batı tıbbı iki ayn disiplin olarak işbirliği
içinde çalışmaktadır.
Japonya'da da akupunkturun tarihi yaklaşık bin yıl öncesine
dayanır. Bugün Japonya'da yaklaşık 30 bin uzman akupunkturla
tedavi uygulamaktadır.
Esas ilginç olan, doğuda çok yaygın olarak kullanılmasına
rağmen, bu yöntemin, batıya çok geç ulaşmış olmasıdır.
Bir tek Fransa hariç. Bu ülkeye de akupunktur, 300 yıl önce
Cizvit misyonerleri tarafından getirilmişti. 1950'lerde George
Soulie de Morant adlı bir Fransız doktor beş ciltlik,
"L'acupuncture Chinoise" (Çin'de Akupunktur) adlı
eserini yayınlayınca ,bu, Fransa'da akupunkturun yeniden
popüler olmasına yol açmıştır.
YÖzü aşkın ülkede bugün, akupunktur resmi. bir tedavi
metodu olarak kabul edilmiştir. Dünya Sağlık Teşkilatı ve
başta Fransa, ingiltere ve Almanya olmak üzere batı
ülkelerinde, akupunktur, tıbbi disiplin olarak okutulmaktadır.
Avusturya ve Almanya'da akupunktur tedavi ücretleri -sağlık
sigortalan tarafından karşılanmaktadır. Akupunktur
uzmanlarım bünyesinde toplayan akupunktur enstitüleri, özel
akupunktur dergileri yayınlamakta ve bu disiplinin paramedikal
kişilerce suistimalini önlemeye çalışmaktadırlar. Aynca her
yıl bütün dünyadan bilim adamlannın katıldığı akupunktur
kongreleri düzenleniyor ve olayın bilimsel yönleri
araştınlıyor.
TÜRKİYE'DE
AKUPUNKTUR...
Akupunktur, Türkiye'ye 1975'li yıllardan sonra girmiş ve son
4-5 yılda da oldukça popüler olmuş. Türkiye'de resmi olarak
bu konudaki ilk somut gelişme geçen yıl, 29 Mayıs 1991
tarihli Resmi Gazete'de "Akupunktur Tedavi YönetmeliğFnin
yayınlanmasıylaoidu. Bu yönetmelikle, akupunktur tedavisi
uygulama yetkisi, akupunktur kilinikleri, akupunktur
uygulanabilecek ve uygulanamayacak durumlar ve akupunktur
uzmanlarıyla ilgili bir takım noktalar belirlenmiş oldu. Aynca
bir "Akupunktur Üst Komisyonu" oluşturuldu. Sağlık
Bakanlığı bünyesinde oluşturulan bu komisyon, Türkiye'de
akupunktur ile tedavi eğitimi vermek, ve ilgili denetimleri
yapmakla görevlendirildi.
Komisyonun önündeki en büyük problem, akupunkturun kimler
tarafından uygulanabileceği... Pratisyen doktorlar da dahil
olmak üzere her tür hekim mi, konuyla ilgili uzmanlık alanı
olarak eğitim görmüş doktorlar mı, yoksa orta bir yol
olarak, kısa süreli özel kurslardan geçirilenler mi ?... Şu
anda, akupunktur uygulayan doktorlann durumu da çok açık
değil. Onlar hangi statüye sokulacak?.. Akupu nhlur
uygulamalannın tüm Türkiye'de süratle yayıldığım
düşünecek olursak, bu konuda bakanlığın bir an önce net
kararlar almaşı gerektiği gerçeği açığa çıkmaktadır.
AKUPUNKTURA
KARŞI ÇIKANLAR...
Türkiye'de ve dünyada akupunktur yayılırken, bütün
tartışmalar, akupunkturun bilimsel izahı üzerinde
yoğunlaşıyor. Bu konuda farklı yaklaşımlar var:
Bir kısım doktorlar buna tamamen karşı çıkıyorlar. Mesela
Dr. Necati Yazıcıoğlu'nun, istanbul Tabib Odası Genel
Sekreteri iken verdiği beyanat şöyle:"... Konuyla ilgili
çalışmalanmızda, akupunktur tedavisinin, telkin tedavisinden
daha ileri bir değer taşımadığım saptamış bulunuyoruz.
Klasik sağlık bilimlerinin verilerine, özellikle anatomi ve
fizyoloji alanındaki kazanılmış bilgilerimize tümüyle ters
düşmesi akupunkturun tıp dışı bir uğraş olduğu
hakkındaki görüşlerimizi destekler niteliktedir. Tedavi edici
niteliği kanıtlanmamış akupunkturun ülke düzeyinde bu
ölçüde yaygınlaşmasını toplum sağlığı açısından
zararlı buluyoruz. "
Bir kısım bilimadamı ise daha müsamahakar düşünüyor:
"Ben kişisel olarak akupunktur gibi pozitif nitelik
taşımayan ve açıklamasında tartışmalar olan bir
uygulamayı ister istemez şüphe ile karşılıyorum. Ancak tıp
fakültelerinde ayrı bir uzmanlık dalı olarak
-düşünülürse böyle bir girişimi desteklerim" diyor
Dr. Ahmet Yağcıoğlu ve ekliyor: "Uygulamalar ne kadar
yaygınlaşırsa yaygınlaşsın, bir tıp alanındaki bazı
temel prensiplerden asla fedakarlık etmemelidir."
...VE SÖZ
AKUPUNKTURCULARIN!..
Aslında onların en büyük dayanakları, akupunkturun
3000 yıldan beri kullanılıyor olması. Onlara göre, bu kadar
uzun süre kullanılması, kesinlikle etkili olduğunun bir
göstergesi. Ayrıca son yıllarda bütün dünyaya hızla
yayılıyor olması akupunktura olan güvenin arttığınm bir
işareti.
Akupunkturun neden ve nasJ iyileştirdiğim bu güne kadar
kimsenin açıklayamadığım onlar da kabul ediyorlar, ama
"kah prensipler dahilinde reddetmek yerine, tedaNidria
edanliği isbatlanrruş bir şey en nce metodbria araşfannak
gerekiyor. "diyorlar.
Dr. Andrew Stanway de Akemative Medicine adlı kitabında şöyle
diyor:" Biz batılı bilim adamları, akupunkturu kabulde
hala isteksiziz. Bunun bir çok sebebi vardır: Birincisi, eski
.cinlilerin bize öğretebilecekleri herhangi bir şey
olabfleceğine inanmıyoruz. İkincisi, bilimsel olarak neden
tedavi ettiğini bilemiyoruz ve üçüncüsü akupunkturcular
nasılım ortaya koymadan yalnızca ise yaradığım
açıklamakla iktifa ediyorlar."
Dr. M. Yakup Buğra da kitabında akupunkturu anlattıktan sonra
:"Şurası unutulmamalıdır ki akupunktur da diğer bir
çok bilim dalı gibi tamamıyla kusursuz değildir. Şüphesiz
ki bu konuda araştınîması, incelenmesi gereken bir çok nokta
vardır. " diyor.
Akupunkturun, eğer varsa, kesin bir bilimsel izahı yapılana
dek bu tatışmalar şurup gideceğe benziyor.
AKUPUNKTUR
NOKTALARI VE MERİDYENLER
Yukarıda kısmen izah ettiğimiz gibi akupunktur, -her
hastalıkta, ister fiziksel isterse psikolojik olsun-vücudun
bazı bölgelerinde hastalıkla hassaslaşan özel noktalar
bulunduğu ve bunların, hastalığın iyileştirilmesiyle
ortadan kaybolduğu prensibi üzerine kurulmuştur. Bunlara
akupunktur noktası adı verilir. Hastalar bazen, durup dururken
noktaların hassasiyetinden şikayet etmekte, bazen de ancak
basınç uygulandığında hassaslaştığını
belirtmektedirler. Diğer zamanlarda bu noktalar ancak usta
akupunkturcular tarafından zorlukla bulunabilmektedir.
Akupunktur noktası, bir düğümcük (daha çok fibrozitte
bulunanlar gibi), kasılmış bir kas parçası veya sadece
şişmiş ya da soluklaşmış hassas bir deri sahası olabilir.
Çinliler .binkadarakupunkturnoktası tarif etmişlerdir ve
noktaların büyük bir kısmım on iki ana grupta
sınıflandırmışlardır. On iki ana gruptan her birine ait
olan noktalar vücut yüzeyinde-"Meridyen" denen hayali
bir çizgiyle' birleştirilmektedir. On iki ana meridyen;
akciğer, kalın bağırsak, mide, dalak, kalp, ince bağırsak,
idrar torbası, böbrek, perikard, "üç ısıtıcı"
(solunum, sindirim ve ürogenital sistem), safra kesesi ve
karaciğeri kontrol eder. Meridyenler boyunca bütün akupunktur
noktaları adı geçen organı etkilerler. Aslında meridyenler
bu kadar basit değildir: Çünkü, uzantılan doğrultusundaki
uyarımlar, yalnızca adı geçen organları değil, aynı
zamanda embriyolojik olarak beraber geliştikleri organlan da
etkilerler.
işte, geleneksel akupunktur teorisine göre "insan
vücudundaki değişik organların fonksiyonel faaliyetlerim
kontrol eden, ayarlayan temel bir unsur, meridyen denen on iki
çift farazi kanalda dolaşan birbirine zıt iki (Ying ve Yang)
hayat enerjisinden ibarettir. Herhangi bir sebeble bu
kanallardaki enerji dolaşımı bozulur veya kesilirse, vücudun
değişik kısımlannın fonksiyonları, dengesini veya uyumunu
kaybeder. Bunun sonucu olarak da rahatsızlık, acı ve
hastalıklar oluşabilir. Doğru meridyenler üzerindeki belli
noktalann akupunkturu; kanalın yolunu açma, enerji akışım
kuvvetlendirme veya yayma etkileri yaranda vücudun normal
fonksiyonunu sağlayacaktır. Bugüne kadar hiç bir modem teori,
bu meridyenlerin varlığım ve enerii döngüsünü fizyolojik
olarak izah edememiştir.
MERİDYENLERE
İLGİNÇ YAKLAŞIMLAR
Yine de kısmi olarak ilerlemeler var:
Mesela, bu meridyenlerin, Kiriian fotoğrafçılığı ile
belirlendiği iddia edildi.
Bir başka ilerleme:Ruslar, Tobiskop adım verdikleri ve bir
akupunktur noktası üzerinden geçirilişinde ışık yayan bir
elektronik alet geliştirdiler.
Parlak bir ışık sağlıklı akupunktur noktalarım, zayıf
olanı ise potansiyel veya mevcut bir hastalığı
göstermektedir. Yine on yıl önce meydana gelen şaşırtıcı
bir vaka dikkatlerin yeniden meridyenler üzerinde toplanmasına
yol açtı: Tokyo Üniversitesinden Prof. Dr. T. Nagahama,
üzerine yıldırım düşen ama sağ kalan bir hastayı tedavi
ediyordu. Basma gelenler sonucu hastanın derişi çok
hassaslaşmıştı ve kendisince daha önce hiç bilinmeyen ve
doktor iğneyi bir akupunktur noktasına batırdığında
varlığım hissettiği ince, uzun hatları tarif edebildi.
Hastanın tarif ettiği hatlar ise sinir hatları değil
akupunktur meridyenleriydi. Dr. Nagahama daha sonra; meridyenler
boyunca iletim hızının, sinirlerde olduğundan çok farklı
olduğunu buldu. Bu hız, yaklaşık on defa daha yavaşlı.
AKUPUNKTUR
NASIL UYGULANIYOR?
Akupunkturda sadece bir tek hüner gerekir:
istenilen sonucu elde etmek için deriyi nereden uyaracağım
bilmek.
Sterilize haldeki altın, gümüş, bakır ve paslanmaz çelik
gibi metallerden yapılmış, değişik büyüklükte ve
incelikteki iğneler, hastanın vücudundaki akupunktur
noktalanna, deri üstü de dezenfekte edildikten sonra,
batınlır. Geleneksel Çin kaynakları effi kadar değişik
iğne batırma yolunu tarif etmekte iseler de, genel olarak iğne
doğru yere yerleştirildikten sonra uyarının etkinliği şu
altı şeye bağlıdır: Açtığı delik, hareket etme miktan
(bazı akupunkturcular iğneyi parmak uçlannın arasında
döndürürler), girdiği derinlik (1-2 mm), sivriliği,
yerleştirildiği yerde kalma süresi (tedavi sırasında 15-30
dakika, cerrahi anestezilerde ise daha uzun süreli), tedavinin
tekrarlanma sayışı (haftada bir olmak üzere toplam ortalama
12 seans).
iğne, vücudun belli bir noktasına sokulurken duyulan acı,
uyuşukluk ve sızı, etkinin bir ön şartıdır. Ama
akupunkturculann çoğu az acı veren, ince ve sivri iğneler
kullanmaktadır.
Burada üzerinde önemle durulması gereken bir nokta da
sterilizasyondur. iğnelerin yeteri kadar sterilize edilmemesi ve
hastanın enfeksiyon kapması akupunkturun muhtemel tek yan
etkisidir. Bu komplikasyonu engellemek için, lazer akupunkturu
daha çok tercih edilir hale gelmektedir. Aynı zamanda,
dermatozlu hastalarda, iğneden çekinen ya da korkan veya
iğneyi kaldıramayan çocuklar ve yetişkinlerin tedavilerinde
lazer büyük bir rahatlama sağlamaktadır.
HERKESE
UYGULANABİLİR Mİ?
Akupunktur herkese uygulanamıyor. Toplumda akupunktura
yatkın olmayanların sayışı o toplumun yapısıyla
bağlantılı. Aslında akupunkturcular, neden sadece bazı
insanların yatkın olduğunu izah edemiyorlar. Buda
"akupunkturun şartlanma yoluyla tedavi ettiği"
iddiasına bir dayanak noktası oluyor.
Akupunkturla tedavi için, daha çok, geleneksel tıbbî
tedavinin sonuç vermediği hastalar geliyor. İngiltere'de
Tüketiciler Birliği dergisi Whick tarafından yapılan bir
araştırmanın sonucunda şöyle denmektedir:
"Akupunkturculara gidenlerin çoğunluğunu modem tıbbın
tedavisinin çaresiz kaldığı vakalar oluşturmaktadır. Buna
rağmen iyiye gidiş oranı %75'e ulaşmaktadır. Bu ise
neresinden bakarsanız bakın ilgi çekici bir rakamdır."
HANGİ
HASTALIKLAR EN İYİ CEVABI VERMEKTEDİR?
Fransız doktor J. Mauries, başka iki doktorun
gözetimi altında akupunkturla tam 108 değişik hastalığı
tedavi edebilmiştir. Tedavinin cevap verebilmesi için tek ön
şart, hastalık sürecinin fizyolojik değişikliklerden
kaynaklanmış olmasıdır. Böbrek taşlarından veya ilerlemiş
artritten kurtulmak için akupunktur kullanmanın bir anlamı
olmayacaktır. En iyi cevap veren haller; başağnian, akut
akciğer hastalıktan, akut romatizma! durumlar, adet
kanamaları, sindirim ve sinir sistemi problemleri gibi
fizyolojik süreçlerin kısa süreli bozulmasından
kaynaklananlardır. Mesela, zatürre olmuşsanız, iğneleri
vücudunuzun herhangi bir yerine batırmanın bir anlamı olmasa
gerektir. Size gereken, doğru bir antibiyotik tedavisidir. Bu
konudaki ek bilgiler tablodadır.
Akupunktur uygulanmaya başlayan hastada ilk seansta, çok kısa
süreli de olsa baş dönmesi, çarpıntı gibi durumlar ortaya
çıkabilir.
Vücudun alt sathında yaygın iltihaplı deri hastalığı
olanlara akupunktur uygulanamaz. Ayrıca gebeliğin ilk üç ayı
içerisinde akupunktur uygulaması yasaktır.
SON
ARAŞTIRMALARIN SONUÇLARI
1960 yılında Felix Mann ile başlayan ve günümüze
kadar devam eden araştırmalarda akupunkturun vücut üzerindeki
muhtemel tesirleri konusunda 7 çeşit etki ileri
sürülmüştür:
l-
Analjezik-anestezik etkisi: Bu, ağn eşiğinin
yükselmesi ile olur. Total duyu kaybı yoktur.
Prof. Dr. Ronald Melzack da The Pain adlı tıp
dergisinde diyor ki: "Bazı noktalardaki basınç,
özel ağrı şekilleriyle ilişkilidir. Kısacası, bu
noktaların iğneyle yoğun tahriki bazen uzun süreli
ağrı kesilmelerini sağlamaktadır."
ABD'deki heyecan verici bir deney akupunkturun etki
mekanizması konusunda yeni bir sayfa açtı: Akupunktur
sonucu, beyinde, ağn kesici etkisi olan
"endorfin" üretilmektedir.
Başka bir ilgi çekici bulgu da bir anti-narkotik olan
naloxan'ın, sadece morfin,eroin ve benzeri
uyuşturuculaimetkisinitersine çevirmekle kalmayıp,
aynı zamanda akupunkturun ağn kesici etkisin! de
engelliyor olmasıdır. Bu da akupunkturun ve bilinen en
kuvvetli ağn kesicilerin aynı beyin alıcılanna etki
ettiklerin! göstermektedir.
Sedasyon etkisi: Bazı akupunktur noktalannın stimüle edilmesi ile bir uyku hali ve dinlenmiş olarak uykudan uyanıldığı görülür. Akupunktur tedavisi ile EEG'de delta ve teta dalga aküvitelerinde değişme gözlenmiştir. Akupunkturdan sonra beyin dokusundaki dopamin miktannda artışlar tesbit edilmiştir. Dopamin eksikliği ile karakterize bazı hastalıklar ve Parkinson'un tedavisinde akupunkturun etkisi böyle açıklanabilir.
Homeostatik etkisi: Vücut rezistansım artırır. Bu, lökosit sayısında, antikorlarda ve gamma globulinlerde artışla olur. Bir çok olgularda antikor titrelerinde 2-4 kez artışlar meydana gelmiştir. Bu yüzden enfeksiyonlara karşı mücadelede yardımcı etkisi vardır.
Psikolojik etkisi: Sakinleştirici ve trankilizan etkilidir. Psikolojik etkiler hipnoz ve oto-telkinle karıştırılmamalıdır. Akupunktur tamamen farklıdır. Şöyle ki: Akupunktur anestezisi ile acil cerrahi müdahaleler bile yapılabiliyor iken, hipnotik anestezi için . uzun eğitim dönemlerine ihtiyaç vardır. Hipnozdaki robotvarî hareketlerin yerine akupunkturda kendiliğinden hareketler, jest ve mimikler mevcuttur.
Motor fonksiyonlarda iyileşme etkisi: Paralizi olgulannda geç safhalarda bile akupunkturla olumlu cevap alınabilmektedir.
Duygulara
etkisi: Tıbbî eğitim görmüş akupunkturculardan
biri, bedensel rahatsızlıklann akupunkturla
iyileştirilme aşamasında, akupunkturun, kimi zaman
duygularla da ruhsal bir yarayı deşermiş gibi bir
arınma, bir boşalma getirdiğim söylemektedir.
Bütün bu sayılanların yanında, kimyasal ve humoral
bazı faktörlerin de akupunktur etki
mekanizmasınakanştağndaniphe yoktur. Mesela bir fare
akupunktura tabi tutulduğunda , ağrı duyusu eşiğinde
yükselme gözlenir. Bu hayvanın kanı, akupunkturize
edilmemiş bir hayvana verildiğinde ikincisinde de
ağrı duyusu eşiğinde yükselme gözlenmiştir.
ÜCRETİ
İYİLEŞİNCE
Modern bilim, sebepsiz sonuçlardan hoşlanmıyor. Bu sebeple de
akupunkturun tamamen kabul görebilmesi için etkisini nasJ
gösterdiğinin kesin olarak belirlenmesi gerekiyor. Bugüne
kadar yapılan araştırmalarda kısmî sonuçlara
ulaşılmışsa da bu sebepleri tam bir kesinlikle belirlemek
mümkün olmamıştır.
Kesin olan bir şey varsa, o da akupunkturun en azından belli
durumlarda ise yaradığı, günden güne daha popüler hale
geldiği ve gündemi daha uzun süreler meşgul edeceğidir.
Şu da bilinmelidir ki Çinli doktorlar geleneksel olarak, tedavi
ücretlerim ancak hastalar iyileştikten sonra almaktadırlar.
Anasayfa-
Kadın sağlığı - Cinsellik
- Üroloji - Estetik ve Güzellik - Cilt
sağlığı- Ruh sağlığı - Kbb
Göz sağlığı -Diet ve Egzersiz - İlkyardım - Kalp sağlığı-Sinir sağlığı-Genel sağlık-Çocuk sağlığı-Bitki sağlığı-Fizik tedavi-Sevgi
Copyright
1998-2001 www.hastarehberi.Com - Tüm hakları saklıdır.
KAYNAKLAR
1- Mdzack R., Prof. Dr., Psychologic Aspects of Pain.Canada
2- Johannes B.,Prof. Dr., An introductlon to Acu-puncture, 1978
3-Pomeranz P. .Prof. Dr., A controlled study shows that
electroacupunture elevates the cortison level in blood plasma,
1979
4- Jayasuriya A;Prof. Dr., Modem Theories of Acupuncture, 1981
5- Buğra M. Yakup.Dr., Akupunktur Tedavi Yöntemi
6- Tynıowski J.,Prof. Dr., Akupunktur, 1992
7-Tekeoğlulbrahim.Dr., Temel Akupunktur, 1988
8- Stanway A., Altemative Medicine, 1986
9- Terenius L,Prof Dr., Endorphins in Chronic Pain, 1979
10- Resmi Gazete, 29 Mayıs 1991