KALINBARSAK (KOLON) KANSERİ

Kalınbarsak tümörleri iyi ya da kötü huylu olabilir, îyi
huylu tümörler oldukça seyrek, kötü huylular ise çok daha
yaygındır.Bu kanser türü genellikle erişkinlik ve
yaşlılık döneminde görülür.
NEDENLERİ
Kalınbarsak kanserinin nedeni bilinmemektedir, ama kanser
oluşumunu hazırlayan etkenler iyi bilinir.
o Çevresel etkenler. Kanser yapıcı etkenlerin harekete
geçmesin! sağlayan ve onları yönlendiren çevresel etkenler
vardır.
Amyant işçilerinde, dokuma sanayisinde, çelik
dökümhanelerinde ve sentetik iplikle halı dokunan fabrikalarda
çalışan işçilerde kalınbağırsak kanserine yakalanma
tehlikesi daha çoktur.
Selenyumun kalınbağırsak kanserindeki etkisi
tartışmalıdır. Kalınbağırsak kanseri hastalarının
kanlarındaki selenyum düzeyi düşük bulunmuştur. Su ve
toprağında yüksek oranda selenyum bulunan bölgelerde
kalınbağırsak-düzbağırsak kanserlerine bağlı ölümlerde
azalma saptanmıştır.
o Beslenmeye bağlı etkenler. Günümüzde henüz bağırsak
kanserine neden olan kanser yapıcı bir hastalık etkeni
saptanmamıştır. Batı tipi beslenme, bağırsak kanseri
tehlikesini artıran bir etkendir. Örneğin, kalınbağırsak
kanserinden ölümlerle hayvansal yağ tüketimi
arasında kuvvetli bir ilişki vardır. Fazla bira tüketiminin
de düzbağırsak (rektum) kanserine yol açabileceği
düşünülmektedir. Lahana ve Brüksel lahanası gibi bazı
sebzelerin kalınbağırsak kanseri-ne karşı koruyucu etkisi
vardır. Bunların içerdiği yükseltgenmeyi önleyici (anti
oksi-dan) maddelerin, kemirici hayvanlarda, polisiklik (birden
çok karbon halkası taşıyan) hidrokarbonların yol açtığı
kanser oluşumunu engellediği belirtilmiştir.
Lifli besinlerle beslenmenin de koruyucu etkisinden söz edilir.
Bu varsayıma göre, daha çok lifli besinler tüketen Afrika
toplumlarında, Batılı beslenme alışkanlıklarıuna sahip
toplumlara oranla kalınbağırsak-düzbağırsak kanserinin
görülme sıklığı çok daha azdır.
- Kalıtsal etkenler. Kalıtsal etkenlerin çok önemli olduğu
görülmektedir.
- Kanserli hasta ailelerinde kansere yakalanma olasılığı
nüfusun öteki bölümüne göre daha yüksektir.
- Ailesel polipoz ve Gardner Sendromu gibi iki kalıtsal
hastalık büyük oranda kalınbağırsak kanserine eşlik eder.
- Meme, rahim ve yumurtalık kanserine yakalanmış hastaların
ailelerinde kalınbağırsak kanseri sıklığı yüksektir.
- Kalınbağırsak kanserinin yüksek oranda görüldüğü
ailelerde, hastalar genellikle gençtir; sağ kalınbağırsak
tümörü-ne daha çok rastlanır; birkaç organda tümör
vardır.
Bazı olgularda bağırsak tümörü meme ve dölyatağı
tümörleriyle birlikte görülebilir.
KANSERE DÖNÜŞEBİLEN DURUMLAR
* Polipler. Sindirim kanalında boşluğa doğru çıkıntı
yapmış, saplı ya da sapsız oluşumlara polip denir. Yalnız
adeno-metöz polipler kanser öncesi görülen lezyonlardandır.
Polip-kanser ilişkisi aşağıdaki özellikleri gösterir:
* kanser-adenom birlikteliği oldukça sıktır;
* adenomlar ile kalınbağırsak ve düzbağırsak kanserlerinin
vücutta dağılımı birbirine benzer;
* adenom ve karsinomların yaşa bağlı olarak çizdiği
eğriler yaklaşık 10 yıllık bir farkla koşut gider;
* adenomların seyrek görüldüğü ülkelerde kanserin
görülme oranı düşüktür;
* kalınbağırsak boyunca saptanan poliplerin yaygın biçimde
kesilip alındığı toplumlarda kanser görülme sıklığı
daha azdır.
Günümüzde adenomların kanser yapıcı lezyonlar olduğu
genellikle kabul edilmiştir. Adenomlardan kanser gelişme
tehlikesi polipin büyüklüğüyle, hücre tipiyle, doku
yapımındaki değişiklik derecesiyle (displazi) ve poliplerin
sayısıyla ilişkilidir.
* Düzbağırsak ve kalınbağırsağın ülserli iltihabı.
Düzbağırsak ve kalınbağırsakta iltihabi hastalığı (Crohn
hastalığı ve ülserli kolit) olan kişilerde, hastalığın
ileri yıllannda kalınbağırsak kanseri oluşma tehlikesinin
genel nüfusa oranla 10 kat daha fazla olduğu kabul edilir. Bu
hastalarda kanser normal kişilerden 20 yıl kadar daha önce,
30-40 yaşlarında görülür.
Çocukluk çağında başlayan düzba-ğırsak ve
kalınbağırsak iltihabı olgula-nnda, hastalık süresi 10
yılı bulduğun-da büyük olasılıkla hastalığın
uzaması-na da bağlı olarak kanser tehlikesi artar.
Düzbağırsak ve kalınbağırsaklarında ülserli iltihap olan
hastalarda, hastalık süresi 30 yılı geçtiğinde ve olay
kalınbağırsağın tümüne yayıldığında kansere yakalanma
oranı yüzde 56'ya çıkar.
Bu hastalarda erken kanser tanışı oldukça zordur. Belirtiler
her iki hastalıkta da birbirine çok benzer. Ayrıca radyolojik
bulguların yorumlanmasında güçlükler görülebilir. Kesin
tanı, kalınbağırsağın bir alet yardımıyla doğrudan
gözlemlenip (kolonoskopi) değişik böl-gelerinden birçok
örnek alınarak (biyopsi) bunların incelenmesiyle konulur.
* Divertiküller. Tümörün bulunduğu kalınbağırsak
bölümünün dışa doğru cepleşmesi 60 yaşın üzerindeki
kişilerin yüzde 40-50'sinde görülür. Bu nedenle sık
görülen bir belirtidir. Çok sayıda divertikül oluşumu
(divertiküloz) kanser yapıcı bir hastalık değildir.
* Safrakesesinin çıkartılması (kolesistektomi). Safrakesesi
açlık durumunda önemli miktarda safra tuzu içerir.
Safrakesesi ameliyatla alınınca bu birikim
gerçekleşemediğinden, safra tuzları olanca hızıyla
dolaşır. Böylece bağırsak bakterilerinde safra tuzları daha
çok görülür ve safra asitleri artar. Bunların
metabolizmasından kalınbağırsak ve düzbağırsak mukozası
için kanser yapıcı kabul edilen birtakım maddeler türer. Bu
nedenle geçmiş yıllarda safrakesesi-nin alınmasının
kalınbağırsak kanserinin oluşmasında bir tehlike etkeni
olabileceği tartı şılmıştı. Son yıllardaki klinik
çalışmalarda ise, safrakesesi alınan kişilerde
kalınbağırsak kanserine yakalanma oranının daha yüksek
olduğuna ilişkin belirgin bir sonuç alınamamıştır.
TANI
Kalınbağırsak kanseri tanışı erken konmalıdır. Bu
amaçla, röntgen ışınlarım geçirmeyen madde içeren bir
lavman yapıldıktan sonra çekilen filmler, dışkıda gizli kan
aranması, dışkıda kanser hücrelerinin araştınîması,
hastanın klinik bulguları ile birlikte değerlendirilir.
Klinikte yeni kullanılmaya başlanan kolonos-kopi çok
yararlıdır. Günümüzde 1,5 metre uzunluğa ulaşabilen
bükülebilir aletler aracılığıyla bağırsağın
hastalıklı bölümü doğrudan görülebilmekte, belirlenen
yerlerden istenilen doku örnekleri alınabilmektedir.
Kolonoskopi poliplerin saptanmasında ve bunların kolonoskop
içinden geçen teller ve elektrikli koterler aracılığıyla
çıkarılmasmda da çok yararlıdır. Kalınbağırsak kanseri
ve poliplerin birlikte bulunduğu durumlarda, ameliyat edilen
bölümün dışındaki bütün polipler de temizlenmelidir.
Kalınbağırsak kanseri tanışı konduktan sonra tedavi
yöntemi hemen seçilmeli ve bu da cerrahi tedavi olmalıdır.
Cerrahi tedavi açısından kalınbağırsağın sağ yan
kanserleri ile sol yan kanserleri ayrılmalıdır. Aynca kanserin
ameliyatla alınıp alınamayacağının bi-linmesi de çok
önemlidir. Karaciğere, dalağa, akciğere yayılmış kanserler
ile komşu organları tutmuş kanser türleri ameliyat edilebilme
sınırım aşar. Bu durumun anlaşılabilmesi ancak cerrahi
girişim sırasında yayılım odaklarının ya da çevre
dokularda tutulmanın gözlen-mesi ile olanaklıdır.
Kalınbağırsağında ya da düzbağırsa-ğmda kanser
bulunduğu saptanan tüm hastaların idrar yollannın incelenmesi
(kanser idrar borularma ve/ya da idrar torbasına yayılabilir);
bir göğüs filminin çekilmesi (akciğer yayılımı) ve kann
böl-gesinin bilgisayarlı tomografisinin çekilmesi (ÇAT)
(karaciğer ve lenf bezlerine yayılımın saptanması için)
zorunludur.
Her ne kadar tanı için yetersiz olsa da, doğrudan kann
filminin çekilmesi kalınbağırsak ya da düzbağırsak kanseri
kuskusu uyandırabilecek bulgular sunabilir: Bir kalınbağırsak
bölümünde dışkının hemen hiç olmaması, öte yanda ise
gaz ve dışkı birikmesi kanser kuskusu uyandırabilecek bir
bulgudur.
CERRAHİ YAKLAŞIM
Ameliyatına karar verilen sağ kalınbağırsak kanseri
olgusunda sağ hemikolektomi yapılır. Bu ameliyatta
körbağırsak ve ileumun son kısmı ile sağ kalınbağırsak
kesilerek çıkartılır, îleum ile yatay kalınbağırsak
birbirine ağızlaştınlır. Tümör ameliyatla
çıkartılabilecek durumda değilse, kanserli bölge yerinde
bırakılır. Bu bölgenin bağırsak içeriği dolaşımının
dışında tutulması sağlanarak ileumun son kıvrımı yatay
kalınbağırsak ile ağızlaştırılır. Bu geçici cerrahi
girişim hastaya ancak belli bir süre için rahatlama sağlar.
Kanser sol kalın-bağırsaktaysa ve ameliyata uygun evre-deyse,
genel olarak sol hemikolektomi yapılır; yani inen
kalınbağırsağın tümü çıkartılarak yatay
kalınbağırsak ile kalınbağırsağın son kısmı birbirine
ağızlaştırılır. Kanserli kütle çıkartılamayacak
durumdaysa yatay kalınbağırsak ile kalınbağırsağın son
kısmı birbirleriyle ağızlaştırılır ve biraz önce
değinilen, çıkartılamayacak durumdaki sağ kalınbağırsak
kanserine uygulanan geçici girişim burada da
gerçekleştirilir.
Tümörün makata çok yakın olduğu durumlarda ise
kalınbağırsağın sağlam parçası karın zarına
ağızlaştırılır (kolostomi) ve dışkılama bir torba
aracılığıyla gerçekleştirilir.
Cerrahi tedavi genellikle başarılı sonuçlar verir. Radikal
cerrahi tedaviden sonra 5 yıllık yaşama süresi yüzde 60'a
yakındır. Bu oran erken tanı konan olgularda daha da yüksek
olabilir.
KORUNMA YOLLARI
Kalınbağırsak kanserlerinin önlenmesi için, koruyucu
önlemlerin alınmasının yanı sıra kanserin erken bir evrede
tanınması amaçlanır. Son yıllarda standartlara bağlanmış
ölçüm ve yöntemler kullanılarak birçok kanser tarama
programı gerçekleştirilmiştir. Günümüzde kalınbağırsak
kanseri tanısında en yaygın kullanılan inceleme yöntemi
dışkıda gizli kan aranmasıdır
Düzbağırsağa (rektum) makattan parmak sokularak yapılan
muayene tek basma tanıya götürmede yetersizdir, çünkü
parmakla ulaşılabilen bölümdeki kanserler yalnızca yüzde 15
oranındadır.
Rektosigmoidoskopi (düzbağırsağın ve sigmoit kolonun
sigmoidoskop ile içerden incelenmesi) kalınbağırsak
tümörlerinin yüzde 70'inde tanıya ulaşmayı sağlasa da,
hastaların uygulamayı çok sıkıntılı bulması, teknik
zorluklar ve pahalı olması nedeniyle yaygın olarak
kullanılamamaktadır.
Kalınbağırsak kanseri tarama programlarının sonuçları
incelendiğinde, kanser odaklarının erken tanışı yapılıp
tedaviye başlanan olgularda da, hastalığın doğal gidişinin
fazla değişmediği gözlenmiştir. Buna karşın, tam
donanımlı merkezlerde yapılan tarama testlerinin,
kalınbağırsak kanser ve poliplerinin erken tanı ve
tedavisindeki yaran üzerinde giderek artan bir fikir birliği
oluşmaktadır; Özellikle adenomatöz poliplerin tanı ve
tedavisi kalınbağırsak kanserim önlemede çok önemlidir.
Anasayfa-
Kadın sağlığı - Cinsellik
- Üroloji - Estetik ve Güzellik - Cilt
sağlığı- Ruh sağlığı - Kbb
Göz sağlığı -Diet ve Egzersiz - İlkyardım - Kalp sağlığı-Sinir sağlığı-Genel sağlık-Çocuk sağlığı-Bitki sağlığı-Fizik tedavi-Sevgi
Copyright
1998-2001 www.hastarehberi.Com - Tüm hakları saklıdır.