Astım

Astım Nasıl Bir Hastalıktır?
Nefes alma
sırasında atmosfer havasının solunum olayının olduğu
alveol denilen hava boşluklarına naklini sağlayan iletici hava
yollarında daralma, tıkanıklık ve buna bağlı olarak hava
akımında zorlukla karakterize bir hastalıktır. Hava
yollarında mikrobik olmayan süreğen bir iltihaplanma söz
konusudur.
Astım Allerjik Bir
Hastalık mıdır?
Astım her
zaman olmasa da olguların çoğunda allerjik zeminde gelişen
bir hastalıktır. Bilhassa çocuklukta başlayan astım için bu
daha belirgindir. Ancak, Kişinin allerjik tabiatlı (atopik)
olması astım olmasından ayrı bir şeydir. Diğer allerjik
hastalıklar (rinosinüzit, konjonktivit, dermatit, ürtiker)
astımla birlikte bulunabilir veya bu hastalıklar varken astım
olmayabilir. Aksine astımı olduğu halde allerjisi olmayabilir.
Astım Kimlerde Görülür?
Astım,
erkek-kadın herkeste; çocuk-erişkin her yaşta ve dünyanın
hemen her yerinde rastlanan bir hastalıktır.
Astım Sık Rastlanan
Bir Hastalık mıdır?
Astımlı
hastaların sıklığı coğrafi bölgelere, yaşam koşullarına
ve sosyo-kültürel özelliklere bağlı olarak toplumdan topluma
farklılık göstermektedir. Toplumda yaşayanların %10’dan
daha fazlasında görüldüğü bildirilen yöreler yanında
%1’den az sıklıkla rastlanıldığı bölgeler söz
konusudur. Ülkemizde de durum aynıdır. Ortalama sıklığın
%5-6 civarında olduğu tahmin edilmektedir ki, ülkemiz
koşullarında bu, her 3-4 evden birisinde bir astımlı
hastanın yaşadığı anlamına gelmektedir.
Astım İrsi Bir Hastalık mıdır?
Bazı
hastalıklar genetik geçişlidir. Anne veya babadan ilgili
genetik kodu alan kişilerde çevresel değişkenler ne olursa
olsun hastalık mutlaka ortaya çıkar. Bazı hastalıklar ise
tamamen çevresel koşullara bağlı olarak gelişir. Astım bu
iki grup hastalıktan farklıdır. Hastalığın ortaya
çıkmasında hem genetik yatkınlık hem de çevresel faktörler
birlikte rol oynar. Her iki belirleyici de hastalığın ortaya
çıkmasında tek başına yeterli değildir.
Astımlı Anne veya
Babanın Çocukları Astımlı Olarak mı Doğar?
Anne ve
babası yada bunlardan birisi astımlı olan çocuklarda astım
görülme olasılığı toplunda görülen astım sıklığından
biraz daha fazla olmakla birlikte, böyle bir çocuğun mutlaka
astımlı olacağı söylenemez. Ailede astım vb allerjik
hastalıklar varsa doğacak çocukların korunması amacıyla
uygun çevresel koşulların sağlanması yararlı olacaktır.
Hangi Çevresel
Faktörler Astıma yol açmaktadır?
Astıma
neden olan, astım gelişimine katkıda bulunan veya astımlı
kişilerde nöbetleri tetikleyen çeşitli risk faktörleri
tanımlanmıştır. Bunlardan bazıları kaçınılabilir,
düzeltilebilir durumlardır. Tüm dünyada, ev tozu akarları
ile evde beslenen kedi gibi hayvanlar; hamamböceği, kalorifer
böceği gibi haşereler ve küf mantarları en sık rastlanan
astım nedenleridir. Polenler (ağaç, ot,çimen), aspirin gibi
ilaçlar ve bazı iş yerlerinde maruz kalınan mesleki
uyarıcılar da astımla sonuçlanan allerjik duyarlılığın
gelişimine yol açarlar. Ayrıca sigara dumanıyla temas,
solunum yolu enfeksiyonları, hava kirliliği, bazı gıdalar ile
bunlara ilave edilen katkı maddeleri de bilhassa erken çocukluk
döneminde astım gelişimine katkıda bulunurlar. Bu nedensel
ilişki gösteren faktörlerin tümüne ilaveten iklim
değişiklikleri (sisli, yağışlı, kapalı havalar),
psikojenik stresler, egzersiz gibi değişkenlerin ise
astımlılarda nöbetleri tetikleyebilir iken astımı
olmayanlarda bu yönde etkileri yoktur. Yine sinüzit, burunda
polipler, yemek borusuna mide asidinin geri kaçak yapması gibi
bazı durumlar astımlılarda sık görülmekte ve hastalığın
tedavi ve kontrolünü güçleştirmektedirler.
Şekil
II. Ev içi ortamdaki allerjenler
Meslek İle Astım
Arasında Bir İlişki Var mı?
Evet. Astım
bazen bir meslek hastalığı şeklinde karşımıza çıkabilir.
En sıklıkla fırıncılar, kuaförler, boyacılar, çiftçiler,
kereste ve mobilya işinde, gıda sektöründe çalışanlar
olmak üzere bir çok iş kolunda işyeri ortamında
karşılaşılan bazı maddelere bağlı olarak astım gelişir.
Yakınmaların işe girdikten sonra başlaması, tatil
zamanlarında veya işyerinden uzakta geçirilen günlerde
azalması, aynı işyerinde birden çok kişide benzer
yakınmaların görülmesi meslek astımını
düşündürmelidir. Böyle hastaların meslek değiştirmesi
veya aynı işte başka bir alanda çalışması, maske
kullanması gerekebilir.
Astımın Mevsimlerle
İlişkisi
Bazı
allerjenlerin mevsimle ilişkili olarak ortaya çıktığı veya
yoğunluğunun arttığı bilinmektedir. Diğer bazıları ise
her mevsimde sabit olarak bulunurlar. Mevsimsel allerjenler daha
çok polenlerdir. Ancak değişen nem ve ısı gibi iklim
koşullarından etkilendikleri için ev tozu ve küf mantarı
gibi diğer allerjenlerin yoğunluğu da mevsimlere göre
dalgalanmalar gösterir. Buna bağlı olarak allerjik
astımlıların bazılarında belirli mevsimlerde yakınmalar
artabilir, hatta sadece bu dönemde hastalık ortaya çıkıp
daha sonra tamamen normale dönebilir.
Tetik Faktör Ne Demektir?
Astımlı
kişiler çoğu zaman kendilerini tamamen normal hissederler ve
hiçbir şikayetleri yoktur. Oysa bazen durup dururken aniden
tıkanabilirler ve çok zor dakikalar, saatler, günler
geçirebilirler. Şikayetlerin ortaya çıktığı bu dönemlere astım
nöbeti, atağı, krizi diyoruz. Bazı hastalarda nöbeti
başlatan faktörler belli iken diğer bazılarında ise
bilinemez. Örneğin çoğu astımlı koşma, merdiven çıkma
gibi eforlar sırasında tıkanmaktadır. Sigara, çeşitli toz
kimyasal dumanlar, kokuların solunması, kalp-tansiyon ve
romatizma ilaçlarından bazılarının kullanılması, grip vb
viral hastalıklara yakalanmak, ağlama-gülme gibi emosyonel
davranışlar, yağışlı şimşekli iklim koşulları gibi bir
çok durum astımlılarda nöbetleri tetikleyebilir. Oysa
bunların astımı olmayanlarda hatta diğer bazı astımlılarda
ise aynı yönde bir etkileri olmaz. Astımı olanların
kendileri için geçerli olan tetik faktörleri tespit edip
bunlardan kaçınmaları hastalıklarının tedavisinde çok
önemlidir.
Bölgemiz Astım
Açısından Fazla Risk Taşımakta mıdır?
Nemli, bol
yağışlı ve ılıman iklimi, zengin bitki örtüsü nedeniyle
yukarıda bahsedilen ve en sıklıkla astım nedeni olan ev tozu
akarları, polenler ve küf mantarları gibi havayla taşınan
allerjenler bakımından çok elverişli koşullar taşıması ve
sigara içme oranlarının yüksek olması nedeniyle Doğu
Karadeniz Bölgesi astım için riski fazla bir yöre olarak
görünmektedir.
Astımın Belirtileri
Nelerdir?
Astım
çoğu kez nefes darlığı ile kendini belli eder. Göğüste
tıkanma, öksürük, hırıltılı solunum diğer rastlanan
şikayetlerdir. Her hastada bunların hepsi bir arada olmayabilir
ve bazen sadece öksürükle veya nefes alıp verirken
hırıltı, hışırtı şeklinde bir ses şeklinde belirti
verebilir.
Bu Şikayetler Mutlaka
Astım Hastalığına mı Bağlıdır?
Hayır.
Astım dışında da bir çok hastalığın seyri sırasında
benzer yakınmalar olabilir. Şikayetlerin zaman zaman
nöbetler şeklinde ortaya çıkması ve bir müddet sonra
kendiliğinden veya tedaviyle tamamen düzelmesi çok tipiktir.
Geceleyin, bilhassa sabaha doğru uykudan uyandıracak şekilde
bu yakınmaların görülmesi astımın karakteristik
özelliğidir. Yukarıda bahsedilen tetik faktörlerle
nöbetlerin başladığının öğrenilmesi teşhise çok
yardımcı olur. Yukarıda sayılan şikayetlerden bir yada
birkaçına sahip olan ve yakınmaları uzun sürüp tekrarlayan
kişilerin mutlaka astım yönünden bir uzman hekim tarafından
değerlendirilmesi gerekir.
Astımım Olduğundan
Şüpheleniyorum Ne Yapmalıyım?
Astım
tanısı çok zor ve zahmetli değildir. Bu konuda uzman bir
hekime başvurursanız size astımınız olup olmadığını
söyleyecektir. Ancak, bazı durumlarda astım teşhisi koymak
biraz zaman alabilir ve bir süre hekim takibinde kalmanız
gerekebilir.
Teşhis İçin
Biyopsi, Kan Vermek, Endoskopi Yaptırmak Gibi Can Yakıcı
İşlemler Gerekli mi?
Hayır.
Astım teşhisi için canınızı yakacak hiçbir işleme gerek
yoktur. Hekiminiz sizinle konuşarak, sizi muayene ederek,
solunum fonksiyon testleri yaparak tanı koyabilir.
Solunum Fonksiyon
Testleri Zor bir test midir?
Asla.
Kişinin yapması gereken; bir ağızlık içerisinden bir derin
nefes alıp, aldığı nefesi hızlı ve güçlü bir şekilde
üflemesinden ibarettir. Anında sonuç veren, hasta için
hiçbir zarar veya risk taşımayan, hemen her yerde
uygulanabilir bir işlemdir.
Pefmetre Cihazı Ne İşe Yarar?
Pefmetre
astım teşhisi, astımın ağırlığının tespiti ve tedaviye
cevabın değerlendirilmesi, astım nöbetlerinin şiddetinin
ölçülmesi için kullanılan basit bir cihazdır. Her astımlı
hastanın bir pefmetresi olmalı ve kullanımasını hekiminden
öğrenmelidir. Bu, hipertansiyonu olan hastanın evinde tansiyon
aleti bulundurup kendi tansiyonun kontrol edebilmesi gibi;
astımlı hastanın da kendi hastalığını izleyebilmesine
imkan verir.
Allerjik Deri Testleri Yaptırmalı
mıyım?
Astım
her zaman allerjik bir hastalık değildir. Deri testleri ise
astım tanısında değil, sadece allerjik bir deri cevabının
varlığı durumunda yararlıdır. Astımı olan kişilerin
testleri negatif bulunabildiği gibi, deri testleri pozitif
bulunan kişilerde de astım olmayabilir. Bu nedenle bu testlerin
astım tanısında yeri yoktur. Sadece tedaviye cevap vermeyen,
atakları kontrol altına alınamayan astımlılarda tetik
faktörlerin tespiti açısından gerek duyulduğunda
yapılabilir. Yoksa gereksizdir.
Erken Teşhisin Astım
İçin Bir Önemi Var mı?
Astım her
hastada aynı şiddette değildir. Hafif, orta ve ağır
olabilir. Hastalığın ağır formlarında tedaviye cevap
vermeyen değişiklikler söz konusudur. Geri dönüşü olmayan
bu patolojilerin ortaya çıkmaması için astımın zamanında
teşhis edilip, uygun şekilde tedavi edilmesi önemlidir.
Ayrıca tedavi edilebilir bir hastalıktan dolayı kişilerin
yaşamının sınırlanmaması, verim ve performansının
düşmemesi ve bazen öldürücü olabilen nöbetlere girmemesi
için hastalığın biran önce teşhis edilip tedaviye
başlanması en doğrusudur.
Astım Tedavi
Edilebilir Bir Hastalık mıdır?
Evet. Astım
tedavisi olan, tedaviyle tamamen kontrol altına alınabilen bir
hastalıktır. Astım tedavisi etkin bir tedavidir ve hasta
tedavi ile tamamen normal bir yaşam sürdürebilir.
Tedavi İle Astımdan
Kurtulabilir miyim?
Tedavi ile
astımlıları normal yaşamlarına döndürmek mümkündür.
Özellikle çocuklukta şikayetleri başlayan astımlıların bir
kısmında, hastalık erişkin yaşlarda tamamen
iyileşebilmektedir. Ancak daha sıklıkla, hastalar
hastalıkları ile birlikte yaşamakta; kendilerine önerilen
tedavi ve tavsiyelere uydukları oranda önemli bir yakınmaları
olmamakla birlikte tedaviyi kestiklerinde bir süre sonra daha
hafif olarak yeniden şikayetleri başlamaktadırlar. Nasıl ki
yüksek tansiyonu olan bir hasta tuzsuz diyete uyup,
ilaçlarını aksatmaksızın aldıkça tansiyonu yükselmemekte
ancak, bunlara dikkat etmediğinde tansiyonu nasıl
yükselmekteyse astımlılar için de durum benzerdir.
Astım Tedavim Ne Kadar Sürecek?
Bu soruya
herkes için geçerli bir cevap vermek mümkün değildir.
Tedaviyle hastalık kontrol altına alındıktan sonra tedavi
yavaş yavaş, basamak şeklinde giderek azaltılır ve bazen
tamamen kesilebilir. Kesildikten bir müddet sonra şikayetler
yeniden başlarsa tedaviye tekrar başlanmalıdır. Bazen ise
uzun yıllar, yada devamlı olarak ilaç kullanmak gerekebilir.
Astım Nasıl Tedavi Edilir?
Astım,
hasta hekim ve hasta yakınlarının (anne, baba, eş ve
öğretmen gibi) işbirliği ile tedavi edilebilir. Bu
işbirliği olmaksızın sadece doğru ilaçların reçete
edilmesiyle hastalık tedavi edilemez. Tedavi uzun sürelidir.
Hasta hekimine güven duymalı, tavsiyelerine uymalı,
ilaçlarını usulüne uygun şekilde kullanmalı, düzenli
olarak kontrollerini yaptırmalı, sorunu olduğuna hekimine
kolayca ulaşabilmelidir. Hastanın mutlaka konunun uzmanı bir
hekimin kontrolünde olması gereklidir. Hastalık yok hasta
vardır özdeyişi astım için daha fazla geçerlidir.
Sonuç almak için astımı bildiği kadar hastasını da
tanıyan, mesleğini, ev ve işyeri koşullarını, almakta
olduğu tedaviyi, hastanın geçmişte yaşadıklarını, önceki
tedavileri ve bunlara alınan cevapları, hastanın hangi
ilaçlara hangi dozlarda ne oranda yanıt verdiğini bilen bir
hekimin desteğine ihtiyaç vardır.
Hasta ve
Yakınlarının Tedavideki İşbirliği Nasıl Sağlanır?
Bu hekimin
hastasını eğitmesiyle elde edilebilir. Hasta eğitimi sadece
hastalık hakkında bilgi vermekten ibaret olmayıp, hastanın
hastalığı ile baş edebilmesi için gerekli her türlü bilgi,
beceri ve cesarete sahip kılınması sürecidir. Bu süreç
belirli bir zaman dilimi içinde tamamlanmış olmaz. Aksine
hasta ile hekimin her görüşmesinde ilerleyen, gelişen bir
olaydır.
Astımlı Hasta Hangi
Konularda Eğitilmelidir?
Astım
nasıl bir hastalıktır? Tetik faktörler nelerdir ve bunlardan
nasıl korunulabilir? Kriz anında ne yapması gerekir? Hangi
ilaçları, nasıl, hangi aralıklarla, ne kadar süreyle
kullanması gerekecektir? Ne zaman kontrollere gelecektir? Ne
zaman hekimini aramalıdır? Sprey ilaçları nasıl
kullanacaktır? Pefmetreyi nasıl kullanacaktır? Çalışabilir
mi?, Spor yapabilir mi?, Gebe kalabilir mi? Tüm bu konularda hem
bilgilendirilmeli hem de uygulamalar ile beceri
kazandırılmalıdır. Hastanın hastalığına rağmen normal
bir yaşam sürebileceği, krizleri önleyebileceği ve tedavi
edebileceği, hastalığı dolayısıyla bireysel amaçlarından
vazgeçmemesi gerektiği konularında ise cesaretlendirilmelidir.
Tedavi ile
Şikayetlerimin Geçmesi Yeterli midir?
Her ne kadar
hastalar sadece şikayetlerinden kurtulmayı amaçlarlarsa da
tedaviden amaç bundan ibaret değildir. Yakınmaları giderip
hastayı rahatlatan ancak, hastalığı tedavi etmeyen,
ilerlemesini durdurmayan, hastanın akciğer fonksiyonlarını
normale getirmeyen ve doğal, aktif yaşamına geri döndürmeyen
bir tedavi hastaya fayda değil aksine zarar vermiş olur.
Çünkü yakınmaları giderdiği için hasta kendini iyi olmuş
hisseder ve çare aramayı bırakır, doğru tedaviye başlamak
için zaman kaybetmiş olur.
Astımımı Hangi
İlaçlarla Tedavi Edebilirim?
Bu sorunuza
ancak hekiminiz karar verebilir. Hatta bu sorunuzun doğru
cevabını bulmak için hekiminizin sizi muayene edip bir kaç
kez kontrollerde sonucu gözlemesi gerekebilir. Sizin için en
uygun tedaviyi bulmak zaman alabilir. İlk muayene ve kontrolde
yeterli sonuç alınmayabilir. Bir astımlı hastaya verilen
tedavi sizin için yetersiz, fazla veya zararlı olabilir.
Astımlı Komşumun
veya Kardeşimin İlaçlarını Kullanabilir miyim?
Hayır. Bunu
yapmamalısınız. Çünkü, astım kişiden kişiye
farklılıklar gösterir. Her hastada tetik faktörler, eşlik
eden patolojiler, hastalığın ağırlığı farklıdır.
Bunlara bağlı olarak seçilmesi gereken ilaçlar farklı
olabilir. Kullanılması gereken ilaçlar aynı bile olsa dozlar
değişebilir.
Kaç Türlü Astım
Vardır?
Astımlı
hastalar hafif-gelip geçici, hafif inatçı, orta ve ağır
astım şeklinde dört gruba ayrılır. Her bir grup için
önerilen tedavi ayrıdır. Bunlardan başka hastalarda: mevsim
astması, meslek astması, egzersiz astımı, ilaç astması gibi
nispeten farklı tedavi yaklaşımları gerektiren tablolar söz
konusu olabilir.
Sprey İlaçları
Kullanmak Zorunda mıyım?
Sprey türü
ilaçlar astım tedavisinde tüm dünyada yaygın olarak
kullanılmaktadır. Nefes yoluyla hap, şurup veya enjeksiyon
şeklindeki uygulamalara göre daha az miktarda ilaç kullanarak
daha güçlü etki elde edilebilir ve aynı zamanda ilaçların
istenmeyen yan etkilerinden kaçınmak mümkündür. Çünkü,
sprey şeklinde kullanılan ilaç sadece hastalığın
yerleştiği solunum yollarına ulaşır ve etkisini burada
gösterir iken; ağızdan veya enjeksiyon şeklinde verilen
ilaç, tüm vücuda dağılıp her yerde ve dolayısıyla etkili
olması istenmeyen organlarda da (kalp, böbrek vb) etkileri
görülebilir. Üstelik sprey türü ilaçların etkileri
alındıktan sonra dakikalar içerisinde hemen başlamakta iken;
ağızdan veya enjeksiyonla verilen ilaçların etkilerinin
gözlenmesi için saatler geçmesi gerekir.
Sprey İlaçların
Alışkanlık Yaptığı, Ciğerleri Kuruttuğu Doğrumudur?
Hayır.
Bilakis hemen yukarıda belirtildiği gibi bu ilaçların
istenmeyen yan etkileri, aynı ilaçların ağızdan alınan veya
enjeksiyon şeklindeki formlarına göre çok daha azdır. Çok
daha güvenli ilaçlardır. Bu ilaçların bağımlılık
anlamında alışkanlık yapması söz konusu değildir.
Sprey İlaçlar
Güvenli midirler?
Evet. Tüm
dünyada uzun yıllardır çok yaygın olarak kullanıla gelmiş
ilaçlardır. Bebek, çocuk ve yaşlılar, gebeler, kalp,
karaciğer ve böbrek hastaları gibi ilaçların yan etkilerine
daha duyarlı kişilerde -yan etkileri az olduğu için- bilhassa
tercih edilmesi gereken formlardır.
Nefes Yoluyla Alınan Toz Şeklindeki
İlaçlar ile Sprey İlaçlar Arasında ne Fark Vardır?
Nefes alma
sırasında ilacın solunum yollarına ulaştırılması esasına
dayanan üç türlü İlaç uygulama formu vardır. Bunlar:
ölçülü doz spreyler, kuru toz inhalatörler ve nebülizör
formlarıdır. Her üçü esasta aynı olmasına karşılık,
birbirlerinden bazı küçük farklılıkları da söz konusudur.
Kuru toz inhalatörler sprey ilaçlardan farklı olarak itici gaz
içermezler, ozon tabakasına zararlıtarafları yoktur. İlaç
dışı madde içermediklerinden allerjik ve irritatif yan
etkilere rastlanmaz. Kullanımları daha kolay olup sprey
ilaçları kullanamayanlarda tercih edilirler.
Sprey İlaçları
Kullanmakta Zorluk Çekiyorum, Bunu Nasıl Aşabilirim?
Bu eğitimle
aşılabilir. Hekiminizin size bu ilaçların nasıl
kullanıldığını bizzat anlatması, göstermesi ve size
uygulatarak gözetleyip yanlışlarınızı düzeltmesi
gereklidir. Sprey ilaç öncelikle çalkalanmalı, kapağı
çıkarılıp oturur durumda veya ayakta iken baş bir miktar
geriye doğru kaldırılmalı ve nefes verilip akciğerlerimiz
boşaltıldıktan sonra ağızlık kısmı aşağıda tüp
yukarıda olacak şekilde dudaklar ağızlık kısmının
çevresini boşluk kalmayacak şekilde kavramalı ve tüp
içinden derin, güçlü ve uzun süreli bir nefes alınmaya
başlanmalıdır. Burada önemli olan nefes almaya başlar
başlamaz gecikmeden ilacın serbestleştirilmesidir. Nefes alma
süresinin sonuna doğru veya nefes verme sırasında yada henüz
nefes alınmaya başlamadan önce ilacın serbestleştirilmesi
etkisiz bir kullanım şeklidir. İlacın ağızlıktan
püskürüp boğaz ve ağız duvarına çarpması sırasında
nefes alma eylemi duraklatılmamalıdır. Derin nefes almanın
sonucunda alınan ilaçlı hava içeride bir süre (10 sn)
tutulmalı ve nefes hemen geriye verilmemelidir. Nefesi geriye
verirken ateşe üfler, ıslık çalar gibi veya burundan
zorlayarak vermek etkinliği artırmaktadır. Nefes alma ile
ilacı serbestleştirme arasında zamanlama ve koordinasyon bir
miktar beceri gerektirir. 7 yaşından itibaren çocukların bu
işlemi yapabildiği gözlenmektedir.
Bir Türlü Becerip Sprey İlaçları
Alamıyorum Ne Yapmalıyım?
Nefes alma
ile ilacı serbestleştirme arasında zamanlama ve koordinasyon
gereğini ortadan kaldıran yardımcı spaser cihazlar (hazneler)
geliştirilmiştir. Bunlar hem kullanımı kolaylaştırırlar,
hem ilacın akciğerlere ulaşan etkin dozunu artırırlar, hem
de yan etkileri azaltırlar. Bilhassa yüksek doz sprey türü
ilaç kullanılacaksa bu yardımcı cihazların kullanılması
çok daha yararlıdır. Kuru toz inhalatör ilaç formları da bu
tür sprey ilaçları kullanamayan hastalar için iyi bir
alternatif olabilir.
Nebulizör Nedir?
Nebülizör
sıvı haldeki ilacı buhar haline getirip bir maske veya
ağızlık yardımıyla hastanın normal soluk alıp vermesi
sırasında ilacın solunum yollarına ulaşmasını sağlayan
elektrikli küçük cihazlardır. Bilhassa ağır kriz halinde,
bebek veya küçük çocuk, yaşlı, ajite, bilinci kapalı
hastalarda bile kullanılabilirler. Cihazın çalıştırılıp
maskenin yüze geçirilmesi yeterlidir. Ayrıca ilacı almak
için herhangi bir harekete gerek yoktur.
Şekil
VIII. Nebulizör ile ilaç alımı
Nebülizör veya
Spaserleri Sigorta Emekli Sandığı ve Kurumlar Karşılıyor
mu?
Eğer uzman
hekim hastanın tedavisi için bu cihazların kullanımını
gerekli görüyorsa bir rapor ile hasta, bunları söz konusu
kurumlardan ücretsiz elde edebilir.
Astım Tedavisinde
Kortizonlu İlaçlar Kullanılıyormuş, Bunların Zararı Yok
mu?
Kortizon
korkusu toplumda yaygındır. Kortikosteroidler bugünkü tıpta
en çok kullanılan, çok etkili ve faydalı ilaçlardır. Uygun
endikasyon, doz, zamanlama ve hekim kontrolü altında
kullanıldıklarında istenmeyen yan etkiler pek görülmez.
Özellikle astımlılarda kortizonlu ilaçlar sprey veya toz
halinde solunum yoluyla verildiklerinde bu tür istenmeyen
zararlı etkiler hemen hiç görülmez ve çok güvenlidir.
Kortizonsuz Astım
Tedavisi Mümkün Değil midir?
Astım
havayollarının mikrobik olmayan süreğen iltihabıyla
karakterize bir hastalıktır. Tedavide temel yaklaşım bu
iltihabın baskılanmasıdır. Kortizon bu yönde en etkili
ilaçların başında gelmektedir. Kortizon dışı ilaçların
etkileri ise kortizona kıyasla çok daha zayıftır. Ancak hafif
astımlılarda veya ağır olgularda kortizonla birlikte
kullanılabilirler. Bugünkü tedavi biçimine göre orta ve
ağır astımlıların tedavisinde kortizon kullanılması
mutlaka gereklidir. Aksi taktirde hastalık kontrol altına
alınamaz ve hasta riske atılmış olur. Şunu yine vurgulamak
gerekir ki sprey yada toz formunda verilen kortizon türü
ilaçların korkulacak yan etkileri hemen hiç yoktur.
Ağızdan Alınan Hap
Türü İlaçlarla Astım Tedavi Edilemez mi?
Hafif
astım, efor astması, polen astması gibi çoğu hasta,
ülkemizde de son yıllarda kullanıma giren lökotrien
antagonistleri grubu ilaçlarla (Singulair ve Accolate) tamamen
kontrol edilebilmektedir. Özellikle çocuklarda kullanılabilir
olması nedeniyle Singulair, sprey tipi ilaçları kullanamayan
popülasyonda kullanım avantajı ve hasta uyumunu artırıcı
bir üstünlüğe sahiptir. Ancak orta ve ağır astmalıların
tedavisinde bu ilaçlar tek başlarına yeterli olmazlar, ancak
gerek olduğunda diğer ilaçlarla birlikte kullanılabilirler.
Kortizonlu İğnelerin
Tedavideki Yeri Nedir?
Kenakort,
Diprospan gibi kortizon içeren iğneler veya Prednol,
Deltakortil gibi ilaçlar astımlı hastalar tarafından en çok
suiistimal edilen ilaçlardır. Bunlara bağlı olarak,
şişmanlama, kemik erimesi, hipertansiyon, kalp yetmezliği,
hormon bozuklukları gibi bir çok yan etkiler görülebilmekte,
ayrıca kortizona bağımlılık oluşabilmektedir. Bu tür
ilaçların astımlı hastalarca -kriz sırasında hekim
kontrolünde verilmesi hariç- kullanılmaları doğru değildir.
Astım İlaçlarının
Yan Etkileri Nelerdir?
Günümüzde
astımın doğru tedavisi için hekim kontrolünde kullanılan
ilaçlara bağlı olarak önemli yan etkiler pek görülmez.
Ancak nadir olarak çarpıntı, titreme, kas krampları, seste
boğuklaşma, idrar yapmada güçlük, mide şikayetleri ve
allerjik reaksiyonlar gibi sorunlara rastlanabilir. Sprey tipi
ilaçlar kullanıldıktan sonra bol su ile ağız çalkalanıp
boğaz gargarası yapılarak tükürülmesi önerilir. Kalp
hastalığı, tansiyon yüksekliği, karaciğer hastalığı gibi
başka hastalıklar varsa ve bunlar için de hasta ilaç
kullanıyorsa astım ilaçlarıyla etkileşme olup olmayacağı
yönünden hekimine danışmalıdır.
Aşı Tedavisinin
Astımdaki Yeri Nedir?
Halk
arasında aşı tedavisi olarak bilinen immünoterapi asıl
olarak arı sokmalarına ve yılan zehirlenmesine karşı etkin
bir tedavi biçimidir. Tüm dünyada standart astım tedavisi
protokolleri arasında yer almaz. Çok özel koşullarda standart
tedaviye cevap alınamayan hastalarda denenebilir. Aşı
tedavisi:
Fakat orta ve ağır astımlılarda kullanılmaması gerektiğinden, hafif astımlılarda ise standart tedavi hemen her zaman başarılı olduğundan pratikte astım tedavisinde aşının yeri yoktur.
Aşı Tedavisinin Herhangi Bir Zararı
Var mıdır?
Evet. Bu
tedavi her yerde her hekim tarafından uygulanamaz. Hele
muayenehanelerde asla uygulanmamalıdır. Ancak yukarıda
sıralanan koşullara uyan çok az sayıda hastaya, asıl
tedaviler uygulandıktan sonra, bütün riskler göz önüne
alınarak, uzmanı doktor denetiminde ve acil durumda hastayı
yaşama geri döndürmeye yönelik müdahalenin yapılabileceği
her türlü donanım ve ekipmana sahip, hastanın suni solunum
cihazına bağlanabileceği tam teşekküllü bir hastanede
denenebilir. Çünkü bu tedavi sırasında allerjik reaksiyonlar
ve astım krizi gelişip ölümcül olabilir. Bu nedenle ve
etkinliğinin çok az olması dolayısıyla, insan sağlığına
gereken önemin verildiği gelişmiş Avrupa ülkelerinin bir
çoğunda astımlılara aşı yapılmaz ve bu bir tedavi yöntemi
olarak kabul edilmeyip yasaklanmıştır.
Aşı Tedavisinin
Ülkemizde Bu Kadar Yaygın Olarak Kullanılmasının Sebebi
Nedir?
Standart
astım tedavi protokollerinde yeri olmadığı, gelişmiş Avrupa
ülkelerinin bir çoğunda yasaklandığı, etkinliğinin çok
zayıf olduğu, etki mekanizmasının bile bilinmediği ve
ölümle sonuçlanan ciddi yan etkilerinin varlığına rağmen
ülkemizde ehliyetsiz ellerde, uygunsuz koşullarda, standardize
edilmemiş, üzerinde hiçbir isim, marka, doz vs yazmayan, kimin
tarafından nerede hazırlandığı ve ne içerdiği belli
olmayan solüsyonların aşı adı altında hastalara
uygulanmasının tek nedeni maalesef suiistimale açık
olmasıdır. Yıllarca bir ümit uğruna aşı olmaya devam eden
hastalar vardır.
Bazı Hekimler
Aşının Zararsız Olduğunu ve Her yerde Uygulanabileceğini
Hastalarına Söyledikleri Hatta bu Şekilde Bir Notu Hastaların
Ellerine Yazılı Olarak Verdikleri Görülmektedir. Bu Nasıl
oluyor?
Bu, ancak
hastaya aşı adı altında uygulanan solüsyonun aşı
içermemesi onun yerine kortizon vb bir ilaç karışımı
olmasıyla mümkündür. Gerçek aşı solüsyonları hakkında
böyle güven ve cesaret vermek mümkün değildir.
Astımlıların Krize
Girmesi Normal midir?
Astı Kriz,
astımın kontrol altında olmadığını gösterir. Eğer hasta
tedavi almıyorsa tedavi edilmelidir. Tedavi altında ise almakta
olduğu tedavi yetersiz olabilir. Tedavisi gözden geçirilmeli
yeniden düzenlenmelidir.
Tedavi Edilmekte Olan Astımlı
Hastanın Hiç Şikayeti Olmaz mı?
Uygun
şekilde tedavi edilmekte olan astımlı hastanın da zaman zaman
bilhassa tetik faktörle karşılaştığında yakınmaları
olabilir. Ancak, hastanın şikayetinin olması ile kriz
geçirmesi aynı şey değildir. Şikayetleri devam ediyor, ilk
müdahaleden etkilenmiyor veya kısa süre sonra tekrarlıyorsa
krizden bahsedilebilir.
Astım Krizine
Girmemek İçin Ne Yapmalıyım?
Daha önceki
krizlerinizi başlatan tetik faktörleri biliyorsanız (sigara
dumanı, efor, deterjan dumanı, vernik kokusu, aspirin alımı
vb gibi) onlardan uzak kalmalısınız. Size verilen tedaviyi,
şikayetim yok diyerek kendi başınıza kesmemeli veya
aksatmamalısınız. Grip vb solunumsal enfeksiyonlardan
kendinizi korumalısınız. Her yıl eylül-kasım ayları
arasında bir doz grip aşısı yaptırmanızda yarar var.
Krize Girdiğimde Ne Yapmalıyım.?
Ventolin,
salbulin yada Bricanyl adıyla ülkemizde bulunan sprey veya toz
formundaki ilaçları tüm astımlılar daima yanında
bulundurmalı ve yakınmaları ortaya çıktığında bu
ilaçlardan kullanmalıdırlar. Önerilen: ilk bir saat içinde
20 dk ara ile 2-4 puff bu ilaçlardan solunum yoluyla
alınmasıdır.
Kriz Başladığında
Hekime Ne Zaman Başvurmalıyım?
Eğer
ventolin, salbulin veya bricanyl aldıktan sonra
yakınmalarınız ortadan kalkar ve bir daha tekrarlamaz ise
24-48 saat süreyle her 4-6 saatte bir ventolin veya bricanyl
sprey veya tozu düzenli olarak ikişer puff almaya devam
etmelisiniz. Bu arada doktorunuzu arayıp önceden beri almakta
olduğunuz tedaviye rağmen bir atak geçirdiğinizi anlatıp
tedavide bir değişiklik yapmak gerekip gerekmediğini ona
danışmalısınız. Ancak şikayetleriniz başladıktan sonra
ventolin veya bricanyl'i yukarıda önerilen şekilde
aldığınız halde şikayetleriniz düzelmez ise veya düzelmeyi
takiben kısa süre sonra yine tekrarlarsa hekime veya hastaneye
başvurmalısınız.
Astım Krizinin Ağır
veya Ölümcül Olma Olasılığını Gösteren Kriterler
Nelerdir?
Şikayetlerin
çok şiddetli olması, uzun sürmesi, hastada morarma olması,
nabız sayısının dakikada 120’den fazla olması ve nabzın
düzensizleşmesi, tansiyonun düşmesi (Büyük 90, küçük 60
mmHg’dan düşük ölçülmesi), hastanın nefes darlığı
nedeniyle konuşurken cümleleri tamamlayamayıp kelimeler
arasında soluk alıp vermek zorunda kalması, ancak oturur
vaziyette nefes alıp yatar vaziyete geçtiğinde tıkanması
gibi belirtiler krizin ağır olduğunu gösteriri ve hekim
desteğine gereksinim var demektir.
Damardan Aminokardol Ampul
Yaptırmanın Sakıncası Var mıdır?
Evet.
Hastalar arasında sık görülen bu uygulama maalesef
tehlikelidir. Bu ilaç damardan hızlı olarak verildiğinde
tansiyon düşmesine, kalpte ritim bozukluğuna ve ani ölümlere
yol açabilir. Üstelik astım krizinde ilk tercih edilmesi
gereken yada en etkin olan tedavi biçimi değildir.
Astım Hastasıyım, Spor Yapabilir
miyim?
Evet. Efor
astması, astmalıların çoğunda var olmasına karşılık
düzenli tedavi gören astımlılar spor yapabilirler. Dünya
olimpiyatlarında yarışmış ve derece almış çok sayıda
astımlı vardır. Astım ilaçları doping olarak kabul edilmez
ve spor öncesi, efor öncesi alınabilirler.
Ağır Efor Öncesi
Astımlılara Hangi İlaçları Tavsiye Edersiniz?
Efordan
10-15 dk önce ventolin, bricanyl veya tilade, intal gibi sprey
ilaçları usulüne uygun olarak alınması çoğu zaman bir
sorun ortaya çıkmaması için yeterlidir.
Astımlılar İçin
Özellikle Tavsiye Edilen Bir Spor Türü Var mıdır?
Yüzme
sporunun astımlılar tarafından çok daha iyi tolere edildiği
bildirilmektedir.
Astımlıyım, Gebe
Kalabilir miyim?
Astımlılar
düzenli tedavi ile normal yaşamlarını sürdürebilirler.
Hiçbir anormallik yaşanmadan evlenebilir, gebe kalabilir ve
doğum yapabilirler. Doğacak çocuklarda astım görülmesi
normal popülasyona göre biraz daha fazla ise de bu fark çok
aşırı değildir. Üstelik bazı tedbirlerle ve çevresel
şartların kontrolüyle bu önlenebilir.
Gebelik Sırasında
Astım İlacı Kullanabilir miyim?
Gebelik
sırasında astımlıların yaklaşık 1/3’ünün
yakınmalarında azalma, 1/3’ünün yakınmalarında artma
olurken 1/3’ünde ise bir değişme olmaz. Astım tedavisinde
kullanılan ilaçların çoğu gebelikte kullanılabilir. Gerek
anne ve gerekse doğacak bebek için bir zararlı etkileri
yoktur. Diğer bazılarının ise vardır. Gebelik
planlandığında hekiminizle görüşerek tedavinizi buna göre
yeniden düzenletebilirsiniz.
Nasıl Korunabilirim?
Tetik
faktörlerden kaçınılmalıdır. Bunlar kişiden kişiye
değişir. Örneğin bir ilaç veya gıda ise
kullanılmamalıdır. İşyerinde karşılaşılan bir madde ise
iş değişikliği gerekebilir veya işyerindeki madde
yoğunluğunu azaltacak önlemler (havalandırma, vakumlu
aspirasyon, maske kullanılması) alınabilir. Polen astmasında
kıra, ağaçlık alanlara girmekten kaçınılmalıdır. Ev
tozundaki allerjenleri azaltacak önlemler alınmalıdır. En az
haftada bir evde dip bucak vakumlu cihazlarla toz alınması,
temizlik yaparken toz kaldırılmamasına dikkat edilmesi, halı
yerine vinleks türü suni döşemelerin kullanılması, allerjen
barındırmayan çarşaf ve kılıfların kullanılması
önerilen tedbirlerdir. Kedi, köpek, kuş gibi hayvanların ev
içinde barındırılmaması, yünlü, tüylü oyuncakların
yasaklanması, yün battaniye, yorgan, hırka, kazak yerine
sentetik dokuma ve kumaşların kullanılması doğru olur. Evde
yaşayan hamamböceği, kalorifer böceği gibi haşerelerle
mücadele edilmesi, parfüm, buharlaşıp koku yayan deterjan ve
temizlik malzemelerinin kullanılmaması, boya vernik
kokularından kaçınılması, gerekmektedir. Evde işyerinde
sigara içilmemesi, ocak, soba gibi duman yayan yerlerde
aspiratör ve baca sistemlerinin fonksiyonel tutulması ile ev
içi havanın kirletilmemesi gerekmektedir. Kimyasal katkılar
içeren hazır gıdalardan, şekerleme, çukurlata vb çocuklara
yönelik gıdalardan kaçınılması gerekir. Görüldüğü gibi
bütün bunlar çok zor ve kişinin yaşamını çok sınırlayan
tedbirlerdir. Ancak bunların herkes için gerektiği
söylenemez. Kişinin duyarlı olduğu allerjenler saptamışsa
sadece bunlardan kaçınmak yeterli olur.
Aspirin Kullanmakta
Sakınca Var mı?
Evet.
Astımlıların bir kısmında aspirin vb bazı romatizma
ilaçları ve ağrı kesicilere karşı duyarlılık vardır. Bu
ilaçların alınmasını takiben şiddetli krizler
başlayabilir. Astımda kullanılabilir olanlarının tercih
edilmesi gerekmektedir.
PEFMETRE Kullanımı:
Cihazın
cinsine göre kapak açılarak kullanılır hale getirilir.
Hareketli ibre en aşağı pozisyona alınır. Derin bir nefes
aldıktan sonra hava kaçırmadan cihazın ağızlık kısmı
dudaklarla sıkıca kavranır. Hasta tüm gücü ile derin ve
hızlı olarak nefesini ağzından üfler. Takiben ibrenin
gösterdiği değer okunur. Bu ölçüm üç kez tekrarlanır ve
en yüksek olan değer çizelgeye kaydedilir.
Sprey İlaçların
Kullanımı
İlacın
kapağı çıkarılır ve birkaç kez sallanır. Oturur veya
ayakta iken ilaç dik pozisyonda tutulur ve derin bir nefes
verildikten sonra, ağızlığı iki dudak arasına alınır.
Yavaşça nefes alırken eşzamanlı olarak ilaç püskürtülür
ve bu şekilde maksimum nefes alıncaya kadar devam edilir. Nefes
yaklaşık 10 saniye kadar tutulduktan sonra burundan yavaş bir
şekilde nefes verilerek akciğerlerdeki hava boşaltılır.
İkinci doz 30 saniye kadar bir zaman sonra tekrarlanır.
Hazne - Aerochamber
Kullanımı
Sprey ilaç
birkaç kez sallandıktan sonra kapağı çıkarılır ve hazneye
takılır. Haznenin ağızlığı iki dudak arasına alınır ve
sprey ilaç bir puf hazne içine püskürtüldükten sonra yavaş
ve derin bir nefes alınarak ilaç içe çekilir. Yaklaşık 10
saniye kadar nefes tutulup, burundan yavaşça nefes verilir.
Sprey ilaç püskürtülmeden nefes alıp verme manevrası iki
kez daha aynen tekrar edilir. İkinci puf için 30 saniye kadar
beklenir ve bu süre içinde hazne ağızdan uzaklaştırılır.
Hazne haftada bir kez sabun ve su ile yıkanmalıdır. Acil
durumlarda hazne içine 8-10 puf ilaç püskürtülüp alınırsa
nebülizör cihazına eşdeğer ilaç alınmış olur.
Turbohaler Kullanımı
Alet
ağızlık yukarı gelecek şekilde dik tutulur ve kapağı
çıkarılır. Alttaki kısım ileri geri döndürülür ve çıt
sesi duyulur. Derin bir nefes verildikten sonra ağızlık iki
dudak arasına alınarak, ağızdan olabildiğince hızlı ve
derin bir nefes alınır. Cihaz ağızdan uzaklaştırılır ve
10 saniye kadar nefes tutulduktan sonra yavaşça dışarıya
üflenir.
Diskus Kullanımı
Cihazın
ağızlığı üzerindeki kapak döndürülerek açılır.
Cihazın mandalı klik sesi duyuluncaya kadar itilir. Dışarıya
derin bir nefes verdikten sonra ağızlık dudaklar arasına
alınır ve ağızdan derin ve sürekli bir nefes alınır. Nefes
10 saniye tutulduktan sonra yavaşça dışarıya üflenir.
Aerolyzer Kullanımı
Cihaz dik
tutulur ve ağızlık kendi ekseni etrafında döndürülerek
ilaç haznesi açılır. Temiz ve kuru bir elle tutularak
hazırlanan kapsül ilaç haznesine konur. Ardından geri bir
döndürme hareketi ile ağızlık yerine oturtulur. Cihazın her
iki yanında bulunan mandal baş ve işaret parmakları arasında
sıkıştırılarak kapsül delinir. Derin bir nefes verildikten
sonra ağızlık iki dudak arasına alınarak hızlı ve derin
bir nefes alınır. 10 saniye nefes tutulup, yavaşça
dışarıya üflenir.
Anasayfa-
Kadın sağlığı - Cinsellik
- Üroloji - Estetik ve Güzellik - Cilt
sağlığı- Ruh sağlığı - Kbb
Göz sağlığı -Diet ve Egzersiz - İlkyardım - Kalp sağlığı-Sinir sağlığı-Genel sağlık-Çocuk sağlığı-Bitki sağlığı-Fizik tedavi-Sevgi
Copyright
1998-2001 www.hastarehberi.Com - Tüm hakları saklıdır.
Karadeniz Teknik Üniversitesi
Tıp
Fakültesi
GÖĞÜS
HASTALIKLARI ANABİLİM DALI