
- Spina bifidalı
çocukların önemli bir kısmında kalçalarda fleksiyon
deformitesi ve kalça çıkığı gelişir. İleri fleksiyon
deformitesinin neden olduğu ve giderek rijidleşen lomber
hiperlordoz hastanın ayakta durmasını ve yürümesini çok
zorlaştırabilir. Kalça çıkığı yürüyemeyen hastalarda
önemli bir sorun yaratmaz, yürüyebilen çocuklarda ise
mobilizasyon kapasitesini nadiren etkiler.
Kalça Çıkığı:
Kalça çıkığı
sıklığı spina bifida seviyesine göre değişir:
1. Sakral tutulumlu
çocuklarda çıkık çok nadir
2. L 5 tutulumlularda %
20
3. L 4 tutulumlularda %
35.
4. L3 ve daha yüksek
seviyeli spina bifida hastalarında % 70 lere kadar yükselir.
-- Kalça çıkığı
önceleri hastanın mobilizasyonu için önemli bir engel
sayılarak hemen her hastada cerrahi tedaviye gidilmekte idi.
Günümüzde gerek tedavi sonuçlarının yetersizliği ve yan
etkileri, gerekse çıkıkları tedavi edilmeyen çocukların
mobilizasyon potansiyellerinin tatminkar olduğunun saptanması
nedenleri ile tedavi endikasyonları çok daraltılmıştır.
-- Kalça çıkığının
gelişim mekanizması konusundaki araştırmalar da sürmektedir:
Önceleri diğer paralitik hastalıklarda olduğu gibi spina
bifida hastalarında da kalça çıkığı gelişmesinin nedeni
olarak eklem çevresindeki kasların dengesizliği
suçlanmıştır.
-- Ancak spina bifidalı
hasta gruplarının uzun yıllar izlenmesi sonucunda kas
dengesizliği belirgin olan hastalarda çıkık gelişme
sıklığının beklendiği kadar yüksek olmadığı, ayrıca
kas dengesizliği olmayan çocuklarda da sıkça çıkık
geliştiği gözlenmiştir.
-- Sonuç olarak kalça
çıkıklı çocuklarda yürüme sorunları yalnızca kalçanın
çıkık olmasından kaynaklanmaz, aşağıdaki etkenlerin tümü
yürümeyi bozar:
1. Kalça çevresindeki
kasların güçsüzlüğü
2. Kas güçlerinin
dengesizliği
3. Alt ekstremite
kaslarının çoğunluğunun flask veya spastik paralizileri
4. Ayak deformiteleri
5. Diz deformiteleri
6. Omurga deformiteleri
7. Doğal yürüme
karakteristiklerinin gelişememiş olması
-- Kalça çıkığı
genellikle hasta ailesi ve hekimlerin gözünde çok önemli
gözükür. Ancak cerrahi tedavi alt ekstremitedeki ciddi
sorunlara çözüm getirmediğinden hastanın mobilizasyon
kapasitesinde beklenen düzelme sağlanamaz. Hatta kalça
çıkığı cerrahisi uygulanan hastaların yarıya yakınında
nüks görülmesi, nüks gelişmeyen hastaların önemli bir
kısmında da kalça fonksiyonlarında ve mobilitede cerrahi
uygulanmayanlara göre belirgin gerileme oluşması
endikasyonların ciddi şekilde gözden geçirilmesine neden
olmuştur.
Tek Taraflı Kalça
Çıkığı:
-- Tek taraflı
çıkıklarda en önemli sorun bacak uzunluk farkına bağlı
aksamadır. Bazı çocuklarda bu fark belirgin sorun yaratmaz ve
küçük bir topuk takviyesi ile giderilebilirken bazı
çocuklarda ciddi aksamalar ve pelvik oblikite gelişebilir.
Yürüme potansiyeli olan ve topuk takviyesi ile aksaması
azaltılamayan çocuklarda çıkığın cerrahi tedavisi
önerilebilir ancak yürüme potansiyeli kısıtlı olanlarda
hastaya ne kazandıracağı belli olmayan büyük cerrahi
girişimlerden kaçınılmalıdır. Birçok hastada bir süre
sonra ikinci kalçanın da spontan disloke olması ile bacak
uzunluk farkı sorunu kendiliğinden çözülür. Gerekmedikçe
erken cerrahi müdahele yapılmamalıdır.
Çift Taraflı Kalça
Çıkığı:
Çift taraflı çıkıklı çocukların uzun vadeli takiplerinde cerrahi tedavinin başarı oranı düşüktür, nüks sıktır. Ameliyatla sağlanan redüksiyonun korunduğu vakalarda da fonksiyonel sonuçların çift taraflı çıkıkla takip edilen hastalardan daha üstün olmadığı gözlenmiştir. Yürüme potansiyeli olan ve olmayan tüm çift taraflı kalça çıkıklı olgularda cerrahi girişim endikasyonu olmadığı konusunda görüş birliği oluşmuştur.
Kalça Çıkığında Redüksiyon Endikasyonları
| Tek taraflı çıkık | Çift taraflı çıkık | |
| Yürüme Potansiyeli Kısıtlı | Genellikle redükte edilmez | Redükte edilmez |
| Yürüme Potansiyeli İyi | Redükte edilmeli | Genellikle redükte edilmez |
Kalça Çıkığı
Stabilizasyonunda Cerrahi Teknikler:
Bebeklikte kalça
çıkığı saptanan spina bifida olgularında abdüksiyon
cihazı uygulanması endikasyonu yoktur. Hasta diğer sorunları
ve yürüme potansiyeli yönünden takip ve tedavi edilerek 3-4
yaş civarında kalça çıkığı yönünden gerekirse tedaviye
alınır.
Sharrard ve Mustard
tarafından geliştirilmiş kompleks tendon transferleri ve
bunların benzerlerinin spina bifida olgularında
uygulanmasının uzun dönem takipleri tatminkar sonuçlar
vermemiştir ve halen uygulanması önerilmemektedir.
Küçük çocuklarda
kalça çıkığının redüksiyonu ve stabilizasyonu endikasyonu
konduğunda aşağıdaki cerrahi işlemler gerektiği şekilde
kombine edilmelidir:
1. Açık Redüksiyon:
-- Smith Petersen
yaklaşımı ile kalça ekleminin açılması ve stabilize edici
yumuşak doku girişimlerinin uygulanması.
2. Psoas Resesyonu veya
İliopsoas Tenotomisi:
-- Sabit fleksiyon
deformitesi oluşmamışsa yalnızca psoas kası gevşetilmeli,
sabit deformitelerde tüm tendon kesilmelidir.
3.- Anterior Kalça
Gevşetmesi:
-- Sabit kalça fleksiyon
deformitesi olan hastalarda uygulanması gereken bu girişimde
kalça anteriorundaki femoral arter, ven, sinir ve cild
haricindeki tüm yumuşak dokular ( rectus femoris, psoas, tensor
fasya lata, eklem kapsülü ) kesilerek serbestleştirilir.
4.- Pemberton veya Chiari
Osteotomisi:
-- Kalça stabilitesini
arttıran birçok periasetabüler kemik girişimi arasında erken
stabilite ve farklı yönlerdeki defekti örtme kapasitesi
nedenleri ile tercih edilmelidir.
-- Yukarıda sayılan
girişimlerin kombinasyonuna rağmen yeterli stabilite
sağlanayan hastalarda eklenmesi gereklidir.
Bu girişimlerden
sonra kalça 0 derece ekstansiyon, 30 derece abdüksiyonda
pelvipedal alçı uygulanmalı, 6 – 10 hafta alçı tesbitinden
sonra çocuk patolojik kırık riski göz önünde tutularak
dikkatle mobilize edilmelidir.
Kalça Fleksiyon
Deformitesi:
Spina bifidalı
çocukların kalçalarındaki en önemli sorundur. Üst lomber
lezyonlu çocuklarda kalça fleksör ve addüktörleri güçlü
– ekstansörler çok zayıftır. Faal kaslar motor becerilere
katkıda bulunmakla birlikte kalça fleksiyon kontraktürüne
neden olurlar. Alt lomber lezyonlarda kalçada abdüksiyon gücü
kısmen mevcuttur, kalça daha stabil olduğu için çıkık ve
fleksiyon kontraktürü riski daha azdır. Bebekler ve küçük
çocuklarda kontraktür gelişimini önlemek postüre dikkat
edilmeli, manüel eklem hareket açıklığı egzersizlerine
başlanmalı ve düzenli olarak yıllarca sürdürülmelidir.
-- Yüksek dereceli
kalça fleksiyon deformiteleri sekonder lomber hiperlordoza yol
açarak oturma ve ayakta durma dengelerini bozar, yürümeyi
güçleştirir veya engeller. Hiperlordozlu çocuk ayakta
durabilmek için gövdeyi hiperekstansiyona getirmek zorunda
kalır. Bu çocuklarda ortezin göğüs kısmına bir ped
konulursa kalçadaki fleksiyon kontraktürünün artması ve
aşırı lomber lordoz gelişimi önlenebilir. Lordozun
azaltılmasının ileri yaşlarda belağrısını
önleyebileceği düşünülmektedir. Reciprocating Gait Orthesis
( RGO ) 30 dereceye kadar olan kalça fleksiyon deformitelerinde
kullanılabilmesine rağmen çocuğun erişkinlik dönemine kadar
yürüyebilmesi için fleksiyon kontraktürünün engellenmesi,
oluşmuşsa giderilmesi gereklidir.
-- Kalça çıkığının
cerrahi tedavisinde bahsedildiği gibi spina bifida hastalarında
kalça çevresi tendon transferlerinin adele dengesizliğini
düzeltme potansiyelleri kısıtlıdır. Bu nedenle fleksiyon
deformitesini tedavi amacı ile bu girişimler
kullanılmamalıdır.
-- Küçük yaştaki
hastalarda ve deformitenin aşırı olmadığı olgularda
yukarıda belirtilen teknikle ‘Anterior Kalça Gevşetmesi ‘
uygulanmalı, büyük çocuklarda ve aşırı deformitelerde
intertrokanterik düzeltici osteotomiler yapılmalı ve AO
tekniği ile internal fiksasyon tercih edilmelidir. Her iki
girişimden sonra kalça ekstansiyonun korunması, çocuğun
yüzüstü yatırılması ve erken mobilizasyonu fonksiyonel
prognoz açısından önemlidir.
-- Torakolomber tutulumlu
bebeklerin önemli bir kısmında kalçalar yerçekimi etkisiyle
abdüksiyon + eksternal rotasyonda dururlar. Tensor fasya lata
kası kısalarak bu sorunu ciddileştirir.
-- Torakolomber tutulumlu
çocuklarda kalçalarda seyrek olarak addüksiyon deformitesi
gözlenmektedir. Bu deformite perine hijyenini ve oturma
dengesini bozabilir, pelvik oblikite ve dekübit yaraları
oluşumuna yol açabilir. Tedavisi için psoas ve addüktor
kasların tenotomisi uygulanmalıdır.
-- Diz eklemine etkiyen
addüktör kuvvetler bileşik valgus deformitesine de yol
açabilirler. Ayrıca asimetrik tutulumlu olgularda bir kalçada
diğer kalçada abdüksiyon kontraktürleri oluşabilir, buna
rüzgar etkisi denir (wind drift). Bu bileşik deformite oturma
ve yürüme dengesini bozar. Erken görülen olgularda atelleme,
geç olgularda yumuşak doku gevşetmeleri veya osteotomiler
uygulanır.
Torakolomber Tutulumlu
Hastalarda Kalça Sorunlarının Tedavisi:
-- Yüksek tutulumlu ve
yetersiz kuadriseps gücü olan olguların uzun dönem yürüme
potansiyeli olmadığı hatırlanmalı ve çocuk yıpratıcı
cerrahi girişimlerden uzak tutulmalıdır.
-- Takip ve tedavinin
amacı ileride tekerlekli sandalye ile mobilize olacak olan
çocuğu etkileyecek deformitelerin ( aşırı fleksiyon
deformitesine bağlı hiperlordoz, tek taraflı çıkığa
bağlı pelvik oblikite) oluşumunu engellemektir. Çift taraflı
kalça çıkığı ve aşırı olmayan fleksiyon deformiteleri
ihmal edilebilir.
Alt Lomber ve Sakral
Tutulumlu Hastalarda Kalça Sorunlarının Tedavisi:
-- Genellikle yeterli
kuadriseps gücüne ve yürüme potansiyeline sahip olan bu hasta
grubunda amaç kalçada fleksiyon deformitesi oluşmasını
engellemeye çalışmak, sabit deformite varsa gecikmeden cerrahi
yöntemlerle hastayı rahat yürür hale getirmektir.
-- Kalça çıkığı tek taraflı olarak kalmakta ise redüksiyon ve stabilizasyon işlemleri uygulanabilir ancak çift taraflı çıkıklarda cerrahi girişimlerden kaçınılmalıdır. Takip ve tedavinin ana amacı kısa ortezlerle uzun dönem yürüme sağlanmasıdır
Anasayfa-
Kadın sağlığı - Cinsellik
- Üroloji - Estetik ve Güzellik - Cilt
sağlığı- Ruh sağlığı - Kbb
Göz sağlığı -Diet ve Egzersiz - İlkyardım - Kalp sağlığı-Sinir sağlığı-Genel sağlık-Çocuk sağlığı-Bitki sağlığı-Fizik tedavi-Sevgi
Copyright
1998-2001 www.hastarehberi.Com - Tüm hakları saklıdır.