Genetik kopyalamanın sakıncaları

Genetik kopyalamanın sakıncaları

Genetik kopyalamanın sakıncaları

genetik-kopyalama

 

Bilim adamları, genetik kopyalamanın
insanda bugünkü araştırmaların sonuçlarının tersi kanıtlanmadıkça hiçbir zaman denenmemesi gerektiği uyarısında bulunurken, ''bunun sonucu bir frankeştayn yaratmak olabilir'' dediler.

İki ayrı bilimsel araştırma kurumuna bağlı ABD'li bilim adamlarının yaptıkları araştırmalar sonucunda, sağlıklı ve normal görünümlü kopyalanmış hayvanların bile gizli kalmış genetik kusurları bulunduğunun ortaya çıkarıldığı açıklandı.

Bunun da kopyalanan canlının yaşam süresini ve kalitesini düşürdüğüne dikkati çeken bilim adamları, ''bu nedenle insan kopyalanmasının tehlikeli olduğunu belirtiyoruz'' dediler.

Kendilerini bu sonuca götüren araştırmanın aslında klonlanmış hayvanların neden erken öldükleri üzerinde başladığını belirten bilim
adamları, bu araştırma sırasında söz konusu hayvanların ayrıca bazı biçimsel bozukluklar geliştirdiklerini farkettiklerine dikkati
çekiyorlar.

Bilim adamları, bu bozulmaların nedeninin de kopyalamanın son derece önemli gelişmeleri sağlayan genler üzerinde ya devreden
çıkarıcı ya da gereksiz bir noktada devreye sokucu kimyasal etkiler yaratması olduğunu düşünüyor.

Bu genlerin değişimlerini normal laboratuvar fareleri ve kopyalanmış farelerde ayrı ayrı incelediklerini belirten bilim adamları, kopyalamanın hayvanların plesenta, böbrek, kalp ve akciğerlerindeki genlerin işlevini değiştirdiğini gördüklerini kaydediyorlar.

Açıklamayı değerlendiren dünyanın ilk kopyalanmış canlısı Dolly adlı koyunun yaratıcısı Prof. Ian Wilmut da araştırmanın ''insan kopyalanması'' konusundaki yasağın en azından daha ileri araştırmalar yapılmasına kadar ertelenmesi gerektiğini bir kez daha kanıtladığını
belirtti.

Wilmut, ''kim, sonuçlarının ne olacağıpyalamayı göze alabilir. Bu dünyanın en büyük sorumsuzluğu olur, bir frankeştayn da yaratabilirsiniz'' dedi. Wilmut, araştırmanın bir bebek kopyalamaya hazırlandığını açıklayan İtalyan doktor Sevorino Antinoriu'ye de verilmiş güzel bir yanıt olduğunu ifade etti.
Author Avatar

About Author

1976 Estel doğumluyum. 1994 yılında orta öğretimimi Kadıköy Anadolu Lisesi’ nde,Tıp eğitimimi 2002 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’ nde tamamladım. 2002 yılında Tıpta Uzmanlık(TUS) sınavını Türkiye derecesi ile kazanıp ,İstanbul Beyoğlu Göz Araştırma Hastanesi’ nde Prof.Dr.Ömer Faruk YILMAZ ve Prof.Dr.Ziya Kapran’ın asistanı olarak ihtisasımı tamamladım.2008 yılında uzman doktor oldum, aynı yıl Kızıltepe Devlet Hastanesinde mecburi hizmeti yaptım. çeşitli özel hastanelerde uzman doktor ve başhekim pozisyonlarında çalıştım.Halen okuloplasti,şaşılık, refraktif cerrahi , ön segment (katarakt-keratoplasti) alanlarında cerrahi önplanda çalışmaları sürdürüyorum. 1998 yılında Türkiyenin ilk ücretsiz sağlık hizmeti sunan vede ilk sağlık sitesi olan hastarehberi.com u kurdum . 2002 senesinde sağlık turizmi alanında Türkiyede ilk defa grup halinde excimer lazerle göz ameliyatları için avrupadan hastaların getirilmesini ülkemize kazandırdım . Dünyada ilk defa uygulanan acufocus yöntemiyle yakın görme ameliyatlarının ve göz içine implantla yerleştirilen göz tansiyonu implantlarını ülkemize kazandırdım ve dünyada ilk defa Amerikalılarla birlikte uygulanmasını sağladım. Yuzbinlerce sağlık sorusunu karşılıksız cevaplandırdım.İngilizce ve Almanca yabancı dillerim vardır.Evliyim.

Yorum Ekle