Kadında Kanser Taraması

Kadında Kanser Taraması

Kadında Kanser Taraması

KANSER TARAMASI


kadında kanser

 


Kadınlık organlarının kanserleri tüm kadın kanserleri içerisinde en çok ölüme neden olan hastalıklardır. Düzenli istatistik verilerine sahip olması nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri ele alındığında 1995 ‘de 15.800 rahim ağzı kanseri, 4800 bu kanser nedeniyle ölüm, 600.000 anormal pap test, 50.000 yeni kanser öncüsü hastalık tespit edildiği bildirilmektedir. Yine aynı ülkenin verilerine göre rahim ağzı (serviks) kanseri nedeniyle yılda 4 milyar $ harcandığı hesaplanmaktadır. Bu rakamlardan da görüldüğü gibi kanseri ortaya çıkmadan önce tespit etmek daha insancıl, daha ekonomik ve daha başarılıdır.

Çeşitli ülkelerdeki araştırmalar sonucu kadın kanserlerinin ortaya çıkmadan tespit edilmesinin mümkün olduğu vurgulanmaktadır. Aslında bu araştırmaların tarihi 1886’da Sir John Williams’ın yaptığı çalışmalara dayanmaktadır .Olumlu gelişmeler kanser öncüsü lezyonların tanımlanması ve tanı yöntemlerinin geliştirilmesinden sonra görülmüştür.1924 yılında Hinsellman Kolposkop’u kullanıma sunmuş 1928’de Babes ve George Papanicolaou rahim ağzı sürüntüsü alınarak henüz kanser gelişmeden (ortalama 10-15 yıl) önce kansere dönüşme potansiyeli olan öncü hastalıkların tanınabileceğini göstermişlerdir. Böylece ortaya konan sitolojik tarama yöntemi Papanicolaou’nun kendi adıyla Pap Test olarak tüm dünyada büyük kabul görüp yaygınlaşmıştır. Yöntem her ülkede devlet politikalarına da bağlı olarak temel tarama testi olmuştur. Amerika Birleşik Devletleri’nde 1970 yılından itibaren 20 yılda rahim ağzı kanserinden ölüm oranının %90 azalması Pap test taramalarına bağlanmaktadır. Kanser öncüsü hastalıklar en çok 25-35 yaşlarında görülmektedir. Ancak tarama testi tüm kadınlara uygulanan bir yöntemdir. Taramada anormal hücreler tespit edilmesi kesin olarak hastalık varlığını göstermez .Bu durumda hastalığın kesin tanısını koymak için biyopsi alarak dokunun patolojik incelemesi yapılmalıdır. Biyopsi almak(doku parçası almak) için anormal hücrelerin tam olarak nereden döküldüğünün tespiti gerekir. En doğru yerden (doku almak) biopsi için dış genital (kadınlık cinsel) organların mikroskopla büyütülerek gözle muayenesi genel kabul gören yöntemdir. Kolposkopi denilen bu işlem özel bir eğitim ve alet gerektirmesi dışında ağrısız, kolay, çabuk sonuç alınan, güvenilir bir uygulamadır. Bugün için tüm dünyada kesin tanı koymak için kolposkopik muayene ve kolposkop yardımıyla biyopsi almak altın standart olarak kabul edilmektedir. Pap test ve kolposkopik biopsi ile %99,5 oranında doğru tanı koymak mümkündür.

Kanser taramasında asıl olan kanseri olmadan, kanser öncesi hastalıklar döneminde yakalayarak gerekli takip veya tedaviyi yapmaktır. Burada erken teşhis tanımı doğru değildir. Çünkü amaç kanseri değil kanserin öncülerini tespit etmektir. Ancak kanseri erken aşamada yakalamak da ikinci bir kazanç olabilir ve bu programla mümkündür.

Bugün artık dünyada sitolojik tarama tartışılmamaktadır. Tartışılan kimlere, ne zaman, ne sıklıkla ,kaç yaşına kadar ve hangi sitolojik (Pap test, thin prep vb) yöntemle tarama yapılacağıdır. Ülkemizin bu tartışmalarda konuyu bilimsel platformlardan toplumsal platformlara taşıyamamak gibi ciddi bir eğitimsel, sosyo-ekonomik sorunu vardır. Pek çok kadın standart tarama, risk grubunda tarama, tarama şekilleri hakkında bilgi sahibi değildir. Böylece ortaya çıkan karmaşada kadın doğum uzmanının sorumluluğu, hastanın ve sigorta sisteminin yükümlülükleri belirlenememiştir. Gelişmiş ülkelerde pap test yaptırmak doktor için bir zorunluluk olarak görülmekte, sigorta şirketleri de bunu özendirmektedir. Dünyadaki uygulamalardan yola çıkarak aşağıdaki protokolü uygulamak akılcı olabilir, bizim klinik deneyim ve uygulamalarımız da bu yöndedir. Tarama protokolünden önce rahim ağzı kanseri açısından risk gruplarını belirlemek gerekmektedir.











Düşük Risk Grubu Yüksek Risk Grubu


  • Sigara içmemek

  • Bekar veya tek eşli yaşamak

  • 20 yaştan önce cinsel ilişki olmaması




  • 20 yaştan önce cinsel ilişkiye başlama

  • Çok eşlilik

  • Erkeğin çok eşli olması

  • Sigara

  • Siğil Virusu(Human Papilloma Virus,HPV) Enfeksiyonu varlığı



Pap Test ile tarama sıklığı


Taramaya ilk cinsel ilişkiden sonra başlanır. Kaç yaşına kadar tarama yapılması konusunda fikir birliği yoksa da en az 65 yaşına kadar düzenli pap test yapılması genel olarak kabul edilen bir kuraldır. Ancak 65 yaşından sonra da taramalara devam edildiğinde kansere yakalansa da hastanın yaşama şansının %63 arttığı ve tarama için yaş sınırı konulmasının yanlış olduğunu vurgulayan yayınlar da vardır. Sonuç olarak

  • Yüksek Risk Grubunda;

    • İlk Pap Test normal ise yılda 1 kez



  • Düşük Risk Grubunda;

    • 3 yıl üst üste Pap Test normal ise 3 yılda 1



  • Kanser dışı nedenlerle rahim alındıktan sonra 3 yılda 1

  • Kanser veya kanser öncüsü nedenlerle tedaviyi takiben,

    • İlk 2 yıl 3 ayda 1

    • Sonraki 3 yıl 6 ayda 1

    • Ömür boyu yılda 1




Pap test yapılmalıdır.

Bu gün için en güvenilir ve kolay tarama yapılabilen kadın kanseri serviks (rahim ağzı) kanseridir. Ancak diğer kadın kanserlerinin olmadan önce tanınabilmesi için pek çok araştırma yapılmaktadır. Bunlardan endometrium (rahim içi) kanseri için vajinal ultrason ile kalınlık ölçümleri umut vermektedir. Özellikle menapoza girmiş kadınlarda rahim içi dokunun kalınlığı artmış olarak bulunursa körleme küretaj veya endoskopi (histeroskopik) ile doku örneği alınarak (biopsi) kanser öncüsü hastalıklar veya erken dönemde kanser yakalamak mümkündür. Over (yumurtalık) kanserleri en sinsi seyreden, geç tanı konabilen ve en çok öldüren kanserler olmaları itibarıyla bu konuda da araştırmalar hızla sürmektedir. Vajinal ultrason, doppler ve yumurtalık kanserli hastaların kanında artan bazı kanser belirteçleri ölçülerek yapılan çalışmalar pek yüz güldürücü olmamıştır. Ancak yumurtalık kanseri riski yüksek olan hasta grubunda bu yöntemler kullanılabilir.

Bu açıdan yumurtalık ve rahim içi (endometrium) kanserleri için de risk grupları veya hastalığın sıklıkla görüldüğü durumlar tanımlanmıştır. Bunlar;

Yumurtalık (Over) kanserinin;

  • Çocuk doğurmamış ve emzirmemiş kadınlarda

  • 1.derece yakınlarında yumurtalık kanseri olanlarda

  • Kısırlık tedavisi için yumurtlama ilaçlarını uzun süre kullananlarda

  • Bazı diğer kanserlerle birlikte daha sık görülebileceği bildirilmektedir.


Endometrium(rahim içi) kanserinin ise;

  • Aşırı kilolu ve tansiyonu yüksek (ideal ağırlığın %30’undan fazla)

  • Şeker hastalığı olan

  • Çocuk doğurmamış ve emzirmemiş

  • Polikistik Over (Yumurtalığın çok sayıda kistlerle karakterize)


hastalığı olan kadınlarda daha sık görüldüğü bildirilmektedir.

 

KANSER TARAMASI


Kadınlık organlarının kanserleri tüm kadın kanserleri içerisinde en çok ölüme neden olan hastalıklardır. Düzenli istatistik verilerine sahip olması nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri ele alındığında 1995 ‘de 15.800 rahim ağzı kanseri, 4800 bu kanser nedeniyle ölüm, 600.000 anormal pap test, 50.000 yeni kanser öncüsü hastalık tespit edildiği bildirilmektedir. Yine aynı ülkenin verilerine göre rahim ağzı (serviks) kanseri nedeniyle yılda 4 milyar $ harcandığı hesaplanmaktadır. Bu rakamlardan da görüldüğü gibi kanseri ortaya çıkmadan önce tespit etmek daha insancıl, daha ekonomik ve daha başarılıdır.

Çeşitli ülkelerdeki araştırmalar sonucu kadın kanserlerinin ortaya çıkmadan tespit edilmesinin mümkün olduğu vurgulanmaktadır. Aslında bu araştırmaların tarihi 1886’da Sir John Williams’ın yaptığı çalışmalara dayanmaktadır .Olumlu gelişmeler kanser öncüsü lezyonların tanımlanması ve tanı yöntemlerinin geliştirilmesinden sonra görülmüştür.1924 yılında Hinsellman Kolposkop’u kullanıma sunmuş 1928’de Babes ve George Papanicolaou rahim ağzı sürüntüsü alınarak henüz kanser gelişmeden (ortalama 10-15 yıl) önce kansere dönüşme potansiyeli olan öncü hastalıkların tanınabileceğini göstermişlerdir. Böylece ortaya konan sitolojik tarama yöntemi Papanicolaou’nun kendi adıyla Pap Test olarak tüm dünyada büyük kabul görüp yaygınlaşmıştır. Yöntem her ülkede devlet politikalarına da bağlı olarak temel tarama testi olmuştur. Amerika Birleşik Devletleri’nde 1970 yılından itibaren 20 yılda rahim ağzı kanserinden ölüm oranının %90 azalması Pap test taramalarına bağlanmaktadır. Kanser öncüsü hastalıklar en çok 25-35 yaşlarında görülmektedir. Ancak tarama testi tüm kadınlara uygulanan bir yöntemdir. Taramada anormal hücreler tespit edilmesi kesin olarak hastalık varlığını göstermez .Bu durumda hastalığın kesin tanısını koymak için biyopsi alarak dokunun patolojik incelemesi yapılmalıdır. Biyopsi almak(doku parçası almak) için anormal hücrelerin tam olarak nereden döküldüğünün tespiti gerekir. En doğru yerden (doku almak) biopsi için dış genital (kadınlık cinsel) organların mikroskopla büyütülerek gözle muayenesi genel kabul gören yöntemdir. Kolposkopi denilen bu işlem özel bir eğitim ve alet gerektirmesi dışında ağrısız, kolay, çabuk sonuç alınan, güvenilir bir uygulamadır. Bugün için tüm dünyada kesin tanı koymak için kolposkopik muayene ve kolposkop yardımıyla biyopsi almak altın standart olarak kabul edilmektedir. Pap test ve kolposkopik biopsi ile %99,5 oranında doğru tanı koymak mümkündür.

Kanser taramasında asıl olan kanseri olmadan, kanser öncesi hastalıklar döneminde yakalayarak gerekli takip veya tedaviyi yapmaktır. Burada erken teşhis tanımı doğru değildir. Çünkü amaç kanseri değil kanserin öncülerini tespit etmektir. Ancak kanseri erken aşamada yakalamak da ikinci bir kazanç olabilir ve bu programla mümkündür.

Bugün artık dünyada sitolojik tarama tartışılmamaktadır. Tartışılan kimlere, ne zaman, ne sıklıkla ,kaç yaşına kadar ve hangi sitolojik (Pap test, thin prep vb) yöntemle tarama yapılacağıdır. Ülkemizin bu tartışmalarda konuyu bilimsel platformlardan toplumsal platformlara taşıyamamak gibi ciddi bir eğitimsel, sosyo-ekonomik sorunu vardır. Pek çok kadın standart tarama, risk grubunda tarama, tarama şekilleri hakkında bilgi sahibi değildir. Böylece ortaya çıkan karmaşada kadın doğum uzmanının sorumluluğu, hastanın ve sigorta sisteminin yükümlülükleri belirlenememiştir. Gelişmiş ülkelerde pap test yaptırmak doktor için bir zorunluluk olarak görülmekte, sigorta şirketleri de bunu özendirmektedir. Dünyadaki uygulamalardan yola çıkarak aşağıdaki protokolü uygulamak akılcı olabilir, bizim klinik deneyim ve uygulamalarımız da bu yöndedir. Tarama protokolünden önce rahim ağzı kanseri açısından risk gruplarını belirlemek gerekmektedir.











Düşük Risk Grubu Yüksek Risk Grubu


  • Sigara içmemek

  • Bekar veya tek eşli yaşamak

  • 20 yaştan önce cinsel ilişki olmaması




  • 20 yaştan önce cinsel ilişkiye başlama

  • Çok eşlilik

  • Erkeğin çok eşli olması

  • Sigara

  • Siğil Virusu(Human Papilloma Virus,HPV) Enfeksiyonu varlığı



Pap Test ile tarama sıklığı


Taramaya ilk cinsel ilişkiden sonra başlanır. Kaç yaşına kadar tarama yapılması konusunda fikir birliği yoksa da en az 65 yaşına kadar düzenli pap test yapılması genel olarak kabul edilen bir kuraldır. Ancak 65 yaşından sonra da taramalara devam edildiğinde kansere yakalansa da hastanın yaşama şansının %63 arttığı ve tarama için yaş sınırı konulmasının yanlış olduğunu vurgulayan yayınlar da vardır. Sonuç olarak

  • Yüksek Risk Grubunda;

    • İlk Pap Test normal ise yılda 1 kez



  • Düşük Risk Grubunda;

    • 3 yıl üst üste Pap Test normal ise 3 yılda 1



  • Kanser dışı nedenlerle rahim alındıktan sonra 3 yılda 1

  • Kanser veya kanser öncüsü nedenlerle tedaviyi takiben,

    • İlk 2 yıl 3 ayda 1

    • Sonraki 3 yıl 6 ayda 1

    • Ömür boyu yılda 1




Pap test yapılmalıdır.

Bu gün için en güvenilir ve kolay tarama yapılabilen kadın kanseri serviks (rahim ağzı) kanseridir. Ancak diğer kadın kanserlerinin olmadan önce tanınabilmesi için pek çok araştırma yapılmaktadır. Bunlardan endometrium (rahim içi) kanseri için vajinal ultrason ile kalınlık ölçümleri umut vermektedir. Özellikle menapoza girmiş kadınlarda rahim içi dokunun kalınlığı artmış olarak bulunursa körleme küretaj veya endoskopi (histeroskopik) ile doku örneği alınarak (biopsi) kanser öncüsü hastalıklar veya erken dönemde kanser yakalamak mümkündür. Over (yumurtalık) kanserleri en sinsi seyreden, geç tanı konabilen ve en çok öldüren kanserler olmaları itibarıyla bu konuda da araştırmalar hızla sürmektedir. Vajinal ultrason, doppler ve yumurtalık kanserli hastaların kanında artan bazı kanser belirteçleri ölçülerek yapılan çalışmalar pek yüz güldürücü olmamıştır. Ancak yumurtalık kanseri riski yüksek olan hasta grubunda bu yöntemler kullanılabilir.

Bu açıdan yumurtalık ve rahim içi (endometrium) kanserleri için de risk grupları veya hastalığın sıklıkla görüldüğü durumlar tanımlanmıştır. Bunlar;

Yumurtalık (Over) kanserinin;

  • Çocuk doğurmamış ve emzirmemiş kadınlarda

  • 1.derece yakınlarında yumurtalık kanseri olanlarda

  • Kısırlık tedavisi için yumurtlama ilaçlarını uzun süre kullananlarda

  • Bazı diğer kanserlerle birlikte daha sık görülebileceği bildirilmektedir.


Endometrium(rahim içi) kanserinin ise;

  • Aşırı kilolu ve tansiyonu yüksek (ideal ağırlığın %30’undan fazla)

  • Şeker hastalığı olan

  • Çocuk doğurmamış ve emzirmemiş

  • Polikistik Over (Yumurtalığın çok sayıda kistlerle karakterize)


hastalığı olan kadınlarda daha sık görüldüğü bildirilmektedir.

 


[Bilgi] için tıklayın

Author Avatar

About Author

1976 Estel doğumluyum. 1994 yılında orta öğretimimi Kadıköy Anadolu Lisesi’ nde,Tıp eğitimimi 2002 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’ nde tamamladım. 2002 yılında Tıpta Uzmanlık(TUS) sınavını Türkiye derecesi ile kazanıp ,İstanbul Beyoğlu Göz Araştırma Hastanesi’ nde Prof.Dr.Ömer Faruk YILMAZ ve Prof.Dr.Ziya Kapran’ın asistanı olarak ihtisasımı tamamladım.2008 yılında uzman doktor oldum, aynı yıl Kızıltepe Devlet Hastanesinde mecburi hizmeti yaptım. çeşitli özel hastanelerde uzman doktor ve başhekim pozisyonlarında çalıştım.Halen okuloplasti,şaşılık, refraktif cerrahi , ön segment (katarakt-keratoplasti) alanlarında cerrahi önplanda çalışmaları sürdürüyorum. 1998 yılında Türkiyenin ilk ücretsiz sağlık hizmeti sunan vede ilk sağlık sitesi olan hastarehberi.com u kurdum . 2002 senesinde sağlık turizmi alanında Türkiyede ilk defa grup halinde excimer lazerle göz ameliyatları için avrupadan hastaların getirilmesini ülkemize kazandırdım . Dünyada ilk defa uygulanan acufocus yöntemiyle yakın görme ameliyatlarının ve göz içine implantla yerleştirilen göz tansiyonu implantlarını ülkemize kazandırdım ve dünyada ilk defa Amerikalılarla birlikte uygulanmasını sağladım. Yuzbinlerce sağlık sorusunu karşılıksız cevaplandırdım.İngilizce ve Almanca yabancı dillerim vardır.Evliyim.

Yorum Ekle