Kan Kültürü ve Kan zehirlenmesi

Kan Kültürü ve Kan zehirlenmesi

Kan Kültürü ve Kan zehirlenmesi

 

kan-kültürü-mikrop

 

Alternatif isimler

Hemokültür.

Tanım

Bakteriyemi yani kanda hastalığa neden olabilecek mikroorganizmaların bulunduğunu göstermek amacıyla uygulanan labaratuvar testine hemokültür denir.

Testin yorumlanması

Kanın alınması sırasında ortamın steril olmasına özen gösterilmişse kan kültüründe bakteri üremesi her zaman bir hastalığın bulunduğunu gösterir.

Önlem/Kaçınma

Olanak varsa, antibiyotik tedavisinin kan örneği alınmadan önce başlatılması.

Olanak varsa, kan örneğinin ateş yükselmesi ve titremenin olduğu zamandan biraz önce alınması

Testin uygulanması Kan alınacak toplardamar belirlenir. Kan alınacak bölge iyot çözeltisi ile dezenfekte edilir. Kan bakterilerin üremesi için gerekli besin maddeleri içeren özel şişelere yerleştirilir. Kan örneği hemen laboratuvara gönderilir.

Uygulama Alanları : Septisemi ya da bakteriyemi kuşkusu Septik şok Ağır hipotermi (vücut sıcaklığının normalin altına düşmesi) Sürekli yüksek ateş Nedeni saptanamayan ateş Salmonella typhi’nin yol açtığı enfeksiyon kuşkusu

 

Kan Zehirlenmesi

 

 

Çok hızlı üreyen mikroplar, vücudu zayıf buldukları takdirde, sürüler halinde dokuya hücum ederler. Zayıf buldukları noktada damarları delip kana karışırlar. Bilhassa iltihaplı yaralarda mikropların kana karışma ihtimali daha yüksektir. İşte, ne şeklide olursa olsun, mikropların kana karışması hadisesine "Kan zehirlenmesi" veya tıptakı adı ile "septisemi" (sepsis) diyoruz.

Hızlı üreyen mikroplar, en fazla bademcik, diş eti, sümük bezleri, safra kesesi, böbrek ve rahim gibi iltihap kapma riski yüksek olan yerlerden kana karışmaktadır.

Kanın Zehirlendiği Nasıl Anlaşılır?

*Uyuşukluk, halsizlik, yorgunluk şeklinde kendisini hissettirmeye başlar.
*Hastanın ateşi sabahları az yükselmekle beraber; akşamları 40-42 dereceye kadar çıkar. Ateş yükselmesi ile birlikte titreme nöbetleri görülür.
*Tırnaklarda morarma, deride hafif kırmızı lekeler belirir.
*Dil kuru, cilt serindir.
*Terleme ve nabzın giderek hızlanması kan zehirlenmesinin en belli özelliğidir.
*Ayrıca hastanın bünyesine bağlı olarak sarılık, ishal, kusma, böbrek ihtihabı, eklem yerlerinde şişlik, kalp sıkışması gibi kana karışan mikrobun cinsine göre değişen belirtiler de ortaya çıkabilmektedir.

Ne Yapmalı?

*Kan zehirlenmesinin evde, kendi imkanlarınızla tedavisi mümkün değildir.
*Hiç vakit geçirmeden hastaneye gidip tedavisinin doktor tarafından yapılmasını sağlayınız.

Kanın Yapısı ve İçerdiği Hücreler

 

Yetişkin bir insanın vücudunda yaklaşık dört litre kan dolaşmaktadır. Kan, vücudumuzu besleyen hayat suyumuz olup dört ana maddeden meydana gelmiştir.

Alyuvarlar(Eritrositler):

Çekirdeksiz, zarları yumuşak ve esnek, kırmızı kürecikler halinde görülen hücrelerdir. Bol miktarda demir ve hemoglobin ihtiva ederler. Ömürleri çok kısa olup ancak üç-dört ay kadar yaşadıktan sonra ölür, dalak ve karaciğerde parçalanıp vücuttan dışarı atılırlar. Yerlerini kemik iliğinde üretilen genç alyuvarlar alır. Vücudumuz her saniye yaklaşık üç milyon alyuvar üretmektedir. Bir milimetre küp insan kanında beş milyon civarında alyuvar hücresi bulunmaktadır.

Hem sayılarının çok yüksek oluşu, hem de geniş bir yüzeye sahip olmaları sebebiyle bol miktarda oksijen depo ederler. Akciğerlerden aldıkları oksijeni dokulara taşır, buradan da karbondioksit alarak akciğerlere geri dönerler.

Akyuvarlar(Lökositler):

Çekirdekli hücrelerden oluşan akyuvarlar, vücudu zararlı mikroplara karşı koruyan nöbetçilerdir. Vücuda giren mikroplara saldırmak için, kan damarlarından ayrılabilme özelliğine sahiptirler.

Bir milimetre küp insan kanında altı bin civarında akyuvar hücresi vardır. Bunlar da kısa ömürlü olup öldüklerinde yerlerine dalakta, lenf düğümlerinde ve kemik iliğinde yenileri üretilir.

Kan Levhacıkları(Trombositler):

Kemik iliği tarafından üretilen, hücre bile denemeyecek kadar küçük partiküllerdir. Altı tanesi biraraya getirildiği zaman bile ancak bir alyuvar büyüklüğüne ulaşabilirler. Bunların ömürleri daha kısa olup, ancak birkaç gün yaşayabilirler. Bir milimetre küp insan kanında ortalama dörtyüz bin trombosit bulunmaktadır.

Kan levhacıklarının temel görevi, kanama olduğu zaman, hava ile temasa geçerek kanın pıhtılaşmasını sağlamaktır.

Kan Plazması

Kanın sıvı kısmı olup, vücut için gerekli bütün maddeleri (proteinler, yağlar, karbonhidratlar, vitaminler, hormonlar, antikorlar vs.) taşımakla görevlidir. Saydığımız bu maddeler, kan plazmasının içinde erimiş halde bulunurlar.

 
Author Avatar

About Author

1976 Estel doğumluyum. 1994 yılında orta öğretimimi Kadıköy Anadolu Lisesi’ nde,Tıp eğitimimi 2002 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’ nde tamamladım. 2002 yılında Tıpta Uzmanlık(TUS) sınavını Türkiye derecesi ile kazanıp ,İstanbul Beyoğlu Göz Araştırma Hastanesi’ nde Prof.Dr.Ömer Faruk YILMAZ ve Prof.Dr.Ziya Kapran’ın asistanı olarak ihtisasımı tamamladım.2008 yılında uzman doktor oldum, aynı yıl Kızıltepe Devlet Hastanesinde mecburi hizmeti yaptım. çeşitli özel hastanelerde uzman doktor ve başhekim pozisyonlarında çalıştım.Halen okuloplasti,şaşılık, refraktif cerrahi , ön segment (katarakt-keratoplasti) alanlarında cerrahi önplanda çalışmaları sürdürüyorum. 1998 yılında Türkiyenin ilk ücretsiz sağlık hizmeti sunan vede ilk sağlık sitesi olan hastarehberi.com u kurdum . 2002 senesinde sağlık turizmi alanında Türkiyede ilk defa grup halinde excimer lazerle göz ameliyatları için avrupadan hastaların getirilmesini ülkemize kazandırdım . Dünyada ilk defa uygulanan acufocus yöntemiyle yakın görme ameliyatlarının ve göz içine implantla yerleştirilen göz tansiyonu implantlarını ülkemize kazandırdım ve dünyada ilk defa Amerikalılarla birlikte uygulanmasını sağladım. Yuzbinlerce sağlık sorusunu karşılıksız cevaplandırdım.İngilizce ve Almanca yabancı dillerim vardır.Evliyim.

Yorum Ekle