Bebek doğduktan sonra ilk ilişkisini
büyük bir olasılıkla annesi ile kurar. Anne onu
kucağına alır, emzirir veya besler, onunla konuşur,
gülümser, altını temizler. Bu ilişkiler hem bebek
hem de annede bağlanma duygusunu geliştirir. Bebeklikte
kurulan sağlam bir bağlanma ilişkisi, çocuğun
kişilik ve sosyal gelişiminde çok önemli bir
adımdır.
Eğer bebek herhangi bir gelişim geriliği ile
doğmuşsa (Örneğin erken doğum, down sendromu v.b.)
ve hastanede uzun süre tedavisi gerekiyorsa, bu
bağlanma ilişkisinin kurulması gecikebilir. Bu da
çocuğun tüm gelişimine damgasını vurur. İlk
dönemdeki yakın ilişkinin önemini ortaya koyan
çalışmalar ışığında artık anne de bu tedavi
ortamına alınmakta, bebeğine bakım ve ilgi vermesi
konusunda desteklenmektedir.
KİŞİSEL VE SOSYAL GELİŞİM
Kişisel beceriler, beslenme, giyinme ve kişisel
sağlık bilgisi alanlarında kendimize bakmamıza olanak
veren şeylerdir.
Sosyal beceriler, iletişim ve etkileşimi içerir.
Bu alanda da en temel olarak oyunu alabiliriz.
Bu beceri gruplarını beş ana başlık altında
toplayabiliriz.
1- Sosyalleşme ve Oyun
2- Yeme ve İçme
3- Giyinme
4- Tuvalet
5- Yıkanma ve Çekidüzen verme
1- SOSYALLEŞME VE OYUN
Bu alanda çocuğun diğerleriyle ilişkileri ve
çocuğun oyun yeteneğine bağlı beceriler
sunulmuştur. Bu iki beceri alanı birbiriyle çok
yakından ilişkilidir. Bir çocuk diğeriyle oynarken
hem oyun hem de sosyal becerilerini kullanır. Ayrıca bu
beceri alanına giren etkinlikler kaba motor, ince motor
ve dil becerilerini de kapsar. Bu yapay ayrımdaki amaç,
çocuğun klasik dönüm noktalarının ve becerilerinin
seçimini sunmak, çocuğumuzu değerlendirmede ve hangi
alanlarda nasıl geliştirebileceğimize yardımcı
olmaktır.
OYUN
Çocuğun oyun becerisini nasıl geliştirebiliriz ?
Oyuncaklarını koyabileceği bir köşesi olmalıdır.
Oyundan sonra toplamayı bir kural olarak bellemelidir.
Çocuk oynarken üstünün kirleneceği endişesinden
uzak olmalı, oyuna uygun giysiler giymelidir.
Zihinsel olarak özürlü bir çocuk, yaşına değil
zihinsel düzeyine uygun oyunlar oynar. Örneğin 12
yaşında bebekle oynamak gibi. Bazı yetenek gerektiren
oyunları geç öğreneceklerini bilmek gerekir. Bu
çocukları oyun oynamaya teşvik etmelidir.
Sadece yatıyor pozisyonunda olan bir çocuğa da oyun
öğretmelidir. Onun bedenine dokunmalı, kol ve
bacaklarını hareket ettirerek, başını kaldırarak,
kısa aralıklarla oturmasına destek olarak oynamasına
yardımcı olunmalıdır. Görebileceği alanlara
bol-zengin oyun materyalleri asılmalı, mümkünse
kendisini bir aynadan izleyebilmesine olanak vermelidir.
Sesli oyuncaklardan, ritm duygusunu güçlendirecek
müzik gibi etkinliklerden yararlanmalıdır.
Evdeki kardeşler, büyük anne-baba çocuğun oyununa
mutlaka katılmalıdır. Bu kişiler çocuk için çok
değerlidir.
İnce ve kaba motor becerilerin gelişmesi için
kullanılan pek çok materyal aynı zamanda birer uyum
aracıdır. Bloklar, mandallar, top, ip, bez bebekler ve
hayvanlar, kendi kendilerine çalabilecekleri müzik
aletleri ya da yerine geçebilecek materyaller (Örneğin
çocuk plastik ya da metal bir kaba kaşıkla sopayla
vurarak son derece zevkli vakit geçirebilir).
Oyuncakların tümü aynı anda çocuğa
sunulmamalıdır. Fazla materyal çocuğu sadece
şaşırtır. Gelişim aşamasına en uyan oyuncaklar ve
değişik zamanlarda, değişik oyuncaklardan
yararlanarak ilgiyi sıcak tutmalıdır.
Yürümeye başlayan bir çocuğun oyun dünyası daha
zengindir. Oyun bahçesinde çeşitli oyun araç ve
gereçlerinden yararlanabilir (Kaydırak, salıncak,
tırmanma merdiveni vb), ip atlayabilir, bisiklete
binebilir. En önemlisi de kum havuzlarıdır. Zihinsel
özürlü bir çocuğun dünyasında kum havuzları
oyunları çok önemli bir yer tutar. Ayakkabılarını
ve mümkünse bütün giysilerini çıkarmış olarak,
üstüne kum dökerek oynanan oyun, onun dokunma
duygusunun gelişmesine büyük katkı sağlar. Çocuğu
sakinleştirir, hayal dünyasını zenginleştirir. Bu
kadar önemli bir diğer oyun gereci de sudur. Eğer
çocuğun olanağı varsa hergün erişkin gözetiminde
yüzmesi çok faydalı olacaktır. Burada amaç
yüzmekten çok, su ile oynamak, suda hareket etmektir.
Bebeklikten itibaren hergün banyoda su oyunları
oynanmalı, çocuğa özellikle evde su ile oynaması
için olanaklar hazırlanmalıdır. Örneğin, yazın
balkona konabilecek genişçe bir leğen ve içine
konacak oyuncaklarla, çocuk oldukça neşeli zaman
geçirebilir.
Su çocuğun sakinleşmesine ve dokunma duygusunun
gelişmesine büyük katkı sağlar. Su ile oynayan
çocuk söylenenleri daha iyi anlar. Daha uyumlu hale
gelir.
Su ile birlikte sabun oyunları da oynanabilir. Sabun
köpükleri üflenerek dil kaslarının gelişmesi de
sağlanmış olur. Ayrıca balonlar ve üflenerek
kullanılabilecek aletler de önemlidir.
Fantazi oyunları çocuğun dünyasında önemli bir yere
sahiptir. Askercilik, evcilik vb. Oyunlar çocuğun hayal
dünyasını geliştirir ve sosyalleşmesinde çok
büyük katkı sağlar. Bu tür oyunlarla büyükleri
taklit ederler ve büyümeye hazırlanırlar.
Zihinsel özürlü çocuklar akranlarıyla oynamaya
akranlarından normal çocuklardan daha geç geç
başlaralar; hatta bazen bunu çok az başarırlar.
Mümkün olduğu kadar diğer çocuklarla
kaynaştırıcı oyunlara yöneltilmeli, büyüğün
yönetiminde katılımları sağlanmalıdır. Yine kil,
çamur ve hamur oyunlarının bu çocukların
dünyasında çok önemli yeri vardır. Hem yaratıcı
yönleri gelişir, hem de sakinleşirler. Kas gelişimine
de büyük katkıları vardır.
Çocuğun vurarak oynayabileceği oyunları olmalıdır.
Örneğin oyuncak çekiç, boks eldiveni gibi.Çocuğa
yırtabileceği kağıtlar kesebileceği kağıtlar
verilmelidir.
Bol resim malzemesi olmalı ve çocuğa rehberlik ederek,
yönelterek, bu oyunlardan yararlanmalıdır.
Grupla birlikte müzik etkinliklerine katılmak,
hikayeler anlatmak da çocuğun oyun dünyasına girer.
Oyuncaklar dayanıklı olmalıdır. Pahalı oyuncaklar
seçmeye gerek yoktur. Çevremizdeki her türlü malzeme
çocuk için değerli bir oyuncak haline getirilebilir.
Her türlü karton kutular, boş şişeler, kavanozlar
(açıp kapama), annenin eski bir çantası ya da
kullanmadığı makyaj malzemesi fantazi oyunlarında
önemli olacaktır.
2- YEME İÇME
Zamanı geldiğinde eline biberonunu, bardağını,
kaşığını vermekten çekinmemelidir. Uzun bir
önlük, uygun bir oturma pozisyonu ya da yerde
oturuluyorsa yere serilecek bir yaygı ile çocuğun
etrafı kirletme endişesinden kurtulunabilir.
Çocuğa önce çiğnemeyi öğretmek gerekir. Önce
püreli yiyeceklerle başlanır. Eline bisküvi türü
şeyler verilmelidir. Yemeğini başkaları ile birlikte
yemeli, yemek yeme kurallarını gözlemelidir.
3- GİYİNME
Çocuk 1 yaş civarlarında önce çorap ve şapka gibi
bazı giysilerini çıkarmayı öğrenir. 2 yaş
civarında pantolon ve iç çamaşırını da
çıkarabilir. 2 – 3 yaş civarlarında birtakım
giyeceklerini giyebilir. 3 – 4 yaş civarlarında bu
yeteneklerini geliştirdiği gibi fermuar açıp
kapatabilir.
4- TUVALET EĞİTİMİ
Normal gelişen çocuk 12.ayda büyük, 18. ay
dolaylarında da küçük tuvaletini söylemeye başlar.
Bir kısmı ergenlik dönemine değin geceleri, bazen
gündüzleri de altını ıslatmayı sürdürebilir.
Çocukta tuvalet eğitiminde sabırlı olmak gerekir.
1- Çocuğun hangi saatlerde kirlettiği çok iyi
gözlenmeli ve hem o saatlerde hem de yemeklerden sonra
tuvalete oturtulmalıdır.
2- Çocuk tuvalete rahatlıkla ulaşabilmelidir. Çocuğa
tuvalete gitmesi için direktifler verilmelidir.
3- Giysilerini nasıl indirip kaldıracağı
öğretilmelidir. Kolay giyip çıkarabileceği türden
olmalıdır.
4- Tuvalette gösterdiği her başarıdan sonra
ödüllendirilmelidir.
5- Çocuğa nasıl temizleneceği öğretilmeli, elleri
her tuvalet sonrası yıkatılmalıdır.
6- Gece kazalarını önlemek için 1 veya 2 kez tuvalete
kaldırılmalıdır.
Tuvalet ve temizlik eğitimi neşeli bir oyuna
dönüştürülerek verilmelidir. Her yaptığı işlem
hakkında mutlaka konuşulmalıdır. Örneğin
"Şimdi ellerimizi ıslatalım, şimdi
sabunlayalım, şimdi de havluya kurulayalım" gibi.
|
ÇOCUĞA DİL ÖĞRETİMİ
Konuşmaya başlamadan önce birçok çocuk, sözel
olmayan becerileri kazanırlar. Bu beceriler, seslerden
veya göstermek, uzanmak veya birşeyi itmek gibi
hareketlerden oluşur. Diğer kişileri dinlemenin ve
onlara yönelmenin de, konuşma öncesi dil eğitiminin
bir parçası olduğu görülmüştür. Çocuğu
karşılıklı konuşmaya hazırlamak, sıra almak,
sırasını beklemek de bunların içindedir. Daha
önemlisi, çocuklar konuşmayı öğrenmeden önce ,
iletişimin birçok amacının olduğunu ve geniş bir
alana yayılan sosyal, duygusal ve pratik
ihtiyaçlarını karşılamaya yaradığını öğrenir.
Göstererek, birşeyi istediklerini, el sallayarak
"bay bay" yaptıklarını ve baş sallayarak
bir şeyi reddettikleri göstermeyi öğrenirler.
Konuşma öncesi dönem, iletişim için normal ve
aslında bütün çocukların "geçtiği"
gerekli bir dönemdir.
Bu dönemdeki değişik ve zengin bir iletişim, daha
sonraki etkili ve doyurucu bir iletişimin temelini
oluşturur. Daha büyük yaşta, konuşma zorluğu çeken
birçok çocuk, konuşma öncesi iletişim becerilerinden
ekstra bir çalışma ile yararlanabilir.
Çocuk daha yaşı çok küçük olduğunda ya da bu
alanda zorluk çektiğinden konuşamıyor olabilir.
İletişim becerilerini geliştirmek için kullanılacak
prosedür aynı olacaktır. Bu konuda seçilen
aktiviteler, küçük çocuklar düşünülerek
önerilmiştir. Fakat bu çalışmalar daha büyük
çocukların ilgileri göz önüne alınarak adapte
edilebilir.
Konuşma öncesi öğrenimde 5 önemli alan vardır :
* Başkalarına yönelme ve karşılık vermeyi öğrenme
* Oyun oynamayı öğrenme
* Sıra almayı öğrenme
* Taklit etmeyi öğrenme
* Günlük hayatta, iletişim becerilerini kullanmayı
öğrenme.
Bu alanlar büyük ölçüde örtüşürler ve çocuğun
becerilerini geliştirmek için çalışırken, iki veya
daha fazla alanda birden çalışılır.
Aşağıda size verdiğimiz listeyi kullanarak
çocuğunuzun dil gelişimi ile ilgili bir değerlendirme
yapabilirsiniz.
BAŞKALARINA YÖNELME (DİNLENME) VE KARŞILIK VERMEYİ
ÖĞRENME
Yönelme (dinleme) becerileri, iletişim için ayrı bir
ön koşul değildir. Bunlar, çocuğun ilk göz
kontağı kurmasıyla başlayan ve bütün ihtiyaç ve
düşüncelerini ifade etmesiyle biten bir sürecik
parçalarıdır. Yönelme (dinleme) becerilerinin önemi,
konuşma başladığı an bitmez. Çocuklar dinleme ve
karşılık verme becerilerini geliştirmeye, okul
öncesi ve sonraki yıllarda devam ederler.
Eğer çocuk zaten yüzünüze bakıyorsa ve siz
konuşurken cevap veriyorsa, bir yandan da bu alanlarda
yavaş yavaş geliştirirken , bir yandan da dilin diğer
alanlarında da çalışabilirsiniz.
Eğer çocuk henüz yönelmiyor, dinlemiyorsa, bunu ilk
amacınız olarak hedefleyin. Çünkü yönelme, dinleme,
sadece iletişimde değil, diğer bütün gelişim
alanlarında önemlidir.
Önceliklerinizin ne olması gerektiği konusunda 2.1 ve
2.2 kontrol listeleri size yardımcı olacaktır. Bütün
soruları, çocuğun dikkatli gözlemi ile cevaplayın.
Özellikle küçük çocuklar çalışmalara günün her
saatinde eşit derecede cevap veremeyebilirler. Öyleyse
gözlemlerinizi çocuğun mutlu ve uyanık olduğu
saatlerde yapmalısınız.
KONTROL LİSTESİ 1 DİNLEME / YÖNELME BECERİLERİ I
EVET / HAYIR
* Onunla her konuştuğunuz zaman, yüzünüze bakıyor
mu ?
* Bir dakika boyunca onunla konuştuğunuzda, en az
yarısında, gözünüzü veya ağzınızı seyrediyor mu
?
* Yüzünden 30 uzaklıkta tutulan bir eşyaya bakıyor
mu ?
* Çocuk onu kaldırmak için eğildiğinizde veya
biberonu gösterdiğinizde, ne olacağını bildiğini
gösterir bir hareket yapıyor mu ?
1. Kontrol listesindeki sorulardan herbirine “hayır”
cevabı verdiyseniz, çocuğa dinleme/yönelme öğretmek
ilk önceliğiniz olmalıdır. (Bu diğer gelişim
alanlarını unutmanız gerektiği anlamına gelmez.
Eğer çocuk bu evredeyse, kaba motor alanındaki
amaçlarda çok çok önemlidir)
KONTROL LİSTESİ 2 DİNLEME / YÖNELME BECERİLERİ II
EVET / HAYIR
* Ona seslendiğinizde çocuk sizi bulmak için başını
ve gözlerini çeviriyor mu ?
* Çocuk bir sandalyede desteklenerek oturtulduğunda, en
az bir dakika boyunca dikkatini size veya gösterdiğiniz
şeye toplayabiliyor mu ?
* Çocuk, en az 2 dk. Boyunca, sizinle birlikte bir
eşyaya veya resme bakıyor mu ? Yani eşya veya resme ve
sizle birlikte dikkat gösteriyor mu ?
* İşaretle birlikte söylendiğinde, çocuk basit
isteklere karşılık veriyor mu ? Mesela “ver”
dediğinizde ve elinizi uzattığınızda, bir eşyayı
veriyor mu ?
* Yapmasını istediğinizde, yardımsız veya
göstermeden, el sallama, el çırpma gibi basit
hareketleri yapıyor mu ?
2 numaralı kontrol listesindeki soruların herhangi
birine “hayır” cevabı verdiyseniz, çocuğun
dinlenme ve yanıt verme becerilerine hala öncelik
vermeniz gerekecek. Fakat diğer gelişim alanları
başarmak için aşağı yukarı hazır olabilir. Diğer
alanlara bakabilirsiniz.
Eğer bütün sorulara “evet” cevabı verdiyseniz,
çocuğun dinleme / yönelme ve yanıt verme becerileri
için iyi bir temeli var demektir. Diğer dil alanları
içinde hazır demektir. Dinleme ve Yönelme,
Sosyalizasyon ve Oyun alanlarında çalışabilirsiniz.
Çocuklara yönelme ve yanıt vermeyi öğretmekle
geçerli olan bazı temel prensiplerle devam edeceğiz.
YÖNELME VE YANIT VERMEYİ TEŞVİK ETME YOLLARI
Beraber yaptığınız her şeyde çocuğu sizi dinlemeye
ve size yönelmeye teşvik edebilirsiniz. Aşağıda
önerilen yollar özellikle bebekler ve hareket edemeyen
daha büyük çocuklara yöneliktir. Fakat her çocuğa
kolayca adapte edilebilir.
* Çocukla konuşun : Bir şey yaparken, yaptıklarınız
hakkında çocukla konuşun. Aralarında sessizlik
bırakılan birkaç basit cümle, birçok uzun
konuşmalar, sohbetler kadar etkilidir. Onu ismiyle
çağırın ve konuşmaya başlamadan evvel yüzünüze
bakmasını bekleyin.
* Konuşurken gülümseyin ve dokunun. Bu yüzünüzden
ve sesinizden daha çok zevk almasını sağlayacaktır.
* Onunla konuşurken yüzünüzü, onunkine yakın tutun.
Küçük bebekler 25-30 cm. Uzaklıkta duran şeyleri net
görürler. Altını temizlerken ona doğru eğilin.
Mutfakta çalışırken, sandalyesini yakınınızda bir
yere koyun. Çalışırken yüzü size bakacak şekilde,
omuzlarından destekleyerek tutun ki, yüzünüze
bakabilsin. Net görebilme uzaklığı gittikçe
artacaktır. Bunu göz önüne alın . Gördüğü şeyi
keşfetmesi ve dokunması için, ellerini yüzünüze
dokundurun. Bu, dikkati dağıldığında, dikkatini
yeniden toplaması için de iyi bir yoldur.
* Çocuğa cevap vermesi için süre tanıyın. Çocuk
gülümsemiyor, bakmıyor veya komutlarınızı hemen
almıyorsa, cesaretinizi kırmayın. Küçük
çocukların organize olabilmeleri için zamana
ihtiyaçları vardır. Aynı direktifi,
“bak...bak...bak” der gibi, birçok defalar
tekrarlamak nadir olarak işe yarar. 2. denemeden sonra
hala cevap vermiyorsa, dokunma veya ses tonundaki bir
değişiklik gibi farklı bir yaklaşım deneyin.
* Bırakın çocuk ne olacağını tahmin etsin. Bunu ona
yaklaşırken ismini söyleyerek, onu kucaklamadan evvel
kollarınızı kaldırarak, beslenmeden evvel biberonunu
veya kaşığını göstererek sağlayabilirsiniz. Size
baktığı veya size cevap verdiğinde, ne kadar mutlu
olduğunuzu gösterin. Sizinle ilişki halinde olduğunu
bilmeye ihtiyacı var.
* Rastgele olsalar veya bir mesaj iletmeseler bile
çıkardığı sese cevap verin. Genellikle ona geri
iletme alışkanlığı edindirin; bu, sıra almak için
iyi bir altyapı oluşturacaktır.
* Aynı olay ve hareketler için aynı kelimeleri
kullanın. Onu her yukarı kaldırışta “yukarı”
veya her alt değiştirmede “bez değiştirme saati”
derseniz, önceleri sizi anlamayacaktır; fakat bu
çevresinde olup bitene dikkatini vermesine yardımcı
olacak önemli bir yoldur. Zamanla anlamaya
başlayacaktır. Önemli kelimelerin anlamlarını
öğrenecek ve basit direktifleri izlemek için gerekli
olan temeli alacaktır.
* Çocuğu yönelme ve yanıt vermeye teşvik ederken
bütün aileyi bu işe dahil edin. Erkek ve
kızkardeşler burada çok değerlidir. Şarkılar
söylemekten ve bebeği okşamaktan hoşlanacaklardır.
Kardeşlerin, bebeği onlarla iletişim kurduğunu
anlamalarına yardım edin.
* Çevresinde olmadığınız zamanlar, bebeğe bakacak
bir şeyler verin. Büyük bir yüz resmi, canlı ,
renkli ve hareketli oyuncaklar veya ev eşyaları
kullanın. Eğer bebek sadece sınırlı bir uzaklığı
görecek kadar küçükse, ona oldukça yakın olan 1-2
eşyanın olmasına dikkat edin.
* Nelerle ilgilendiğini, nelere baktığını belirlemek
için bebeği gözlemeye zaman ayırın. Bu şeylerin,
dikkatini size çekmekte kullanma yollarını
araştırın. Özellikle dikkat sorunu olan, daha büyük
çocuklarda bu çok önemlidir. Sizin dünyanıza
yönelmesini beklemeden önce, siz onun dünyasına
girmelisiniz. İletişim için attığı adımları
görebilir ve hissedebilirsiniz.
* Yavaş ama istikrarlı bir ilerleme hedefleyin. Eğer
koyduğunuz hedefler çok büyükse, kolayca cesaretinizi
yitirebilirsiniz. Tam çocuğun olduğu yerden başlayın
ve her gün küçük bir şey başarmayı amaçlayın.
Çocuğun size yöneldiği saniyeleri saymak yardımcı
olabilir. 20 sn.’den 30sn.’ye yükselen zaman,
önemli ama kolayca gözden kaçabilen bir artıştır.
* Dikkat dağıtacak faktörleri sınırlı tutun. Eğer
çocuğun yönelme ve yanıt verme becerileri yukarıda
önerilen teknikler ile ilerleme kaydetmiyorsa, çocukla
dikkati dağılmayacak bir ortamda, hergün birçok kısa
zaman dilimleri geçirmeyi deneyin. Hareketli ev
işlerinden uzak, sessiz bir yer seçin ve çocuğun
dikkatini sizden uzaklaştıracak objeleri kaldırın. Bu
yöntemi geçici bir çözüm olarak görün. Çocuk
ilerleme kaydettikçe, kazandığı yeni becerileri, her
gün bulunduğu ortamda kullanmasını teşvik edin.
ÖZEL İLGİYE İHTİYACI OLAN ÇOCUK
Gelişmiş bir dil için gereken seslerden bir veya daha
fazlasını çıkarmakta güçlük çeken çocuklar
için, bir konuşma terapistinin yardımı gereklidir.
Çocuğun konuşmasının gecikmiş olup olmadığı
üzerinde dururken, birçok normal çocuğun okula
başladıkları zaman bile hala bütün sesleri
çıkaramadığını aklınızdan çıkarmayın. Bu
konunun sonundaki tablo, çocuğun ilk
değerlendirmesinde size yardımcı olacaktır. Eğer
şüpheniz varsa, profesyonel bir kişiden yardım
almalısınız. Ayrıca, eğer çocuk yukarıda
belirttiğimiz dönüm noktalarından çok geride ise ve
gösterdiğimiz metodlar ile gelişme kaydetmiyorsa, yine
bir uzmanın yardımını öneriyoruz. Eğer çocuğu bir
dil terapisti görüyor ise, o kişiyle, bu program gibi
evde uygulanabilecek bir program üzerinde çalışın.
DİL ÖĞRENME
Diğer insanlarla iletişim kurma ihtiyacı , insanın en
temel ihtiyaçlarından biridir. Her anne-baba
iletişimin çocuğu için ne kadar önemli olduğunu
bilir. Özürlü çocuk için, ihtiyaçlarını ve
isteklerini dile getirme becerisi kazanması yardım
gerektirir ve birçok kapı açar. Bu beceri çocuğa,
çevresini kontrol etme ve bu çevreden “öğrenmek”
fırsatını verir.
Öneminin bilinmesine rağmen, eğitimcilerin iletişim
becerilerini öğrenme yolları bulmaları diğer beceri
alanlarına kıyasla daha yavaş oldu. Sebebi açık;
çocuğun elinden tutarak ona kaşık tutmayı veya
yuvarlak çizmeyi öğretebilirsiniz, fakat ona
konuşması için fiziksel olarak yardım edemezsiniz.
Bazı yapılandırılmış davranış teknikleri,
çocuklara ders saatleri süresince kelime
söyletebilmiş, fakat çocuklara günlük
yaşantılarında etkin olarak iletişim kurmayı
öğretememiştir.
Son yıllarda çocuğun iletişime olan ihtiyacı için
çevresindeki insan ve eşyalarla ilişkisini hesaba
katan teknikler geliştirildi. Bugün biliyoruz ki, dil
öğrenimi hayatın ilk haftalarından başlayarak
günlük hayatın bir parçası olmalı. İletişimin ne
olduğu konusunda bilinçli, çocuğun önündeki
basamaklar için hazır olan anne ve babaların çocuğun
dil kazanımında çok fazla önemi olduğunu biliyoruz.
Eğitimciler bu anlayışa, bebekleriyle iletişim
halinde olan anne babaları gözleyerek geldiler.
DİL ÖĞRENME VE ÖĞRETME NEYİ KAPSAR ?
Dil (veya iletişim) sadece konuşmaktan daha çok şey
kapsar. Konuşamayan ama çok etkin bir iletişim
sağlayan birçok insan vardır (Örneğin işaret
diliyle). Aynı zamanda konuşabilen ama iletişim
kuramayan insanlar da vardır.
Konuşmayla birlikte dil;
* Dinleme ve anlama.
* Diğer kişilerin dillerine cevap verme.
* İletişim içinde “sıra” ile konuşmayı da
içerir.
Bu beceriler, konuşmak için daha zamanı olan bebekler
için de geçerlidir. Dil geliştikçe çocuklar
şunları kazanırlar :
* Türlü ihtiyaçların karşılanması (sosyal,
duygusal ve maddi).
* Başta işaretler sonra sözcükler ve daha sonra
sözcüklerin birleşmesiyle, değişik anlamlar ifade
etme yeteneği.
* Dil bilgisi formlarını kullanmak yoluyla, daha
detaylı anlamlar ifade etme becerisi, düzgün sözcük
sırası (çoğullar, zamanlar gibi).
* Türlü sesler çıkarma becerisi.
* Bir konuşmayı başlatabilme ve izleyebilme becerisi.
Bu beceriler dinleme, anlama, cevap verme ve sıra alma
gibi yukarıda adı geçen yetenekleri içerir.
Belki bütün bunlar biraz karmaşık gözüküyor.
Aslında karmaşık da...Çocuklar çoğu dilin
karmaşıklığını çözebiliyorlar; ama bu otomatik
olarak halledilmiyor. Önemli olan “planlamaktır”.
Amaçların seçimi ve hangi tekniklerin
kullanılacağını planlamak vaktinizin çoğunu
alacaktır.
ÇOCUKTAN CEVAP BEKLEYİN
Çocuk, yüzünüze bakmayı öğrenen bir bebek de olsa,
cümle kuran okul öncesi bir çocuk da olsa,
tavırlarınızla, her zaman onun cevap vereceğini
umduğunuzu gösterin, ona zaman tanıyın. Eğer dikkati
başka yerlerde değilse, cevap vermesini “bekleyin”.
Ona iletişimi başlatma fırsatı ve zamanı da verin.
Eğer her zaman siz konuşuyor, insiyatifi her zaman siz
alıyorsanız, çocuk iletişim sürecindeki rolünü
keşfetme fırsatı bulamayacaktır.
Çocukla konuşmak çok önemlidir; fakat çocuk bakıp
dinliyorsa bile iki yönlü bir iletişime
katılırcasına konuşun. Cevapları sezmek anlamak
için susun, bekleyin. Ona zaman tanıyın, size
katılacağını umun; katılacaktır.
ÇOCUĞU İLGİLENDİREN ŞEYLER HAKKINDA KONUŞUN
Canlı bir bebekle aşağı yukarı herşey hakkında
konuşabilirsiniz. Cevap vermeyen, sessiz bir bebekle
konuşmayı zor bulan anne babalar vardır. “Sizin”
ne yaptığınızla ilgili konuşmak iyi bir
başlangıçtır; çünkü herşeye rağmen siz en önde
gelen ilgi kaynağısınız.
Çocuk dikkatini objelere ve etrafında gelişen
hareketlere vermeye başladığında, ipuçlarını onun
oyuncak seçiminden ve neye gülümsediğinden alın.
Daha aktif ve oyuncu olduğunda, seçebildiğiniz konular
artacaktır. Tercihleri ne ile ilgili konuşmak
istediğini gösterecektir. Konuşmuyorsa ona sevdiği
şeylerin isimlerini öğretin. Sevdiği şeyler kelime
öğrenmek için harika bir kaynak sağlar. Kendinizi
isimler hakkında konuşma ile sınırlamayın.
Hareketler, renkler ve sesler hakkında da konuşun.
AKTİF ÇOCUĞA DİKKATİNİ YOĞUNLAŞTIRMASINDA
YARDIMCI OLMAK
Küçük çocuğun dikkati, bir şeyden başka bir şeye
kolayca kayabilir. Sadece onun dikkat ettiği şeyleri
izlerseniz, öğrenmesi gereken şeylerin anlamlarına
dikkatini toplaması güç olur. Diğer yandan dil
öğretimi için dikkatini çekmek istiyorsunuzdur. Bu
problemi, çocukla oynamaya ayırdığınız zamanı,
sınırlı sayıda oyuncak ve aktiviteleri bulunduğu,
daha önceden hazırladığınız bir ortamda geçirmekle
çözebilirsiniz. Onun sevdiğini bildiğiniz oyuncak ve
aktiviteleri seçin ama dikkat dağıtıcı şeyleri uzak
tutun. Aynı amaca çeşitli yollardan ulaşabilirsiniz.
Diyelim ki “top” kelimesini öğrenmesini
istiyorsunuz, bahçede çeşitli renkte topları
koyduğunuz bir kutu ile oturabilirsiniz. Bu topları,
yuvarlayarak, atarak, sakla bul oynayarak
kullanabilirsiniz. Çocuk hangi topu seçeceğine ve
bununla nasıl oynayacağına kendi karar verebilir; ama
aynı zamanda siz, onun dikkatini, amacınıza yönelik
tutmayı başarırsınız.
DOĞAL BİR CESARETLENDİRME DİLİ KULLANIN
“İyi çocuk” veya “iyi konuşma” gibi
ifadelerden kaçının. Biz konuşurken kimse bize böyle
şeyler söylemez. Bunun yerine çocuğa onu
anladığınızı ve kabul ederek cevap verin. Eğer
size, çok rastlanır bir iletişim yolu olarak,
oyuncağını uzatırsa, alın ve onunla oynayın. Sizden
bir şey istediğinde eğer bu verebileceğiniz bir
şeyse, ona verin; ama veremeyeceğiniz bir şeyse, en
azından anladığınızı gösterin.
KONUŞABİLEN ÇOCUK İÇİN
Yukarıda anlatılan alanlar, konuşmayı öğrenen
çocuk için önemini sürdürür. Yeni kelimeler
öğrenmede taklit çok önemli bir yoldur. Çocuk yavaş
yavaş istek ve ihtiyaçlarını belirtmek için,
kelimeleri kullanmayı öğrenir.
Bu aşamada ayrıca şu alanlar önem kazanır :
DEĞİŞİK TÜRDE ANLAMLARI İFADE ETMEK
Çocuk, geniş bir kelime bilgisinden daha çok şeye
ihtiyaç duyar. Tabi ki birçok kelime öğrenmesini
isteriz; fakat öğrendiklerinin ona değişik şeyler
hakkında konuşma fırsatı vermesi gerekir. Örneğin,
bir çocuk 50 kelime biliyor olabilir, ama bu kelimeler
sadece obje isimleriyle (araba, top gibi), bu objelerin
ne yaptıkları hakkında konuşamayacaktır, veya neye
benzediklerini söyleyemeyecektir.
DİLBİLGİSİ KALIPLARINI KULLANMAK
Çocuk, bir noktaya kadar dilbigisi açısından doğru
olmasada , kendini ifade edebilir. Yani, bir süre
dilbilgisi hataları üzerinde durmanıza gerek yok;
fakat ileride daha ince ayrıntılar üzerinde
konuşacağı zaman, bu kuralları öğrenmek zorunda
kalacaktır.
AĞIZ HAREKETLERİ VE SÖZCÜKLERİ TELAFFUZ ETMEK
Bu alan, diğer iletişim becerilerini öğrenmiş
olsalar bile birçok özürlü çocuk için güçlük
yaratır.
KONUŞMAYI BAŞLATMAK VE DEVAM ETTİRMEK
Olgunlaşmış bir konuşma becerisi, konuşma başlatma
ve diğer kişilerin konuştuklarına cevap verme
arasında bir denge içerir. Sıra alma becerileri iyi
gelişmiş çocuklar, bu dengeyi özel bir eğitim
almadan başarırlar; fakat bazen böyle bir denge doğal
olarak gelişmez. Bazı çocuklar vardır, ilgilerini
çeken konular hakkında uzun süre gevezelik
edebilirler; ama diğer insanların söylediklerine
dikkat etmezler, dinlemezler. Ayrıca sadece onlarla
konuşulduğunda konuşan ve çok nadir olarak kendi
başlarına konuşma başlatan çocuklar da vardır. İki
uç da etkin bir iletişime izin vermez. Bu vakalarda bir
denge bulmayı öğretmek önemli bir alandır.
DİL ÖĞRETMEK İÇİN TEMEL PRENSİPLER
* Çocuğa, cevap vermek için süre tanıyın, dinleyin,
bekleyin,
* Çocukla onu ilgilendiren şeyler hakkında konuşun,
* Planlanmış aktiviteler eşliğinde, çocuğun
dikkatini belli amaçlara yöneltin,
* Çocuğu doğal bir biçimde teşvik edin.
NASIL ÖĞRETMELİ ?
“Ne öğretmeli?” listesi size çok uzun geliyorsa,
bu becerilerin aynı anda öğretebileceğini bilmek, tam
olarak neyi amaçladığınızı aklınızdan
çıkarmadığınız sürece sizi rahatlatacaktır.
Dahası, dil öğretmenin büyük bir kısmı, günlük
aktivitelerin bir parçasıdır ve öyle olmalıdır. Bu
çocukla oynanan oyunların ve ona verilen bakımın
doğal bir uzantısı olmalıdır. Çocuğun gelişiminin
bazı dönemlerinde, belli amaçlara ve aktivitelere
yönelip, bunlara ayrı bir önem vermek gerekir.
NE ÖĞRETİLECEK ?
HENÜZ KONUŞMAYAN ÇOCUK
* Dinleme ve oyun becerileri : Bebekler kelimeleri
kullanabilmeden çok önce, konuşmalara katılabilirler.
Bunu yapmak için, diğer kişilerin ne yaptığına
dikkat etmeli ve oyundaki objelere dikkat etmeliler.
Bebekler büyüdükçe çevrelerini tanımak için oyun
becerilerini kullanır ve böylece iletişim kurmak
istedikleri şeyleri keşfederler.
*Sıra almak : İletişim iki yönlü bir süreçtir ve
konuşmayla birlikte, dinleme ve beklemeyi de içerir.
Bebeklik çağı, sesler, hareketler veya basit oyunlar
ile “sıra almayı” öğrenmek için ideal çağdır.
Konuşamayan daha büyük çocuklar da “sıra alma”
çalışmalarından yararlanabilirler.
* Taklit etmek : Taklit, yeni sesler öğrenmede büyük
rol oynar (ileride kelime üretmede kullanılacak olan
sesler). Bebeklerin pek çoğu taklit etmekten
hoşlanırlar. Birkaç günlük bebeklerin bile,
annelerinin yüz ifadelerini taklit ettikleri
gözlemlenmiştir. Taklit sadece seslerle
kısıtlanmamalıdır, hareketler de taklit edilebilir.
* Sesleri ve jestleri değişik amaçlarla kullanmak :
Çocuklar, çıkardıkları seslerin ve yaptıkları
hareketlerin, çevrelerindeki insanların hareketlerini
etkilediğini ve bulundukları ortamı kontrol ettiğini
öğrenmelidirler. Sesler ve jestler istenmeyen bir
yiyeceği, oyuncağı reddetmek için yardım istemek
için veya “merhaba” demek için kullanılabilir.
*Anlamak : Henüz konuşamayan çocuklar kişileri,
objeleri, olayları betimleyen kelimeleri anlamayı
öğrenebilirler.
Çocuğun özürü, iletişim becerilerini öğrenmesini
engelliyorsa, anne-babanın ve eğitmenin, bu konuda daha
duyarlı olması gerekir. Özellikle, çocuğun
iletişimine yönlendirecek oyun çeşitlerinden ve bu
tür durumlardan haberdar olmaları gerekir. Kendi
konuşmalarının, dinleme ve cevap vermelerinin,
çocuğun dil öğrenmesinde ne kadar önemli olduğunu
göz önünde bulundurmalıdır. Akılda tutacak ve
düşünecek çok şey var gibi gözüküyor ama
Macquarie’de çalışan anne babalar, bütün bu
düşünce tarzının doğal gelmeye başladığını
söylüyorlar. Dil öğretme teknikleri, anne babaların
çocuklarıyla iletişim kuruş şekilleri üzerine
kuruludur. Bu konuda okuyacaklarınız aslında bize
yabancı olmayan, sağduyuyla bulunabilecek şeyler.
BU ÇOCUK KONUŞMAYI ÖĞRENEBİLİR Mİ ?
Ağır derecede özürlü çocuklar dahil, çocukların
birçoğu konuşmayı öğrenebilir. Öğrenilmediği
nadir vakalarda , konuşmanın yerine işaret dili
öğretilebilir.
Çocuk daha küçükse (bebekse) hareket veya işaret
dilinde mi daha rahat olacağına karar vermek için çok
zamanınız var demektir. 2. konuda sunulan erken dil
öğrenimi yaklaşımı size yardımcı olacaktır.
MACQUAIRE PROGRAMINDA DİL NASIL ÖĞRETİLİYOR ?
Macquarie üniversitesi, down sendrom programında, dil
öğretimi T.E.L.L.’ye dayanır. (Türkçesi, Yaşam
İçin Erken Dil Öğretimi)
T.E.L.L. son geliştirilen teorileri geniş kapsamlı ve
pratik bir programa çevirip, orta ve ağır derecedeki
özürlü çocukların ihtiyaçlarını karşılamak
üzere düzenlendi. T.E.L.L.’nin temel özellikleri
şunlardır:
*Bebeklikten itibaren, çocuklar diğer kişilere
yönelmeye, sıra almaya, ses ve hareketleri taklit
etmeye yönelebilirler.
*Konuşmadan önce çocuklara, sesleri ve hareketlerini
ihtiyaçlarını karşılamak için kullanabilecekleri
gösterilir.
Çocuk konuşmaya başladığında, her farklı dil
alanında amaçlar belirlenir. Sıra almak , değişik
biçimdeki kelimeleri öğretmek ve yavaş yavaş
dilbilgisi kurallarının üzerinde durmak bu alanlardan
bazılarıdır.
* Öğretim doğal ortamda, çocuğun sevdiği materyal
ve aktiviteleri kullanarak olur. Öğretmen (eğitimci)
dil çalışmalarını eğlenceli hale getirir ki çocuk
iletişim kurmak istesin.
BAŞLAMADAN ÖNCE
Bütün gelişim alanlarında olduğu gibi, öğretim
başlamadan önce, çocuğu değerlendirmek gerekir.
Fakat burada çocuğun çevresindekiler ile spontan
ilişkisiyle ilgilendiğimiz için, formal değerlendirme
sekansları uygun değildir; çünkü formal
değerlendirmelerde çocuğun bazı kesin emirlere
uyması istenir.
Bu tür doğal konuşma cesaretlendirmeleri çocuğa,
iletişim kurmak için attığı adımların değerini ve
işe yaradığını, ayrıca dil becerilerini nasıl
geliştireceğini gösterecektir.
NORMAL DİL GELİŞİMİNİN SEKANSLARI
Dil konusunda çocuğun şu anda neler yapabildiğini ve
ilerde neler öğrenebileceğini, normal çocukların o
yaşlarda neler yaptıklarından daha önemlidir. Ancak
normal gelişimi de bilmekte yarar vardır. Aşağıda 4
yaşa kadar önemli dönüm noktalarını bulacaksınız.
“Normal” diye adlandırılan dönemin dil kazanımı
konusunda sınırları çok geniştir. Birçok çocuk ilk
sözcüklerini iki yaşından sonra söylerler ama yine
de normal gelişim gösterirler. Yani verdiğimiz bu
gelişim basamaklarını dikkatli kullanmak önemlidir.
Gelişim “basamakları” ve sırası, gösterilen yaş
düzeyinden daha önemlidir.
0 – 3 YAŞ ARASI
Bebek önceleri sadece ağlayarak ses çıkarır, fakat
sonra yavaş yavaş ağlamadan da sesler çıkarmaya
başlar. Gığıldama ve gırtlaktan gelen küçük
sesler duyacaksınız, daha sonra ünlü sesler
çıkarmaya başlayacak.
Bebek ağlama dışı sesleri çıkarmayı öğrenirken ,
başkalarının konuşmasına da cevap vermeyi öğrenir.
İnsanların konuşmalarına önce yüz ifadesi ve vücut
hareketleriyle cevap verir. Daha sonra onunla
konuşulduğunda yumuşak seslerle yanıt vermeye
başlar.
3 – 6 AY ARASI
Şimdi bebek iki değişik sesli harf çıkarır ve
yalnızken kendi kendine gığıldar.
“Ba” ya da “Da” gibi sesleri çıkarabilmek için
bir sesli ve bir sessiz harfi yanyana getirir.
Artık değişik duygularını değişik sesler
çıkararak ifade ederler. Büyüklerin yaptığı
küçük hareketleri taklit eder. Çıkardığı seslerle
, konuşmaları taklit etmeye çalışır.
6 – 9 AY ARASI
Daha şimdiden en az dört değişik ses kullanır.
Tekrardan oluşan iki heceli kelimeleri söyler (mama
gibi).
Çocuk yetişkin biriyle karşılıklı sıra alabilir
(hareketler ve ses çıkararak).
Dikkat çekmek için bağırır. Birisi istemediği
birşey yaptığında ağlayarak veya yüksek sesler
çıkararak tepki verir.
Tanıdık birini gördüğünde gülümser ve ses
çıkarır.
Taklit becerileri artmıştır. El sallamak veya
çırpmak gibi hareketleri taklit eder. Ayrıca zaten
çıkarabildiği sesleri bir başkası çıkardığında
taklit ederek karşılık verir.
9 – 12 AY ARASI
Bebek artık yetişkinlerin konuşmalarındakilere benzer
tonlamalar kullanır. Önce açık bir isteme biçimi
ortaya çıkar. Birşeye bakar ve sonra yetişkine bakar;
işaret ile veya ses çıkararak ne gördüğü hakkında
bilgi verir. Yetişkinle bir iletişime girmek için ses
çıkarır, iletişimi başlatır.
Öksürmek, göz kırpmak veya dil çıkarmak gibi yüz
hareketlerini taklit edebilir; özellikle ses ile
birleştirilen hareketleri taklit etmekten hoşlanır.
12 – 15 AY ARASI
Bebek artık “sohbetten” zevk alıyordur. İnişli
çıkışlı seslerle iletişim kurar ve konuşmayı
devam ettirir. Diğer bir kişiye eşya veya oyuncak
vermekten hoşlanır. Bunu yaparken sesler de
çıkarabilir. Bu aşamadan itibaren selemlaşma ve
vedalaşma için tutarlı sesler ve hareketler kullanır.
Kelimeleri, onlara yakın seslerle taklit eder. Su için
“u” gibi.
Tam olmamakla birlikte, yakın olan iki kelimeyi
kullanabilir.
“Bu nedir?” sorusuna bir kelime veya kelimeye yakın
bir sesle cevap verebilir.
Ses vurguları gitgide daha olgunlaşır, gelişir.
Birşey isteme veya soru sorma ile ünlem vurgularını
ayırd edebilirsiniz.
15 – 18 AY ARASI
Çocuk artık 4 – 6 kelime söyleyebilir. Bunlar
genellikle isimler karşı çıkma kelimeleri ve
“merhaba”,”bay bay” gibi sözcüklerdir. Kelimeyi
söyleyemediği zaman göstermek, vermek veya el sallamak
gibi hareketlere ses ekler.
Sık sık duyduğu şarkıları söylemeye çalışır.
Artık başarılı bir taklitçidir. Yetişkinlerin sık
sık kullandıkları veya konuşmalardaki sözcükleri
“yankı” gibi tekrarlarlar.
18 AY – 2 YAŞ ARASI
Çocuk artık 25 kelime söyleyebilir. Bunlar eşya ve
insan isimleri, “selam”,”bay bay” sözcükleri,
hareket belirten en az iki kelime, daha çok istemek ve
reddetmek üzerine kelimeleri içerir.
Kendisi kullanmasada iki kelimeli cümleleri taklit eder.
Kendisini iyi tanıyan yetişkinler için konuşması
anlaşılır düzeydedir; en azından %70’i.
2 – 3 YAŞ ARASI
Bu yaşta çocuklar daha çok kelime kazanır. 2,5
yaşında en az 50 kelime ve 3 yaşından itibaren
yaklaşık 300 kelimeye sahiptirler.
Bu yaşta kelimeleri iki kelimelik cümlelerde kullanmak
için bağlamayı öğrenirler. Yıl sonuna doğru
birçok üç kelimelik cümle kurabilirler.
Konuşma boyunca sıra almayı bilir. Önceleri bunu
sadece tek kelimeyle yaparken daha sonraları daha çok
sözcüklü ve tek bir konu üzerinde yoğunlaşmış
sohbeti 2-3 kelimelik cümlelere sürdürebilecek
seviyeye gelir.
Artık dilbilgisi kurallarını da öğrenmeye başlar.
(Çoğullar, zamirler gibi)
Bazı hatalar yapmakla birlikte, tekerlemeler
ezberleyebilir.
Oynarken kendi kendine söylenir ve konuşması oldukça
anlaşılır.
3 – 4 YAŞ ARASI
Bu yıl ilerledikçe, çocuk 3 kelimeli cümleler daha
sık kullanılır, ta ki konuşmasındaki cümlelerin %
80’i, üç ve fazlası kelimeden olışuncaya dek.
“Ne, niçin, nerede ?” ile başlayan sorular sorar.
Yakın geçmişdeki deneyimleri detaylı bir şekilde
anlatabilir.
Sorulduğunda adını ve soyadını söyleyebilir.
Çevremizdeki şeylerin ne işe yaradığı ile ilgili
olan sorular dahil, birçok soruyu cevaplayabilir.
|