İş İlişkileri ve Problemleri

İş ilişkileri, kişiler
arası ilişkiler problemleri, yaşamın bir parçasıdır.
Problemlerin oluşmasındaki en önemli nedenleri Amerikalı
RET(Rasyonel Emosyon Terapi)terapistler Beck ve Ellis (1955),
şöyle açıklamışlardır:
· Olaylardan değil, olaylara bakış açımızdan problemler
oluşur.
· Tüm ruhsal problemler katılık, esnek olamamak, hoş
görüsüzlükten kaynaklanmaktadır
Ellis insan ilişkilerinde problem yaratan 13 irrasyonel
düşünce biçimi olduğunu ifade etmiştir.
1- FİLTRELME
Tiyatroda bir oyun seyrederken tüm oyuncuları değil tek bir
oyuncuyu izliyor ve onun başarısına göre oyun
değerlendiriliyorsa, filtreleme yapılıyor demektir. Tek bir
öğe seçilerek oyun hakkında karar verilmiştir. Aynı
şekilde bir patron asistanından "şu" işi hızlı
yapmasını istediğinde asistan "patron benim yavaş
olduğumu düşünüyor" düşüncesi onun filtreleme
yaptığını gösterir çünkü patron asistanından şikayet
etmemiş ve "şu işi hızlı" yapmasını istemiştir.
Bu şekilde bütünün tek bir parçasını alıp değerlendirme
yapmak bütünü görmeyi engeller ve körlük yaratır.
2- AŞIRI GENELLEME
Filtrelemenin tam tersi olan bir düşünce biçimidir. Bir
arkadaşınız sizinle sinemaya gelmemiş ise "Beni
sevmiyor" diye düşünmek aşırı genelleme yapmak
demektir. Arkadaşınız sadece sinemaya gitmeyi kendi
nedenlerine bağlı olarak istememiştir. Aynı şekilde bir
kişi tek bir hata yaptığında " O kişi hep hatalı
davranır " tanımlaması da aşırı genellemedir.
Kişi eşinden ayrıldıktan sonra yeni bir ilişkide
başarısız olursa " Ben partnerimle anlaşamıyorum,
ilişki kuramıyorum" genellemesi yapabilir. Oysa
milyonlarca erkekten sadece iki tanesinde ilişkisi başarısız
olmuştur. Burada "İnsanlarla anlaşamıyor muyum ? "
diyerek aşırı genelleme yapmaktadır.
Aşırı genelleme de tek bir özellik bütünün tamamını
oluşturur. Bu kişiler sürekli : sık sık - her zaman - asla -
daima - hiç kimse - herkes - kesinlikle sözcüklerini çok sık
kullanırlar.
3- ETİKETLEME
Etiketleme, bir olayda hata yapan birini yada kendimizi hemen
aşırı genellemeden yola çıkarak etiketlemekdir. Kesirlerle
ilgili bir problemi çözemeyen bir çocuğa " Sen
aptalsın, matematiğe kafan çalışmıyor". İki akşam
eve geç gelen eşine " Zaten hep geç gelirsin"
genellemesi ile " Sorumsuzun Birisin" etiketlemesi
gibi. Veya bir yemeği yaktığı için kendine ben "
beceriksizin biriyim " etiketlemesi gibi.
4- KUTUPLAŞMIŞ DÜŞÜNCE
Burada insanları ya iyi - ya kötü - ya aptal - ya akıllı
gibi iki ayrı kutupta kabul etme vardır. Kişi kendini de, ya
karamsar ya da Polyanna gibi aşırı iyimser kabul eder. Kendini
vasat börek yapan, güzel pilav pişiren, ütü yapmayı
sevmeyen, kitap okuyup kendini geliştiren biri olarak kabul
etmek yerine " Ben çok kötü , ben çok harika yemek
yaparım, çok iyi insanım, çok kötü biriyim " kabul
etmeleri vardır. Bir insan şu alanda iyi, şu alanda
başarısız olabilir. İnsan kendisini ve diğerlerini iki ayrı
uçlarda, AKLA-KARA olarak kabul etmesi irasyonel düşünce
biçimidir.
5- ZİHİN OKUMA
Zihin okuma yansıtma olarak tanımlanan bir süreçtir.
İnsanların bizim gibi hissedecekleri inancıyla düşünerek,
ya da sezgi ile karşımızdaki kişinin bir hareketini
anlamlandırıp sonuçlar çıkartmaktır. İnsanları yeterince
dikkatli gözleme, dinlemek, anlamak ve hissetmek yerine,
önyargı ve kendi öğretilerimizle yola çıkarak kararlar
almak, sonuçlara gitmek, irrasyonel bir düşünce biçimidir ve
zarar verir. Sabah asansöre binerken işiyle ilgili kafası çok
karışık bir komşunun bizi görmemesine "Benimle
konuşmak istemiyor" zihin okuması bir ön yargıdır ve
sıkça yapılan bir hatadır.
6- FACİALAŞTIRMA - FELAKET TELLALLIĞI
Baş ağrısı yüzünden felç olduğuna inanmak, patronun
" Bu yazıyı tekrar yaz " demesinden işten
atılacağı sonucunu çıkarmak, ya da sevgilisiyle o gün
buluşamayacak birisinin "Zaten beni sevmiyor" sonucuna
ulaşması. Hata yapmaktan çok korkan kişilerin irrasyonel
aksak düşünce biçimidir. Hata yapılabilir ve hayat devam
eder esnekliği yoktur. Hataları yaşam deneyimine çevirmek
yerine " ben berbat, beceriksiz biriyim, feci oldu bu durum
" abartması vardır.
7- KONTOL YANILGISI
Burada çevreyi sürekli kontrol etme yanılgısı vardır.
Çevremizdeki kişilerin başarısızlığından ve
başarısından kendini sorumlu tutma düşüncesi irrasyonel bir
düşünce biçimidir. Bunun karşıtı olarak çevremizdeki
insanların duygu, düşünce ve davranışlarından da bireyin
kendini sorumlu tutması irrasyonel bir davranıştır. Birey
çevresindekileri memnun etmek için aşırı yüklenme ve
uğraşıya girerek kendi potansiyellerini ve enerjisini kendine
harcamak yerine başkaları için didinir durur.
8- MELİ - MALI
Meli malı lar bireye aile ve toplum tarafından öğretilirler.
Her şey kanunlara bağlanmıştır hem birey hem de başkaları
nasıl olacak tanımlanmıştır. Bunlar gerçekleşmediğinde
birey benlik saygısını kaybedebilir.
· DÜRÜST OLMALIYIM
· MÜKEMMEL OLMALIYIM (öğrenci,evlat,eş vs.)
· SAKİN OLMALI- KIZMAMALIYIM
· HERŞEYİ ÖNCEDEN GÖREBİLMELİYİM
· HATA YAPMAMALIYIM
· ACELE ETMELİYİM
· BİRİNİ SEVDİYSEM SÜREKLİ SEVMELİYİM
· HEP MUTLU OLMALI, ACI ÇEKMEMELİYİM
· ALTTAN ALMALI, KENDİMİ SEVDİRMELİYİM
· ADİL OLMALIYIM.
Tüm aile içi öğretilerden öğrenilen meli malı larla
davranmak yaratıcılığı yok eder ve diğer insanlar bireyin
meli malı'larına uymadığında sert tartışmalar çıkabilir.
Örneğin "Adil olmak" konusunda neyin adil, neyin
değil olduğunu herkesten iyi bildiğini ifade etmek, kişiler
arası ilişkilerde körlüğe neden olmaktadır.
9- DEĞİŞTİRME YANILGISI
Başka insanların kendi isteklerimiz doğrultusunda
değişmelerini istemek aksak bir düşünce sistemidir ve bizi
mutsuzluğa götürür. Herkesin kendi anayasasına göre
karşısındakinden davranış beklemesi, çatışmalar doğurur.
Her birey, ilişkide olduğu diğerinin farklılığını kabul
edip, ilişkiyi yapılandırırken orta noktayı bulabilme
becerisine sahip olmayı öğrenebilmedir.
10- SUÇLAMA
Karşısındakini suçlama ve kendini rahatlatma ya da kendini
suçlama şeklinde ortaya çıkan bu aksak düşünce şekli
bireyin gelişimini engeller. Bireyi etiketlemelere götürür.
11-FEDAKARLIK SEFERBERLİĞİ.
Değiştirme yanılgısı yerine, yani başkalarının bizim
doğrularımızı yapmalarının tersine başkalarının
istekleri ve doğruları yönünde davranmamız gerektiği ile
yüklenmelidir. Kimseye hayır demeden, büyük bir fedakarlık
göstererek yaşamak demek, başkalarının onayına ve
ödülüne aşırı ihtiyaç duymak demektir. Ödül
gelmediğinde öfke, kızgınlık ve hayal kırıklığı
duyularak, nankörlükle karşılaştığına inanan bireyde
depresyon ve somatik hastalıklar oluşabilir.
* Bakınız ilişki ve ilişki problemleri
* Kişiler arası ilişkilerde güçlükler yaşıyorsanız
yukarda sayılan 11 maddeyi kendinizde ne kadar
uyguladığınızı gözden geçirebilirsiniz.
Dr.Tülay ARSU
Kaynak : Psikom
Anasayfa-
Kadın sağlığı - Cinsellik
- Üroloji - Estetik ve Güzellik - Cilt
sağlığı- Ruh sağlığı - Kbb
Göz sağlığı -Diet ve Egzersiz - İlkyardım - Kalp sağlığı-Sinir sağlığı-Genel sağlık-Çocuk sağlığı-Bitki sağlığı-Fizik tedavi-Sevgi
Copyright
1998-2001 www.hastarehberi.Com - Tüm hakları saklıdır.