|
|
Özel
Eğitim ve Farklı Gelişenler |
Kişiler arasında çok çeşitli bireysel
farklılıklar vardır. Fiziksel yapısından,
yapabildikleri ve gelişimi açısından söz konusu bu
ayrıcalıklara, çevresel ve kültürel etmeleri de
ekleyecek olursak , her bireyin kendine has bir varlık
olduğunu görürüz. Tabi ki bu ayrıcalıkların hepsi
öğrenim ve eğitim açısından aynı oranda önemli
değildir. Bizim eğitim sistemimize göre milli
eğitimin eğitim öğretim imkanlarından yararlanabilen
çocuklar normal olarak kabul edilirse, bedensel,
zihinsel, görme, işitsel bazı davranış bozuklukları
gösteren ve eğitim sisteminden yararlanamayanlar ise
farklı gelişen ayrıcalıklı çocuklardır.
SINIFLANDIRMA
1 - BEDEN GELİŞİMİ VE ÖZELLİKLERİ AÇISINDAN
FARKLILIK GÖSTERENLER
· Görme özürlüler, işitme özürlüler, halk
arasında yaygın olarak spastik diye adlandırılan
beyin felci olanlar, sara gibi öncelikle beyin ve sinir
sistemi ile ilişkili olan özürler.
· Doğuştan ya da sonradan sonradan edinilmiş iskelet
yapısı hastalık ve sakatlıkları olan topallık,
çolaklık, kanburluk, kemik veremi ve benzerleri bu alt
kümeye girer.
· Uzun süreli bakım ve tedaviyi gerektiren
hastalıkları olanlar. Kalp ve dolaşım bozukluğu
olanlar, verem gibi solunum hastalıkları, diabetikler
bunlara örnektir.
· Çeşitli konuşma bozuklukları
2 - ZİHİNSEL GELİŞİMLERİ AÇISINDAN AYRICALIK
GÖSTERENLER
· Zeka geriliği olanlar
· Üstün zekalı, dahi olanlar
· Zeka bölümleri normalin üstünde olan "
müzik, resim, fen bilimleri, matematik " gibi bir
öğrenim alanında üstün özel yetenekli olanlar.
3 - DAVRANIŞ VE UYUM AÇISINDAN AYRICALIK GÖSTERENLER
· Korunmaya muhtaç olanlar ve sokak çocukları
· Suça yönelmiş veya suçlu durumuna girmiş olanlar
· Hareketli ya da davranışsal bozuklukları olanlar
4 - ÖĞRENME AÇISINDAN AYRICALIK GÖSTERENLER
· Okuma, yazma, hesaplama gibi temel öğrenim
dallarının birinde, çeşitli nedenler yüzünden
öğrenme zorluğu olanlardır.
5 - BİRDEN FAZLA AYRICALIĞI OLAN ÇOCUKLAR
· Bu grupta kişi hem sağır, hem kör olabilir. Hem
zihinsel geriliği, hem hiperaktivitesi olabilir
|
| Otizm |
Otistik çocukların ayrı bir grup olarak
sınıflandırılması ilk kez 1943 yılında, Amerikalı
bir çocuk psikiyatristi olan Leo Kanner tarafından
yapılmıştır. Otizm kelimesi Yunanca “kendi”
anlamına gelen “autos” kelimesinden gelmektedir.
Kanner bu ismi, otistik çocukların kendi içlerine
kapanık görünmesi ve diğer insanlara ilgi
göstermemeleri, onlarla ilişki kuramamaları nedeni ile
kullanmıştır.
GENEL BİLGİLER
Otizm, genellikle yaşamın ilk üç yılı içinde
ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden bir
özürlülük durumudur. Otizmin, beyin yapı ve
fonksiyonlarındaki bozukluklarla birlikte olduğuna dair
güçlü bulgular mevcuttur. Otistik kişilerde iletişim
ve sosyal etkileşim şiddetli bozukluk gösterir.
Gelişmede bir uyumsuzluk vardır, öyle ki, müzik veya
matematik gibi sınırlı alanlarda yetenekli
olabilirken, diğer yandan günlük yaşamla ilgili basit
becerilerde eksiklikler mevcuttur.
Birçok otistikse zeka özürü veya epilepsi gibi diğer
bozukluklar vardır. Bazı bebekler bebekliklerinin erken
döneminde otizm semptomları gösterirler. Otistik
kişileri tanımlamak için kullanılan birçok
davranış özellikleri vardır. Genellikle, hiçbir
otistikte bu özelliklerin tümü yoktur ve genellikle
hepsi aynı zamanda görülmez. Amerikan Otizm
Derneği’nin kriterlerine göre, bir çocukta
aşağıdaki listedeki semptomların en az yarısı
varsa, otistik olarak teşhis edilebilir.
1) Diğer çocuklarla ilişki kurmada güçlük
2) İşitmiyormuş gibi davranma
3) Öğrenmeye direnç gösterme
4) Gerçek tehlikelerden korkmama
5) Günlük hayattaki değişikliklere direnç gösterme
6) İhtiyaçlarına jestlerle işaret etme
7) Yersiz gülme veya kıkırdama
8) Kucaklanmaktan hoşlanmama ve karşı koyma
9) Bariz fiziksel aşırı hareketlilik
10)Göz temasından kaçınma
11)Cisimleri çevirme, döndürme
12)Cisimlere alışılmadık bağlılık
13)Tekrarlanan tekdüze oyun
14)Topluma katılmama
Otizmin rastlanma sıklığı, teşhis kriterlerine göre
10.000 doğumda 5 ile 15 olarak tanımlanmıştır. Bu da
hemen hemen görme veya işitme özürlülerin sayısına
eşittir. Örneğin klasik “otizm” veya Kanner
sendromu 10.000 doğumda 5’tir. İnsidans otistik
benzeri davranışları olan diğerlerinin de
eklenmesiyle artar. Otizm erkek çocuklarda kızlara
oranla 4 kat fazladır ve genellikle 3 yaşından önce
ortaya çıkar. Otizmin tek bir sebebi olmadığından,
bir hastalık olarak tanımlanamaz. Otizm, bir sendrom
olup, atipik davranış özelliklerinin bir karışımı
ile kendisini gösterir.
Otizmin çok sayıda bilinen ve şüphelenilen sebepleri
vardır. Araştırmalar bazı otizm formlarından
güçlü bir genetik komponent olabileceğini
göstermektedir. Bir ailede birkaç otistiğe birden
rastlanması oldukça nadir olmasına rağmen, birçok
böyle aile bulunmuştur. Bir ailede beş otistik
çocuğun tesbit edildiği dahi olmuştur. Fragile X
sendromu ile otizm formu vardır.
Bazı virüs infeksiyonlarından sonra otistik
davranışlar görülür. Bu, özellikle gebeliklerinde
kızamıkçık ve sitomegalovirüs infeksiyonu geçiren
annelerin çocuklarında görülür. Çok erken bebeklik
dönemindeki şiddetli infeksiyonların da otizm ile
ilişkisi vardır.
Otizmin, psikojen sebeplere bağlı, anne-baba
problemleri ile ilişkili olduğuna dair geçerliliğini
yitirmiş çok sayıda literatür hala bulunabildiği
halde, bu teorilerin yanlış olduğunu bugün biliyoruz.
Otizmin, bilinen psikolojik sebepleri yoktur.
Anne-babaların kişilik yapılarının da sağlıklı
çocuklarınkinden farklılık göstermediği
saptanmıştır.
Erken çocukluk otizmi kronik bir seyre sahiptir. Henüz
kesin tedavisi yoktur.
Özel metodlarla, uzman kişilerce sosyal ve temel
beceriler (giyim, yemek yeme) verilebilmektedir.
Bazıları da okuma, yazma, matematik, el becerileri
öğrenebilirler.
Prognoz konusunda, önemli göstergeler 5 ile 6.
yaşlardaki zeka ve konuşma gelişimidir. Bu sürede
çocukların konuşmaları ve zeka gelişimleri iyi ise,
iletişimi kurmaya yetebilecek dil kullanımı varsa,
aynı şekilde olumlu bir prognoz söz konusudur.
Otistik her 100 çocuktan 5 ile 10’u erişkinler gibi
yardımsız yaşamını sürdürebilecektir, 25 ile
30’u iyi bir gelişme gösterebilecektir fakat hala
destek ve süpervizyona gereksinimleri olacaktır. Geriye
kalanların ileri derecede özürlü ve bağımlı olarak
kalmaları söz konusudur.
OTİZMİN BELİRTİLERİ VE ERKEN TANI
GENEL BELİRTİLER
“Çok sakin bir bebeğim vardı. Mama saatinde
karnını doyuruyor, altını temizledikten sonra
yatırıyordum. Ben tekrar yanına gidene kadar
ağlamıyordu. Dikkatimi çeken ilk şey, yanına
yaklaştığımda kucaklamam için kollarını
kaldırmaması, oyunlarıma hiç karşılık vermemesi
oldu...”
“Bebeğim doğduğundan beri adeta bir kabus
yaşıyoruz. Bütün gün akşama kadar, bütün gece
sabahlara kadar sürekli ağlıyor. Mamasını yedirmek,
altını temizlemek mümkün değil, ancak kucakta
sallanırsa veya arabasında gezdirilirse biraz
sakinleşiyor...”
Otistik bebeklerde yukarıda ifade edildiği gibi, iki
tip davranış biçimi gözlenmiştir. Birinci örnekteki
gibi sakin ve bütün gününü yatakta geçiren
bebeklerin bakımları kolaydır, ancak çevrelerine
karşı ilgisizlikleri anne babaları endişelendirir.
İkinci tip bebekler ise sürekli ağlayan, huysuz
bebeklerdir, sürekli sallayarak susturulur.
Otistik çocukları olan birçok anne baba,
çocuklarının bebeklik döneminde olağandışı bazı
şeyler hissettiklerini, ancak bunu tam olarak
yorumlayamadıklarını belirtmişlerdir. Bazıları ise
bu farklılığı düşünmek bile istemediklerini
söylemişlerdir.
ÇEVREYİ ALGILAMA
Anne ve babanın ilk gözüne çarpan, çocuğun
çevresine karşı olan ilgisizliğ ve kendisine yönelik
oluşudur. Belirli sesli uyarılara hiç reaksiyon
vermez. Kulaklarının duymadığı zannedilir. Diğer
bazı seslere ise özel ilgisi vardır. Hışırtı,
sürtünme seslerine duyduğu ilgi nedeniyle çeşitli
yüzeyleri elleriyle kazır, tırmalar. İnsanlarla göz
kontağı kurmaz, çok uzun süre boş bakışlarla
oturabilir.
2. yaştan sonra bebeklik döneminde gözlenen çevreye
ilgisizlik daha belirgin hale gelmiştir. Çevresindeki
kişilerin, anne ve babaların yüzüne bakmama, hemen
her otistik çocuğun özelliğidir. İnsanların
gözlerine bakmadıkları veya kısa bakışlardan sonra
gözlerini kaçırdıkları görülür. Kendi
dünyalarında yaşarlar. Uyaranlara az veya aşırı
cevap verebilirler. Çocukların seslere tepki vermemesi
, birçok anne babayı, işitme problemi endişesi ile
doktorlara gitmeye yöneltmektedir. Yapılan muayeneler
çocukların işitmelerinde organik bir sorunun
olmadığını göstermektedir. Gerçekten de bazen
seslere hiç tepki vermedikleri, bazen en ufak seslere
aşırı tepki gösterdikleri, alışılmış seslerden
rahatsız olup kulaklarını kapatabildikleri, bazı
seslere de çok duyarlı oldukları gözlenmektedir.
Örneğin su, motor ve müzik gibi seslere özel ilgi
gösterdikleri görülür.
Görsel uyarılara da normal dışı tepkiler görülür.
İnsan yüzlerine ve çevredeki birçok nesneye
bakmamalarına karşın, hareket eden, dönen ya da
parlak olan cisimlere uzun süre bakabilirler. Bazen de
ışıkla karşılaştıklarında kulaklarını, yüksek
bir sese reaksiyon olarak da gözlerini kapama gibi ters
tepkiler gözlenebilir.
Bazı çocuklar ağrıyı, sıcağı ve soğuğu
farketmede güçlük gösterirken, diğer bazılarında
ise soğuk suyla ellerini yıkarken ağlama, eline toplu
iğne battığında çığlıklar atma şeklinde,
uyarılara aşırı tepkiler görülür. Tek bir duyu
tipine dikkat edip , diğerini ihmal edebilirler.
KONUŞMA VE İLETİŞİM
Otizm tanısı için gerekli olan kriterlerden biri olan,
konuşma ile ilgili şiddetli bozukluğun erken tanıya
gitmede farkedilmesi çok daha zordur. Normal bebekler 1
yaş civarında ilk kelimelerini söylerler. Sesler
çıkarır, çıkardıkları sesleri farklılaştırır,
bu şekilde duygularını, isteklerini ifade ederler.
Ancak, normalde görülen bu “ba-ba” seslerinin
otistik bebeklerde görülmediği belirlenmiştir.
Ayrıca diğer kişilerin kendileriyle konuşmalarına ya
da kendilerine seslenmelerine karşı tepkisiz
kaldıkları gözlenmiştir. Bazı otistik çocuklar 0
– 2 yaş döneminde tamamen sessiz kalabilir,
bazıları ise yaşıtları gibi birkaç kelime
öğrenebilir; hatta bazıları bu birkaç kelimeyi
kullanmayı öğrenebilirler ancak bunlar tekrar
kaybolabilir.
Sözel iletişim ve sosyal etkileşimdeki sapmalar ,
sözel dışı iletişim ve fantezi kurmadaki bozukluk
veya eksiklikle birliktedir. Normal ilgi ve sevgi
davranışını geliştiremezler.
Otistik çocuklarla yapılan çalışmalar,
konuşulanları anlama kapasitelerinin oldukça
sınırlı olduğunu göstermiştir. Tek kelimeleri
anlayabilirken, kelimeler soyutlaştıkça ve cümleler
karmaşıklaştıkça anlamaları da güçleşir.
Konuşulanları anlama becerisi oldukça yavaş gelişir.
Gelişmenin her çocuğa göre farklı düzeylerde
olduğu gözlenir.
EKOLALİ
Ekolali, çocuğun duyduğu kelimeleri, cümleleri,
konuşmacının hemen arkasından veya daha sonra taklit
etmesidir. Normalde çocuklar konuşmaya duydukları
kelimeleri taklit etmekle başlarlar; ancak bu taklit
dönemi, 2,5 yaş civarında sona erer. Otistik çocuklar
da bazen kelimeleri, bazen de cümleleri papağan gibi
taklit ederek öğrenirler. Kelimeleri, taklit ettikleri
konuşmacının aksanı ve vurgulaması ile söylerler.
GRAMER BOZUKLUKLARI
Konuşabilen otistik çocuklarda gramer bozuklukları da
yaygın olarak görülür. Çoğunlukla kendisinden
“sen” veya “o” diye bahseder.
Bütün otistikler anne babalrı ve diğer kişilerle
ilişkilerini geliştirmekte değişik derecelerde
yetersizdirler. Göz kontağı kuramazlar, tesadüfen
böyle bir kontak kurduklarında gözlerini
kaçırırlar. Kişilere sanki orada yokmuş gibi
davranırlar. Bazen yollarını tıkayan bir mobilya
parçası gibi onlara vurur ve kenara iterler. Bazen de
üzerlerine tırmanarak onları oyuncak veya bir obje
gibi görürler. Bu çocuklar sık sık hayatlarında
çok önemli olan anne baba, kardeş, öğretmen gibi
kişileri tanımıyor gibi görünürler.
Otistik çocuk öpebilir, ancak bu mekaniktir ve
duyguların getirdiği bir özelliği yoktur.
SOSYAL DAVRANIŞ
Diğer çocukların kasine kucağa alınmaya karşı
isteksizlik gösterme, kucağa alınınca huzursuz olma
en belirgin özellikleridir.
Genellikle 3. ve 4. aylarda görülen reaktif gülme
görülmez ve çocuğun çevreyi tanıdığına dair
hiçbir belirti de yoktur. Otistik bebekler, genellikle
çevreleriyle ilişki kurmaz, kendi kendilerine
gülümserler.
Normal bir bebek yaşamının ilk 3 ayında annesine
bakar, annesi onunla konuşurken gülümser. Daha sonraki
aylarda ise her fırsatta kucağa alınmak için
kollarını kaldırır. Tanıdığı kişileri görünce
heyecanlanır. İnsanlarla ilişki kurmaktan hoşlanır.
Otistik bebeklerin reaktif olarak güldükleri ancak
gıdıklandıkları, havaya hoplatıldıkları zaman
gözlenmiştir. Birçok otistik bebek yalnız
bırakıldıklarında mutlu görünür; bazıları
saatlerce yastığını veya çarşafını tırmalar.
Bazıları ise yataklarında oturur ve öne arkaya
sallanır veya başlarını yatağın kenarına
vururlar.Anneler genellikle bebeklerinin yüzlerinin
ifadesiz olduğunu, gülümsemekle birlikte yüzlerinde
sevinç, utanç, rahatsızlık gibi duygusal ifadeler
görmediklerini, bebeklerin yüzlerindeki ifadenin ve
gözlerindeki bakışın hiçbir olay karşısında
değişmediğini belirtmişlerdir.
Otistiklerde hiperkinezi (aşırı hareketlilik) sık
karşılaşılan bir problemdir. Hipokinezi (hareket
azlığı) daha az görülür. Değişiklik karşısında
veya ortada bir neden yokken saldırganlık ve öfke
nöbetleri görülür. Kendi kendine zarar vermeye
yönelik, kafasını vurmak, ısırmak, tırmalamak, saç
çekmek, kendini yumruklamak gibi davranışlar vardır.
Bu davranışlar zaman zaman stereotipik bir karakter
gösterir. Neden ortaya çıktığı bilinmeyen,
kendiliğinden başlayan ve bazen kendiliğinden sönen
olaylardır. Kendi etrafında dönme, öne arkaya
sallanma, parmakları ile havada bir takım şekiller
çizme gibi davranışlardan çocuğun zevk aldığı ,
bazılarının sallanma, dönme gibi vestibüler sistemi
uyaran hareketlerden hoşlandığı bilinmektedir.
Kısa süreler için dikkatini toplayabilme, bir işe
tamamen konsantre olamama, beslenme problemleri, idrar ve
dışkısını tutamama da sıklıkla görülür.
Eve bir misafir gelmesi, odanın farklı bir düzene
sokulması, sürekli kullandığı çarşafın
değiştirilmesi gibi durumlar, otistik çocuğun
huzursuz olmasına, saatlerce ağlamasına, öfke
nöbetleri geçirmesine neden olabilir. Uzmanlar,
çocuğun yapılan her değişiklikten dolayı kendini
güvensiz hisettiğini, ancak çevresindeki aynılığı
koruyarak rahatladığı görüşünü
paylaşmaktadırlar.
Otistik çocukların genellikle çevrelerindeki
tehlikelerin farkında olmamaları , anne babaları en
çok endişelendiren özelliklerdendir. Çocuğun ince
yüksek bir duvar üzerinde korkusuzca yürümesi, yoğun
trafik olan bir caddeye fırlayabilmesi, sıcak sobaya
yaklaşması gibi davranışlar örnek olarak
verilebilir.
Çevrelerindeki nesnelerin, kişilerin tamamı yerine
ayrıntılarına, küçük parçalarına dikkat ederler.
Annenin yalnızca küpesi, oyuncak arabanın yalnızca
tekerlekleri çocuğun dikkatini çekebilir. Otistik
çocuklarda hayal gücünün yetersizliğine bağlı
olarak yaratıcı oyun oynama becerisinin bulunmaması
yaygın olarak gözlenir. Bir oyuncakla gerçek amacına
uygun olarak oynamaz, farklı bir şekilde manipüle
eder. Çoğu çeşitli nesnelere tutkun olabilirler ve
onları kullanmakta mükemmel bir ustalık gösterebilir.
Bu yeteneğin bir kısmı, şüphesiz bu işlere fazla
zaman ayırmaktan kaynaklanmaktadır. Normal bir çocuk
bir şeyi çevirmek için saatler harcamaz.
Konuşmanın olmaması veya çok az olması ve
olgunlaşmamış sosyal davranışlar nedeniyle diğer
çocukların oyunlarına katılamazlar.
Özel korkular, nedensiz gülme ve ağlamalar gibi bazı
duygusal tepkiler, otistik çocuklarda sıklıkla
gözlenen özelliklerdendir. Bir ayakkabı ayağını
sıktığı için ayakkabı giymeyi reddeden çocuk,
elini küvetteki sıcak suya sokarak yaktığı için
küvette yıkanmaktan korkan küçük kız, özel
korkuları olan çocuklara örnektir. Zaman zaman bu
korkuların nedenini bulmak oldukça güç olabilir.
Çevresindekilerle iletişim kuramayan, bu nedenle de
çevreden korkusu ile ilgili hiçbir yardım alamayan
otistik çocukta bu korkular oldukça uzun sürebilir.
MOTOR DAVRANIŞ
Fiziksel gelişimleri yaşıtlarından farklı değildir.
Otistik bebeklerin büyük bir çoğunluğunun özel bir
görünümü yoktur. Çoğu sevimli ve çekicidir.
Fiziksel olarak birçok motor beceriyi olağan yaşlarda
kazanmaya hazırdırlar, ancak bazı otistik bebeklerin
çevrelerine karşı ilgisizlikleri nedeniyle geç
yaşlarda oturdukları, yürüdükleri gözlenmiştir.
ÖZEL BECERİLER
Bazı otistiklerin çeşitli problemlerin yanısıra
bazı özel becerileri vardır. Bu beceriler genellikle
konuşmayı gerektirmeyen alanlardadır. Örneğin; bu
çocukların çoğu müziği sever ve çok güzel şarkı
söyleyebilir. Şekillere yönelik yap-boz (puzzle) ve
konstrüksiyon gerektiren oyuncaklarda
başarılıdırlar. Bazıları mekanik ve elektronik
konularında yeteneklidirler.
Ender olarak bazı otistik çocuklar olağanüstü
becerilere sahiptirler. Bunlar büyük ve karışık
rakamları zihinsel olarak büyük bir hız ve kesinlikle
hesaplayabilirler. Bazıları müzik aleti çalabilir ve
hatta melodi besteleyebilirler.
DİĞERLERİ
Otistik bebeklerin bu gelişimsel özellikleri
yanısıra, çok yaygın görülen beslenme ve uyku
problemleri vardır. Bunlardan çoğunun ilk altı ayda
emmesi zayıftır, altıncı aydan itibaren beslenme
problemleri artar. Birçok bebek, süt dışında tüm
yiyecekleri reddeder, bazıları ise normalin üzerinde
ve hemen herşeyi yiyebilir.
Uyku problemi genellikle sürekli ağlayan, susturulması
kolay olmayan bebeklerde gözlenmektedir. Ağlamaların,
bağırmaların gece gündüz aralıksız tekrarlanması
, anne babayı çaresiz bırakmaktadır.
Süt çocukluğu döneminde görülen bu otizm
belirtilerinin toplu değerlendirilmesi için
aşağıdaki form önerilmektedir :
ERKEN ÇOCUKLUK OTİZMİNDE BİRİNCİ
YAŞTAKİBELİRTİLERİN DEĞERLENDİRME FORMU
ALGILAMA
* Belirli sesli uyarılara hiç reaksiyon vermez,
kulaklarının duymadığı zannedilir.
* Belirli bazı diğer seslere özel ilgisi vardır.
* Yedinci ay sonunda bir ses kaynağına veya bir temasa
doğru dönmez, yönelmez.
* Sık olarak ve uzun süre bazı satıhları elleriyle
kazır, tırmalar.
* Uzun süre ve sık sık belirli bazı görüntülere
sabit bir şekilde bakar. Diğer bazı görsel uyarılara
hiç reaksiyon göstermez.
KONUŞMA
* 5. ay sonunda henüz daha hiç hece yapamaz.
* 7. ay sonunda daha kendisini fark ettirecek konuşma
seslerini çıkarmaz (örneğin; ba-ba).
* 9. ayın sonunda heceleri tekrarlama yoktur.
* 12. ayın sonunda henüz hiçbir kelime söyleyemez.
SOSYAL DAVRANIŞ
* Genellikle 3. ayın sonunda gülme yoktur, anne
seslendiğinde, yüzünü yaklaştırdığında tanıma
belirtisi göstermez.
* 6. ayın sonunda kucaklayan kişiye kollarını
uzatmaz.
* 6. ayın sonunda kucağa alınmak veya ilgilenilmek
istendiğine ait belirti yoktur, kendi kendine olmaktan
memnundur “rahay bebek”.
* 10. ay sonunda yapabileceği halde taklit yapmaz.
* 12. ay sonunda çevredeki cisimlere az ilgi gösterir,
eliyle işaret etmez.
* Diğer çocuklar gibi oynamaz, daha ziyade kendi
kendine oyalanır, aynı türdeki hareketleri yapar.
MOTOR DAVRANIŞLAR
* Güçsüz, gevşek veya sokulgan olmayan, sabit duruş
ağırkanlılık.
* Ağır hareketler, ellerle yüzü, gözleri kapama.
* Sevdiği bazı cisimleri yüz ve gözler önünde
tutma, çevirme.
* Dolaşarak çevreyi öğrenmesi yetersizdir.
DİĞERLERİ
* Besinlerin alınmasında çeşitli bozukluklar.
* Buna bağlı dışkılama bozuklukları.
* Uzun süren ve izah edilemeyen ağlama ve bağırmalar.
* Uzun süren taşkınlıklar veya ilgisizlik halleri.
* Uyku bozuklukları.
* Genelde alışılmamış derecede rahat davranış
tarzı.
* Sağlıklı, çekici fiziksek dış görünüş.
ÇOCUKLARDA ERKEN OTİZMİN TANISINA GÖTÜREN
BELİRTİLER :
Eğer çocuk doğuştan otistik ise, ilk aylarda bun
tespit etmek oldukça zordur. Sıklıkla erken çocukluk
otizmi tanısı en erken, yaşamın ikinci veya
üçüncü yıllarında konur.
Çoğu çocukların birçok belirtileri, süt çocukluğu
döneminde farkedilir, ancak bunlar kesin bir tanı için
yeterli değildir.
Değişik yaşlarda, otistik çocuklara ait belirtiler
farklılık gösterir, çeşitli devrelerden geçer.
Değişik yaşlarda bizi otizmin erken tanısına
götüren tipik belirtiler şöyle sıralanır :
Doğum : Özel bir belirti veya bulgu yoktur.
Doğumun 3 – 10. günlerinde : Özel bir belirti veya
bulgu yoktur.
4 – 6. Haftalarda : Sık bağırmalar ve ağlamalar
görülür, ancak bunlar sebepsizdir. Örneğin açlık
gibi bir ihtiyaca işaret etmezler.
3 – 4. Aylar : Gülme yoktur veya reaktif olarak
gülümseme görülmez. Annenin yüzünü tanımaz.
6 – 7. Aylar : Oyuncaklara hiçbir ilgi yoktur.
Kollarını uzatmaz. Kucaklandığında hipononiktir
(kasları gevşektir).
10 – 12. Aylar : Çevreye ilgisi yoktur. Kendisi tek
başına olmaktan memnundur. Uzun süren ağlamalar ve
bağırmalar, sık stereotipik hareketler (aynı
hareketin tekrarlanması) sağa sola sallanma, cisimleri
tırmalama, kazıma şeklinde hareketler görülür. Hiç
oyun oynamaz. Yalnızca oyuncaklarla stereotipik
hareketler yapar. Annenin gözleri ile temas kurmaz,
değişik kişileri ayırdetmez. Sesli uyarılara doğru
yönelme yoktur, sağır gibidir. Kişi veya eşyalara
işaret etmez. Konuşmada gecikme görülür. Monoton,
garip sesler çıkarır. Bunlarda taklit ve anlam yoktur.
21 – 24. Aylar : Derin uykuya dalması zordur. Gece
uykusu yoktur. Çiğneme yoktur. Sıvı veya lapa gibi
besinler alır. Stereotip el hareketleri (döndürma,
sallama, vurma, kazıma ve tırmalama hareketleri)
hipotoni (kaslarda gevşeklik), sık olarak arka üstü
düşme görülür. Göz teması kurmaz hemen gözlerini
çevirir; merak yoktur. Çevresinin değiştirilmesini
istemez ve bundan korku duyar. Ekolali (söylenenin
tekrarlanması) görülmesi mümkündür, bu da gecikmiş
olarak ortaya çıkar. Kimi kez doğru anlamaksızın
kelime şablonları kullanır.
3 – 4. Yaşlarda : Yersiz gülme veya gülümsemeler,
ayakların ucunda yürüyüş veya sekerek yürüme,
garip yeme tarzı ve ihtiyaçları, cansız varlıklarla
stereotip meşguliyet, oyunda perseverasyon ( aynı
oyunda sebat etme), alışkanlıklara sıkı sıkıya
sarılma, ağrılı ve soğuk uyarılara az cevap verme
görülür. Kendine zarar verme eğilimi vardır
(Parmağını gözüne batırmak gibi). Temas kurma;
koklayarak dudaklarla dokunarak ve öperek, elle
dokunarak, vurup yoklayarak olur. Belirli sesli
uyarılara kulaklarını tıkar. Çevre ile
konuşmaksızın temas kurar. Kişileri aletler gibi
görür. Anne baba ile teması daha iyidir (ön planda
bedensel temas). Aynı yaştakilere tutumu olumsuzdur.
Hareketlerinde taklit yoktur. Konuşma becerisinde
yetersizlik açık biçimde görülür. Mutizm (içine
kapanma), kendi kendine konuşmaya eğilim, zamirlerin
yer değiştirmesi, konuşma müzikalitesinin bozukluğu
söz konusudur. Genel olarak konuşma geriliğ vardır.
DSM IV KRİTERLERİ
Amerika’da yayınlanan ve uluslararası kabul gören
hastalıkların sınıflandırılması, DSM IV kiteri
olarak adlandırılmaktadır (1998). Bu kriterler diğer
bozukluklar ile “otistik bozukluk” veya “ erken
çocukluk otizmi” , İngilizce literatürüyle “
early infantile autism” ya da kısaca otizm diye
adlandırılan bozukluğun sınırlarını, yaygın
gelişim bozuklukları içinde şöyle çizmektedir.
YAYGIN GELİŞİM BOZUKLUKLARI
Aşağıdaki 16 maddeden en az sekizi bulunmalıdır,
bunlar arasında en az iki madde A’dan, bir madde
B’den, bir madde C’den olmalıdır.
Not : Kişinin davranışı ancak gelişim düzeyine
göre olağandışı ise tanı ölçütünü
karşıladığını düşünürüz.
A - Aşağıdakilerle kendisini gösteren, karşılıklı
toplumsal etkileşimde nitel bozuklukların olması :
(Parantez içinde yer alan örneklerden ilk sözü
edilenler, daha çok, bu bozukluğu olanlardan daha ileri
yaşta ve daha az ağır durumda olanlarına uygulanmak
üzere düzenlenmiştir.)
1. Başkalarının varlığının ya da duygularının
hiç farkında olmama (örn. Bir kişiye sanki o bir
eşyaymış gibi davranır; diğer bir kişinin
sıkıntısı olduğunu anlayamaz; başkalarının
“mahremiyet” gereksinmelerinin olduğu kavramından
açıkça habersizdir)
2. Sıkıntıda olduğu zamanlarda avunma arayışı
içinde olmama ya da olağandışı bir biçimde avunma
arayışı içinde olma (örn. İncindiği zaman aynı
sözcüğü yineleyerek söyler)
3. Taklit etmeme ya da bozuk bir biçimde taklit etme
(örn. Bay-bay diyerek el sallamaz, annenin ev içi
etkinliklerini taklit etmez, hiç yeri yokken
başkalarının eylemlerini mekanik bir biçimde taklit
eder)
4. Toplumsal oyunlara katılmama ya da olağandışı bir
biçimde katılma (örn. Basit oyunlarda etkin bir
biçimde yer almaz, tek başına oynadığı oyun
etkinliklerini yeğler, diğer çocukların oyunlarına
sadece mekanik yardımcı olarak girer)
5. Yaşıtlarıyla arkadaşlık etme yetisinde büyük
bir ölçüde bozukluk olması (örn. Yaşıtlarıyla
arkadaşlık etmeye karşı herhangi bir ilgisi yoktur.
Arkadaşlık kurmaya karşı ilgisi olmasına karşın,
toplumsal etkileşimin alışılagelen kurallarını
anlamadığını gösterir; sözgelimi ilgilenmeyen bir
yaşıtına telefon rehberini okur)
B - Aşağıdakilerle kendisini gösteren, sözel ve
sözel olmayan iletişimde ve hayal kurmaya dayalı
etkinliklerde nitel bozuklukların olması.
1. Anlaşılmaz da olsa iletişim kurmaya yönelik
sözler söylememe, konuşulan dille iletişim kurmama,
ya da yüz ifadesi, el ve yüz hareketleriyle bile olsa
herhangi bir iletişim tarzının olmaması.
2. Gözünü dikip bakma, yüz ifadesi, vücudun duruş
biçimi ya da toplumsal etkileşimi başlatan ya da
düzenleyen el hareketlerinde görüldüğü gibi,
belirgin bir biçimde olağandışı sözel olmayan
iletişimin olması (örn. Kendisine sarılınmasını
beklemez, sarılındığında kendini koyvermez, gergin
durur. Toplumsal bir yaklaşımda bulunurken ,
karşısındaki kişiye bakmaz ya da gülümsemez; anne
babasını ya da konukları selamlamaz, toplumsal
etkileşimde bulunduğu durumlarda sabit bir bakışı
vardır)
3. Erişkin rollerinin, düşlemlerdeki karakterlerin ya
da hayvanların taklidini yaparak oyun oynama gibi hayali
etkinliklerin yokluğu; hayali olaylar hakkındaki
öykülere karşı ilgisizlik.
4. Sesin yüksekliği, perdesi, vurgulaması, hızı,
ritmi ve ses tonunun yükselip alçalma biçimi (örn.
Tekdüze bir ses tonu ile konuşma, soru sorarmış gibi
ya da yüksek perdeden şarkı söyleme ).
5. Konuşmanın biçiminde ya da içeriğinde belirgin
olağandışılıkların görülmesi. Bunlar arasında
basmakalıp ve aynı şeyi yineleyerek konuşma (örn.
Hemen ortaya çıkan ekolali ya da televizyon
reklemlerının mekanik bir biçimde yinelenmesi).
“Ben” dememk istediğinde “sen” demesi
(örn.”Ben bir çörek istiyorum” yerine “çörek
istiyor musun ?” denmesi). Sözcükleri ya da
deyişleri özel anlamlar yükleyerek kullanmak (örn.
“Salıncakta sallanmaya gitmek istiyorum” demek için
“yeşil sürmeye git” denmesi). Sık sık konudışı
yorumlarda bulunma (örn. Spor hakkında bir konuşma
sürdürülürken, tren tarifeleri hakkında konuşmaya
başlama).
6. Konuşma düzeyinin yeterli olmasına karşın
başkalarıyla bir konuşma başlatma ya da sürdürme
yetisinde belirgin bir bozukluk olması. (örn.
Başkalarının söz aralarına girmelerine aldırmadan
bir konu üzerinde uzun monologlara girme).
C - Aşağıdakilerle kendisini gösteren, belirgib bir
biçimde sınırlı etkinlik ve ilgi alanlarının
olması.
1. Kalıplaşmış yineleyici vücut hareketlerinin
olması (örn. Fiske vurma, el vurma, el çırpma,
fırıldak gibi dönme, kafa vurma, karmaşık tüm
vücut hareketleri).
2. Eşyaların parçalarıyla aşırı uğraşıp durma
(örn. Eşyaları koklama, kumaşların dokumasına
dokunup durma, oyuncak arabaların tekerleklerini
eğirip, bükme) ya da alışılmadık nesnelere
bağlanma (örn. Bir parça ipi taşıyıp durmada ısrar
etme).
3. Çevresindeki görüntülerde olan ufak ve önemsiz
değişikliklerin belirgib bir sıkıntı doğurması
(örn. Bir vazonun her zamanki yerinden kaldırılması).
4. Bütün ayrıntılarıyla alışılageleni yapma
konusunda anlamsız ısrar etme (örn. Alışveriş
yaparken her zaman kesinlikle aynı yoldan gidilmesi
konusunda ısra etme).
5. İlgi alanlarında belirgin darlık olması ve dar
kapsamlı bir ilgi alanı içinde uğraşıp durma (örn.
Sadece nesneleri sıraya koyma ile ilgilenme,
meteororloji hakkındaki gerçekleri toplama ya da hayali
bir karakter gibi davranma).
D - Bebeklik ya da çocukluk sırasında başlamış
olma.
* (Rehberlik ve yardım almak için Otistik Çocukları
Koruma Derneği :
Doç.Dr.Fehim Arman
Pedagog Lika Behar
Pedagog Ülker Yaşin'den yardım alabilirsiniz).
|
| Farklı Gelişenlerin Özel Eğitimi |
Çocuk yetiştirmek bir insan ilişkisidir
ve insan ilişkileri belirli konularla
sınırlandırılamaz. Bu nedenle benim önerdiklerim de
dahil hiçbir kurala bağlı kalmayın. Kurallar sadece
size rehberlik edecektir. Siz ve çocuğunuz öteki
insanlardan farklı bireylersiniz, çocuğunuz ile olan
ilişkiniz yeryüzündeki herhangi bir kişinin
ilişkisinden çok daha değişik, özgün bir
ilişkidir. Bu ilişkiyi hiçbir genelleme içinde
tanımlamaya veya genellemeye oturtmaya çalışmayın.
4 Ana başlıkta özel eğitimi (Zihinsel engelli
çocuklarda) veriyoruz.
1- Ailenin bilgilendirilmesi
2- İletişim becerileri
3- Konuşma ve dil gelişimi
4- Dil öğrenme
1- AİLENİN BİLGİLENDİRİLMESİ : Zihinsel yönden
oldukça yetersizlik gösteren çocuklar, zihinsel
gelişimleri herhangi bir nedenle engellenmiş olan
çocuklardır. Bu çocuklar kendi hizmetlerini görme,
kendilerini tehlikelerden koruma, sosyal uyum sağlama,
ekonomik bağımsızlığını alma, temel
alışkanlıkları doğal olarak öğrenme gibi
yönlerden gelişmeleri yaşıtlarından geri olan
çocuklardır. Bu çocukların özel eğitime
gereksinimleri vardır, bedensel gelişimleri de zihinsel
gelişimlerine oranla daha geç gelişir, geç yürür,
geç konuşur, tuvalet kontrolünü daha geç
kazanabilirler. Bu tür çocuklar için ülkemizde
devletçe sağlanan özgün eğitim kurumları
çalışmalarına başlamıştır.
AMAÇ : Çocuğunuza eğitim verirken amacınız ona
bağımsızlığını kazandırmak , kendi kendisine
yeterli olmasını, temel gereksinimlerini (yemek
yeme,giyinme,tuvalet,temizlik gibi) karşılamasını ve
sosyal yönden uyumlu olmasını öğretmek olacaktır.
AİLE BİREYLERİ İÇİN BİLGİLER:
Aile bireyleri olarak zihinsel yetersizliği olan
çocukların eğitiminde dikkat etmeniz gereken noktalar
şunlardır:
1- Herşeyden önce çocuğunuzu kabul edin , onu olduğu
gibi kabul etmeniz yapacağınız çalışmalarda size en
büyük yardımcıdır.
2- Anne – Baba olarak birbirinizi suçlamayın , suçlu
da aramayın.
3- Çocuğun her türlü gelişimi için gereken ilgi ve
şevkati ona sürekli gösterin.
4- Onu aileye verilmiş bir ceza olarak görmeyin,
çocuğunuzu suçlamayın.
5- Çocuğunuzdan utanmayın, onun sokağa çıkmasına,
oyun oynamasına, arkadaşlıklar kurmasına yardımcı
olun (pek çok aile çocuklarının sevilmeyeceğini ,hor
görülüp alay edileceğini düşünerek onun sokağa
çıkmasını engellerler. Sabırla yardım etmeniz
çocuğunuzun kendisini diğer çocuklarla aynı
hissetmesini sağlayacağı gibi, çevresinde aranır bir
kişi bile yapabilecektir).
6- Çocuğunuzun toplum tarafından kabul edilmesi bir
yönüyle dış görünüşüyle de ilgilidir. Özellikle
el, saç, yüz, beden giysi temizliğine dikkat edin.
Unutmayın ki eli yüzü pis , kötü giyimli bir çocuk
normal de olsa toplum tarafından kolay kolay kabul
edilmez.
7- Çocuğunuzu aşırı derecede korumayın. Onun
bütün hizmet ve isteklerini hemen yapmayın ve
başkasının yapmasına da izin vermeyin. Yapabileceği
etkinlikleri yapmasını sabırla bekleyin, yapmasını
sağlayın. Basit işleri öğrenmesi için olanaklardan
yararlanın.
8- Çocuğunuza acıyarak yaklaşmayın. Acımadan doğan
sevgi ve yardım, onun öğrenmesine engel olacaktır.
9- Çocuğunuzu beceriksiz bulmayın,”sen
yapamazsın,beceremezsin” gibi sözlerle atılımını
engellemeyin. Sabırla yapmasını bekleyin. Onu
beceriksiz bulmanız ve engellemeniz kendine güvenini
kaybetmesine neden olur.
10-Çocuğa bakmak sadece yeme, içme, giyme, barınma
gibi temel gereksinimlerini karşılamak değildir.
Sosyal, duygusal, kültürel gereksinimlerininde
karşılanması gerektiğini unutmayın.
11-Çocuğunuzdan varolandan daha fazlasını beklemeyin.
Zihinsel engeli(yetersizliği) nedeni ile yeteneklerinin
sınırlı, yaşıtlarından geri olduğunu unutmayın.
Yapamayacağı şeyleri ondan istemeyin.
12-Çocuğunuzu başkaları ile kıyaslamayın.
Başkaları ile karşılaştırmak, çocuğun
gelişiminde oldukça olumsuz etkisi olan bir
davranıştır. Çocuğunuzu kardeşlerinde veya diğer
yaşıtlarından farklı görmeyin. Ancak unutmayın ki
diğer çocuklarınızı yetiştirirken yaptığınız
davranışları bu çocuğunuzda daha uzun süreli ve
daha yoğun sabırla uygulamak zorundasınız. Eğitimde
en önemli nokta, acelesiz,sabırlı, tekrardan bıkmaz,
güleryüzlü, sevecen olmaktır.
13-Çocuğunuzu eğitirken övme, beğenme, sevme gibi
gereksinimleri olduğunu da unutmayın
14-Öğrenilecek herşeyin tekrarlar ile alışkanlık
haline getirilmesini, açık, kolay ve anlaşılacak
şekilde verilmesine dikkat edin. Basit komutlar verin.
TÜM BUNLARIN YANINDA ŞUNLARA DA DİKKAT EDİNİZ :
1- Eğitim ve öğretime erken başlamak çok önemlidir.
2- Öğreteceğiniz şeyin veya işin tamamını birden
öğretmeyin, parça parça tekrarlar ile öğretmeye
çalışın. Örneğin : Sabah temizliği için önce el
yıkamayı,sonra diş fırçalamayı, sonrada saç
taramayı öğretin.
3- Çocuğunuza öğrettiklerinizi sık sık
tekrarlayın. Öğrenmediğini görünce ısrar etmeyin,
ancak vazgeçmeyin. Aradan zaman geçtikten sonra
sabırla aynı işlemleri yapmaya ve yaptırmaya
çalışın.
EVDE YAPILACAK EĞİTİM ÇALIŞMALARI ŞU KONULAR
ÜZERİNE OLABİLİR :
A. Konuşma durumu ile ilgili çalışmalar:
1- Konuşmalarda işarete yer vermeyiniz.
2- Çocuğunuzun uydurduğu sözcükleri kullanmayın.
Doğrusunu öğretmeye çalışın.
3- Çocuğunuzun yakınındaki ve en çok kullanılan
eşyaların adını doğru söylemesini öğretin.
4- Sözcüklerin söylenişindeki hataları, çocuğu
telaşa düşürmeden ve tedirgin etmeden düzeltmeye
çalışın. Sözcükleri düzgün söylemeye
başlayınca onu sözle ödüllendirin “aferin” gibi.
5- Tren, otomobil, hayvan vs. sesleri tanıtın.
6- Sevdiği veya sevebileceği öykü ve masalları onun
anlayacağı dille anlatıp, onun dil gelişimine
yardımcı olun.
7- Konuşmaları anladığı zamanlar ona cesaret verip,
onu sözle ödüllendirin.
8- Konuşma taklit yoluyla öğrenildiği için onunla
düzgün konuşun.
9- Konuşmanın kazandırılmasında en çok gereken ve
kullanılan sözcük ve konuşma kalıplarının
kullanılmasına dikkat edin, ve bunları kullanması
için ortam hazırlayın.
B. Sayı kavramını geliştirme çalışmaları :
1- Öncelikle söylenileni anlama ve yapma gibi
alışkanlıklar kazandırılmalıdır. Örneğin :
Kalemi bana ver , paltomu al gibi
2- Daha sonraki çalışmaları da “Bu kadar ver”
emri ile ileri bir aşamaya geçin. Çocuğunuz
gösterilen miktarda eşyayı örneğin (kalemi)
seçebilir ve isteneni yapabilme durumuna gelebilmelidir.
3- Bu çalışmalar 1 (bir)sayı kavramının
kazandırılması ile başlamalı, bu kazandırıldıktan
sonra 2(iki)‘ye geçilmelidir.
4- Sayı ile birlikte renk kavramının verilmesi,
çocuğun aynı zamanda renkleri de ayırtedebilmesine
yardımcı olur “iki tane kırmızı düğme ver”
diyerek sayı kavramı çalışmalarında da renklerden
yararlanabilirsiniz.
5- Ara sıra rakamla 1 (bir) üzerinde çalışmanın
arkasından, 2 (iki) tane isteyerek dikkatinin
gelişmesini sağlayın.
6- 2 (iki) ‘yi kavradıktan sonra bir yere bir veya iki
tane nesne koyarak “bu kadar ver” sözü ile hareket
ve sayı kavramlarını geliştirme çalışmalarını
sürdürün.
C. Renk Kavramını Geliştirme Çalışmaları
1- İlk olarak doğrudan doğruya kırmızı renk
kavramını verin.
2- Çeşitli kırmızı renkteki eşyaları göstererek
kırmızı kavramını tekrar edin.
3- “Kırmızı kalemi ver” ,”kırmızı düğmeyi
al” gibi emirlerle karışık renklerin arasından
kırmızı olanı seçmesini öğretin.
4- Doğrudan doğruya mavi renk kavramını verin.
Kırmızı renkte izlenen yolu takip edin.
5- Her iki rengi de öğrendiğinde, “mavi kalemi
masaya koy”, “kırmızı düğmeyi bana ver” gibi
emirlerle mavi ve kırmızıyı beraber çalıştırmaya
başlayın.
6- Kırmızı ve mavi kağıtlarla kesip yapıştırma ve
el-işi alıştırmaları yaptırın; kırmızı ve mavi
kalemlerle boyatın, çeşitli yaşantılarla kırmızı
ve mavi renklere dikkatini yöneltin.
7- Çeşitli nesnelerden (kalem,düğme,iplik gibi) aynı
renk olanlarını eşlemesini isteyin.
D. Resimler Üzerinde Konuşma Çalışmaları
1- Renkli resimler üzerinde “bu resimde neler var?”
diyerek çocuğu gördüklerini söylemeye teşvik edin.
2- Resim üzerindeki eşya, hayvan vs göstererek
adlandırmasını isteyin.
3- Zamanla eşya, hayvan vs’nin ayrıntılarına girin.
4- Resimler üzerinde ne var ? sorusu ile serbest
konuşmasına izin ve fırsat verin.
5- Resimlerde sık sık rastlanan nesneleri çeşitli
kartonlara yapıştırarak bir çalışma defteri
oluşturun.
6- Bu defter üzerinde konuşmaları sürdürün.
E. Evdeki Eşyaların Tanıtılması Çalışmaları
1- Eşyanın adı üzerinde durarak bilmediği veya
öğrenmediği eşyaları aralıklı olarak sorun.
2- Birden fazla eşyanın adını aynı anda
öğretmekten kaçının.
3- Öğrendiği eşya adları ile basit emirleri yerine
getirmesini sağlayın. Örneğin “Sandalyenin üzerine
otur” gibi.
F. El Ve Beden Hareketleri Çalışmaları
1- Ucu sivri olmayan küçük kağıt makası ile kesme
işlemini çalıştırın, alıştırmalar yaptırın.
2- Hamur veya çamur ile çalışın. Bir süre sonra
hamur veya çamurun bir parçası ile iki eli (avuç
içi) arasında yuvarlak yapmasını öğretin.
Yapabileceği başka şekillerle çalışmasını
sağlayın, kendi dilediği gibi şekiller yapmasına
izin verin.
3- Gazete kağıt parçalarından avuç içinde top
yapmasını ve oynamasını sağlayın.
4- Kağıt mendil vs şeyleri katlamasını öğretin.
5- Delikli boncukları kullanarak onları ipe (ayakkabı
bağı kullanılabilir) dizmesini isteyin. Zamanla (yani
çocuğunuz boncukları ipe geçirmesini başardıktan
sonra) sizin belli bir sırayla dizdiğiniz boncukları
aynı sırayla onun da dizmesini isteyin.
6- Kalemle önceleri gelişigüzel karalama, sonrada
belirli şekilleri çizebilmesi için alıştırmalar
yaptırın. Bu şekillerin şu sırayı izlemesine dikkat
edin; daire, kare, üçgen.
7- Çocuk kağıt kesmeyi öğrendikten sonra belirli
şekilleri , resimleri kağıttan kesip çıkarmasını
isteyin.
8- Kesilen resimlerin veya şekillerin
yapıştırılması çalıştırmaları yaptırın.
G. Sosyal Gelişim Çalışmaları
1- Çocuğu arkadaş edinebileceği yerlere götürün ve
arkadaşlık kurup oynamasına yardımcı olun.
2- Onu çarşı, pazar gibi toplu yerlere götürerek
dış çevre ile ilişki kurmasını sağlayın.
3- Çalışmalarınızda sabırlı, acelesiz, tekrardan
bıkmadan, güleryüzlü, sevecen bir davranışı
benimseyin. Ona güven verin, bazı etkinlikleri
başaracağına inanın ve bunu ona da belli edin.
4- Yapılacak çalışmaların günlük programlar
düzenlenerek yapılması, çocuk yönünden oldukça
yararlıdır. Günün her saatinde günlük
yaşantılardan da yararlanın. Örneğin her sabah
uyandıktan sonra çocuğa temizlik,yemek yeme vs.
alışkanlıkları kazandırmada örneklerle çalışma
olanağı verin.
5- Evinizdeki düzeninize uygun olarak çocuğunuza
ayıracağınız zamanlar onun, hemen olmasa da zamanla
göstereceği gelişmeleri gördükçe boşa gitmediğini
anlayacağınız zamanlardır. Sonuca ulaşmakta acele
etmeyiniz, sabırlı olmak zorunda olduğunuzu
düşünerek, çocuğu özellikle döverek cezalandırmak
yoluna gitmeyiniz. Yukarıda birçok kez denildiği gibi
güleryüz,sabır,sevecenlik,hoşgörü çocuğun olumlu
yönde gelişmesini sağlayacak, zamanla bu gelişimlere
tanık oldukça sizde mutlu olacaksınız.
ZEKA ENGELLİLERDE KONUŞMA VE DİL GELİŞİMİ
İnsan olmanın en önemli değerlerinden biri de
başkalarıyla iletişim sağlama becerisidir. Konuşma
becerisi kendiliğinden gelişmez. O öyle bir beceridir
ki; çocuklar, birbirleriyle konuşmaya başlamadan önce
konuşulanları dinlemeyi ve anlamayı öğrenirler. Dil
gelişim ve konuşma becerisi diye ikiye ayrılmıştır.
Dil, iletişim sağlama aracı olarak kullanılan,
sesler, işaretler (semboller) ve sözcükler gibi temel
birimleri olan bir sistemdir.
Konuşma ise, insanlar arasında dili kullanarak, sözlü
iletişim kurma yöntemidir. Dil kullanılmadan konuşma
sağlanamaz.
Her dilin, sözcük, ses ve gramer yapılarının farklı
olduğunu belirten kuralları vardır. Bu kuralların
öğrenilmesi bebeklik döneminden itibaren başlar,
yaşamın ilk yılından itibaren de belirgin olarak
ortaya çıkar.
ZEKA ENGELLİ ÇOCUKLARIN DİL GELİŞİMİ
ÖZELLİKLERİ
Yapılan araştırmalarda, zeka engeli olan çocukların
dil gelişimi düzeylerinin, zeka yaşı düzeylerinden
daha düşük olduğu bulunmuştur. Ayrıca zeka özürü
olan çocukların alıcı dil düzeyleri, ifade edici dil
düzeyinden daha yüksektir. Zeka engeli olan çocuklar
genellikle konuşmaya yaşıtlarından geç başlar ve
engellerinin şiddetine bağlı olarak yavaş ilerleme
gösterirler.
Zeka engelli çocukların dil gelişimleri yapı olarak
normal çocuklara benzer, fakat bu çocuklarda, normal
çocukların geçtikleri dil basamaklarına ulaşmada
gecikme ve bir basamakta duraklama görülebilir.
Zeka engelli çocukların zihin gelişiminde belleklerini
çalıştırmak için tekrara yer vermek gerekir.
Çocuğun ilgisini işitsel uyarıcılara çekme, aktif
olabileceği bir çevre düzenlemesi yapma, dramatizasyon
gibi teknikleri kullanmak gerekir. Verilen kavramları ya
da öğretilen sözel ifadeleri değişik şekil ve
zamanlarda tekrarlamak gerekir. Ayrıca öğrenmeyi
kolaylaştırmak için verilen uyarıcı materyali
küçük ünitelere bölüp vermekte yarar vardır; ancak
çok tekrar yapmak, çocuğun sıkılmasına ve ilgisinin
dağılmasına yol açabilir.
Zeka engelli çocukların dil eğitiminde müzik
öğelerinden de yararlanılabilir. Dil gelişimi için
eğitim çalışmaları müzikteki öğenin (ritm, ses
düzeni gibi) konuşma dilini öğrenmeye yardımcı
olduğunu ortaya koymuştur.
ZEKA ENGELLİ ÇOCUKLARIN DİL EĞİTİMLERİNDE DİKKAT
EDİLECEK NOKTALAR :
1- Çocuğun gelişim düzeyini tanımak ve uygun eğitim
yaşantıları düzenlemek.
2- Verilecek olan dil eğitimi programının, diğer
gelişim (özellikle zeka gelişimi) alanlarıyla
bağdaştırmak.
3- Eğitim yaşantılarının çoğunun yakın
çevresiyle ilişkili olmasına dikkat etmek.
4- Eğitimde çocuğun günlük yaşamda kullanabileceği
bilgi ve kavramlara yer vermek.
5- Eğitim yaşantılarını çocuğun aktif olabileceği
ve kendini ifade edebileceği nitelikte hazırlamak
önemlidir.
Eğitim programının uygulanmasında ;
1- Çocuğun ilgisini çekmek.
2- Sabırlı ve toleranslı olmak.
3- Model olmak.
4- Uygun ödüller kullanmak.
5- Tekrara yer vermek.
6- Çevresel uyarıcıları kontrol etmek.
7- Dikkat kontrolünü sağlamak.
8- Uygulamada çocuğun aktif katılımını sağlamak.
9- Eğitimci ve çocuk arasında iyi bir iletişim –
etkileşim kurulmasına önem vermek,
ÖNEMLİDİR.
DİL EĞİTİMİNDE AİLE EĞİTİMİ
Zeka özürlü çocukların eğitiminde aile ile
işbirliği yapmak gerekir. Öncelikle ailenin gerçeği
görmesine, çocuğun durumunu kabullenmesine ve onun
neler yapıp neler yapamayacağını öğrenmesine
yardımcı olmalıdır. Çocuğun eğitimine aile de
katılmalıdır. Eğitimci uyguladığı programa paralel
olarak aileye de eğitim vermeli ve bu eğitimi çocuğa
uygulamalarını istemelidir. Ailenin eğitime olan
katılımı çeşitli yollar kullanılarak denetlenmeli,
uygulamada hatalar varsa olumlu bir yaklaşım
kullanılarak düzeltilmelidir. Aile ve eğitimci
arasında karşılıklı güvene dayalı yoğun, sıcak
bir iletişimin doğması çocuğun eğitiminde önemli
bir yer tutar.
KULLANILAN MATERYALİN ÖZELLİKLERİ :
Zeka özürlü çocukların dil eğitiminde kullanılan
materyalde, görsel ve işitsel uyarıcılara daha fazla
yer vermek uygun olur. Eğitim yaşantılarının
dramatizasyon içinde verilmesi çocuğun daha çok
ilgisini çekebilir. Dramatizasyon için kuklalar,
minyatür ev, eşyalar, giysiler minyatür hayvan
modelleri kullanılabilir. Her bir yüzüne resim
yapıştırılmış kipler, ses çıkaran oyuncaklar,
oyuncak müzik aletleri, sopaya dizilebilen renkli
halkalar, renkli bloklar vb. materyaller zeka özürlü
çocukların ilgisini çeker.
DİLİN KAZANILMASI
1. Konuşma öncesi dönem
a. Refleksif dönem : 0 –1 ay
b. Gığıldama (Cooing) : 2 – 3 ay (v, o, a gibi
ünlü
3 – 4 ay h, k, g gibi yumuşak damak ve gırtlak sesi )
c. Mırıldanma (Babbling) : 4 – 6 ay ( b, m, p v.b.
dudak sesleri çıkar)
d. Mırıldanmanın tekrarı : 6 -10 ay (me-ma-me-ma)
e. Ses-sözcükler (Vocables) : 11-14 aylar (acele
mırıltılardır)
2. Konuşma dönemi
a. Tek sözcük dönemi : meme, baba, dede, baybay, anne
gibi tek sözcüklerdir.
b. Birbirini izleyen tek sözcüklü cümlecikler : 18
– 21 ay
c. İki sözcüklü cümlecikler : İsim ve fiillerden
oluşur.
d. Üç ve daha fazla sözcüklü cümleler : 3.
yaşında 4 sözcüklü cümleler başlar.
e. 4. yaşında dilin gramatik yapısını öğrenir.
DİL GELİŞİMİ :
6. AY
1. Tonlamaları ayırt edebilir.
2. İsmine karşılık verir.
3. İnsan seslerine reaksiyon gösterir.
4. Dostça ve kızgın tonlamalara uygun karşılık
verir.
12. AY
1. Bir veya daha fazla kelimeyi anlamıyla kullanır.
2. Basit ifadeleri anlar.
3. Çevresindeki sesleri çıkarmaya çalışır.
4. Konuşmanın sosyal değerinin farkındadır.
13. AY
1. Yaklaşık 5 ile 20 kelimelik kapasitesi vardır.
2. Duygularını kendi ifadeleri ile anlatır.
3. Basit komutları yerine getirebilir.
24. AY
1. Çevresindeki çok kullanılan nesnelerin isimlerini
bilir.
2. Basit cümleler kurabilir.
3. 150 – 300 kelime arası kapasitesi vardır.
4. Akıcılık genellikle zayıftır.
5. Sesin tonlaması iyi kontrol edilemez.
6. İki zamiri doğru olarak kullanabilir.
7. “Bana gözlerini, burnunu, ağzını göster” gibi
komutlara karşılık verebilir.
36. AY
1. Bazı çoğulları ve geçmiş zamanı kullanabilir.
2. Vücudun parçalarını bilir.
3. Üç kelimelik cümleyi kolayca söyler.
4. Kelime haznesi 900 – 1000 kelime arasındadır.
5. Çevresi ve hareketleriyle ilgili basit soruları
anlar.
6. İsmini ve yaşını söyleyebilir.
7. Anlamış olsa dahi bütün sorulara cevap
vermeyebilir.
48. AY
1. Tanınan hayvanların ismini bilir.
2. Resimli kitap ve magazinlerdeki kolay isimleri bilir.
3. Bir veya daha fazla renk bilir.
4. Dört heceli kelimeleri tekrar edebilir.
5. “Üstünde” ve “ altında” kavramlarını
anlar.
6. Genellikle “ Neden?” ile başlayan çok soru
sorar.
60. AY
1. Birçok sıfat ve zarf olarak tanımlayıcı kelime
kullanabilir.
2. Belli zıtlıkları bilir (Büyük - küçük, sert
– yumuşak, ağır – hafif)
3. Dört veya daha fazla sayı kavramı vardır.
4. Ona kadar sayabilir.
5. Dokuz kelime uzunluğundaki cümleleri tekrar
edebilir.
6. Üç emiri yerine getirebilir.
7. Bozuk paraları ve bunların ilgili değerlerini
bilir.
8. Yaşını bilir.
9. Sabah, öğleden sonra, gece, gündüz, sonra, yarın,
dün, bugün
gibi basit zaman kavramlarını bilir.
10. Uzun cümleler söyleyebilmelidir.
11. Konuşması gramer bakımından doğru olmalıdır.
DİL DAVRANIŞI
4 Haftalık bölüm
a. Nasıl sesler çıkarır ?
b. Onunla konuşurken güler mi ?
c. Odada yürürken gözleriyle sizi takip eder mi ?
16 Haftalık bölüm.
a. Sabah kalktığında kendi kendine konuşur mu ?
b. Yüksek sesle güler mi ?
c. Bu gerçek bir gülme mi yoksa bir kıkırdama mıdır
?
d. Kendi kendine konuşurken sesini yükseltip daha sonra
bunu dinler mi ?
e.Heyecanlandığı zaman bağırır mı ?
28 Haftalık bölüm
a. Oyuncaklarıyla konuşur mu ?
b. “Anne” der mi, yoksa bunu sadece ağladığı
zaman mı söyler ?
c. Başka hangi sesleri çıkarır ?
40 Haftalık bölüm
a. “Baba” der mi ?
b. “Anne “ derken sizi mi kasteder ?
c. Öksürdüğünüz zaman bunu taklit eder mi ?
d. Ona söylediğinizi nasıl anlar ? Onun ismini,
‘hayır’ı anlar mı ?
‘baba nerede ?’ dediğinizde bunu anlar mı ?
e. Kelimeler kullanabilir mi ?
f. Bir şeyi ifade etmek için herhangi bir ses
çıkarır mı ?
Bu çıkardığı ses gerçek kelimeye benzemeyebilir.
Örneğin yiyecek için “mama” demek gibi.
g. Evet veya Hayır anlamında başını sallar mı ?
12 Aylık bölüm
a. ‘Anne’ ve ‘Baba’ dan başka hangi kelimeleri
kullanır ?
b. ‘Ayağa kalk’, ‘Buraya gel’, ‘Otur ‘
dediğinizde anlar mı ?
c. İstediğinizde elindeki birşeyi size verir mi ?
d. “Hayır, merhaba, güle güle, gece, yatak” gibi
kelimeleri biliyor mu ?
e. Kaç kelime bildiğini düşünüyorsunuz ?
f. Yabancı bir dil konuşuyormuş gibi sesler
çıkarıyor mu ?
2 Yıllık bölüm
a. Kaç kelime bildiğini düşünüyorsunuz ?
b. Artık iki kelimeyi yan yana koyabilir mi ?
c. Diğer odaya gidip sizin için birşey getirebilir mi
?
d. Kendisini nasıl iafde eder ? İsmiyle mi yoksa
‘ben’ diye mi ?
3 Yıllık bölüm
a. Cümle kullanmaya başladı mı ?
b. İsmini sorduğunuzda söyler mi ?
c. Soyismini de söyleyebilir mi ?
d. Başkaları da onu anlayabilir mi, yoksa sadece siz mi
anlarsınız ?
e. Onu diğer odaya iki şey için gönderebilir misiniz
?
f. İkisini de almayı unutmaz mı ?
KONUŞMA GELİŞİMİNİN ÖZELLİKLERİ
Dil, doğumdan sonra öğrenilen sosyal bir olaydır.
Dil, insanlarla etkileşimin sonucudur.
Dilin gelişimi çocuğunuzun tecrübelerine bağlıdır.
Dil bir konuşma olduğu kadar, dinleme ve anlamayı da
gerektirir.
Çocuğunuz konuşmayı öğrenmek ve konuşmak
zorundadır.
Onun konuşmak için yaptığı tüm girişimleri
ödüllendirmelisiniz.
Dil öğrenimi tabi durumlar içinde olmalı ve çabuk
öğrenilmesi için, çocuk baskı altına
alınmamalıdır.
Ne istediğini ve neyi kastettiğini söylemesi
çocuğunuz için uzun zaman alabilir. Onu hızlanması
için zorlamayın, sabırla dinleyin. Ne istediğini
söylemeden anlayıp, yerine getirmeyin. Eğer
söylemeden istediğini elde ederse, o zaman konuşma
ihtiyacı duymaz ve konuşmayı öğrenemez.
Mümkün olursa daima öğreteceğiniz eşyayı
göstererek öğretin. Elma kelimesini öğretirken varsa
gerçek bir elma, yoksa bir elma resmi kullanarak
öğretin.
AİLE EĞİTİMİ
Evde anne her gün 2 – 3 kez, 10’ar, 15’er dakika
çocukla ve eşya ile oynayarak konuşmalıdır.
Minyatür eşya örnekleri veya eşya resimlerini
göstererek sormalıdır.
Bu nedir ?
Tren.
Tren nasıl gider ?
Çuf, çuf, düüt !
Sen de yap.
Şimdi top oynayalım.
Bu ne ?
Top top.
Attım.
Söyle.
At, at.
Bu ne idi ?
Top.
Topu at.
Böylece her gün eşya gösterip sorma, söyletme
çabaları tekrarlanır. Annelerin başlıca
yakınmaları, çocuğun bir türlü söyleyemediği,
onun için bıraktığıdır. Bu çok yanlış bir
tutumdur. Çocuk işittikçe beyninde iz bırakır. Bir
gün umduğunuzdan çabuk söylemeye başlayabilir.
Acele etmek, sabırsızlık, sinirlenmek, çocuğu
kötülemek her türlü öğretimini engeller. Sabrınız
yoksa uğraşmayınız; ve bu alanda eğitim görmüş
bir eğitimciden yararlanınız.
|
| Farklı Gelişenlerde Dil Eğitimi |
Konuşmaya başlamadan önce birçok
çocuk, sözel olmayan becerileri kazanırlar. Bu
beceriler, seslerden veya göstermek, uzanmak veya
birşeyi itmek gibi hareketlerden oluşur. Diğer
kişileri dinlemenin ve onlara yönelmenin de, konuşma
öncesi dil eğitiminin bir parçası olduğu
görülmüştür. Çocuğu karşılıklı konuşmaya
hazırlamak, sıra almak, sırasını beklemek de
bunların içindedir. Daha önemlisi, çocuklar
konuşmayı öğrenmeden önce , iletişimin birçok
amacının olduğunu ve geniş bir alana yayılan sosyal,
duygusal ve pratik ihtiyaçlarını karşılamaya
yaradığını öğrenir. Göstererek, birşeyi
istediklerini, el sallayarak “bay bay”
yaptıklarını ve baş sallayarak bir şeyi
reddettikleri göstermeyi öğrenirler.
Konuşma öncesi dönem, iletişim için normal ve
aslında bütün çocukların “geçtiği” gerekli bir
dönemdir.
Bu dönemdeki değişik ve zengin bir iletişim, daha
sonraki etkili ve doyurucu bir iletişimin temelini
oluşturur. Daha büyük yaşta, konuşma zorluğu çeken
birçok çocuk, konuşma öncesi iletişim becerilerinden
ekstra bir çalışma ile yararlanabilir.
Çocuk daha yaşı çok küçük olduğunda ya da bu
alanda zorluk çektiğinden konuşamıyor olabilir.
İletişim becerilerini geliştirmek için kullanılacak
prosedür aynı olacaktır. Bu konuda seçilen
aktiviteler, küçük çocuklar düşünülerek
önerilmiştir. Fakat bu çalışmalar daha büyük
çocukların ilgileri göz önüne alınarak adapte
edilebilir.
Konuşma öncesi öğrenimde 5 önemli alan vardır :
* Başkalarına yönelme ve karşılık vermeyi öğrenme
* Oyun oynamayı öğrenme
* Sıra almayı öğrenme
* Taklit etmeyi öğrenme
* Günlük hayatta, iletişim becerilerini kullanmayı
öğrenme.
Bu alanlar büyük ölçüde örtüşürler ve çocuğun
becerilerini geliştirmek için çalışırken, iki veya
daha fazla alanda birden çalışılır.
Aşağıda size verdiğimiz listeyi kullanarak
çocuğunuzun dil gelişimi ile ilgili bir değerlendirme
yapabilirsiniz.
BAŞKALARINA YÖNELME (DİNLENME) VE KARŞILIK VERMEYİ
ÖĞRENME
Yönelme (dinleme) becerileri, iletişim için ayrı bir
ön koşul değildir. Bunlar, çocuğun ilk göz
kontağı kurmasıyla başlayan ve bütün ihtiyaç ve
düşüncelerini ifade etmesiyle biten bir sürecik
parçalarıdır. Yönelme (dinleme) becerilerinin önemi,
konuşma başladığı an bitmez. Çocuklar dinleme ve
karşılık verme becerilerini geliştirmeye, okul
öncesi ve sonraki yıllarda devam ederler.
Eğer çocuk zaten yüzünüze bakıyorsa ve siz
konuşurken cevap veriyorsa, bir yandan da bu alanlarda
yavaş yavaş geliştirirken , bir yandan da dilin diğer
alanlarında da çalışabilirsiniz.
Eğer çocuk henüz yönelmiyor, dinlemiyorsa, bunu ilk
amacınız olarak hedefleyin. Çünkü yönelme, dinleme,
sadece iletişimde değil, diğer bütün gelişim
alanlarında önemlidir.
Önceliklerinizin ne olması gerektiği konusunda 2.1 ve
2.2 kontrol listeleri size yardımcı olacaktır. Bütün
soruları, çocuğun dikkatli gözlemi ile cevaplayın.
Özellikle küçük çocuklar çalışmalara günün her
saatinde eşit derecede cevap veremeyebilirler. Öyleyse
gözlemlerinizi çocuğun mutlu ve uyanık olduğu
saatlerde yapmalısınız.
KONTROL LİSTESİ 1 DİNLEME / YÖNELME BECERİLERİ I
EVET / HAYIR
* Onunla her konuştuğunuz zaman, yüzünüze bakıyor
mu ?
* Bir dakika boyunca onunla konuştuğunuzda, en az
yarısında, gözünüzü veya ağzınızı seyrediyor mu
?
* Yüzünden 30 uzaklıkta tutulan bir eşyaya bakıyor
mu ?
* Çocuk onu kaldırmak için eğildiğinizde veya
biberonu gösterdiğinizde, ne olacağını bildiğini
gösterir bir hareket yapıyor mu ?
1. Kontrol listesindeki sorulardan herbirine “hayır”
cevabı verdiyseniz, çocuğa dinleme/yönelme öğretmek
ilk önceliğiniz olmalıdır. (Bu diğer gelişim
alanlarını unutmanız gerektiği anlamına gelmez.
Eğer çocuk bu evredeyse, kaba motor alanındaki
amaçlarda çok çok önemlidir)
KONTROL LİSTESİ 2 DİNLEME / YÖNELME BECERİLERİ II
EVET / HAYIR
* Ona seslendiğinizde çocuk sizi bulmak için başını
ve gözlerini çeviriyor mu ?
* Çocuk bir sandalyede desteklenerek oturtulduğunda, en
az bir dakika boyunca dikkatini size veya gösterdiğiniz
şeye toplayabiliyor mu ?
* Çocuk, en az 2 dk. Boyunca, sizinle birlikte bir
eşyaya veya resme bakıyor mu ? Yani eşya veya resme ve
sizle birlikte dikkat gösteriyor mu ?
* İşaretle birlikte söylendiğinde, çocuk basit
isteklere karşılık veriyor mu ? Mesela “ver”
dediğinizde ve elinizi uzattığınızda, bir eşyayı
veriyor mu ?
* Yapmasını istediğinizde, yardımsız veya
göstermeden, el sallama, el çırpma gibi basit
hareketleri yapıyor mu ?
2 numaralı kontrol listesindeki soruların herhangi
birine “hayır” cevabı verdiyseniz, çocuğun
dinlenme ve yanıt verme becerilerine hala öncelik
vermeniz gerekecek. Fakat diğer gelişim alanları
başarmak için aşağı yukarı hazır olabilir. Diğer
alanlara bakabilirsiniz.
Eğer bütün sorulara “evet” cevabı verdiyseniz,
çocuğun dinleme / yönelme ve yanıt verme becerileri
için iyi bir temeli var demektir. Diğer dil alanları
içinde hazır demektir. Dinleme ve Yönelme,
Sosyalizasyon ve Oyun alanlarında çalışabilirsiniz.
Çocuklara yönelme ve yanıt vermeyi öğretmekle
geçerli olan bazı temel prensiplerle devam edeceğiz.
YÖNELME VE YANIT VERMEYİ TEŞVİK ETME YOLLARI
Beraber yaptığınız her şeyde çocuğu sizi dinlemeye
ve size yönelmeye teşvik edebilirsiniz. Aşağıda
önerilen yollar özellikle bebekler ve hareket edemeyen
daha büyük çocuklara yöneliktir. Fakat her çocuğa
kolayca adapte edilebilir.
* Çocukla konuşun : Bir şey yaparken, yaptıklarınız
hakkında çocukla konuşun. Aralarında sessizlik
bırakılan birkaç basit cümle, birçok uzun
konuşmalar, sohbetler kadar etkilidir. Onu ismiyle
çağırın ve konuşmaya başlamadan evvel yüzünüze
bakmasını bekleyin.
* Konuşurken gülümseyin ve dokunun. Bu yüzünüzden
ve sesinizden daha çok zevk almasını sağlayacaktır.
* Onunla konuşurken yüzünüzü, onunkine yakın tutun.
Küçük bebekler 25-30 cm. Uzaklıkta duran şeyleri net
görürler. Altını temizlerken ona doğru eğilin.
Mutfakta çalışırken, sandalyesini yakınınızda bir
yere koyun. Çalışırken yüzü size bakacak şekilde,
omuzlarından destekleyerek tutun ki, yüzünüze
bakabilsin. Net görebilme uzaklığı gittikçe
artacaktır. Bunu göz önüne alın . Gördüğü şeyi
keşfetmesi ve dokunması için, ellerini yüzünüze
dokundurun. Bu, dikkati dağıldığında, dikkatini
yeniden toplaması için de iyi bir yoldur.
* Çocuğa cevap vermesi için süre tanıyın. Çocuk
gülümsemiyor, bakmıyor veya komutlarınızı hemen
almıyorsa, cesaretinizi kırmayın. Küçük
çocukların organize olabilmeleri için zamana
ihtiyaçları vardır. Aynı direktifi,
“bak...bak...bak” der gibi, birçok defalar
tekrarlamak nadir olarak işe yarar. 2. denemeden sonra
hala cevap vermiyorsa, dokunma veya ses tonundaki bir
değişiklik gibi farklı bir yaklaşım deneyin.
* Bırakın çocuk ne olacağını tahmin etsin. Bunu ona
yaklaşırken ismini söyleyerek, onu kucaklamadan evvel
kollarınızı kaldırarak, beslenmeden evvel biberonunu
veya kaşığını göstererek sağlayabilirsiniz. Size
baktığı veya size cevap verdiğinde, ne kadar mutlu
olduğunuzu gösterin. Sizinle ilişki halinde olduğunu
bilmeye ihtiyacı var.
* Rastgele olsalar veya bir mesaj iletmeseler bile
çıkardığı sese cevap verin. Genellikle ona geri
iletme alışkanlığı edindirin; bu, sıra almak için
iyi bir altyapı oluşturacaktır.
* Aynı olay ve hareketler için aynı kelimeleri
kullanın. Onu her yukarı kaldırışta “yukarı”
veya her alt değiştirmede “bez değiştirme saati”
derseniz, önceleri sizi anlamayacaktır; fakat bu
çevresinde olup bitene dikkatini vermesine yardımcı
olacak önemli bir yoldur. Zamanla anlamaya
başlayacaktır. Önemli kelimelerin anlamlarını
öğrenecek ve basit direktifleri izlemek için gerekli
olan temeli alacaktır.
* Çocuğu yönelme ve yanıt vermeye teşvik ederken
bütün aileyi bu işe dahil edin. Erkek ve
kızkardeşler burada çok değerlidir. Şarkılar
söylemekten ve bebeği okşamaktan hoşlanacaklardır.
Kardeşlerin, bebeği onlarla iletişim kurduğunu
anlamalarına yardım edin.
* Çevresinde olmadığınız zamanlar, bebeğe bakacak
bir şeyler verin. Büyük bir yüz resmi, canlı ,
renkli ve hareketli oyuncaklar veya ev eşyaları
kullanın. Eğer bebek sadece sınırlı bir uzaklığı
görecek kadar küçükse, ona oldukça yakın olan 1-2
eşyanın olmasına dikkat edin.
* Nelerle ilgilendiğini, nelere baktığını belirlemek
için bebeği gözlemeye zaman ayırın. Bu şeylerin,
dikkatini size çekmekte kullanma yollarını
araştırın. Özellikle dikkat sorunu olan, daha büyük
çocuklarda bu çok önemlidir. Sizin dünyanıza
yönelmesini beklemeden önce, siz onun dünyasına
girmelisiniz. İletişim için attığı adımları
görebilir ve hissedebilirsiniz.
* Yavaş ama istikrarlı bir ilerleme hedefleyin. Eğer
koyduğunuz hedefler çok büyükse, kolayca cesaretinizi
yitirebilirsiniz. Tam çocuğun olduğu yerden başlayın
ve her gün küçük bir şey başarmayı amaçlayın.
Çocuğun size yöneldiği saniyeleri saymak yardımcı
olabilir. 20 sn.’den 30sn.’ye yükselen zaman,
önemli ama kolayca gözden kaçabilen bir artıştır.
* Dikkat dağıtacak faktörleri sınırlı tutun. Eğer
çocuğun yönelme ve yanıt verme becerileri yukarıda
önerilen teknikler ile ilerleme kaydetmiyorsa, çocukla
dikkati dağılmayacak bir ortamda, hergün birçok kısa
zaman dilimleri geçirmeyi deneyin. Hareketli ev
işlerinden uzak, sessiz bir yer seçin ve çocuğun
dikkatini sizden uzaklaştıracak objeleri kaldırın. Bu
yöntemi geçici bir çözüm olarak görün. Çocuk
ilerleme kaydettikçe, kazandığı yeni becerileri, her
gün bulunduğu ortamda kullanmasını teşvik edin.
ÖZEL İLGİYE İHTİYACI OLAN ÇOCUK
Gelişmiş bir dil için gereken seslerden bir veya daha
fazlasını çıkarmakta güçlük çeken çocuklar
için, bir konuşma terapistinin yardımı gereklidir.
Çocuğun konuşmasının gecikmiş olup olmadığı
üzerinde dururken, birçok normal çocuğun okula
başladıkları zaman bile hala bütün sesleri
çıkaramadığını aklınızdan çıkarmayın. Bu
konunun sonundaki tablo, çocuğun ilk
değerlendirmesinde size yardımcı olacaktır. Eğer
şüpheniz varsa, profesyonel bir kişiden yardım
almalısınız. Ayrıca, eğer çocuk yukarıda
belirttiğimiz dönüm noktalarından çok geride ise ve
gösterdiğimiz metodlar ile gelişme kaydetmiyorsa, yine
bir uzmanın yardımını öneriyoruz. Eğer çocuğu bir
dil terapisti görüyor ise, o kişiyle, bu program gibi
evde uygulanabilecek bir program üzerinde çalışın.
DİL ÖĞRENME
Diğer insanlarla iletişim kurma ihtiyacı , insanın en
temel ihtiyaçlarından biridir. Her anne-baba
iletişimin çocuğu için ne kadar önemli olduğunu
bilir. Özürlü çocuk için, ihtiyaçlarını ve
isteklerini dile getirme becerisi kazanması yardım
gerektirir ve birçok kapı açar. Bu beceri çocuğa,
çevresini kontrol etme ve bu çevreden “öğrenmek”
fırsatını verir.
Öneminin bilinmesine rağmen, eğitimcilerin iletişim
becerilerini öğrenme yolları bulmaları diğer beceri
alanlarına kıyasla daha yavaş oldu. Sebebi açık;
çocuğun elinden tutarak ona kaşık tutmayı veya
yuvarlak çizmeyi öğretebilirsiniz, fakat ona
konuşması için fiziksel olarak yardım edemezsiniz.
Bazı yapılandırılmış davranış teknikleri,
çocuklara ders saatleri süresince kelime
söyletebilmiş, fakat çocuklara günlük
yaşantılarında etkin olarak iletişim kurmayı
öğretememiştir.
Son yıllarda çocuğun iletişime olan ihtiyacı için
çevresindeki insan ve eşyalarla ilişkisini hesaba
katan teknikler geliştirildi. Bugün biliyoruz ki, dil
öğrenimi hayatın ilk haftalarından başlayarak
günlük hayatın bir parçası olmalı. İletişimin ne
olduğu konusunda bilinçli, çocuğun önündeki
basamaklar için hazır olan anne ve babaların çocuğun
dil kazanımında çok fazla önemi olduğunu biliyoruz.
Eğitimciler bu anlayışa, bebekleriyle iletişim
halinde olan anne babaları gözleyerek geldiler.
DİL ÖĞRENME VE ÖĞRETME NEYİ KAPSAR ?
Dil (veya iletişim) sadece konuşmaktan daha çok şey
kapsar. Konuşamayan ama çok etkin bir iletişim
sağlayan birçok insan vardır (Örneğin işaret
diliyle). Aynı zamanda konuşabilen ama iletişim
kuramayan insanlar da vardır.
Konuşmayla birlikte dil;
* Dinleme ve anlama.
* Diğer kişilerin dillerine cevap verme.
* İletişim içinde “sıra” ile konuşmayı da
içerir.
Bu beceriler, konuşmak için daha zamanı olan bebekler
için de geçerlidir. Dil geliştikçe çocuklar
şunları kazanırlar :
* Türlü ihtiyaçların karşılanması (sosyal,
duygusal ve maddi).
* Başta işaretler sonra sözcükler ve daha sonra
sözcüklerin birleşmesiyle, değişik anlamlar ifade
etme yeteneği.
* Dil bilgisi formlarını kullanmak yoluyla, daha
detaylı anlamlar ifade etme becerisi, düzgün sözcük
sırası (çoğullar, zamanlar gibi).
* Türlü sesler çıkarma becerisi.
* Bir konuşmayı başlatabilme ve izleyebilme becerisi.
Bu beceriler dinleme, anlama, cevap verme ve sıra alma
gibi yukarıda adı geçen yetenekleri içerir.
Belki bütün bunlar biraz karmaşık gözüküyor.
Aslında karmaşık da...Çocuklar çoğu dilin
karmaşıklığını çözebiliyorlar; ama bu otomatik
olarak halledilmiyor. Önemli olan “planlamaktır”.
Amaçların seçimi ve hangi tekniklerin
kullanılacağını planlamak vaktinizin çoğunu
alacaktır.
ÇOCUKTAN CEVAP BEKLEYİN
Çocuk, yüzünüze bakmayı öğrenen bir bebek de olsa,
cümle kuran okul öncesi bir çocuk da olsa,
tavırlarınızla, her zaman onun cevap vereceğini
umduğunuzu gösterin, ona zaman tanıyın. Eğer dikkati
başka yerlerde değilse, cevap vermesini “bekleyin”.
Ona iletişimi başlatma fırsatı ve zamanı da verin.
Eğer her zaman siz konuşuyor, insiyatifi her zaman siz
alıyorsanız, çocuk iletişim sürecindeki rolünü
keşfetme fırsatı bulamayacaktır.
Çocukla konuşmak çok önemlidir; fakat çocuk bakıp
dinliyorsa bile iki yönlü bir iletişime
katılırcasına konuşun. Cevapları sezmek anlamak
için susun, bekleyin. Ona zaman tanıyın, size
katılacağını umun; katılacaktır.
ÇOCUĞU İLGİLENDİREN ŞEYLER HAKKINDA KONUŞUN
Canlı bir bebekle aşağı yukarı herşey hakkında
konuşabilirsiniz. Cevap vermeyen, sessiz bir bebekle
konuşmayı zor bulan anne babalar vardır. “Sizin”
ne yaptığınızla ilgili konuşmak iyi bir
başlangıçtır; çünkü herşeye rağmen siz en önde
gelen ilgi kaynağısınız.
Çocuk dikkatini objelere ve etrafında gelişen
hareketlere vermeye başladığında, ipuçlarını onun
oyuncak seçiminden ve neye gülümsediğinden alın.
Daha aktif ve oyuncu olduğunda, seçebildiğiniz konular
artacaktır. Tercihleri ne ile ilgili konuşmak
istediğini gösterecektir. Konuşmuyorsa ona sevdiği
şeylerin isimlerini öğretin. Sevdiği şeyler kelime
öğrenmek için harika bir kaynak sağlar. Kendinizi
isimler hakkında konuşma ile sınırlamayın.
Hareketler, renkler ve sesler hakkında da konuşun.
AKTİF ÇOCUĞA DİKKATİNİ YOĞUNLAŞTIRMASINDA
YARDIMCI OLMAK
Küçük çocuğun dikkati, bir şeyden başka bir şeye
kolayca kayabilir. Sadece onun dikkat ettiği şeyleri
izlerseniz, öğrenmesi gereken şeylerin anlamlarına
dikkatini toplaması güç olur. Diğer yandan dil
öğretimi için dikkatini çekmek istiyorsunuzdur. Bu
problemi, çocukla oynamaya ayırdığınız zamanı,
sınırlı sayıda oyuncak ve aktiviteleri bulunduğu,
daha önceden hazırladığınız bir ortamda geçirmekle
çözebilirsiniz. Onun sevdiğini bildiğiniz oyuncak ve
aktiviteleri seçin ama dikkat dağıtıcı şeyleri uzak
tutun. Aynı amaca çeşitli yollardan ulaşabilirsiniz.
Diyelim ki “top” kelimesini öğrenmesini
istiyorsunuz, bahçede çeşitli renkte topları
koyduğunuz bir kutu ile oturabilirsiniz. Bu topları,
yuvarlayarak, atarak, sakla bul oynayarak
kullanabilirsiniz. Çocuk hangi topu seçeceğine ve
bununla nasıl oynayacağına kendi karar verebilir; ama
aynı zamanda siz, onun dikkatini, amacınıza yönelik
tutmayı başarırsınız.
DOĞAL BİR CESARETLENDİRME DİLİ KULLANIN
“İyi çocuk” veya “iyi konuşma” gibi
ifadelerden kaçının. Biz konuşurken kimse bize böyle
şeyler söylemez. Bunun yerine çocuğa onu
anladığınızı ve kabul ederek cevap verin. Eğer
size, çok rastlanır bir iletişim yolu olarak,
oyuncağını uzatırsa, alın ve onunla oynayın. Sizden
bir şey istediğinde eğer bu verebileceğiniz bir
şeyse, ona verin; ama veremeyeceğiniz bir şeyse, en
azından anladığınızı gösterin.
KONUŞABİLEN ÇOCUK İÇİN
Yukarıda anlatılan alanlar, konuşmayı öğrenen
çocuk için önemini sürdürür. Yeni kelimeler
öğrenmede taklit çok önemli bir yoldur. Çocuk yavaş
yavaş istek ve ihtiyaçlarını belirtmek için,
kelimeleri kullanmayı öğrenir.
Bu aşamada ayrıca şu alanlar önem kazanır :
DEĞİŞİK TÜRDE ANLAMLARI İFADE ETMEK
Çocuk, geniş bir kelime bilgisinden daha çok şeye
ihtiyaç duyar. Tabi ki birçok kelime öğrenmesini
isteriz; fakat öğrendiklerinin ona değişik şeyler
hakkında konuşma fırsatı vermesi gerekir. Örneğin,
bir çocuk 50 kelime biliyor olabilir, ama bu kelimeler
sadece obje isimleriyle (araba, top gibi), bu objelerin
ne yaptıkları hakkında konuşamayacaktır, veya neye
benzediklerini söyleyemeyecektir.
DİLBİLGİSİ KALIPLARINI KULLANMAK
Çocuk, bir noktaya kadar dilbigisi açısından doğru
olmasada , kendini ifade edebilir. Yani, bir süre
dilbilgisi hataları üzerinde durmanıza gerek yok;
fakat ileride daha ince ayrıntılar üzerinde
konuşacağı zaman, bu kuralları öğrenmek zorunda
kalacaktır.
AĞIZ HAREKETLERİ VE SÖZCÜKLERİ TELAFFUZ ETMEK
Bu alan, diğer iletişim becerilerini öğrenmiş
olsalar bile birçok özürlü çocuk için güçlük
yaratır.
KONUŞMAYI BAŞLATMAK VE DEVAM ETTİRMEK
Olgunlaşmış bir konuşma becerisi, konuşma başlatma
ve diğer kişilerin konuştuklarına cevap verme
arasında bir denge içerir. Sıra alma becerileri iyi
gelişmiş çocuklar, bu dengeyi özel bir eğitim
almadan başarırlar; fakat bazen böyle bir denge doğal
olarak gelişmez. Bazı çocuklar vardır, ilgilerini
çeken konular hakkında uzun süre gevezelik
edebilirler; ama diğer insanların söylediklerine
dikkat etmezler, dinlemezler. Ayrıca sadece onlarla
konuşulduğunda konuşan ve çok nadir olarak kendi
başlarına konuşma başlatan çocuklar da vardır. İki
uç da etkin bir iletişime izin vermez. Bu vakalarda bir
denge bulmayı öğretmek önemli bir alandır.
DİL ÖĞRETMEK İÇİN TEMEL PRENSİPLER
* Çocuğa, cevap vermek için süre tanıyın, dinleyin,
bekleyin,
* Çocukla onu ilgilendiren şeyler hakkında konuşun,
* Planlanmış aktiviteler eşliğinde, çocuğun
dikkatini belli amaçlara yöneltin,
* Çocuğu doğal bir biçimde teşvik edin.
NASIL ÖĞRETMELİ ?
“Ne öğretmeli?” listesi size çok uzun geliyorsa,
bu becerilerin aynı anda öğretebileceğini bilmek, tam
olarak neyi amaçladığınızı aklınızdan
çıkarmadığınız sürece sizi rahatlatacaktır.
Dahası, dil öğretmenin büyük bir kısmı, günlük
aktivitelerin bir parçasıdır ve öyle olmalıdır. Bu
çocukla oynanan oyunların ve ona verilen bakımın
doğal bir uzantısı olmalıdır. Çocuğun gelişiminin
bazı dönemlerinde, belli amaçlara ve aktivitelere
yönelip, bunlara ayrı bir önem vermek gerekir.
NE ÖĞRETİLECEK ?
HENÜZ KONUŞMAYAN ÇOCUK
* Dinleme ve oyun becerileri : Bebekler kelimeleri
kullanabilmeden çok önce, konuşmalara katılabilirler.
Bunu yapmak için, diğer kişilerin ne yaptığına
dikkat etmeli ve oyundaki objelere dikkat etmeliler.
Bebekler büyüdükçe çevrelerini tanımak için oyun
becerilerini kullanır ve böylece iletişim kurmak
istedikleri şeyleri keşfederler.
*Sıra almak : İletişim iki yönlü bir süreçtir ve
konuşmayla birlikte, dinleme ve beklemeyi de içerir.
Bebeklik çağı, sesler, hareketler veya basit oyunlar
ile “sıra almayı” öğrenmek için ideal çağdır.
Konuşamayan daha büyük çocuklar da “sıra alma”
çalışmalarından yararlanabilirler.
* Taklit etmek : Taklit, yeni sesler öğrenmede büyük
rol oynar (ileride kelime üretmede kullanılacak olan
sesler). Bebeklerin pek çoğu taklit etmekten
hoşlanırlar. Birkaç günlük bebeklerin bile,
annelerinin yüz ifadelerini taklit ettikleri
gözlemlenmiştir. Taklit sadece seslerle
kısıtlanmamalıdır, hareketler de taklit edilebilir.
* Sesleri ve jestleri değişik amaçlarla kullanmak :
Çocuklar, çıkardıkları seslerin ve yaptıkları
hareketlerin, çevrelerindeki insanların hareketlerini
etkilediğini ve bulundukları ortamı kontrol ettiğini
öğrenmelidirler. Sesler ve jestler istenmeyen bir
yiyeceği, oyuncağı reddetmek için yardım istemek
için veya “merhaba” demek için kullanılabilir.
*Anlamak : Henüz konuşamayan çocuklar kişileri,
objeleri, olayları betimleyen kelimeleri anlamayı
öğrenebilirler.
Çocuğun özürü, iletişim becerilerini öğrenmesini
engelliyorsa, anne-babanın ve eğitmenin, bu konuda daha
duyarlı olması gerekir. Özellikle, çocuğun
iletişimine yönlendirecek oyun çeşitlerinden ve bu
tür durumlardan haberdar olmaları gerekir. Kendi
konuşmalarının, dinleme ve cevap vermelerinin,
çocuğun dil öğrenmesinde ne kadar önemli olduğunu
göz önünde bulundurmalıdır. Akılda tutacak ve
düşünecek çok şey var gibi gözüküyor ama
Macquarie’de çalışan anne babalar, bütün bu
düşünce tarzının doğal gelmeye başladığını
söylüyorlar. Dil öğretme teknikleri, anne babaların
çocuklarıyla iletişim kuruş şekilleri üzerine
kuruludur. Bu konuda okuyacaklarınız aslında bize
yabancı olmayan, sağduyuyla bulunabilecek şeyler.
BU ÇOCUK KONUŞMAYI ÖĞRENEBİLİR Mİ ?
Ağır derecede özürlü çocuklar dahil, çocukların
birçoğu konuşmayı öğrenebilir. Öğrenilmediği
nadir vakalarda , konuşmanın yerine işaret dili
öğretilebilir.
Çocuk daha küçükse (bebekse) hareket veya işaret
dilinde mi daha rahat olacağına karar vermek için çok
zamanınız var demektir. 2. konuda sunulan erken dil
öğrenimi yaklaşımı size yardımcı olacaktır.
MACQUAIRE PROGRAMINDA DİL NASIL ÖĞRETİLİYOR ?
Macquarie üniversitesi, down sendrom programında, dil
öğretimi T.E.L.L.’ye dayanır. (Türkçesi, Yaşam
İçin Erken Dil Öğretimi)
T.E.L.L. son geliştirilen teorileri geniş kapsamlı ve
pratik bir programa çevirip, orta ve ağır derecedeki
özürlü çocukların ihtiyaçlarını karşılamak
üzere düzenlendi. T.E.L.L.’nin temel özellikleri
şunlardır:
*Bebeklikten itibaren, çocuklar diğer kişilere
yönelmeye, sıra almaya, ses ve hareketleri taklit
etmeye yönelebilirler.
*Konuşmadan önce çocuklara, sesleri ve hareketlerini
ihtiyaçlarını karşılamak için kullanabilecekleri
gösterilir.
Çocuk konuşmaya başladığında, her farklı dil
alanında amaçlar belirlenir. Sıra almak , değişik
biçimdeki kelimeleri öğretmek ve yavaş yavaş
dilbilgisi kurallarının üzerinde durmak bu alanlardan
bazılarıdır.
* Öğretim doğal ortamda, çocuğun sevdiği materyal
ve aktiviteleri kullanarak olur. Öğretmen (eğitimci)
dil çalışmalarını eğlenceli hale getirir ki çocuk
iletişim kurmak istesin.
BAŞLAMADAN ÖNCE
Bütün gelişim alanlarında olduğu gibi, öğretim
başlamadan önce, çocuğu değerlendirmek gerekir.
Fakat burada çocuğun çevresindekiler ile spontan
ilişkisiyle ilgilendiğimiz için, formal değerlendirme
sekansları uygun değildir; çünkü formal
değerlendirmelerde çocuğun bazı kesin emirlere
uyması istenir.
Bu tür doğal konuşma cesaretlendirmeleri çocuğa,
iletişim kurmak için attığı adımların değerini ve
işe yaradığını, ayrıca dil becerilerini nasıl
geliştireceğini gösterecektir.
NORMAL DİL GELİŞİMİNİN SEKANSLARI
Dil konusunda çocuğun şu anda neler yapabildiğini ve
ilerde neler öğrenebileceğini, normal çocukların o
yaşlarda neler yaptıklarından daha önemlidir. Ancak
normal gelişimi de bilmekte yarar vardır. Aşağıda 4
yaşa kadar önemli dönüm noktalarını bulacaksınız.
“Normal” diye adlandırılan dönemin dil kazanımı
konusunda sınırları çok geniştir. Birçok çocuk ilk
sözcüklerini iki yaşından sonra söylerler ama yine
de normal gelişim gösterirler. Yani verdiğimiz bu
gelişim basamaklarını dikkatli kullanmak önemlidir.
Gelişim “basamakları” ve sırası, gösterilen yaş
düzeyinden daha önemlidir.
0 – 3 YAŞ ARASI
Bebek önceleri sadece ağlayarak ses çıkarır, fakat
sonra yavaş yavaş ağlamadan da sesler çıkarmaya
başlar. Gığıldama ve gırtlaktan gelen küçük
sesler duyacaksınız, daha sonra ünlü sesler
çıkarmaya başlayacak.
Bebek ağlama dışı sesleri çıkarmayı öğrenirken ,
başkalarının konuşmasına da cevap vermeyi öğrenir.
İnsanların konuşmalarına önce yüz ifadesi ve vücut
hareketleriyle cevap verir. Daha sonra onunla
konuşulduğunda yumuşak seslerle yanıt vermeye
başlar.
3 – 6 AY ARASI
Şimdi bebek iki değişik sesli harf çıkarır ve
yalnızken kendi kendine gığıldar.
“Ba” ya da “Da” gibi sesleri çıkarabilmek için
bir sesli ve bir sessiz harfi yanyana getirir.
Artık değişik duygularını değişik sesler
çıkararak ifade ederler. Büyüklerin yaptığı
küçük hareketleri taklit eder. Çıkardığı seslerle
, konuşmaları taklit etmeye çalışır.
6 – 9 AY ARASI
Daha şimdiden en az dört değişik ses kullanır.
Tekrardan oluşan iki heceli kelimeleri söyler (mama
gibi).
Çocuk yetişkin biriyle karşılıklı sıra alabilir
(hareketler ve ses çıkararak).
Dikkat çekmek için bağırır. Birisi istemediği
birşey yaptığında ağlayarak veya yüksek sesler
çıkararak tepki verir.
Tanıdık birini gördüğünde gülümser ve ses
çıkarır.
Taklit becerileri artmıştır. El sallamak veya
çırpmak gibi hareketleri taklit eder. Ayrıca zaten
çıkarabildiği sesleri bir başkası çıkardığında
taklit ederek karşılık verir.
9 – 12 AY ARASI
Bebek artık yetişkinlerin konuşmalarındakilere benzer
tonlamalar kullanır. Önce açık bir isteme biçimi
ortaya çıkar. Birşeye bakar ve sonra yetişkine bakar;
işaret ile veya ses çıkararak ne gördüğü hakkında
bilgi verir. Yetişkinle bir iletişime girmek için ses
çıkarır, iletişimi başlatır.
Öksürmek, göz kırpmak veya dil çıkarmak gibi yüz
hareketlerini taklit edebilir; özellikle ses ile
birleştirilen hareketleri taklit etmekten hoşlanır.
12 – 15 AY ARASI
Bebek artık “sohbetten” zevk alıyordur. İnişli
çıkışlı seslerle iletişim kurar ve konuşmayı
devam ettirir. Diğer bir kişiye eşya veya oyuncak
vermekten hoşlanır. Bunu yaparken sesler de
çıkarabilir. Bu aşamadan itibaren selemlaşma ve
vedalaşma için tutarlı sesler ve hareketler kullanır.
Kelimeleri, onlara yakın seslerle taklit eder. Su için
“u” gibi.
Tam olmamakla birlikte, yakın olan iki kelimeyi
kullanabilir.
“Bu nedir?” sorusuna bir kelime veya kelimeye yakın
bir sesle cevap verebilir.
Ses vurguları gitgide daha olgunlaşır, gelişir.
Birşey isteme veya soru sorma ile ünlem vurgularını
ayırd edebilirsiniz.
15 – 18 AY ARASI
Çocuk artık 4 – 6 kelime söyleyebilir. Bunlar
genellikle isimler karşı çıkma kelimeleri ve
“merhaba”,”bay bay” gibi sözcüklerdir. Kelimeyi
söyleyemediği zaman göstermek, vermek veya el sallamak
gibi hareketlere ses ekler.
Sık sık duyduğu şarkıları söylemeye çalışır.
Artık başarılı bir taklitçidir. Yetişkinlerin sık
sık kullandıkları veya konuşmalardaki sözcükleri
“yankı” gibi tekrarlarlar.
18 AY – 2 YAŞ ARASI
Çocuk artık 25 kelime söyleyebilir. Bunlar eşya ve
insan isimleri, “selam”,”bay bay” sözcükleri,
hareket belirten en az iki kelime, daha çok istemek ve
reddetmek üzerine kelimeleri içerir.
Kendisi kullanmasada iki kelimeli cümleleri taklit eder.
Kendisini iyi tanıyan yetişkinler için konuşması
anlaşılır düzeydedir; en azından %70’i.
2 – 3 YAŞ ARASI
Bu yaşta çocuklar daha çok kelime kazanır. 2,5
yaşında en az 50 kelime ve 3 yaşından itibaren
yaklaşık 300 kelimeye sahiptirler.
Bu yaşta kelimeleri iki kelimelik cümlelerde kullanmak
için bağlamayı öğrenirler. Yıl sonuna doğru
birçok üç kelimelik cümle kurabilirler.
Konuşma boyunca sıra almayı bilir. Önceleri bunu
sadece tek kelimeyle yaparken daha sonraları daha çok
sözcüklü ve tek bir konu üzerinde yoğunlaşmış
sohbeti 2-3 kelimelik cümlelere sürdürebilecek
seviyeye gelir.
Artık dilbilgisi kurallarını da öğrenmeye başlar.
(Çoğullar, zamirler gibi)
Bazı hatalar yapmakla birlikte, tekerlemeler
ezberleyebilir.
Oynarken kendi kendine söylenir ve konuşması oldukça
anlaşılır.
3 – 4 YAŞ ARASI
Bu yıl ilerledikçe, çocuk 3 kelimeli cümleler daha
sık kullanılır, ta ki konuşmasındaki cümlelerin %
80’i, üç ve fazlası kelimeden olışuncaya dek.
“Ne, niçin, nerede ?” ile başlayan sorular sorar.
Yakın geçmişdeki deneyimleri detaylı bir şekilde
anlatabilir.
Sorulduğunda adını ve soyadını söyleyebilir.
Çevremizdeki şeylerin ne işe yaradığı ile ilgili
olan sorular dahil, birçok soruyu cevaplayabilir.
|