Özel Eğitim

  1. Özel Eğitim ve Farklı Gelişenler
  2. Otizm
  3. Farklı Gelişenlerin Özel Eğitimi
  4. Farklı Gelişenlerde Dil Eğitimi








Özel Eğitim ve Farklı Gelişenler
Kişiler arasında çok çeşitli bireysel farklılıklar vardır. Fiziksel yapısından, yapabildikleri ve gelişimi açısından söz konusu bu ayrıcalıklara, çevresel ve kültürel etmeleri de ekleyecek olursak , her bireyin kendine has bir varlık olduğunu görürüz. Tabi ki bu ayrıcalıkların hepsi öğrenim ve eğitim açısından aynı oranda önemli değildir. Bizim eğitim sistemimize göre milli eğitimin eğitim öğretim imkanlarından yararlanabilen çocuklar normal olarak kabul edilirse, bedensel, zihinsel, görme, işitsel bazı davranış bozuklukları gösteren ve eğitim sisteminden yararlanamayanlar ise farklı gelişen ayrıcalıklı çocuklardır.

SINIFLANDIRMA

1 - BEDEN GELİŞİMİ VE ÖZELLİKLERİ AÇISINDAN FARKLILIK GÖSTERENLER

· Görme özürlüler, işitme özürlüler, halk arasında yaygın olarak spastik diye adlandırılan beyin felci olanlar, sara gibi öncelikle beyin ve sinir sistemi ile ilişkili olan özürler.
· Doğuştan ya da sonradan sonradan edinilmiş iskelet yapısı hastalık ve sakatlıkları olan topallık, çolaklık, kanburluk, kemik veremi ve benzerleri bu alt kümeye girer.
· Uzun süreli bakım ve tedaviyi gerektiren hastalıkları olanlar. Kalp ve dolaşım bozukluğu olanlar, verem gibi solunum hastalıkları, diabetikler bunlara örnektir.
· Çeşitli konuşma bozuklukları

2 - ZİHİNSEL GELİŞİMLERİ AÇISINDAN AYRICALIK GÖSTERENLER

· Zeka geriliği olanlar
· Üstün zekalı, dahi olanlar
· Zeka bölümleri normalin üstünde olan " müzik, resim, fen bilimleri, matematik " gibi bir öğrenim alanında üstün özel yetenekli olanlar.

3 - DAVRANIŞ VE UYUM AÇISINDAN AYRICALIK GÖSTERENLER

· Korunmaya muhtaç olanlar ve sokak çocukları
· Suça yönelmiş veya suçlu durumuna girmiş olanlar
· Hareketli ya da davranışsal bozuklukları olanlar

4 - ÖĞRENME AÇISINDAN AYRICALIK GÖSTERENLER

· Okuma, yazma, hesaplama gibi temel öğrenim dallarının birinde, çeşitli nedenler yüzünden öğrenme zorluğu olanlardır.

5 - BİRDEN FAZLA AYRICALIĞI OLAN ÇOCUKLAR

· Bu grupta kişi hem sağır, hem kör olabilir. Hem zihinsel geriliği, hem hiperaktivitesi olabilir
Otizm
Otistik çocukların ayrı bir grup olarak sınıflandırılması ilk kez 1943 yılında, Amerikalı bir çocuk psikiyatristi olan Leo Kanner tarafından yapılmıştır. Otizm kelimesi Yunanca “kendi” anlamına gelen “autos” kelimesinden gelmektedir. Kanner bu ismi, otistik çocukların kendi içlerine kapanık görünmesi ve diğer insanlara ilgi göstermemeleri, onlarla ilişki kuramamaları nedeni ile kullanmıştır.

GENEL BİLGİLER

Otizm, genellikle yaşamın ilk üç yılı içinde ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden bir özürlülük durumudur. Otizmin, beyin yapı ve fonksiyonlarındaki bozukluklarla birlikte olduğuna dair güçlü bulgular mevcuttur. Otistik kişilerde iletişim ve sosyal etkileşim şiddetli bozukluk gösterir. Gelişmede bir uyumsuzluk vardır, öyle ki, müzik veya matematik gibi sınırlı alanlarda yetenekli olabilirken, diğer yandan günlük yaşamla ilgili basit becerilerde eksiklikler mevcuttur.
Birçok otistikse zeka özürü veya epilepsi gibi diğer bozukluklar vardır. Bazı bebekler bebekliklerinin erken döneminde otizm semptomları gösterirler. Otistik kişileri tanımlamak için kullanılan birçok davranış özellikleri vardır. Genellikle, hiçbir otistikte bu özelliklerin tümü yoktur ve genellikle hepsi aynı zamanda görülmez. Amerikan Otizm Derneği’nin kriterlerine göre, bir çocukta aşağıdaki listedeki semptomların en az yarısı varsa, otistik olarak teşhis edilebilir.

1) Diğer çocuklarla ilişki kurmada güçlük
2) İşitmiyormuş gibi davranma
3) Öğrenmeye direnç gösterme
4) Gerçek tehlikelerden korkmama
5) Günlük hayattaki değişikliklere direnç gösterme
6) İhtiyaçlarına jestlerle işaret etme
7) Yersiz gülme veya kıkırdama
8) Kucaklanmaktan hoşlanmama ve karşı koyma
9) Bariz fiziksel aşırı hareketlilik
10)Göz temasından kaçınma
11)Cisimleri çevirme, döndürme
12)Cisimlere alışılmadık bağlılık
13)Tekrarlanan tekdüze oyun
14)Topluma katılmama

Otizmin rastlanma sıklığı, teşhis kriterlerine göre 10.000 doğumda 5 ile 15 olarak tanımlanmıştır. Bu da hemen hemen görme veya işitme özürlülerin sayısına eşittir. Örneğin klasik “otizm” veya Kanner sendromu 10.000 doğumda 5’tir. İnsidans otistik benzeri davranışları olan diğerlerinin de eklenmesiyle artar. Otizm erkek çocuklarda kızlara oranla 4 kat fazladır ve genellikle 3 yaşından önce ortaya çıkar. Otizmin tek bir sebebi olmadığından, bir hastalık olarak tanımlanamaz. Otizm, bir sendrom olup, atipik davranış özelliklerinin bir karışımı ile kendisini gösterir.
Otizmin çok sayıda bilinen ve şüphelenilen sebepleri vardır. Araştırmalar bazı otizm formlarından güçlü bir genetik komponent olabileceğini göstermektedir. Bir ailede birkaç otistiğe birden rastlanması oldukça nadir olmasına rağmen, birçok böyle aile bulunmuştur. Bir ailede beş otistik çocuğun tesbit edildiği dahi olmuştur. Fragile X sendromu ile otizm formu vardır.
Bazı virüs infeksiyonlarından sonra otistik davranışlar görülür. Bu, özellikle gebeliklerinde kızamıkçık ve sitomegalovirüs infeksiyonu geçiren annelerin çocuklarında görülür. Çok erken bebeklik dönemindeki şiddetli infeksiyonların da otizm ile ilişkisi vardır.
Otizmin, psikojen sebeplere bağlı, anne-baba problemleri ile ilişkili olduğuna dair geçerliliğini yitirmiş çok sayıda literatür hala bulunabildiği halde, bu teorilerin yanlış olduğunu bugün biliyoruz. Otizmin, bilinen psikolojik sebepleri yoktur. Anne-babaların kişilik yapılarının da sağlıklı çocuklarınkinden farklılık göstermediği saptanmıştır.
Erken çocukluk otizmi kronik bir seyre sahiptir. Henüz kesin tedavisi yoktur.
Özel metodlarla, uzman kişilerce sosyal ve temel beceriler (giyim, yemek yeme) verilebilmektedir. Bazıları da okuma, yazma, matematik, el becerileri öğrenebilirler.
Prognoz konusunda, önemli göstergeler 5 ile 6. yaşlardaki zeka ve konuşma gelişimidir. Bu sürede çocukların konuşmaları ve zeka gelişimleri iyi ise, iletişimi kurmaya yetebilecek dil kullanımı varsa, aynı şekilde olumlu bir prognoz söz konusudur.
Otistik her 100 çocuktan 5 ile 10’u erişkinler gibi yardımsız yaşamını sürdürebilecektir, 25 ile 30’u iyi bir gelişme gösterebilecektir fakat hala destek ve süpervizyona gereksinimleri olacaktır. Geriye kalanların ileri derecede özürlü ve bağımlı olarak kalmaları söz konusudur.

OTİZMİN BELİRTİLERİ VE ERKEN TANI

GENEL BELİRTİLER

“Çok sakin bir bebeğim vardı. Mama saatinde karnını doyuruyor, altını temizledikten sonra yatırıyordum. Ben tekrar yanına gidene kadar ağlamıyordu. Dikkatimi çeken ilk şey, yanına yaklaştığımda kucaklamam için kollarını kaldırmaması, oyunlarıma hiç karşılık vermemesi oldu...”
“Bebeğim doğduğundan beri adeta bir kabus yaşıyoruz. Bütün gün akşama kadar, bütün gece sabahlara kadar sürekli ağlıyor. Mamasını yedirmek, altını temizlemek mümkün değil, ancak kucakta sallanırsa veya arabasında gezdirilirse biraz sakinleşiyor...”
Otistik bebeklerde yukarıda ifade edildiği gibi, iki tip davranış biçimi gözlenmiştir. Birinci örnekteki gibi sakin ve bütün gününü yatakta geçiren bebeklerin bakımları kolaydır, ancak çevrelerine karşı ilgisizlikleri anne babaları endişelendirir.
İkinci tip bebekler ise sürekli ağlayan, huysuz bebeklerdir, sürekli sallayarak susturulur.
Otistik çocukları olan birçok anne baba, çocuklarının bebeklik döneminde olağandışı bazı şeyler hissettiklerini, ancak bunu tam olarak yorumlayamadıklarını belirtmişlerdir. Bazıları ise bu farklılığı düşünmek bile istemediklerini söylemişlerdir.

ÇEVREYİ ALGILAMA

Anne ve babanın ilk gözüne çarpan, çocuğun çevresine karşı olan ilgisizliğ ve kendisine yönelik oluşudur. Belirli sesli uyarılara hiç reaksiyon vermez. Kulaklarının duymadığı zannedilir. Diğer bazı seslere ise özel ilgisi vardır. Hışırtı, sürtünme seslerine duyduğu ilgi nedeniyle çeşitli yüzeyleri elleriyle kazır, tırmalar. İnsanlarla göz kontağı kurmaz, çok uzun süre boş bakışlarla oturabilir.
2. yaştan sonra bebeklik döneminde gözlenen çevreye ilgisizlik daha belirgin hale gelmiştir. Çevresindeki kişilerin, anne ve babaların yüzüne bakmama, hemen her otistik çocuğun özelliğidir. İnsanların gözlerine bakmadıkları veya kısa bakışlardan sonra gözlerini kaçırdıkları görülür. Kendi dünyalarında yaşarlar. Uyaranlara az veya aşırı cevap verebilirler. Çocukların seslere tepki vermemesi , birçok anne babayı, işitme problemi endişesi ile doktorlara gitmeye yöneltmektedir. Yapılan muayeneler çocukların işitmelerinde organik bir sorunun olmadığını göstermektedir. Gerçekten de bazen seslere hiç tepki vermedikleri, bazen en ufak seslere aşırı tepki gösterdikleri, alışılmış seslerden rahatsız olup kulaklarını kapatabildikleri, bazı seslere de çok duyarlı oldukları gözlenmektedir. Örneğin su, motor ve müzik gibi seslere özel ilgi gösterdikleri görülür.
Görsel uyarılara da normal dışı tepkiler görülür. İnsan yüzlerine ve çevredeki birçok nesneye bakmamalarına karşın, hareket eden, dönen ya da parlak olan cisimlere uzun süre bakabilirler. Bazen de ışıkla karşılaştıklarında kulaklarını, yüksek bir sese reaksiyon olarak da gözlerini kapama gibi ters tepkiler gözlenebilir.
Bazı çocuklar ağrıyı, sıcağı ve soğuğu farketmede güçlük gösterirken, diğer bazılarında ise soğuk suyla ellerini yıkarken ağlama, eline toplu iğne battığında çığlıklar atma şeklinde, uyarılara aşırı tepkiler görülür. Tek bir duyu tipine dikkat edip , diğerini ihmal edebilirler.

KONUŞMA VE İLETİŞİM

Otizm tanısı için gerekli olan kriterlerden biri olan, konuşma ile ilgili şiddetli bozukluğun erken tanıya gitmede farkedilmesi çok daha zordur. Normal bebekler 1 yaş civarında ilk kelimelerini söylerler. Sesler çıkarır, çıkardıkları sesleri farklılaştırır, bu şekilde duygularını, isteklerini ifade ederler. Ancak, normalde görülen bu “ba-ba” seslerinin otistik bebeklerde görülmediği belirlenmiştir. Ayrıca diğer kişilerin kendileriyle konuşmalarına ya da kendilerine seslenmelerine karşı tepkisiz kaldıkları gözlenmiştir. Bazı otistik çocuklar 0 – 2 yaş döneminde tamamen sessiz kalabilir, bazıları ise yaşıtları gibi birkaç kelime öğrenebilir; hatta bazıları bu birkaç kelimeyi kullanmayı öğrenebilirler ancak bunlar tekrar kaybolabilir.
Sözel iletişim ve sosyal etkileşimdeki sapmalar , sözel dışı iletişim ve fantezi kurmadaki bozukluk veya eksiklikle birliktedir. Normal ilgi ve sevgi davranışını geliştiremezler.
Otistik çocuklarla yapılan çalışmalar, konuşulanları anlama kapasitelerinin oldukça sınırlı olduğunu göstermiştir. Tek kelimeleri anlayabilirken, kelimeler soyutlaştıkça ve cümleler karmaşıklaştıkça anlamaları da güçleşir. Konuşulanları anlama becerisi oldukça yavaş gelişir. Gelişmenin her çocuğa göre farklı düzeylerde olduğu gözlenir.

EKOLALİ

Ekolali, çocuğun duyduğu kelimeleri, cümleleri, konuşmacının hemen arkasından veya daha sonra taklit etmesidir. Normalde çocuklar konuşmaya duydukları kelimeleri taklit etmekle başlarlar; ancak bu taklit dönemi, 2,5 yaş civarında sona erer. Otistik çocuklar da bazen kelimeleri, bazen de cümleleri papağan gibi taklit ederek öğrenirler. Kelimeleri, taklit ettikleri konuşmacının aksanı ve vurgulaması ile söylerler.

GRAMER BOZUKLUKLARI

Konuşabilen otistik çocuklarda gramer bozuklukları da yaygın olarak görülür. Çoğunlukla kendisinden “sen” veya “o” diye bahseder.
Bütün otistikler anne babalrı ve diğer kişilerle ilişkilerini geliştirmekte değişik derecelerde yetersizdirler. Göz kontağı kuramazlar, tesadüfen böyle bir kontak kurduklarında gözlerini kaçırırlar. Kişilere sanki orada yokmuş gibi davranırlar. Bazen yollarını tıkayan bir mobilya parçası gibi onlara vurur ve kenara iterler. Bazen de üzerlerine tırmanarak onları oyuncak veya bir obje gibi görürler. Bu çocuklar sık sık hayatlarında çok önemli olan anne baba, kardeş, öğretmen gibi kişileri tanımıyor gibi görünürler.
Otistik çocuk öpebilir, ancak bu mekaniktir ve duyguların getirdiği bir özelliği yoktur.

SOSYAL DAVRANIŞ

Diğer çocukların kasine kucağa alınmaya karşı isteksizlik gösterme, kucağa alınınca huzursuz olma en belirgin özellikleridir.
Genellikle 3. ve 4. aylarda görülen reaktif gülme görülmez ve çocuğun çevreyi tanıdığına dair hiçbir belirti de yoktur. Otistik bebekler, genellikle çevreleriyle ilişki kurmaz, kendi kendilerine gülümserler.
Normal bir bebek yaşamının ilk 3 ayında annesine bakar, annesi onunla konuşurken gülümser. Daha sonraki aylarda ise her fırsatta kucağa alınmak için kollarını kaldırır. Tanıdığı kişileri görünce heyecanlanır. İnsanlarla ilişki kurmaktan hoşlanır. Otistik bebeklerin reaktif olarak güldükleri ancak gıdıklandıkları, havaya hoplatıldıkları zaman gözlenmiştir. Birçok otistik bebek yalnız bırakıldıklarında mutlu görünür; bazıları saatlerce yastığını veya çarşafını tırmalar. Bazıları ise yataklarında oturur ve öne arkaya sallanır veya başlarını yatağın kenarına vururlar.Anneler genellikle bebeklerinin yüzlerinin ifadesiz olduğunu, gülümsemekle birlikte yüzlerinde sevinç, utanç, rahatsızlık gibi duygusal ifadeler görmediklerini, bebeklerin yüzlerindeki ifadenin ve gözlerindeki bakışın hiçbir olay karşısında değişmediğini belirtmişlerdir.
Otistiklerde hiperkinezi (aşırı hareketlilik) sık karşılaşılan bir problemdir. Hipokinezi (hareket azlığı) daha az görülür. Değişiklik karşısında veya ortada bir neden yokken saldırganlık ve öfke nöbetleri görülür. Kendi kendine zarar vermeye yönelik, kafasını vurmak, ısırmak, tırmalamak, saç çekmek, kendini yumruklamak gibi davranışlar vardır. Bu davranışlar zaman zaman stereotipik bir karakter gösterir. Neden ortaya çıktığı bilinmeyen, kendiliğinden başlayan ve bazen kendiliğinden sönen olaylardır. Kendi etrafında dönme, öne arkaya sallanma, parmakları ile havada bir takım şekiller çizme gibi davranışlardan çocuğun zevk aldığı , bazılarının sallanma, dönme gibi vestibüler sistemi uyaran hareketlerden hoşlandığı bilinmektedir.
Kısa süreler için dikkatini toplayabilme, bir işe tamamen konsantre olamama, beslenme problemleri, idrar ve dışkısını tutamama da sıklıkla görülür.
Eve bir misafir gelmesi, odanın farklı bir düzene sokulması, sürekli kullandığı çarşafın değiştirilmesi gibi durumlar, otistik çocuğun huzursuz olmasına, saatlerce ağlamasına, öfke nöbetleri geçirmesine neden olabilir. Uzmanlar, çocuğun yapılan her değişiklikten dolayı kendini güvensiz hisettiğini, ancak çevresindeki aynılığı koruyarak rahatladığı görüşünü paylaşmaktadırlar.
Otistik çocukların genellikle çevrelerindeki tehlikelerin farkında olmamaları , anne babaları en çok endişelendiren özelliklerdendir. Çocuğun ince yüksek bir duvar üzerinde korkusuzca yürümesi, yoğun trafik olan bir caddeye fırlayabilmesi, sıcak sobaya yaklaşması gibi davranışlar örnek olarak verilebilir.
Çevrelerindeki nesnelerin, kişilerin tamamı yerine ayrıntılarına, küçük parçalarına dikkat ederler. Annenin yalnızca küpesi, oyuncak arabanın yalnızca tekerlekleri çocuğun dikkatini çekebilir. Otistik çocuklarda hayal gücünün yetersizliğine bağlı olarak yaratıcı oyun oynama becerisinin bulunmaması yaygın olarak gözlenir. Bir oyuncakla gerçek amacına uygun olarak oynamaz, farklı bir şekilde manipüle eder. Çoğu çeşitli nesnelere tutkun olabilirler ve onları kullanmakta mükemmel bir ustalık gösterebilir. Bu yeteneğin bir kısmı, şüphesiz bu işlere fazla zaman ayırmaktan kaynaklanmaktadır. Normal bir çocuk bir şeyi çevirmek için saatler harcamaz.
Konuşmanın olmaması veya çok az olması ve olgunlaşmamış sosyal davranışlar nedeniyle diğer çocukların oyunlarına katılamazlar.
Özel korkular, nedensiz gülme ve ağlamalar gibi bazı duygusal tepkiler, otistik çocuklarda sıklıkla gözlenen özelliklerdendir. Bir ayakkabı ayağını sıktığı için ayakkabı giymeyi reddeden çocuk, elini küvetteki sıcak suya sokarak yaktığı için küvette yıkanmaktan korkan küçük kız, özel korkuları olan çocuklara örnektir. Zaman zaman bu korkuların nedenini bulmak oldukça güç olabilir. Çevresindekilerle iletişim kuramayan, bu nedenle de çevreden korkusu ile ilgili hiçbir yardım alamayan otistik çocukta bu korkular oldukça uzun sürebilir.

MOTOR DAVRANIŞ

Fiziksel gelişimleri yaşıtlarından farklı değildir. Otistik bebeklerin büyük bir çoğunluğunun özel bir görünümü yoktur. Çoğu sevimli ve çekicidir. Fiziksel olarak birçok motor beceriyi olağan yaşlarda kazanmaya hazırdırlar, ancak bazı otistik bebeklerin çevrelerine karşı ilgisizlikleri nedeniyle geç yaşlarda oturdukları, yürüdükleri gözlenmiştir.

ÖZEL BECERİLER

Bazı otistiklerin çeşitli problemlerin yanısıra bazı özel becerileri vardır. Bu beceriler genellikle konuşmayı gerektirmeyen alanlardadır. Örneğin; bu çocukların çoğu müziği sever ve çok güzel şarkı söyleyebilir. Şekillere yönelik yap-boz (puzzle) ve konstrüksiyon gerektiren oyuncaklarda başarılıdırlar. Bazıları mekanik ve elektronik konularında yeteneklidirler.
Ender olarak bazı otistik çocuklar olağanüstü becerilere sahiptirler. Bunlar büyük ve karışık rakamları zihinsel olarak büyük bir hız ve kesinlikle hesaplayabilirler. Bazıları müzik aleti çalabilir ve hatta melodi besteleyebilirler.

DİĞERLERİ

Otistik bebeklerin bu gelişimsel özellikleri yanısıra, çok yaygın görülen beslenme ve uyku problemleri vardır. Bunlardan çoğunun ilk altı ayda emmesi zayıftır, altıncı aydan itibaren beslenme problemleri artar. Birçok bebek, süt dışında tüm yiyecekleri reddeder, bazıları ise normalin üzerinde ve hemen herşeyi yiyebilir.
Uyku problemi genellikle sürekli ağlayan, susturulması kolay olmayan bebeklerde gözlenmektedir. Ağlamaların, bağırmaların gece gündüz aralıksız tekrarlanması , anne babayı çaresiz bırakmaktadır.
Süt çocukluğu döneminde görülen bu otizm belirtilerinin toplu değerlendirilmesi için aşağıdaki form önerilmektedir :

ERKEN ÇOCUKLUK OTİZMİNDE BİRİNCİ YAŞTAKİBELİRTİLERİN DEĞERLENDİRME FORMU

ALGILAMA

* Belirli sesli uyarılara hiç reaksiyon vermez, kulaklarının duymadığı zannedilir.
* Belirli bazı diğer seslere özel ilgisi vardır.
* Yedinci ay sonunda bir ses kaynağına veya bir temasa doğru dönmez, yönelmez.
* Sık olarak ve uzun süre bazı satıhları elleriyle kazır, tırmalar.
* Uzun süre ve sık sık belirli bazı görüntülere sabit bir şekilde bakar. Diğer bazı görsel uyarılara hiç reaksiyon göstermez.

KONUŞMA

* 5. ay sonunda henüz daha hiç hece yapamaz.
* 7. ay sonunda daha kendisini fark ettirecek konuşma seslerini çıkarmaz (örneğin; ba-ba).
* 9. ayın sonunda heceleri tekrarlama yoktur.
* 12. ayın sonunda henüz hiçbir kelime söyleyemez.

SOSYAL DAVRANIŞ

* Genellikle 3. ayın sonunda gülme yoktur, anne seslendiğinde, yüzünü yaklaştırdığında tanıma belirtisi göstermez.
* 6. ayın sonunda kucaklayan kişiye kollarını uzatmaz.
* 6. ayın sonunda kucağa alınmak veya ilgilenilmek istendiğine ait belirti yoktur, kendi kendine olmaktan memnundur “rahay bebek”.
* 10. ay sonunda yapabileceği halde taklit yapmaz.
* 12. ay sonunda çevredeki cisimlere az ilgi gösterir, eliyle işaret etmez.
* Diğer çocuklar gibi oynamaz, daha ziyade kendi kendine oyalanır, aynı türdeki hareketleri yapar.

MOTOR DAVRANIŞLAR

* Güçsüz, gevşek veya sokulgan olmayan, sabit duruş ağırkanlılık.
* Ağır hareketler, ellerle yüzü, gözleri kapama.
* Sevdiği bazı cisimleri yüz ve gözler önünde tutma, çevirme.
* Dolaşarak çevreyi öğrenmesi yetersizdir.

DİĞERLERİ

* Besinlerin alınmasında çeşitli bozukluklar.
* Buna bağlı dışkılama bozuklukları.
* Uzun süren ve izah edilemeyen ağlama ve bağırmalar.
* Uzun süren taşkınlıklar veya ilgisizlik halleri.
* Uyku bozuklukları.
* Genelde alışılmamış derecede rahat davranış tarzı.
* Sağlıklı, çekici fiziksek dış görünüş.

ÇOCUKLARDA ERKEN OTİZMİN TANISINA GÖTÜREN BELİRTİLER :

Eğer çocuk doğuştan otistik ise, ilk aylarda bun tespit etmek oldukça zordur. Sıklıkla erken çocukluk otizmi tanısı en erken, yaşamın ikinci veya üçüncü yıllarında konur.
Çoğu çocukların birçok belirtileri, süt çocukluğu döneminde farkedilir, ancak bunlar kesin bir tanı için yeterli değildir.
Değişik yaşlarda, otistik çocuklara ait belirtiler farklılık gösterir, çeşitli devrelerden geçer. Değişik yaşlarda bizi otizmin erken tanısına götüren tipik belirtiler şöyle sıralanır :

Doğum : Özel bir belirti veya bulgu yoktur.
Doğumun 3 – 10. günlerinde : Özel bir belirti veya bulgu yoktur.
4 – 6. Haftalarda : Sık bağırmalar ve ağlamalar görülür, ancak bunlar sebepsizdir. Örneğin açlık gibi bir ihtiyaca işaret etmezler.
3 – 4. Aylar : Gülme yoktur veya reaktif olarak gülümseme görülmez. Annenin yüzünü tanımaz.
6 – 7. Aylar : Oyuncaklara hiçbir ilgi yoktur. Kollarını uzatmaz. Kucaklandığında hipononiktir (kasları gevşektir).
10 – 12. Aylar : Çevreye ilgisi yoktur. Kendisi tek başına olmaktan memnundur. Uzun süren ağlamalar ve bağırmalar, sık stereotipik hareketler (aynı hareketin tekrarlanması) sağa sola sallanma, cisimleri tırmalama, kazıma şeklinde hareketler görülür. Hiç oyun oynamaz. Yalnızca oyuncaklarla stereotipik hareketler yapar. Annenin gözleri ile temas kurmaz, değişik kişileri ayırdetmez. Sesli uyarılara doğru yönelme yoktur, sağır gibidir. Kişi veya eşyalara işaret etmez. Konuşmada gecikme görülür. Monoton, garip sesler çıkarır. Bunlarda taklit ve anlam yoktur.
21 – 24. Aylar : Derin uykuya dalması zordur. Gece uykusu yoktur. Çiğneme yoktur. Sıvı veya lapa gibi besinler alır. Stereotip el hareketleri (döndürma, sallama, vurma, kazıma ve tırmalama hareketleri) hipotoni (kaslarda gevşeklik), sık olarak arka üstü düşme görülür. Göz teması kurmaz hemen gözlerini çevirir; merak yoktur. Çevresinin değiştirilmesini istemez ve bundan korku duyar. Ekolali (söylenenin tekrarlanması) görülmesi mümkündür, bu da gecikmiş olarak ortaya çıkar. Kimi kez doğru anlamaksızın kelime şablonları kullanır.
3 – 4. Yaşlarda : Yersiz gülme veya gülümsemeler, ayakların ucunda yürüyüş veya sekerek yürüme, garip yeme tarzı ve ihtiyaçları, cansız varlıklarla stereotip meşguliyet, oyunda perseverasyon ( aynı oyunda sebat etme), alışkanlıklara sıkı sıkıya sarılma, ağrılı ve soğuk uyarılara az cevap verme görülür. Kendine zarar verme eğilimi vardır (Parmağını gözüne batırmak gibi). Temas kurma; koklayarak dudaklarla dokunarak ve öperek, elle dokunarak, vurup yoklayarak olur. Belirli sesli uyarılara kulaklarını tıkar. Çevre ile konuşmaksızın temas kurar. Kişileri aletler gibi görür. Anne baba ile teması daha iyidir (ön planda bedensel temas). Aynı yaştakilere tutumu olumsuzdur. Hareketlerinde taklit yoktur. Konuşma becerisinde yetersizlik açık biçimde görülür. Mutizm (içine kapanma), kendi kendine konuşmaya eğilim, zamirlerin yer değiştirmesi, konuşma müzikalitesinin bozukluğu söz konusudur. Genel olarak konuşma geriliğ vardır.

DSM IV KRİTERLERİ

Amerika’da yayınlanan ve uluslararası kabul gören hastalıkların sınıflandırılması, DSM IV kiteri olarak adlandırılmaktadır (1998). Bu kriterler diğer bozukluklar ile “otistik bozukluk” veya “ erken çocukluk otizmi” , İngilizce literatürüyle “ early infantile autism” ya da kısaca otizm diye adlandırılan bozukluğun sınırlarını, yaygın gelişim bozuklukları içinde şöyle çizmektedir.


YAYGIN GELİŞİM BOZUKLUKLARI

Aşağıdaki 16 maddeden en az sekizi bulunmalıdır, bunlar arasında en az iki madde A’dan, bir madde B’den, bir madde C’den olmalıdır.

Not : Kişinin davranışı ancak gelişim düzeyine göre olağandışı ise tanı ölçütünü karşıladığını düşünürüz.

A - Aşağıdakilerle kendisini gösteren, karşılıklı toplumsal etkileşimde nitel bozuklukların olması :
(Parantez içinde yer alan örneklerden ilk sözü edilenler, daha çok, bu bozukluğu olanlardan daha ileri yaşta ve daha az ağır durumda olanlarına uygulanmak üzere düzenlenmiştir.)

1. Başkalarının varlığının ya da duygularının hiç farkında olmama (örn. Bir kişiye sanki o bir eşyaymış gibi davranır; diğer bir kişinin sıkıntısı olduğunu anlayamaz; başkalarının “mahremiyet” gereksinmelerinin olduğu kavramından açıkça habersizdir)

2. Sıkıntıda olduğu zamanlarda avunma arayışı içinde olmama ya da olağandışı bir biçimde avunma arayışı içinde olma (örn. İncindiği zaman aynı sözcüğü yineleyerek söyler)

3. Taklit etmeme ya da bozuk bir biçimde taklit etme (örn. Bay-bay diyerek el sallamaz, annenin ev içi etkinliklerini taklit etmez, hiç yeri yokken başkalarının eylemlerini mekanik bir biçimde taklit eder)

4. Toplumsal oyunlara katılmama ya da olağandışı bir biçimde katılma (örn. Basit oyunlarda etkin bir biçimde yer almaz, tek başına oynadığı oyun etkinliklerini yeğler, diğer çocukların oyunlarına sadece mekanik yardımcı olarak girer)

5. Yaşıtlarıyla arkadaşlık etme yetisinde büyük bir ölçüde bozukluk olması (örn. Yaşıtlarıyla arkadaşlık etmeye karşı herhangi bir ilgisi yoktur. Arkadaşlık kurmaya karşı ilgisi olmasına karşın, toplumsal etkileşimin alışılagelen kurallarını anlamadığını gösterir; sözgelimi ilgilenmeyen bir yaşıtına telefon rehberini okur)

B - Aşağıdakilerle kendisini gösteren, sözel ve sözel olmayan iletişimde ve hayal kurmaya dayalı etkinliklerde nitel bozuklukların olması.

1. Anlaşılmaz da olsa iletişim kurmaya yönelik sözler söylememe, konuşulan dille iletişim kurmama, ya da yüz ifadesi, el ve yüz hareketleriyle bile olsa herhangi bir iletişim tarzının olmaması.

2. Gözünü dikip bakma, yüz ifadesi, vücudun duruş biçimi ya da toplumsal etkileşimi başlatan ya da düzenleyen el hareketlerinde görüldüğü gibi, belirgin bir biçimde olağandışı sözel olmayan iletişimin olması (örn. Kendisine sarılınmasını beklemez, sarılındığında kendini koyvermez, gergin durur. Toplumsal bir yaklaşımda bulunurken , karşısındaki kişiye bakmaz ya da gülümsemez; anne babasını ya da konukları selamlamaz, toplumsal etkileşimde bulunduğu durumlarda sabit bir bakışı vardır)

3. Erişkin rollerinin, düşlemlerdeki karakterlerin ya da hayvanların taklidini yaparak oyun oynama gibi hayali etkinliklerin yokluğu; hayali olaylar hakkındaki öykülere karşı ilgisizlik.

4. Sesin yüksekliği, perdesi, vurgulaması, hızı, ritmi ve ses tonunun yükselip alçalma biçimi (örn. Tekdüze bir ses tonu ile konuşma, soru sorarmış gibi ya da yüksek perdeden şarkı söyleme ).

5. Konuşmanın biçiminde ya da içeriğinde belirgin olağandışılıkların görülmesi. Bunlar arasında basmakalıp ve aynı şeyi yineleyerek konuşma (örn. Hemen ortaya çıkan ekolali ya da televizyon reklemlerının mekanik bir biçimde yinelenmesi). “Ben” dememk istediğinde “sen” demesi (örn.”Ben bir çörek istiyorum” yerine “çörek istiyor musun ?” denmesi). Sözcükleri ya da deyişleri özel anlamlar yükleyerek kullanmak (örn. “Salıncakta sallanmaya gitmek istiyorum” demek için “yeşil sürmeye git” denmesi). Sık sık konudışı yorumlarda bulunma (örn. Spor hakkında bir konuşma sürdürülürken, tren tarifeleri hakkında konuşmaya başlama).

6. Konuşma düzeyinin yeterli olmasına karşın başkalarıyla bir konuşma başlatma ya da sürdürme yetisinde belirgin bir bozukluk olması. (örn. Başkalarının söz aralarına girmelerine aldırmadan bir konu üzerinde uzun monologlara girme).

C - Aşağıdakilerle kendisini gösteren, belirgib bir biçimde sınırlı etkinlik ve ilgi alanlarının olması.

1. Kalıplaşmış yineleyici vücut hareketlerinin olması (örn. Fiske vurma, el vurma, el çırpma, fırıldak gibi dönme, kafa vurma, karmaşık tüm vücut hareketleri).

2. Eşyaların parçalarıyla aşırı uğraşıp durma (örn. Eşyaları koklama, kumaşların dokumasına dokunup durma, oyuncak arabaların tekerleklerini eğirip, bükme) ya da alışılmadık nesnelere bağlanma (örn. Bir parça ipi taşıyıp durmada ısrar etme).

3. Çevresindeki görüntülerde olan ufak ve önemsiz değişikliklerin belirgib bir sıkıntı doğurması (örn. Bir vazonun her zamanki yerinden kaldırılması).

4. Bütün ayrıntılarıyla alışılageleni yapma konusunda anlamsız ısrar etme (örn. Alışveriş yaparken her zaman kesinlikle aynı yoldan gidilmesi konusunda ısra etme).

5. İlgi alanlarında belirgin darlık olması ve dar kapsamlı bir ilgi alanı içinde uğraşıp durma (örn. Sadece nesneleri sıraya koyma ile ilgilenme, meteororloji hakkındaki gerçekleri toplama ya da hayali bir karakter gibi davranma).

D - Bebeklik ya da çocukluk sırasında başlamış olma.


* (Rehberlik ve yardım almak için Otistik Çocukları Koruma Derneği :
Doç.Dr.Fehim Arman
Pedagog Lika Behar
Pedagog Ülker Yaşin'den yardım alabilirsiniz).


Farklı Gelişenlerin Özel Eğitimi
Çocuk yetiştirmek bir insan ilişkisidir ve insan ilişkileri belirli konularla sınırlandırılamaz. Bu nedenle benim önerdiklerim de dahil hiçbir kurala bağlı kalmayın. Kurallar sadece size rehberlik edecektir. Siz ve çocuğunuz öteki insanlardan farklı bireylersiniz, çocuğunuz ile olan ilişkiniz yeryüzündeki herhangi bir kişinin ilişkisinden çok daha değişik, özgün bir ilişkidir. Bu ilişkiyi hiçbir genelleme içinde tanımlamaya veya genellemeye oturtmaya çalışmayın.

4 Ana başlıkta özel eğitimi (Zihinsel engelli çocuklarda) veriyoruz.

1- Ailenin bilgilendirilmesi
2- İletişim becerileri
3- Konuşma ve dil gelişimi
4- Dil öğrenme

1- AİLENİN BİLGİLENDİRİLMESİ : Zihinsel yönden oldukça yetersizlik gösteren çocuklar, zihinsel gelişimleri herhangi bir nedenle engellenmiş olan çocuklardır. Bu çocuklar kendi hizmetlerini görme, kendilerini tehlikelerden koruma, sosyal uyum sağlama, ekonomik bağımsızlığını alma, temel alışkanlıkları doğal olarak öğrenme gibi yönlerden gelişmeleri yaşıtlarından geri olan çocuklardır. Bu çocukların özel eğitime gereksinimleri vardır, bedensel gelişimleri de zihinsel gelişimlerine oranla daha geç gelişir, geç yürür, geç konuşur, tuvalet kontrolünü daha geç kazanabilirler. Bu tür çocuklar için ülkemizde devletçe sağlanan özgün eğitim kurumları çalışmalarına başlamıştır.

AMAÇ : Çocuğunuza eğitim verirken amacınız ona bağımsızlığını kazandırmak , kendi kendisine yeterli olmasını, temel gereksinimlerini (yemek yeme,giyinme,tuvalet,temizlik gibi) karşılamasını ve sosyal yönden uyumlu olmasını öğretmek olacaktır.

AİLE BİREYLERİ İÇİN BİLGİLER:

Aile bireyleri olarak zihinsel yetersizliği olan çocukların eğitiminde dikkat etmeniz gereken noktalar şunlardır:
1- Herşeyden önce çocuğunuzu kabul edin , onu olduğu gibi kabul etmeniz yapacağınız çalışmalarda size en büyük yardımcıdır.
2- Anne – Baba olarak birbirinizi suçlamayın , suçlu da aramayın.
3- Çocuğun her türlü gelişimi için gereken ilgi ve şevkati ona sürekli gösterin.
4- Onu aileye verilmiş bir ceza olarak görmeyin, çocuğunuzu suçlamayın.
5- Çocuğunuzdan utanmayın, onun sokağa çıkmasına, oyun oynamasına, arkadaşlıklar kurmasına yardımcı olun (pek çok aile çocuklarının sevilmeyeceğini ,hor görülüp alay edileceğini düşünerek onun sokağa çıkmasını engellerler. Sabırla yardım etmeniz çocuğunuzun kendisini diğer çocuklarla aynı hissetmesini sağlayacağı gibi, çevresinde aranır bir kişi bile yapabilecektir).
6- Çocuğunuzun toplum tarafından kabul edilmesi bir yönüyle dış görünüşüyle de ilgilidir. Özellikle el, saç, yüz, beden giysi temizliğine dikkat edin. Unutmayın ki eli yüzü pis , kötü giyimli bir çocuk normal de olsa toplum tarafından kolay kolay kabul edilmez.
7- Çocuğunuzu aşırı derecede korumayın. Onun bütün hizmet ve isteklerini hemen yapmayın ve başkasının yapmasına da izin vermeyin. Yapabileceği etkinlikleri yapmasını sabırla bekleyin, yapmasını sağlayın. Basit işleri öğrenmesi için olanaklardan yararlanın.
8- Çocuğunuza acıyarak yaklaşmayın. Acımadan doğan sevgi ve yardım, onun öğrenmesine engel olacaktır.
9- Çocuğunuzu beceriksiz bulmayın,”sen yapamazsın,beceremezsin” gibi sözlerle atılımını engellemeyin. Sabırla yapmasını bekleyin. Onu beceriksiz bulmanız ve engellemeniz kendine güvenini kaybetmesine neden olur.
10-Çocuğa bakmak sadece yeme, içme, giyme, barınma gibi temel gereksinimlerini karşılamak değildir. Sosyal, duygusal, kültürel gereksinimlerininde karşılanması gerektiğini unutmayın.
11-Çocuğunuzdan varolandan daha fazlasını beklemeyin. Zihinsel engeli(yetersizliği) nedeni ile yeteneklerinin sınırlı, yaşıtlarından geri olduğunu unutmayın. Yapamayacağı şeyleri ondan istemeyin.
12-Çocuğunuzu başkaları ile kıyaslamayın. Başkaları ile karşılaştırmak, çocuğun gelişiminde oldukça olumsuz etkisi olan bir davranıştır. Çocuğunuzu kardeşlerinde veya diğer yaşıtlarından farklı görmeyin. Ancak unutmayın ki diğer çocuklarınızı yetiştirirken yaptığınız davranışları bu çocuğunuzda daha uzun süreli ve daha yoğun sabırla uygulamak zorundasınız. Eğitimde en önemli nokta, acelesiz,sabırlı, tekrardan bıkmaz, güleryüzlü, sevecen olmaktır.
13-Çocuğunuzu eğitirken övme, beğenme, sevme gibi gereksinimleri olduğunu da unutmayın
14-Öğrenilecek herşeyin tekrarlar ile alışkanlık haline getirilmesini, açık, kolay ve anlaşılacak şekilde verilmesine dikkat edin. Basit komutlar verin.

TÜM BUNLARIN YANINDA ŞUNLARA DA DİKKAT EDİNİZ :

1- Eğitim ve öğretime erken başlamak çok önemlidir.
2- Öğreteceğiniz şeyin veya işin tamamını birden öğretmeyin, parça parça tekrarlar ile öğretmeye çalışın. Örneğin : Sabah temizliği için önce el yıkamayı,sonra diş fırçalamayı, sonrada saç taramayı öğretin.
3- Çocuğunuza öğrettiklerinizi sık sık tekrarlayın. Öğrenmediğini görünce ısrar etmeyin, ancak vazgeçmeyin. Aradan zaman geçtikten sonra sabırla aynı işlemleri yapmaya ve yaptırmaya çalışın.

EVDE YAPILACAK EĞİTİM ÇALIŞMALARI ŞU KONULAR ÜZERİNE OLABİLİR :

A. Konuşma durumu ile ilgili çalışmalar:

1- Konuşmalarda işarete yer vermeyiniz.
2- Çocuğunuzun uydurduğu sözcükleri kullanmayın. Doğrusunu öğretmeye çalışın.
3- Çocuğunuzun yakınındaki ve en çok kullanılan eşyaların adını doğru söylemesini öğretin.
4- Sözcüklerin söylenişindeki hataları, çocuğu telaşa düşürmeden ve tedirgin etmeden düzeltmeye çalışın. Sözcükleri düzgün söylemeye başlayınca onu sözle ödüllendirin “aferin” gibi.
5- Tren, otomobil, hayvan vs. sesleri tanıtın.
6- Sevdiği veya sevebileceği öykü ve masalları onun anlayacağı dille anlatıp, onun dil gelişimine yardımcı olun.
7- Konuşmaları anladığı zamanlar ona cesaret verip, onu sözle ödüllendirin.
8- Konuşma taklit yoluyla öğrenildiği için onunla düzgün konuşun.
9- Konuşmanın kazandırılmasında en çok gereken ve kullanılan sözcük ve konuşma kalıplarının kullanılmasına dikkat edin, ve bunları kullanması için ortam hazırlayın.

B. Sayı kavramını geliştirme çalışmaları :

1- Öncelikle söylenileni anlama ve yapma gibi alışkanlıklar kazandırılmalıdır. Örneğin : Kalemi bana ver , paltomu al gibi
2- Daha sonraki çalışmaları da “Bu kadar ver” emri ile ileri bir aşamaya geçin. Çocuğunuz gösterilen miktarda eşyayı örneğin (kalemi) seçebilir ve isteneni yapabilme durumuna gelebilmelidir.
3- Bu çalışmalar 1 (bir)sayı kavramının kazandırılması ile başlamalı, bu kazandırıldıktan sonra 2(iki)‘ye geçilmelidir.
4- Sayı ile birlikte renk kavramının verilmesi, çocuğun aynı zamanda renkleri de ayırtedebilmesine yardımcı olur “iki tane kırmızı düğme ver” diyerek sayı kavramı çalışmalarında da renklerden yararlanabilirsiniz.
5- Ara sıra rakamla 1 (bir) üzerinde çalışmanın arkasından, 2 (iki) tane isteyerek dikkatinin gelişmesini sağlayın.
6- 2 (iki) ‘yi kavradıktan sonra bir yere bir veya iki tane nesne koyarak “bu kadar ver” sözü ile hareket ve sayı kavramlarını geliştirme çalışmalarını sürdürün.

C. Renk Kavramını Geliştirme Çalışmaları

1- İlk olarak doğrudan doğruya kırmızı renk kavramını verin.
2- Çeşitli kırmızı renkteki eşyaları göstererek kırmızı kavramını tekrar edin.
3- “Kırmızı kalemi ver” ,”kırmızı düğmeyi al” gibi emirlerle karışık renklerin arasından kırmızı olanı seçmesini öğretin.
4- Doğrudan doğruya mavi renk kavramını verin. Kırmızı renkte izlenen yolu takip edin.
5- Her iki rengi de öğrendiğinde, “mavi kalemi masaya koy”, “kırmızı düğmeyi bana ver” gibi emirlerle mavi ve kırmızıyı beraber çalıştırmaya başlayın.
6- Kırmızı ve mavi kağıtlarla kesip yapıştırma ve el-işi alıştırmaları yaptırın; kırmızı ve mavi kalemlerle boyatın, çeşitli yaşantılarla kırmızı ve mavi renklere dikkatini yöneltin.
7- Çeşitli nesnelerden (kalem,düğme,iplik gibi) aynı renk olanlarını eşlemesini isteyin.

D. Resimler Üzerinde Konuşma Çalışmaları

1- Renkli resimler üzerinde “bu resimde neler var?” diyerek çocuğu gördüklerini söylemeye teşvik edin.
2- Resim üzerindeki eşya, hayvan vs göstererek adlandırmasını isteyin.
3- Zamanla eşya, hayvan vs’nin ayrıntılarına girin.
4- Resimler üzerinde ne var ? sorusu ile serbest konuşmasına izin ve fırsat verin.
5- Resimlerde sık sık rastlanan nesneleri çeşitli kartonlara yapıştırarak bir çalışma defteri oluşturun.
6- Bu defter üzerinde konuşmaları sürdürün.

E. Evdeki Eşyaların Tanıtılması Çalışmaları

1- Eşyanın adı üzerinde durarak bilmediği veya öğrenmediği eşyaları aralıklı olarak sorun.
2- Birden fazla eşyanın adını aynı anda öğretmekten kaçının.
3- Öğrendiği eşya adları ile basit emirleri yerine getirmesini sağlayın. Örneğin “Sandalyenin üzerine otur” gibi.

F. El Ve Beden Hareketleri Çalışmaları

1- Ucu sivri olmayan küçük kağıt makası ile kesme işlemini çalıştırın, alıştırmalar yaptırın.
2- Hamur veya çamur ile çalışın. Bir süre sonra hamur veya çamurun bir parçası ile iki eli (avuç içi) arasında yuvarlak yapmasını öğretin. Yapabileceği başka şekillerle çalışmasını sağlayın, kendi dilediği gibi şekiller yapmasına izin verin.
3- Gazete kağıt parçalarından avuç içinde top yapmasını ve oynamasını sağlayın.
4- Kağıt mendil vs şeyleri katlamasını öğretin.
5- Delikli boncukları kullanarak onları ipe (ayakkabı bağı kullanılabilir) dizmesini isteyin. Zamanla (yani çocuğunuz boncukları ipe geçirmesini başardıktan sonra) sizin belli bir sırayla dizdiğiniz boncukları aynı sırayla onun da dizmesini isteyin.
6- Kalemle önceleri gelişigüzel karalama, sonrada belirli şekilleri çizebilmesi için alıştırmalar yaptırın. Bu şekillerin şu sırayı izlemesine dikkat edin; daire, kare, üçgen.
7- Çocuk kağıt kesmeyi öğrendikten sonra belirli şekilleri , resimleri kağıttan kesip çıkarmasını isteyin.
8- Kesilen resimlerin veya şekillerin yapıştırılması çalıştırmaları yaptırın.

G. Sosyal Gelişim Çalışmaları

1- Çocuğu arkadaş edinebileceği yerlere götürün ve arkadaşlık kurup oynamasına yardımcı olun.
2- Onu çarşı, pazar gibi toplu yerlere götürerek dış çevre ile ilişki kurmasını sağlayın.
3- Çalışmalarınızda sabırlı, acelesiz, tekrardan bıkmadan, güleryüzlü, sevecen bir davranışı benimseyin. Ona güven verin, bazı etkinlikleri başaracağına inanın ve bunu ona da belli edin.
4- Yapılacak çalışmaların günlük programlar düzenlenerek yapılması, çocuk yönünden oldukça yararlıdır. Günün her saatinde günlük yaşantılardan da yararlanın. Örneğin her sabah uyandıktan sonra çocuğa temizlik,yemek yeme vs. alışkanlıkları kazandırmada örneklerle çalışma olanağı verin.
5- Evinizdeki düzeninize uygun olarak çocuğunuza ayıracağınız zamanlar onun, hemen olmasa da zamanla göstereceği gelişmeleri gördükçe boşa gitmediğini anlayacağınız zamanlardır. Sonuca ulaşmakta acele etmeyiniz, sabırlı olmak zorunda olduğunuzu düşünerek, çocuğu özellikle döverek cezalandırmak yoluna gitmeyiniz. Yukarıda birçok kez denildiği gibi güleryüz,sabır,sevecenlik,hoşgörü çocuğun olumlu yönde gelişmesini sağlayacak, zamanla bu gelişimlere tanık oldukça sizde mutlu olacaksınız.

ZEKA ENGELLİLERDE KONUŞMA VE DİL GELİŞİMİ

İnsan olmanın en önemli değerlerinden biri de başkalarıyla iletişim sağlama becerisidir. Konuşma becerisi kendiliğinden gelişmez. O öyle bir beceridir ki; çocuklar, birbirleriyle konuşmaya başlamadan önce konuşulanları dinlemeyi ve anlamayı öğrenirler. Dil gelişim ve konuşma becerisi diye ikiye ayrılmıştır.
Dil, iletişim sağlama aracı olarak kullanılan, sesler, işaretler (semboller) ve sözcükler gibi temel birimleri olan bir sistemdir.
Konuşma ise, insanlar arasında dili kullanarak, sözlü iletişim kurma yöntemidir. Dil kullanılmadan konuşma sağlanamaz.
Her dilin, sözcük, ses ve gramer yapılarının farklı olduğunu belirten kuralları vardır. Bu kuralların öğrenilmesi bebeklik döneminden itibaren başlar, yaşamın ilk yılından itibaren de belirgin olarak ortaya çıkar.

ZEKA ENGELLİ ÇOCUKLARIN DİL GELİŞİMİ ÖZELLİKLERİ

Yapılan araştırmalarda, zeka engeli olan çocukların dil gelişimi düzeylerinin, zeka yaşı düzeylerinden daha düşük olduğu bulunmuştur. Ayrıca zeka özürü olan çocukların alıcı dil düzeyleri, ifade edici dil düzeyinden daha yüksektir. Zeka engeli olan çocuklar genellikle konuşmaya yaşıtlarından geç başlar ve engellerinin şiddetine bağlı olarak yavaş ilerleme gösterirler.
Zeka engelli çocukların dil gelişimleri yapı olarak normal çocuklara benzer, fakat bu çocuklarda, normal çocukların geçtikleri dil basamaklarına ulaşmada gecikme ve bir basamakta duraklama görülebilir.
Zeka engelli çocukların zihin gelişiminde belleklerini çalıştırmak için tekrara yer vermek gerekir. Çocuğun ilgisini işitsel uyarıcılara çekme, aktif olabileceği bir çevre düzenlemesi yapma, dramatizasyon gibi teknikleri kullanmak gerekir. Verilen kavramları ya da öğretilen sözel ifadeleri değişik şekil ve zamanlarda tekrarlamak gerekir. Ayrıca öğrenmeyi kolaylaştırmak için verilen uyarıcı materyali küçük ünitelere bölüp vermekte yarar vardır; ancak çok tekrar yapmak, çocuğun sıkılmasına ve ilgisinin dağılmasına yol açabilir.
Zeka engelli çocukların dil eğitiminde müzik öğelerinden de yararlanılabilir. Dil gelişimi için eğitim çalışmaları müzikteki öğenin (ritm, ses düzeni gibi) konuşma dilini öğrenmeye yardımcı olduğunu ortaya koymuştur.

ZEKA ENGELLİ ÇOCUKLARIN DİL EĞİTİMLERİNDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR :

1- Çocuğun gelişim düzeyini tanımak ve uygun eğitim yaşantıları düzenlemek.
2- Verilecek olan dil eğitimi programının, diğer gelişim (özellikle zeka gelişimi) alanlarıyla bağdaştırmak.
3- Eğitim yaşantılarının çoğunun yakın çevresiyle ilişkili olmasına dikkat etmek.
4- Eğitimde çocuğun günlük yaşamda kullanabileceği bilgi ve kavramlara yer vermek.
5- Eğitim yaşantılarını çocuğun aktif olabileceği ve kendini ifade edebileceği nitelikte hazırlamak önemlidir.

Eğitim programının uygulanmasında ;

1- Çocuğun ilgisini çekmek.
2- Sabırlı ve toleranslı olmak.
3- Model olmak.
4- Uygun ödüller kullanmak.
5- Tekrara yer vermek.
6- Çevresel uyarıcıları kontrol etmek.
7- Dikkat kontrolünü sağlamak.
8- Uygulamada çocuğun aktif katılımını sağlamak.
9- Eğitimci ve çocuk arasında iyi bir iletişim – etkileşim kurulmasına önem vermek,
ÖNEMLİDİR.

DİL EĞİTİMİNDE AİLE EĞİTİMİ

Zeka özürlü çocukların eğitiminde aile ile işbirliği yapmak gerekir. Öncelikle ailenin gerçeği görmesine, çocuğun durumunu kabullenmesine ve onun neler yapıp neler yapamayacağını öğrenmesine yardımcı olmalıdır. Çocuğun eğitimine aile de katılmalıdır. Eğitimci uyguladığı programa paralel olarak aileye de eğitim vermeli ve bu eğitimi çocuğa uygulamalarını istemelidir. Ailenin eğitime olan katılımı çeşitli yollar kullanılarak denetlenmeli, uygulamada hatalar varsa olumlu bir yaklaşım kullanılarak düzeltilmelidir. Aile ve eğitimci arasında karşılıklı güvene dayalı yoğun, sıcak bir iletişimin doğması çocuğun eğitiminde önemli bir yer tutar.

KULLANILAN MATERYALİN ÖZELLİKLERİ :

Zeka özürlü çocukların dil eğitiminde kullanılan materyalde, görsel ve işitsel uyarıcılara daha fazla yer vermek uygun olur. Eğitim yaşantılarının dramatizasyon içinde verilmesi çocuğun daha çok ilgisini çekebilir. Dramatizasyon için kuklalar, minyatür ev, eşyalar, giysiler minyatür hayvan modelleri kullanılabilir. Her bir yüzüne resim yapıştırılmış kipler, ses çıkaran oyuncaklar, oyuncak müzik aletleri, sopaya dizilebilen renkli halkalar, renkli bloklar vb. materyaller zeka özürlü çocukların ilgisini çeker.

DİLİN KAZANILMASI

1. Konuşma öncesi dönem

a. Refleksif dönem : 0 –1 ay
b. Gığıldama (Cooing) : 2 – 3 ay (v, o, a gibi ünlü
3 – 4 ay h, k, g gibi yumuşak damak ve gırtlak sesi )
c. Mırıldanma (Babbling) : 4 – 6 ay ( b, m, p v.b. dudak sesleri çıkar)
d. Mırıldanmanın tekrarı : 6 -10 ay (me-ma-me-ma)
e. Ses-sözcükler (Vocables) : 11-14 aylar (acele mırıltılardır)

2. Konuşma dönemi

a. Tek sözcük dönemi : meme, baba, dede, baybay, anne gibi tek sözcüklerdir.
b. Birbirini izleyen tek sözcüklü cümlecikler : 18 – 21 ay
c. İki sözcüklü cümlecikler : İsim ve fiillerden oluşur.
d. Üç ve daha fazla sözcüklü cümleler : 3. yaşında 4 sözcüklü cümleler başlar.
e. 4. yaşında dilin gramatik yapısını öğrenir.

DİL GELİŞİMİ :

6. AY

1. Tonlamaları ayırt edebilir.
2. İsmine karşılık verir.
3. İnsan seslerine reaksiyon gösterir.
4. Dostça ve kızgın tonlamalara uygun karşılık verir.

12. AY

1. Bir veya daha fazla kelimeyi anlamıyla kullanır.
2. Basit ifadeleri anlar.
3. Çevresindeki sesleri çıkarmaya çalışır.
4. Konuşmanın sosyal değerinin farkındadır.

13. AY

1. Yaklaşık 5 ile 20 kelimelik kapasitesi vardır.
2. Duygularını kendi ifadeleri ile anlatır.
3. Basit komutları yerine getirebilir.

24. AY

1. Çevresindeki çok kullanılan nesnelerin isimlerini bilir.
2. Basit cümleler kurabilir.
3. 150 – 300 kelime arası kapasitesi vardır.
4. Akıcılık genellikle zayıftır.
5. Sesin tonlaması iyi kontrol edilemez.
6. İki zamiri doğru olarak kullanabilir.
7. “Bana gözlerini, burnunu, ağzını göster” gibi komutlara karşılık verebilir.

36. AY

1. Bazı çoğulları ve geçmiş zamanı kullanabilir.
2. Vücudun parçalarını bilir.
3. Üç kelimelik cümleyi kolayca söyler.
4. Kelime haznesi 900 – 1000 kelime arasındadır.
5. Çevresi ve hareketleriyle ilgili basit soruları anlar.
6. İsmini ve yaşını söyleyebilir.
7. Anlamış olsa dahi bütün sorulara cevap vermeyebilir.

48. AY

1. Tanınan hayvanların ismini bilir.
2. Resimli kitap ve magazinlerdeki kolay isimleri bilir.
3. Bir veya daha fazla renk bilir.
4. Dört heceli kelimeleri tekrar edebilir.
5. “Üstünde” ve “ altında” kavramlarını anlar.
6. Genellikle “ Neden?” ile başlayan çok soru sorar.

60. AY

1. Birçok sıfat ve zarf olarak tanımlayıcı kelime kullanabilir.
2. Belli zıtlıkları bilir (Büyük - küçük, sert – yumuşak, ağır – hafif)
3. Dört veya daha fazla sayı kavramı vardır.
4. Ona kadar sayabilir.
5. Dokuz kelime uzunluğundaki cümleleri tekrar edebilir.
6. Üç emiri yerine getirebilir.
7. Bozuk paraları ve bunların ilgili değerlerini bilir.
8. Yaşını bilir.
9. Sabah, öğleden sonra, gece, gündüz, sonra, yarın, dün, bugün
gibi basit zaman kavramlarını bilir.
10. Uzun cümleler söyleyebilmelidir.
11. Konuşması gramer bakımından doğru olmalıdır.

DİL DAVRANIŞI

4 Haftalık bölüm
a. Nasıl sesler çıkarır ?
b. Onunla konuşurken güler mi ?
c. Odada yürürken gözleriyle sizi takip eder mi ?

16 Haftalık bölüm.
a. Sabah kalktığında kendi kendine konuşur mu ?
b. Yüksek sesle güler mi ?
c. Bu gerçek bir gülme mi yoksa bir kıkırdama mıdır ?
d. Kendi kendine konuşurken sesini yükseltip daha sonra bunu dinler mi ?
e.Heyecanlandığı zaman bağırır mı ?

28 Haftalık bölüm
a. Oyuncaklarıyla konuşur mu ?
b. “Anne” der mi, yoksa bunu sadece ağladığı zaman mı söyler ?
c. Başka hangi sesleri çıkarır ?

40 Haftalık bölüm
a. “Baba” der mi ?
b. “Anne “ derken sizi mi kasteder ?
c. Öksürdüğünüz zaman bunu taklit eder mi ?
d. Ona söylediğinizi nasıl anlar ? Onun ismini, ‘hayır’ı anlar mı ?
‘baba nerede ?’ dediğinizde bunu anlar mı ?
e. Kelimeler kullanabilir mi ?
f. Bir şeyi ifade etmek için herhangi bir ses çıkarır mı ?
Bu çıkardığı ses gerçek kelimeye benzemeyebilir.
Örneğin yiyecek için “mama” demek gibi.
g. Evet veya Hayır anlamında başını sallar mı ?

12 Aylık bölüm
a. ‘Anne’ ve ‘Baba’ dan başka hangi kelimeleri kullanır ?
b. ‘Ayağa kalk’, ‘Buraya gel’, ‘Otur ‘ dediğinizde anlar mı ?
c. İstediğinizde elindeki birşeyi size verir mi ?
d. “Hayır, merhaba, güle güle, gece, yatak” gibi kelimeleri biliyor mu ?
e. Kaç kelime bildiğini düşünüyorsunuz ?
f. Yabancı bir dil konuşuyormuş gibi sesler çıkarıyor mu ?

2 Yıllık bölüm
a. Kaç kelime bildiğini düşünüyorsunuz ?
b. Artık iki kelimeyi yan yana koyabilir mi ?
c. Diğer odaya gidip sizin için birşey getirebilir mi ?
d. Kendisini nasıl iafde eder ? İsmiyle mi yoksa ‘ben’ diye mi ?

3 Yıllık bölüm
a. Cümle kullanmaya başladı mı ?
b. İsmini sorduğunuzda söyler mi ?
c. Soyismini de söyleyebilir mi ?
d. Başkaları da onu anlayabilir mi, yoksa sadece siz mi anlarsınız ?
e. Onu diğer odaya iki şey için gönderebilir misiniz ?
f. İkisini de almayı unutmaz mı ?

KONUŞMA GELİŞİMİNİN ÖZELLİKLERİ

Dil, doğumdan sonra öğrenilen sosyal bir olaydır.
Dil, insanlarla etkileşimin sonucudur.
Dilin gelişimi çocuğunuzun tecrübelerine bağlıdır.
Dil bir konuşma olduğu kadar, dinleme ve anlamayı da gerektirir.
Çocuğunuz konuşmayı öğrenmek ve konuşmak zorundadır.
Onun konuşmak için yaptığı tüm girişimleri ödüllendirmelisiniz.
Dil öğrenimi tabi durumlar içinde olmalı ve çabuk öğrenilmesi için, çocuk baskı altına alınmamalıdır.
Ne istediğini ve neyi kastettiğini söylemesi çocuğunuz için uzun zaman alabilir. Onu hızlanması için zorlamayın, sabırla dinleyin. Ne istediğini söylemeden anlayıp, yerine getirmeyin. Eğer söylemeden istediğini elde ederse, o zaman konuşma ihtiyacı duymaz ve konuşmayı öğrenemez.
Mümkün olursa daima öğreteceğiniz eşyayı göstererek öğretin. Elma kelimesini öğretirken varsa gerçek bir elma, yoksa bir elma resmi kullanarak öğretin.

AİLE EĞİTİMİ

Evde anne her gün 2 – 3 kez, 10’ar, 15’er dakika çocukla ve eşya ile oynayarak konuşmalıdır. Minyatür eşya örnekleri veya eşya resimlerini göstererek sormalıdır.
Bu nedir ?
Tren.
Tren nasıl gider ?
Çuf, çuf, düüt !
Sen de yap.
Şimdi top oynayalım.
Bu ne ?
Top top.
Attım.
Söyle.
At, at.
Bu ne idi ?
Top.
Topu at.
Böylece her gün eşya gösterip sorma, söyletme çabaları tekrarlanır. Annelerin başlıca yakınmaları, çocuğun bir türlü söyleyemediği, onun için bıraktığıdır. Bu çok yanlış bir tutumdur. Çocuk işittikçe beyninde iz bırakır. Bir gün umduğunuzdan çabuk söylemeye başlayabilir.
Acele etmek, sabırsızlık, sinirlenmek, çocuğu kötülemek her türlü öğretimini engeller. Sabrınız yoksa uğraşmayınız; ve bu alanda eğitim görmüş bir eğitimciden yararlanınız.




Farklı Gelişenlerde Dil Eğitimi
Konuşmaya başlamadan önce birçok çocuk, sözel olmayan becerileri kazanırlar. Bu beceriler, seslerden veya göstermek, uzanmak veya birşeyi itmek gibi hareketlerden oluşur. Diğer kişileri dinlemenin ve onlara yönelmenin de, konuşma öncesi dil eğitiminin bir parçası olduğu görülmüştür. Çocuğu karşılıklı konuşmaya hazırlamak, sıra almak, sırasını beklemek de bunların içindedir. Daha önemlisi, çocuklar konuşmayı öğrenmeden önce , iletişimin birçok amacının olduğunu ve geniş bir alana yayılan sosyal, duygusal ve pratik ihtiyaçlarını karşılamaya yaradığını öğrenir. Göstererek, birşeyi istediklerini, el sallayarak “bay bay” yaptıklarını ve baş sallayarak bir şeyi reddettikleri göstermeyi öğrenirler.
Konuşma öncesi dönem, iletişim için normal ve aslında bütün çocukların “geçtiği” gerekli bir dönemdir.
Bu dönemdeki değişik ve zengin bir iletişim, daha sonraki etkili ve doyurucu bir iletişimin temelini oluşturur. Daha büyük yaşta, konuşma zorluğu çeken birçok çocuk, konuşma öncesi iletişim becerilerinden ekstra bir çalışma ile yararlanabilir.
Çocuk daha yaşı çok küçük olduğunda ya da bu alanda zorluk çektiğinden konuşamıyor olabilir. İletişim becerilerini geliştirmek için kullanılacak prosedür aynı olacaktır. Bu konuda seçilen aktiviteler, küçük çocuklar düşünülerek önerilmiştir. Fakat bu çalışmalar daha büyük çocukların ilgileri göz önüne alınarak adapte edilebilir.
Konuşma öncesi öğrenimde 5 önemli alan vardır :
* Başkalarına yönelme ve karşılık vermeyi öğrenme
* Oyun oynamayı öğrenme
* Sıra almayı öğrenme
* Taklit etmeyi öğrenme
* Günlük hayatta, iletişim becerilerini kullanmayı öğrenme.
Bu alanlar büyük ölçüde örtüşürler ve çocuğun becerilerini geliştirmek için çalışırken, iki veya daha fazla alanda birden çalışılır.
Aşağıda size verdiğimiz listeyi kullanarak çocuğunuzun dil gelişimi ile ilgili bir değerlendirme yapabilirsiniz.

BAŞKALARINA YÖNELME (DİNLENME) VE KARŞILIK VERMEYİ ÖĞRENME

Yönelme (dinleme) becerileri, iletişim için ayrı bir ön koşul değildir. Bunlar, çocuğun ilk göz kontağı kurmasıyla başlayan ve bütün ihtiyaç ve düşüncelerini ifade etmesiyle biten bir sürecik parçalarıdır. Yönelme (dinleme) becerilerinin önemi, konuşma başladığı an bitmez. Çocuklar dinleme ve karşılık verme becerilerini geliştirmeye, okul öncesi ve sonraki yıllarda devam ederler.
Eğer çocuk zaten yüzünüze bakıyorsa ve siz konuşurken cevap veriyorsa, bir yandan da bu alanlarda yavaş yavaş geliştirirken , bir yandan da dilin diğer alanlarında da çalışabilirsiniz.
Eğer çocuk henüz yönelmiyor, dinlemiyorsa, bunu ilk amacınız olarak hedefleyin. Çünkü yönelme, dinleme, sadece iletişimde değil, diğer bütün gelişim alanlarında önemlidir.
Önceliklerinizin ne olması gerektiği konusunda 2.1 ve 2.2 kontrol listeleri size yardımcı olacaktır. Bütün soruları, çocuğun dikkatli gözlemi ile cevaplayın. Özellikle küçük çocuklar çalışmalara günün her saatinde eşit derecede cevap veremeyebilirler. Öyleyse gözlemlerinizi çocuğun mutlu ve uyanık olduğu saatlerde yapmalısınız.

KONTROL LİSTESİ 1 DİNLEME / YÖNELME BECERİLERİ I

EVET / HAYIR

* Onunla her konuştuğunuz zaman, yüzünüze bakıyor mu ?
* Bir dakika boyunca onunla konuştuğunuzda, en az yarısında, gözünüzü veya ağzınızı seyrediyor mu ?
* Yüzünden 30 uzaklıkta tutulan bir eşyaya bakıyor mu ?
* Çocuk onu kaldırmak için eğildiğinizde veya biberonu gösterdiğinizde, ne olacağını bildiğini gösterir bir hareket yapıyor mu ?

1. Kontrol listesindeki sorulardan herbirine “hayır” cevabı verdiyseniz, çocuğa dinleme/yönelme öğretmek ilk önceliğiniz olmalıdır. (Bu diğer gelişim alanlarını unutmanız gerektiği anlamına gelmez. Eğer çocuk bu evredeyse, kaba motor alanındaki amaçlarda çok çok önemlidir)

KONTROL LİSTESİ 2 DİNLEME / YÖNELME BECERİLERİ II

EVET / HAYIR

* Ona seslendiğinizde çocuk sizi bulmak için başını ve gözlerini çeviriyor mu ?
* Çocuk bir sandalyede desteklenerek oturtulduğunda, en az bir dakika boyunca dikkatini size veya gösterdiğiniz şeye toplayabiliyor mu ?
* Çocuk, en az 2 dk. Boyunca, sizinle birlikte bir eşyaya veya resme bakıyor mu ? Yani eşya veya resme ve sizle birlikte dikkat gösteriyor mu ?
* İşaretle birlikte söylendiğinde, çocuk basit isteklere karşılık veriyor mu ? Mesela “ver” dediğinizde ve elinizi uzattığınızda, bir eşyayı veriyor mu ?
* Yapmasını istediğinizde, yardımsız veya göstermeden, el sallama, el çırpma gibi basit hareketleri yapıyor mu ?

2 numaralı kontrol listesindeki soruların herhangi birine “hayır” cevabı verdiyseniz, çocuğun dinlenme ve yanıt verme becerilerine hala öncelik vermeniz gerekecek. Fakat diğer gelişim alanları başarmak için aşağı yukarı hazır olabilir. Diğer alanlara bakabilirsiniz.
Eğer bütün sorulara “evet” cevabı verdiyseniz, çocuğun dinleme / yönelme ve yanıt verme becerileri için iyi bir temeli var demektir. Diğer dil alanları içinde hazır demektir. Dinleme ve Yönelme, Sosyalizasyon ve Oyun alanlarında çalışabilirsiniz.
Çocuklara yönelme ve yanıt vermeyi öğretmekle geçerli olan bazı temel prensiplerle devam edeceğiz.

YÖNELME VE YANIT VERMEYİ TEŞVİK ETME YOLLARI

Beraber yaptığınız her şeyde çocuğu sizi dinlemeye ve size yönelmeye teşvik edebilirsiniz. Aşağıda önerilen yollar özellikle bebekler ve hareket edemeyen daha büyük çocuklara yöneliktir. Fakat her çocuğa kolayca adapte edilebilir.

* Çocukla konuşun : Bir şey yaparken, yaptıklarınız hakkında çocukla konuşun. Aralarında sessizlik bırakılan birkaç basit cümle, birçok uzun konuşmalar, sohbetler kadar etkilidir. Onu ismiyle çağırın ve konuşmaya başlamadan evvel yüzünüze bakmasını bekleyin.

* Konuşurken gülümseyin ve dokunun. Bu yüzünüzden ve sesinizden daha çok zevk almasını sağlayacaktır.

* Onunla konuşurken yüzünüzü, onunkine yakın tutun. Küçük bebekler 25-30 cm. Uzaklıkta duran şeyleri net görürler. Altını temizlerken ona doğru eğilin. Mutfakta çalışırken, sandalyesini yakınınızda bir yere koyun. Çalışırken yüzü size bakacak şekilde, omuzlarından destekleyerek tutun ki, yüzünüze bakabilsin. Net görebilme uzaklığı gittikçe artacaktır. Bunu göz önüne alın . Gördüğü şeyi keşfetmesi ve dokunması için, ellerini yüzünüze dokundurun. Bu, dikkati dağıldığında, dikkatini yeniden toplaması için de iyi bir yoldur.

* Çocuğa cevap vermesi için süre tanıyın. Çocuk gülümsemiyor, bakmıyor veya komutlarınızı hemen almıyorsa, cesaretinizi kırmayın. Küçük çocukların organize olabilmeleri için zamana ihtiyaçları vardır. Aynı direktifi, “bak...bak...bak” der gibi, birçok defalar tekrarlamak nadir olarak işe yarar. 2. denemeden sonra hala cevap vermiyorsa, dokunma veya ses tonundaki bir değişiklik gibi farklı bir yaklaşım deneyin.

* Bırakın çocuk ne olacağını tahmin etsin. Bunu ona yaklaşırken ismini söyleyerek, onu kucaklamadan evvel kollarınızı kaldırarak, beslenmeden evvel biberonunu veya kaşığını göstererek sağlayabilirsiniz. Size baktığı veya size cevap verdiğinde, ne kadar mutlu olduğunuzu gösterin. Sizinle ilişki halinde olduğunu bilmeye ihtiyacı var.

* Rastgele olsalar veya bir mesaj iletmeseler bile çıkardığı sese cevap verin. Genellikle ona geri iletme alışkanlığı edindirin; bu, sıra almak için iyi bir altyapı oluşturacaktır.

* Aynı olay ve hareketler için aynı kelimeleri kullanın. Onu her yukarı kaldırışta “yukarı” veya her alt değiştirmede “bez değiştirme saati” derseniz, önceleri sizi anlamayacaktır; fakat bu çevresinde olup bitene dikkatini vermesine yardımcı olacak önemli bir yoldur. Zamanla anlamaya başlayacaktır. Önemli kelimelerin anlamlarını öğrenecek ve basit direktifleri izlemek için gerekli olan temeli alacaktır.

* Çocuğu yönelme ve yanıt vermeye teşvik ederken bütün aileyi bu işe dahil edin. Erkek ve kızkardeşler burada çok değerlidir. Şarkılar söylemekten ve bebeği okşamaktan hoşlanacaklardır. Kardeşlerin, bebeği onlarla iletişim kurduğunu anlamalarına yardım edin.

* Çevresinde olmadığınız zamanlar, bebeğe bakacak bir şeyler verin. Büyük bir yüz resmi, canlı , renkli ve hareketli oyuncaklar veya ev eşyaları kullanın. Eğer bebek sadece sınırlı bir uzaklığı görecek kadar küçükse, ona oldukça yakın olan 1-2 eşyanın olmasına dikkat edin.

* Nelerle ilgilendiğini, nelere baktığını belirlemek için bebeği gözlemeye zaman ayırın. Bu şeylerin, dikkatini size çekmekte kullanma yollarını araştırın. Özellikle dikkat sorunu olan, daha büyük çocuklarda bu çok önemlidir. Sizin dünyanıza yönelmesini beklemeden önce, siz onun dünyasına girmelisiniz. İletişim için attığı adımları görebilir ve hissedebilirsiniz.

* Yavaş ama istikrarlı bir ilerleme hedefleyin. Eğer koyduğunuz hedefler çok büyükse, kolayca cesaretinizi yitirebilirsiniz. Tam çocuğun olduğu yerden başlayın ve her gün küçük bir şey başarmayı amaçlayın. Çocuğun size yöneldiği saniyeleri saymak yardımcı olabilir. 20 sn.’den 30sn.’ye yükselen zaman, önemli ama kolayca gözden kaçabilen bir artıştır.

* Dikkat dağıtacak faktörleri sınırlı tutun. Eğer çocuğun yönelme ve yanıt verme becerileri yukarıda önerilen teknikler ile ilerleme kaydetmiyorsa, çocukla dikkati dağılmayacak bir ortamda, hergün birçok kısa zaman dilimleri geçirmeyi deneyin. Hareketli ev işlerinden uzak, sessiz bir yer seçin ve çocuğun dikkatini sizden uzaklaştıracak objeleri kaldırın. Bu yöntemi geçici bir çözüm olarak görün. Çocuk ilerleme kaydettikçe, kazandığı yeni becerileri, her gün bulunduğu ortamda kullanmasını teşvik edin.

ÖZEL İLGİYE İHTİYACI OLAN ÇOCUK

Gelişmiş bir dil için gereken seslerden bir veya daha fazlasını çıkarmakta güçlük çeken çocuklar için, bir konuşma terapistinin yardımı gereklidir.
Çocuğun konuşmasının gecikmiş olup olmadığı üzerinde dururken, birçok normal çocuğun okula başladıkları zaman bile hala bütün sesleri çıkaramadığını aklınızdan çıkarmayın. Bu konunun sonundaki tablo, çocuğun ilk değerlendirmesinde size yardımcı olacaktır. Eğer şüpheniz varsa, profesyonel bir kişiden yardım almalısınız. Ayrıca, eğer çocuk yukarıda belirttiğimiz dönüm noktalarından çok geride ise ve gösterdiğimiz metodlar ile gelişme kaydetmiyorsa, yine bir uzmanın yardımını öneriyoruz. Eğer çocuğu bir dil terapisti görüyor ise, o kişiyle, bu program gibi evde uygulanabilecek bir program üzerinde çalışın.

DİL ÖĞRENME

Diğer insanlarla iletişim kurma ihtiyacı , insanın en temel ihtiyaçlarından biridir. Her anne-baba iletişimin çocuğu için ne kadar önemli olduğunu bilir. Özürlü çocuk için, ihtiyaçlarını ve isteklerini dile getirme becerisi kazanması yardım gerektirir ve birçok kapı açar. Bu beceri çocuğa, çevresini kontrol etme ve bu çevreden “öğrenmek” fırsatını verir.
Öneminin bilinmesine rağmen, eğitimcilerin iletişim becerilerini öğrenme yolları bulmaları diğer beceri alanlarına kıyasla daha yavaş oldu. Sebebi açık; çocuğun elinden tutarak ona kaşık tutmayı veya yuvarlak çizmeyi öğretebilirsiniz, fakat ona konuşması için fiziksel olarak yardım edemezsiniz. Bazı yapılandırılmış davranış teknikleri, çocuklara ders saatleri süresince kelime söyletebilmiş, fakat çocuklara günlük yaşantılarında etkin olarak iletişim kurmayı öğretememiştir.
Son yıllarda çocuğun iletişime olan ihtiyacı için çevresindeki insan ve eşyalarla ilişkisini hesaba katan teknikler geliştirildi. Bugün biliyoruz ki, dil öğrenimi hayatın ilk haftalarından başlayarak günlük hayatın bir parçası olmalı. İletişimin ne olduğu konusunda bilinçli, çocuğun önündeki basamaklar için hazır olan anne ve babaların çocuğun dil kazanımında çok fazla önemi olduğunu biliyoruz. Eğitimciler bu anlayışa, bebekleriyle iletişim halinde olan anne babaları gözleyerek geldiler.

DİL ÖĞRENME VE ÖĞRETME NEYİ KAPSAR ?

Dil (veya iletişim) sadece konuşmaktan daha çok şey kapsar. Konuşamayan ama çok etkin bir iletişim sağlayan birçok insan vardır (Örneğin işaret diliyle). Aynı zamanda konuşabilen ama iletişim kuramayan insanlar da vardır.

Konuşmayla birlikte dil;
* Dinleme ve anlama.
* Diğer kişilerin dillerine cevap verme.
* İletişim içinde “sıra” ile konuşmayı da içerir.

Bu beceriler, konuşmak için daha zamanı olan bebekler için de geçerlidir. Dil geliştikçe çocuklar şunları kazanırlar :
* Türlü ihtiyaçların karşılanması (sosyal, duygusal ve maddi).
* Başta işaretler sonra sözcükler ve daha sonra sözcüklerin birleşmesiyle, değişik anlamlar ifade etme yeteneği.
* Dil bilgisi formlarını kullanmak yoluyla, daha detaylı anlamlar ifade etme becerisi, düzgün sözcük sırası (çoğullar, zamanlar gibi).
* Türlü sesler çıkarma becerisi.
* Bir konuşmayı başlatabilme ve izleyebilme becerisi.
Bu beceriler dinleme, anlama, cevap verme ve sıra alma gibi yukarıda adı geçen yetenekleri içerir.
Belki bütün bunlar biraz karmaşık gözüküyor. Aslında karmaşık da...Çocuklar çoğu dilin karmaşıklığını çözebiliyorlar; ama bu otomatik olarak halledilmiyor. Önemli olan “planlamaktır”. Amaçların seçimi ve hangi tekniklerin kullanılacağını planlamak vaktinizin çoğunu alacaktır.

ÇOCUKTAN CEVAP BEKLEYİN

Çocuk, yüzünüze bakmayı öğrenen bir bebek de olsa, cümle kuran okul öncesi bir çocuk da olsa, tavırlarınızla, her zaman onun cevap vereceğini umduğunuzu gösterin, ona zaman tanıyın. Eğer dikkati başka yerlerde değilse, cevap vermesini “bekleyin”.
Ona iletişimi başlatma fırsatı ve zamanı da verin. Eğer her zaman siz konuşuyor, insiyatifi her zaman siz alıyorsanız, çocuk iletişim sürecindeki rolünü keşfetme fırsatı bulamayacaktır.
Çocukla konuşmak çok önemlidir; fakat çocuk bakıp dinliyorsa bile iki yönlü bir iletişime katılırcasına konuşun. Cevapları sezmek anlamak için susun, bekleyin. Ona zaman tanıyın, size katılacağını umun; katılacaktır.

ÇOCUĞU İLGİLENDİREN ŞEYLER HAKKINDA KONUŞUN

Canlı bir bebekle aşağı yukarı herşey hakkında konuşabilirsiniz. Cevap vermeyen, sessiz bir bebekle konuşmayı zor bulan anne babalar vardır. “Sizin” ne yaptığınızla ilgili konuşmak iyi bir başlangıçtır; çünkü herşeye rağmen siz en önde gelen ilgi kaynağısınız.
Çocuk dikkatini objelere ve etrafında gelişen hareketlere vermeye başladığında, ipuçlarını onun oyuncak seçiminden ve neye gülümsediğinden alın. Daha aktif ve oyuncu olduğunda, seçebildiğiniz konular artacaktır. Tercihleri ne ile ilgili konuşmak istediğini gösterecektir. Konuşmuyorsa ona sevdiği şeylerin isimlerini öğretin. Sevdiği şeyler kelime öğrenmek için harika bir kaynak sağlar. Kendinizi isimler hakkında konuşma ile sınırlamayın. Hareketler, renkler ve sesler hakkında da konuşun.

AKTİF ÇOCUĞA DİKKATİNİ YOĞUNLAŞTIRMASINDA YARDIMCI OLMAK

Küçük çocuğun dikkati, bir şeyden başka bir şeye kolayca kayabilir. Sadece onun dikkat ettiği şeyleri izlerseniz, öğrenmesi gereken şeylerin anlamlarına dikkatini toplaması güç olur. Diğer yandan dil öğretimi için dikkatini çekmek istiyorsunuzdur. Bu problemi, çocukla oynamaya ayırdığınız zamanı, sınırlı sayıda oyuncak ve aktiviteleri bulunduğu, daha önceden hazırladığınız bir ortamda geçirmekle çözebilirsiniz. Onun sevdiğini bildiğiniz oyuncak ve aktiviteleri seçin ama dikkat dağıtıcı şeyleri uzak tutun. Aynı amaca çeşitli yollardan ulaşabilirsiniz. Diyelim ki “top” kelimesini öğrenmesini istiyorsunuz, bahçede çeşitli renkte topları koyduğunuz bir kutu ile oturabilirsiniz. Bu topları, yuvarlayarak, atarak, sakla bul oynayarak kullanabilirsiniz. Çocuk hangi topu seçeceğine ve bununla nasıl oynayacağına kendi karar verebilir; ama aynı zamanda siz, onun dikkatini, amacınıza yönelik tutmayı başarırsınız.

DOĞAL BİR CESARETLENDİRME DİLİ KULLANIN

“İyi çocuk” veya “iyi konuşma” gibi ifadelerden kaçının. Biz konuşurken kimse bize böyle şeyler söylemez. Bunun yerine çocuğa onu anladığınızı ve kabul ederek cevap verin. Eğer size, çok rastlanır bir iletişim yolu olarak, oyuncağını uzatırsa, alın ve onunla oynayın. Sizden bir şey istediğinde eğer bu verebileceğiniz bir şeyse, ona verin; ama veremeyeceğiniz bir şeyse, en azından anladığınızı gösterin.

KONUŞABİLEN ÇOCUK İÇİN

Yukarıda anlatılan alanlar, konuşmayı öğrenen çocuk için önemini sürdürür. Yeni kelimeler öğrenmede taklit çok önemli bir yoldur. Çocuk yavaş yavaş istek ve ihtiyaçlarını belirtmek için, kelimeleri kullanmayı öğrenir.
Bu aşamada ayrıca şu alanlar önem kazanır :

DEĞİŞİK TÜRDE ANLAMLARI İFADE ETMEK

Çocuk, geniş bir kelime bilgisinden daha çok şeye ihtiyaç duyar. Tabi ki birçok kelime öğrenmesini isteriz; fakat öğrendiklerinin ona değişik şeyler hakkında konuşma fırsatı vermesi gerekir. Örneğin, bir çocuk 50 kelime biliyor olabilir, ama bu kelimeler sadece obje isimleriyle (araba, top gibi), bu objelerin ne yaptıkları hakkında konuşamayacaktır, veya neye benzediklerini söyleyemeyecektir.

DİLBİLGİSİ KALIPLARINI KULLANMAK

Çocuk, bir noktaya kadar dilbigisi açısından doğru olmasada , kendini ifade edebilir. Yani, bir süre dilbilgisi hataları üzerinde durmanıza gerek yok; fakat ileride daha ince ayrıntılar üzerinde konuşacağı zaman, bu kuralları öğrenmek zorunda kalacaktır.

AĞIZ HAREKETLERİ VE SÖZCÜKLERİ TELAFFUZ ETMEK

Bu alan, diğer iletişim becerilerini öğrenmiş olsalar bile birçok özürlü çocuk için güçlük yaratır.

KONUŞMAYI BAŞLATMAK VE DEVAM ETTİRMEK

Olgunlaşmış bir konuşma becerisi, konuşma başlatma ve diğer kişilerin konuştuklarına cevap verme arasında bir denge içerir. Sıra alma becerileri iyi gelişmiş çocuklar, bu dengeyi özel bir eğitim almadan başarırlar; fakat bazen böyle bir denge doğal olarak gelişmez. Bazı çocuklar vardır, ilgilerini çeken konular hakkında uzun süre gevezelik edebilirler; ama diğer insanların söylediklerine dikkat etmezler, dinlemezler. Ayrıca sadece onlarla konuşulduğunda konuşan ve çok nadir olarak kendi başlarına konuşma başlatan çocuklar da vardır. İki uç da etkin bir iletişime izin vermez. Bu vakalarda bir denge bulmayı öğretmek önemli bir alandır.

DİL ÖĞRETMEK İÇİN TEMEL PRENSİPLER

* Çocuğa, cevap vermek için süre tanıyın, dinleyin, bekleyin,
* Çocukla onu ilgilendiren şeyler hakkında konuşun,
* Planlanmış aktiviteler eşliğinde, çocuğun dikkatini belli amaçlara yöneltin,
* Çocuğu doğal bir biçimde teşvik edin.

NASIL ÖĞRETMELİ ?

“Ne öğretmeli?” listesi size çok uzun geliyorsa, bu becerilerin aynı anda öğretebileceğini bilmek, tam olarak neyi amaçladığınızı aklınızdan çıkarmadığınız sürece sizi rahatlatacaktır. Dahası, dil öğretmenin büyük bir kısmı, günlük aktivitelerin bir parçasıdır ve öyle olmalıdır. Bu çocukla oynanan oyunların ve ona verilen bakımın doğal bir uzantısı olmalıdır. Çocuğun gelişiminin bazı dönemlerinde, belli amaçlara ve aktivitelere yönelip, bunlara ayrı bir önem vermek gerekir.

NE ÖĞRETİLECEK ?

HENÜZ KONUŞMAYAN ÇOCUK

* Dinleme ve oyun becerileri : Bebekler kelimeleri kullanabilmeden çok önce, konuşmalara katılabilirler. Bunu yapmak için, diğer kişilerin ne yaptığına dikkat etmeli ve oyundaki objelere dikkat etmeliler. Bebekler büyüdükçe çevrelerini tanımak için oyun becerilerini kullanır ve böylece iletişim kurmak istedikleri şeyleri keşfederler.

*Sıra almak : İletişim iki yönlü bir süreçtir ve konuşmayla birlikte, dinleme ve beklemeyi de içerir. Bebeklik çağı, sesler, hareketler veya basit oyunlar ile “sıra almayı” öğrenmek için ideal çağdır. Konuşamayan daha büyük çocuklar da “sıra alma” çalışmalarından yararlanabilirler.

* Taklit etmek : Taklit, yeni sesler öğrenmede büyük rol oynar (ileride kelime üretmede kullanılacak olan sesler). Bebeklerin pek çoğu taklit etmekten hoşlanırlar. Birkaç günlük bebeklerin bile, annelerinin yüz ifadelerini taklit ettikleri gözlemlenmiştir. Taklit sadece seslerle kısıtlanmamalıdır, hareketler de taklit edilebilir.

* Sesleri ve jestleri değişik amaçlarla kullanmak : Çocuklar, çıkardıkları seslerin ve yaptıkları hareketlerin, çevrelerindeki insanların hareketlerini etkilediğini ve bulundukları ortamı kontrol ettiğini öğrenmelidirler. Sesler ve jestler istenmeyen bir yiyeceği, oyuncağı reddetmek için yardım istemek için veya “merhaba” demek için kullanılabilir.

*Anlamak : Henüz konuşamayan çocuklar kişileri, objeleri, olayları betimleyen kelimeleri anlamayı öğrenebilirler.
Çocuğun özürü, iletişim becerilerini öğrenmesini engelliyorsa, anne-babanın ve eğitmenin, bu konuda daha duyarlı olması gerekir. Özellikle, çocuğun iletişimine yönlendirecek oyun çeşitlerinden ve bu tür durumlardan haberdar olmaları gerekir. Kendi konuşmalarının, dinleme ve cevap vermelerinin, çocuğun dil öğrenmesinde ne kadar önemli olduğunu göz önünde bulundurmalıdır. Akılda tutacak ve düşünecek çok şey var gibi gözüküyor ama Macquarie’de çalışan anne babalar, bütün bu düşünce tarzının doğal gelmeye başladığını söylüyorlar. Dil öğretme teknikleri, anne babaların çocuklarıyla iletişim kuruş şekilleri üzerine kuruludur. Bu konuda okuyacaklarınız aslında bize yabancı olmayan, sağduyuyla bulunabilecek şeyler.

BU ÇOCUK KONUŞMAYI ÖĞRENEBİLİR Mİ ?

Ağır derecede özürlü çocuklar dahil, çocukların birçoğu konuşmayı öğrenebilir. Öğrenilmediği nadir vakalarda , konuşmanın yerine işaret dili öğretilebilir.
Çocuk daha küçükse (bebekse) hareket veya işaret dilinde mi daha rahat olacağına karar vermek için çok zamanınız var demektir. 2. konuda sunulan erken dil öğrenimi yaklaşımı size yardımcı olacaktır.

MACQUAIRE PROGRAMINDA DİL NASIL ÖĞRETİLİYOR ?

Macquarie üniversitesi, down sendrom programında, dil öğretimi T.E.L.L.’ye dayanır. (Türkçesi, Yaşam İçin Erken Dil Öğretimi)
T.E.L.L. son geliştirilen teorileri geniş kapsamlı ve pratik bir programa çevirip, orta ve ağır derecedeki özürlü çocukların ihtiyaçlarını karşılamak üzere düzenlendi. T.E.L.L.’nin temel özellikleri şunlardır:
*Bebeklikten itibaren, çocuklar diğer kişilere yönelmeye, sıra almaya, ses ve hareketleri taklit etmeye yönelebilirler.
*Konuşmadan önce çocuklara, sesleri ve hareketlerini ihtiyaçlarını karşılamak için kullanabilecekleri gösterilir.
Çocuk konuşmaya başladığında, her farklı dil alanında amaçlar belirlenir. Sıra almak , değişik biçimdeki kelimeleri öğretmek ve yavaş yavaş dilbilgisi kurallarının üzerinde durmak bu alanlardan bazılarıdır.
* Öğretim doğal ortamda, çocuğun sevdiği materyal ve aktiviteleri kullanarak olur. Öğretmen (eğitimci) dil çalışmalarını eğlenceli hale getirir ki çocuk iletişim kurmak istesin.

BAŞLAMADAN ÖNCE

Bütün gelişim alanlarında olduğu gibi, öğretim başlamadan önce, çocuğu değerlendirmek gerekir. Fakat burada çocuğun çevresindekiler ile spontan ilişkisiyle ilgilendiğimiz için, formal değerlendirme sekansları uygun değildir; çünkü formal değerlendirmelerde çocuğun bazı kesin emirlere uyması istenir.
Bu tür doğal konuşma cesaretlendirmeleri çocuğa, iletişim kurmak için attığı adımların değerini ve işe yaradığını, ayrıca dil becerilerini nasıl geliştireceğini gösterecektir.

NORMAL DİL GELİŞİMİNİN SEKANSLARI

Dil konusunda çocuğun şu anda neler yapabildiğini ve ilerde neler öğrenebileceğini, normal çocukların o yaşlarda neler yaptıklarından daha önemlidir. Ancak normal gelişimi de bilmekte yarar vardır. Aşağıda 4 yaşa kadar önemli dönüm noktalarını bulacaksınız.
“Normal” diye adlandırılan dönemin dil kazanımı konusunda sınırları çok geniştir. Birçok çocuk ilk sözcüklerini iki yaşından sonra söylerler ama yine de normal gelişim gösterirler. Yani verdiğimiz bu gelişim basamaklarını dikkatli kullanmak önemlidir. Gelişim “basamakları” ve sırası, gösterilen yaş düzeyinden daha önemlidir.

0 – 3 YAŞ ARASI

Bebek önceleri sadece ağlayarak ses çıkarır, fakat sonra yavaş yavaş ağlamadan da sesler çıkarmaya başlar. Gığıldama ve gırtlaktan gelen küçük sesler duyacaksınız, daha sonra ünlü sesler çıkarmaya başlayacak.
Bebek ağlama dışı sesleri çıkarmayı öğrenirken , başkalarının konuşmasına da cevap vermeyi öğrenir. İnsanların konuşmalarına önce yüz ifadesi ve vücut hareketleriyle cevap verir. Daha sonra onunla konuşulduğunda yumuşak seslerle yanıt vermeye başlar.

3 – 6 AY ARASI

Şimdi bebek iki değişik sesli harf çıkarır ve yalnızken kendi kendine gığıldar.
“Ba” ya da “Da” gibi sesleri çıkarabilmek için bir sesli ve bir sessiz harfi yanyana getirir.
Artık değişik duygularını değişik sesler çıkararak ifade ederler. Büyüklerin yaptığı küçük hareketleri taklit eder. Çıkardığı seslerle , konuşmaları taklit etmeye çalışır.

6 – 9 AY ARASI

Daha şimdiden en az dört değişik ses kullanır. Tekrardan oluşan iki heceli kelimeleri söyler (mama gibi).
Çocuk yetişkin biriyle karşılıklı sıra alabilir (hareketler ve ses çıkararak).
Dikkat çekmek için bağırır. Birisi istemediği birşey yaptığında ağlayarak veya yüksek sesler çıkararak tepki verir.
Tanıdık birini gördüğünde gülümser ve ses çıkarır.
Taklit becerileri artmıştır. El sallamak veya çırpmak gibi hareketleri taklit eder. Ayrıca zaten çıkarabildiği sesleri bir başkası çıkardığında taklit ederek karşılık verir.

9 – 12 AY ARASI

Bebek artık yetişkinlerin konuşmalarındakilere benzer tonlamalar kullanır. Önce açık bir isteme biçimi ortaya çıkar. Birşeye bakar ve sonra yetişkine bakar; işaret ile veya ses çıkararak ne gördüğü hakkında bilgi verir. Yetişkinle bir iletişime girmek için ses çıkarır, iletişimi başlatır.
Öksürmek, göz kırpmak veya dil çıkarmak gibi yüz hareketlerini taklit edebilir; özellikle ses ile birleştirilen hareketleri taklit etmekten hoşlanır.

12 – 15 AY ARASI

Bebek artık “sohbetten” zevk alıyordur. İnişli çıkışlı seslerle iletişim kurar ve konuşmayı devam ettirir. Diğer bir kişiye eşya veya oyuncak vermekten hoşlanır. Bunu yaparken sesler de çıkarabilir. Bu aşamadan itibaren selemlaşma ve vedalaşma için tutarlı sesler ve hareketler kullanır.
Kelimeleri, onlara yakın seslerle taklit eder. Su için “u” gibi.
Tam olmamakla birlikte, yakın olan iki kelimeyi kullanabilir.
“Bu nedir?” sorusuna bir kelime veya kelimeye yakın bir sesle cevap verebilir.
Ses vurguları gitgide daha olgunlaşır, gelişir. Birşey isteme veya soru sorma ile ünlem vurgularını ayırd edebilirsiniz.

15 – 18 AY ARASI

Çocuk artık 4 – 6 kelime söyleyebilir. Bunlar genellikle isimler karşı çıkma kelimeleri ve “merhaba”,”bay bay” gibi sözcüklerdir. Kelimeyi söyleyemediği zaman göstermek, vermek veya el sallamak gibi hareketlere ses ekler.
Sık sık duyduğu şarkıları söylemeye çalışır.
Artık başarılı bir taklitçidir. Yetişkinlerin sık sık kullandıkları veya konuşmalardaki sözcükleri “yankı” gibi tekrarlarlar.

18 AY – 2 YAŞ ARASI

Çocuk artık 25 kelime söyleyebilir. Bunlar eşya ve insan isimleri, “selam”,”bay bay” sözcükleri, hareket belirten en az iki kelime, daha çok istemek ve reddetmek üzerine kelimeleri içerir.
Kendisi kullanmasada iki kelimeli cümleleri taklit eder.
Kendisini iyi tanıyan yetişkinler için konuşması anlaşılır düzeydedir; en azından %70’i.

2 – 3 YAŞ ARASI

Bu yaşta çocuklar daha çok kelime kazanır. 2,5 yaşında en az 50 kelime ve 3 yaşından itibaren yaklaşık 300 kelimeye sahiptirler.
Bu yaşta kelimeleri iki kelimelik cümlelerde kullanmak için bağlamayı öğrenirler. Yıl sonuna doğru birçok üç kelimelik cümle kurabilirler.
Konuşma boyunca sıra almayı bilir. Önceleri bunu sadece tek kelimeyle yaparken daha sonraları daha çok sözcüklü ve tek bir konu üzerinde yoğunlaşmış sohbeti 2-3 kelimelik cümlelere sürdürebilecek seviyeye gelir.
Artık dilbilgisi kurallarını da öğrenmeye başlar. (Çoğullar, zamirler gibi)
Bazı hatalar yapmakla birlikte, tekerlemeler ezberleyebilir.
Oynarken kendi kendine söylenir ve konuşması oldukça anlaşılır.

3 – 4 YAŞ ARASI

Bu yıl ilerledikçe, çocuk 3 kelimeli cümleler daha sık kullanılır, ta ki konuşmasındaki cümlelerin % 80’i, üç ve fazlası kelimeden olışuncaya dek.
“Ne, niçin, nerede ?” ile başlayan sorular sorar.
Yakın geçmişdeki deneyimleri detaylı bir şekilde anlatabilir.
Sorulduğunda adını ve soyadını söyleyebilir.
Çevremizdeki şeylerin ne işe yaradığı ile ilgili olan sorular dahil, birçok soruyu cevaplayabilir.





Dr.Tülay ARSU


Kaynak : Psikom

Anasayfa- Kadın sağlığı - CinsellikÜroloji Estetik ve Güzellik - Cilt sağlığı- Ruh sağlığı - Kbb
Göz sağlığı -Diet ve Egzersiz - İlkyardım - Kalp sağlığı-Sinir sağlığı-Genel sağlık-Çocuk sağlığı-Bitki sağlığı-Fizik tedavi-Sevgi
Copyright 1998-2001 www.hastarehberi.Com - Tüm hakları saklıdır.