Stres ve Nedenleri

Stres Nedir?
Bazı insanlar stresi, çıkarttığı migren, yüksek tansiyon,
sinir, ülser vb. hastalıklardan yola çıkarak tanımlarlar.
Bazıları ise stresi artıran değişkenler üzerinde dururlar
(insanlar arasındaki iletişimsizlik, fazla iş, görev
değişiklikleri, hızlı değişim gibi).
her birey stresi sezgileriyle az çok algılayabilir. Fakat
insanların çoğunun stresi tanımlaması sanıldığı kadar
kolay değildir. Stresi, ilk kez Hans Selye tanımlamıştır.
Ona göre stres "Bireyle yapılan etkilere spesifik olmayan
tepkidir"
Stres bireyi rahatsız eden ortamın (gürültü, zorlama,
aşırı iş yükü) ortaya çıkardığı herhangi bir düzen
bozukluğuna organizmanın verdiği cevaptır. Şu halde stres,
her bireyin adaptasyon yeteneğine göre verdiği tepkidir.
Bazılarında pozitif etkiler (enerji, uyarılmış davranış,
migren) ortaya çıkarır.
Stresi açıklamada kullanılan "spesifik olmayan
tepki" kavramının anlamı; organizmanın her belirlenmiş
durumda aynı tepkileri vermediğidir. Örneğin; orgnaizmanın
tepkisi hoş bir durum (terfi gibi) ile hoş olmayan bir durumda
(tenzil gibi) birbirine benzer. Her iki durumda da, organizma
karşılaştığı yeni duruma uyum göstermek zorundadır.
Adrenalin salgılayacak, hastalık belirtileri başlayacak,
işlevlerde düzensizlik ortaya çıkacaktır.
Stres
kaçınılmazdır:
Stres, hayatın vazgeçilmez
bir parçasıdır. Çünkü, insana çevredeki uyaranlar
karşısında daha iyi davranma fırsatını verir. Sıfır ster,
ölümdür. Çünkü, bu durumda birey çevreden gelen etkilere
tepki vermeye yetecek enerjiden yoksun demektir. Aşırı stres
de ölümcül olabilir. Çünkü bu durumda birey aşırı enerji
sarfetmekte ve tükenmektedir. Çözüm, her bireyin
kaldırabileceği ölçüde (optimum) stres ile doyumlu ve olumlu
bir hayat sürdürebilmesidir.
İki tür stres vardır. Bunlardan "Olumlu Stres" (iyi
stres) olumlu sonuçlar çıkartır. Kaygı yerine, zor bir amaca
ulaşırken bireyi meydana getiriciliği kullanmaya yönelten,
kişiye doyum v eyaşama sevinci veren strestir. "Olumsuz
Stres" (kötü stres) ise; bireyin kenidne güvenini
kaybetmesine neden olan, yetersizlik duygularına sevkeden,
çaresizlik, umutsuzluk ve hayal kırıklığı çıkartan
sterstir. olumsuz stresin örgütsel çıkartıcılığı
öldürücü etkisi vardır.
Stresin
Kaynakları:
Stres kaynakları üç ana başlık altında incelenebilir.
Birincisi, iş ortamından kaynaklanan faktörler, ikincisi;
bireysel ögeler, üçüncüsü örgütsel ögelerdir.
İşgörenin İşinden Kaynaklanan Ögeler
Bu ögeler aşagıdaki gibi gruplandırılarak incelenebilir:
Görevin karmaşıklığı
Görevin icrası esnasında karşılaşılan zorluklar, görevi
yapmak için gereken bilgilerin yetersizliği ve bireyin
kapasitesine bağlıdır. Çok karmaşık görevler ve bu
görevler karşısında bireyin yetersiz kalması, bireyin
üzerinde baskı çıkartır ve dengesini bozar.
İnsanların beli durumlara uyum gösterme yetenekleri
birbirinden farklıdır. Bazı insanların uzmanlıkları
yeterliklerini aşan görevlerle karşılaştıklarında
tehlikeye girer, bu durumdaki insanlar stresle yüzyüze
gelirler. Teknolojik yenilikler ve bunlara yetecek bilgi ve
deneyime sahip olmayan bir işgören, iki yanlı korku
içindedir. Birincisi; makine veya donanımı bozarak zarar verme
korkusu, ikincisi ise; yeni teknolojiye uyum gösteremediği
için işin kaybetme korkusudur. Bu her iki durumda da birey
baskı altındadır ve stresin yıkıcı etkisini hisseder.
Görevin sağladığı bağımsızlık
Ayrınlıtılı çalışma süreçlerinin kurulması, işgörenin
bağımsızlığını azaltır. Araştırmalar, beşeri
kaynakları yöneten kişilerin, fiziksel kaynakları
yönetenlere nazaran daha fazla stres altında olduklarını
göstermiştir.
İşgörenler, yönetimin kendilerine yeterince güvenmediğini
hissettiklerinden, olumsuz duygular taşırlar ve
sorumluluklarını yerine getirmeye yetecek kadar
bağımsızlıklarının olmadığını düşünürler.
Kendilerine güvenilmediği, düşünce ufkunu geliştirmeye
imkan verilmediği gibi, olumsuz düşüncelere sahip
olabilirler.
Bunun tersine, işgörene sınırsız bağımsızlık ve
sorumluluk vermek de stres çıkartmaktadır. Hava kontrol
sorumlularının durumu böyledir. Bunlar, kalp-damar
hastalıklarına daha sık yakalanır. 5199 hava kontrol
sorumlusu ve 8435 pilotun sağlık dosyaları taranarak
çıkarılan sonuçlara göre; bu kişilerin sağlıklarına
ilişkin gerçek durum, beklenen durumdan daha vahimdir. Bu
insanlar yüksek tansiyon, ülser, şeker hastalıklarına
beklenenden daha sık yakalanır.
Bu durumda fazla bağımsızlığın da, sınırlı
bağımsızlık gibi bireyi strese sürüklediği söylenebilir.
O halde, optimum bağımsızlığın ne kadar olacağını
teşhis etmek yönetimin görevidir, denilebilir.
Göreve Bağlı Roller
Bireyin görevi gereği oynadığı rollerin de stres kaynağı
olabilceği söylenebilir. Bireyin rolden kaynaklanan stresi
şöyle açıklanabilir:
Rol çatışması: Göreve bağlı ve birbirleriyle
çatışan ve rollerden birinin daha üstün tutulması gereken
durumlarda bireyin kararsızlığa düşmesi (hangisini üstün
tutacağı sorunu) durumunda stres düzeyi artar. Örneğin; bir
hemşirenin rolü üç ayrı çatışma kaynağı çıkartır.
Hastanın beklentilerini bilmek, en yakın üstünün
beklentilerini bilmek, doktorun beklentilerini bilmek.
Kahn ve arkadaşları, bireylerarası sürtüşmeleri artıran
rol çatışmalarının, iş doyumunu azalttığını, örgüte
güveni düşürdüğünü ortaya koymuşlardır. işgören,
yerine getirmesi gereken görevleri açık ve kabul edilebilir
olarak algıladığı sürece, rol çatışması ortaya çıkmaz.
Tersine bir durumda ise, stres belirtilerinden yakınmalar
gündeme gelebilir.
Üst düzey yöneticilerin rol çatışması genellikle;
kendilerinden ulaşmaları beklenen hedeflerle, bunlara ulaşmak
için kullanacakları araçlar arasında dengesizlikler söz
konusu olduğunda ortaya çıkar.
Rol belirsizliği: Bireyden ne beklendiğinin açıkça
belirtilmemesi ya da bireyin karar almasına yetecek kadar
bilginin bireye akmamasından kaynaklanır. İşi zorlaştıran
birçok olumsuzluğu işin zorluğuna eklemek mümkündür.
Bunlar; bilgi aktarımı, eksik görev tanımı, değerlendirme
kriterlerinin bulunmaması şeklinde sıralanabilir ve hepsi
birer stres nedenidir.
Rol belirsizliği bireyin tutum ve davranışlarında rehber
edineceği kişilere başvurmasını engeller. Bu belirsizlik,
bireyin yavaş hareket etmesine ve işini geç yapmasına neden
olur. Rol belirsizliği, işgörenin işine olan güvenini
kaybetmesine yol açar. Bu güvensizlik başlı başına bir
stres kaynağıdır ve ancak işgörenlerin hepsinin
kendilerinden ne beklendiğini gösteren görev tanımlarıyla
ortadan kaldırılabilir.
Aşırı veya fazla hafif roller: Aşırı roller, bireyin
işi karşısında niteliksel ve niceliksel olarak
zorlandığını hissetmesi halinde ortaya çıkar. Bu
aşırılkı, işgörenin çok hızlı çalışmasına, gücünü
ve dikkatini son haddine kadar zorlamasına neden olur. 276 üst
düzey yönetci ve bir finansal kuruluşta çalışan 1204 alt
düzey işgören üerinde yapılan bir incelemeye göre
çıkarılan sonuçlar şöyle:
- Alt düzeydeki kişilerin temel stres kaynağı, rol
belirsizliği ve aşırı iş yüküdür.
- Üst düzeydekiler ise, fazla iş yükü ve çatışmalı
roller nedeniyle strese girdiklerini ifade etmişlerdir.
aşırı iş yükü, insanların gerektiğinde "Hayır"
diyememesinden kaynaklanır. Hayır diyememenin ise birçok
nedeni vardır. Bu nedenlerin başında kariyerini tehlikeye
atmamak, olumsuz insan izleminimi çıkartmamak gibi, endişeler
yer alır.
Oysa birey hayır diyememenin bedelini, aşırı yüklenmesi
nedeniyle karşılaşacağı başarısızlıklarla da
ödeyebileceğini unutmamalıdır. Öte yandan stres nedeniyle,
alkol bağımlılığı, çeşitli psikosomatik bozukluklar,
işten alınan doyumun düşmesi riski de gündemde olacaktır.
Fazla hafif rol: Bu roller, kısa zamanda rutinlere
oturtulabilen, açık, sade ve cansıkıcı işlerle ilgilidir.
Rolün yalınlığından kaynaklanan can sıkıntısı, bireyin
yeteneklerinin, işinde yeterince değerlendirilmediği
kuruntusuna yol açar. bireyden kapasitesi altında yararlanmak
onu engeller; bu engelleme de bir stres kaynağıdır.
İş Ortamından Kaynaklanan Ögeler
İnsan, iş ortamında uyum arar. Uyumun olmaması bir stres
kaynağıdır. İnsanı işgörmekten alıkoyacak bir engelleme
çıkartır. Birçok örgüt durumun farkında olduğundan, uyum
çıkartamya yönelik çeşitli çalışmalar yapıyor. Bu
çalışmalardan birçoğu maalesef başarılı olamıyor.
Uyumlaştırma aşağıdaki üç durumun varlığına
bağlıdır:
Bireylerarası ilişkiler: Örgütteki bireyin diğerleri
tarafından tanınması ve kabul edilmesi halinde olumlu
ilişkiler, olumlu örgütsel ortamlar çıkartarak
işgörenlerin topyekün sağlıklı olmalarında önemli bir rol
oynar.
örgütte olumlu ilişkilerin gerekliliğinin yanında,
örgütlerde bireyler arasında tahammül edilemez ilişkilerin
gelişmesine de rastlanmaktadır. Bu durumda herkes kendisi için
yaşar. Stres çıkartıcı bu ortamları genelde, işsizliğin
yaygın olduğu ekonomik kriz dönemlerinde daha sık rastlanır.
Bireylerarası ilişkilerde belirleyici olan en önemli öge
liderlik stilidir. Yakından kontrolün ve baskının bulunduğu
ortamlarda bireylerarası ilişkilerin, demokratik ortamlardan
farklı olacağı açıktır.
Bireylerarası rekabet: Bütün örgütlerin, para, terfi
ve başka konularda sınırları vardır. Örgütte bu sınırlı
olanaklara ulaşabilmek için bireyler birbirleriyle rekabet
ederler. Bu rekabet önemli bir stres kaynağıdır.
Bu ulumsuzluğuna rağmen, bazı işletmeler işgörenin
kapasitesini maksimum düzeyde harekete geçirmek için rekabeti
teşvik ederler.
Bir yarışmada her zaman bir kazananın bir de kaybedenin
olması normaldir. Zaferin bedeli çoğu zaman bireye oldukça
pahalıya malolmaktadır.
Rekabet, bireyi gelişmeye yöneltir. Fakat aşırı rekabet
örgütü yaşanmaz hale getirebilir. Bu durumda bireyler
birbirleriyle çatışırken sağ kalan yalnızca örgüt mü
olacaktır? Bu sorunun yanıtını çok iyi düşünerek vermek
lazımdır.
İşverenlerin de, kendileri için çalışan işgörenle aynı
durumda olduğu hatta çoğu zaman rekabeti daha dramatik
yaşadıkları söylenmelidir. Çevredeki değişimleri takip
etmek ve zamanında uyum göstermek, finansal çözümler bulmak,
sendikalarla uğraşmak vb. olaylar iş adamının yoğun bir
stres altında yaşamasına yol açar.
İş yerinin fiziksel özellikleri: İşyeri doktorları ve
diğer araştırmacıların çalışmaları ortaya koymuştur ki,
ısı, gürültü, ışık, titreşim, kirlilik vb. fiziksel
koşullar, birey açısından kabul edilemez düzeydeyse, stres
kaynağıdır.
Gürültünün insanda sadece fiziksel değil psikolojik
rahatsızlıklara neden olduğu bilinmektedir. İşgörenin
sinirsel ve fiziksel sistemini alt üst etmesinin yanında
gürültü, işletmede enerji savurganlığı ve gereksiz
harcamalara da neden olabilir.
Bireysel Ögeler
Birey ve bireyin içinde bulunduğu durumdan kaynaklanan beş
temel öge, stres kaynağıdır. Bunlar aşağıda sırasıyla
incelenmektedir:
Bireyin kişiliği: İnsanlar kişilikleriyle
(bağımsızlık, esneklik, kaygı, katılık, heyecan vb.
durumlarla) bağlantılı davranışlar gösterirler. Friedman ve
Rosenman isimli iki kardiyologun gerçekleştirdikleri
araştırmalara göre, iki kişilik tipi saptamışlardır.
Bunlar A tipi kişilik ve B tipi kişiliktir. A tipi kişiliğe
sahip olanlar, B tipine göre steres daha yatkındırlar ve
bunların kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskleri daha
yüksektir.
Sterste kişilik önemli bir ögedir. Bununla birlikte sterisn
çıkartacağı etkinin derecesi, kişilikle görevin gerekleri
arasındaki ilişkiden daha çok etkilenmektedir.
Bireyin özel hayatında stres çıkartan olaylar; İşgören
işinin tehdit ettiği birçok çatışmalı durum karşısında
enerjiye gereksinme duyar. Bu enerjinin iş dışında tükenmiş
olması (özel hayatında) bireyin iş yaşantısında mücadele
gücünü azaltır. Acaba özel hayatla ilgili değişikliklerin
çıkarttığı stresin etkileri ölçülebilir mi? Bu konuda T.
Holmes ve R. Rahe yönetiminde Washington Üniversitesi Tıp
Fakültesi'nde bir araştırma yapmış ve buna göre stres
kavramı yeni boyutlar kazanmıştır.
Bu araştırmada bireyin özel hayatına ait olan 43 olayın
birey üzerinde çıkarttığı stres ortaya çıkarılmaya
çalışılmıştır. Birey üzerinde bu olayların etkisini
ölçmek için Holmes ve Rahe stres çıkartan olayları
derecelendirerek belli bir değer vermişlerdir. Örneğin
eşlerden birinin ölümüne 100, boşanmaya 73 ve diğer 43
olaya da buna benzer değerler verilmiştir.
Burada, mutluluk veren olayların da mutsuzluk verenlerle aynı
şekilde bireyi etkilediğini söylemek gerekir. Bu modelin
zayıf tarafı iş hayatını ve bireyin adaptasyon yeteneğini
dikkate almamış olmasıdır.
Bireyin fiziksel durumu: Bireyin fiziksel açıdan iyi
durumda olması strese direnç göstermesini
kolaylaştıracaktır. Montreal'de Concordia Üniversitesi'nden
David Sinoyor yönetiminde yapılan bir araştırmaya göre;
fiziken iyi durumda olan bireylerin günlük hayattan kaynaklanan
sayısız strese daha kolay karşı koyduğu belirlenmiştir.
Stres çıkartan diğer durumlar: İnsanların stres düzeyi,
hızla değişen dünyada yaşayan insanların daha fazla
yakınmalarına neden olacak kadar yükselmiştir. Stres
çıkartan durumlar, bireyin kontrolünü kaybetmesine neden
olur.
Örneğin; terfi etmeyi bekleyen bir kişiye, ekonomik kriz
nedeniyle işine son verildiğinin bildirilmesi böyle bir duruma
örnektir. Bu olay karşısında işgörenin tepkisini kestirmek
kolay değildir. Kalp krizi geçirebilir, yöneticiye bağırıp
çağırabilir, bir şeyler kırıp dökebilir. Bu kişide
kontrol tamamen kaybolmuştur.
Bireysel kariyer: Örgütte çalışan her birey için
planlanmış olan kariyer politikası, bireyde stres çıkartan
bir diğer etkendir. Terfi, emeklilik, transfer kararını
verirken yönetimin elinde herkese rasyonel davranılacağını
gösteren kriterler yoksa, işgören yönetiminin kariyer
konusunda adil davranmadığını düşünüyorsa, bu durumda
stres düzeyi yükselecektir.
Örgütsel Ögeler
Örgütsel ögelerden kaynaklanan stresörler üç nedene
dayandırılabilir. Bunları şöyle açıklamak mümkün:
Örgütün boyutu: Büyüklüğü nedeniyle bürokratize
olmuş örgütlerde bireylerin kontrol alanı daraldıkça,
bağımsızlıkları ve çıkartıcılıkları da engelliyor.
bireye inisiyatif bırakmayan katı ve merkezi bir yapıda
gelişen bürokratik kontrol, insanların örgüte
yabancılaşmasına yol açıyor.
Hiyerarşik yapı: Her durumda başarılı olabilecek bir
örgütsel yapının reçetesini vermek nasıl mümkün değilse,
aynı şeklide stersin yakıcı etkisini minimize edecek evrensel
bir yapı da yok. Sadece bazı örgütsel yapıların
diğerlerine nazaran strese daha yatkın olup olmadığından
söz edilebilir.
Örneğin; merkezi yapılar kaar almayı ve girişimciliği
yavaşlatır. Bu yapılar güç çatışmaları nedeniyle
rasyonel kararlardan çok politik kararların alınmasına daha
uygundur. Öte yandan, üyeler arasında otokratik kontrolü
destekleyecek oligarşik birlikler kurma eğilimi fazladır.
Yönetimi elinde tutanlar, çok sayıda kişinin kaderini de
ellerinde tutarlar. İnisiyatiflerini ellerinden alarak
davranış özgürlüklerini kısıtlarlar. Bu durumda bulunan
işgörenler aşırı stres altındadır.
Örgütteki değişim ve yeniliklerin çıkarttığı
belirsizlik: Sürekli gelişen ve değişen dünyada insanlar
daha fazla yenilikle karşılaşıyor. Belirsizlik; bireyin bilgi
sahibi olmadığı ya da az bilginin bulunduğu bir yeniliğin
işletmede uygulamaya konulması, bir reorganizasyon
çalışması vb. durumlarda ortaya çıkan değişim
karşısında, bireyin kendisini çaresiz hissetmesidir. Bu
durumda işgörenler yeniliğe direnç göstererek kendilerini
savunmak isterler. Kanada'da gerçekleştirilen araştırmalar
belirsizlik kavramını şöyle somutlaştırmıştır:
Belirsizlik birçok duruma bağlı olarak ortaya çıkabilir.
Bunlar şöyle sıralanabilir:
- İşgören terfi etme ve ilerleme imkanları hakkıda yeterli
bilgiye sahip olmayabilir.
- İşgören görev tanımlarının bulunmadığı bir iş
yerinde çalışıyor olabilir.
Başka araştırmalar ise işgörenin işini kaybetme korkusunun
neden olduğu belirsizlikten söz eder.
Teknolojik, sosyal, ekonomik, vb. her türlü değişim insan
dünyasında belirsizlik ve karmaşa çıkartır. Bu değişimin
sonunda birey stresi yaşar. Belirsizliği azaltmak için,
işgören işiyle ilgili kararları etkileyecek güçte
olmalıdır. Çünkü mesleki hayatı üzerinde söz hakkı
olmayan işgörenler yoğun stres altında olacaklardır. Tabloda
doğrudan işten kaynaklanan bazı stres ögeleri gösteriliyor.
Stresle başa
çıkmak ve huzurlu yaşamak için öneriler:
· Kendinizi, sözde stres yaratan belirli ve kaynakları
tanıyın.
· Kişiler arası iyi ilişkiler kurun.
· Bedeninizi kontrol edin.
· Dengeli beslenin.
· Bugünün işini yarına bırakmayın.
· "Her işi yaparım" ya da "Hiçbir şey
yapamam" demeyin.
· Zihinsel özelliklerinizi doğru değerlendirin.
· Yitirdiklerinizin nedenini arayın.
· Zamanın tutsağı olmayın.
· "Hayır" demeyi bilin.
· Önce özeleştiri yapın ve herkes tarafından sevilmeyi
beklemeyin.
· Yapabileceklerinizle yetinmeyi bilin.
· Kendinizi vazgeçilmez görmeyin.
· Alkolik gibi işkolik olmayın.
· İşinizi gerçek olanaklarınızla uyumlu kılın.
· Dinlenmeyi bilin.
· Spora zaman ayırın, fizik egzersiz yapın.
· Solunumunuzu denetleyin.
· Savunma mekanizmalarından yararlanın.
· Davranışınızı düzenleyin.
· Öfkenizi yenin.
Derman.net - Bitkilerle doğal tedavi yöntemleri için
tıklayın.
Anasayfa-
Kadın sağlığı - Cinsellik
- Üroloji - Estetik ve Güzellik - Cilt
sağlığı- Ruh sağlığı - Kbb
Göz sağlığı -Diet ve Egzersiz - İlkyardım - Kalp sağlığı-Sinir sağlığı-Genel sağlık-Çocuk sağlığı-Bitki sağlığı-Fizik tedavi-Sevgi
Copyright
1998-2001 www.hastarehberi.Com - Tüm hakları saklıdır.