|
|
Yaşlılık
Psikolojisi |
Son yıllarda tıbbın gelişmesi, bireyin
kendine ve yaşamına daha fazla değer vermesiyle
ortalama insan ömrü uzamış, dünyada nüfus ise
artmıştır. 2010 yılında dünya nüfusunun
%7.3'ünün 65 yaşın üstünde olacağı
öngörülmektedir. ( Edirne 2000 Geriatri kongresi )
Yaşlılık dönemi 65 yaş ve üzeri olarak kabul
edilir. Algılamada yaşlanmayla birlikte bir azalma,
yaratıcı yeteneklerde bir azalma, dikkatsizlik, daha
yavaş düşünme hızı görülebilir. Buna karşın
yaşam deneyimleri ile birey zenginleşmiş olduğundan,
iyi bir değerlendirme ve zengin konuşma dili ise
kazançlarıdır. Öğrenme yeteneğindeki azalmaya,
hareketlerindeki yavaşlama da eşlik edebilir. Ribot
kanununa göre, yaşlılarda daha önce edinilen bilgiler
sağlam kalır ve yeni öğrenilen bilgiler çabuk
unutulur.
Zihinsel değişikliklere paralel olarak, kişilikte de
değişiklikler oluşabilir. Yeni durumlara uyum
sağlayabilme, yeni düşünceleri kabul etmede güçlük
yaşayabilir. Çevreye karşı daha az ilgili, kendi
bedenine ve kendine karşı daha ilgili olup,
ilişkilerde daha derin ve seçici olabilirler.
Yeniliklerden ürkebilirler ve eski yaşamlarını
özleyerek genç nesille aralarındaki uzaklık artamaya
başlayabilir.
Yaşlılıkla birlikte bedende fiziksel yakınmalar da
artar. Sağlıklarına aşırı önem verme, her gün bir
hastalıktan söz edip, sık sık doktora başvurmalar
artabilir.Ayrıca aşırı tutumluluk, kişisel
eşyalarına karşı bağımlılık geliştirebilirler.
Yaşlılık bireyin geçmişini de daha
sıklıklasorguladığı bir dönemdir. Kişi
geçmişinde kendisine doyum veren bir hayat
yaşamışsa, hedeflerine, isteklerine, ideallerine
yaklaşabilmişse, yaşlılığı daha kolay kabullenir.
Üretkenlik döneminde yapamadığı etkinliklere
katılabilir. Seyahat etmek, okumak, Artık daha
genişlemiş olan ailesine ve arkadaşlarına zaman
ayırmak gibi, yaşamını zenginleştiren şeyler
yapabilir.
Yaşlılığı kabullenme her bireyin dinamiklerine göre
değişir. Maddi olarak güvencesi olması ya da az
olması, ailesi ve dostları içinde sevdiği kişileri
kaybetmiş olması, kendini fazlalık olarak hissetmesi,
yakınlarına yük olduğunu varsayması yaşlı
kişileri etkileyebilir. Huzursuz bir dönem
başlayabilir ve yaşlı kişi depresyona girebilir.
YAŞLILIKTA GÖRÜLEN ORGANİK HASTALIKLAR
* Alzheimer ( Bakınız Alzheimer )
* Demans ( Bunama ) ( Bakınız bunama )
YAŞLILIKTA GÖRÜLEN PSİKOLOJİK HASTALIKLAR
* Depresyon
Kişi geçmiş yaşantısında ve şimdiki
yaşantısında kendine ve ürettiklerine saygı
duyamıyorsa depresyon başlayabilir. Geçmişteki
hatalarını düzeltebilmek için ikinci bir şansı
olmadığını anlar. Bazen yaşlılığı İNKAR etme ve
depresyonun bedensel bir hastalık olarak (Somatizasyon)
ortaya çıkması görülebilir.
* Mani
Yaşlı hastada mani bir günün bir kısmında canlı ve
neşeli iken, birkaç saat sonra depresif ve bitkin hale
geçişi olarak tanımlanabilir. Sık sık duygu
durumları değişir, şüpheci olabilir. Bir konu
üzerinde, konuya fazla girmeden konuşma biçimi olan
" fikir kaçışları " görülür.
* Yaşlılarda Anksiyete Bozuklukları
Genel olarak geleceği konusunda endişe yaşamaya
başlar, çaresizlik duyguları artar. Basit fobiler ve
saplantılı düşünceler görülebilir.
Yaşlı insanlarda görülen bu hastalıklar psikiyatri +
psikoterapi ile tedavi edilirler. |
| Alzheimer |
Alzheimer beyinde yıkılma ve yozlaşma
hastalığı olarak tanımlanmıştır. Yaşlılık
öncesi ve yaşlılıkta en çok görülen bunama
nedenidir.
Birey daha önce öğrendiği bilgilerini hatırlamada
olsun, yeni bilgilerini hatırlamada olsun, sürekli
güçlük çeker. Yeni bilgileri öğrenmede ve saklamada
karışıklık çeker.
Hastanın duyu - organ işlevlerinde bozukluk görülmez
ama objeleri tanımada ve tanımlamada güçlük çekmeye
başlar. Tasarlama bozulur. Yaşlılık öncesi başlayan
Alzheimer hızlı gelişmesine karşın yaşlılıkta
başlayan Alzheimer ağır ve sinsi gelişir. Hastanın
kişiler arası ilişkilerini ve toplumsal rolünü
olumsuz etkileyerek, geriye dönemeyerek ilerler. Hasta
ruhsal bir gerileme de yaşayarak sonunda çöküntüye
gidebilir.
Bütün bunamaların ( demansların ) %60'ını Alzheimer
hastalığı kapsar.
Yakın bellek ( yeni öğrenilen şeyler ve yeni yaşanan
olaylar ) bozukluğu ve entellektüel işlevlerde azalma
şeklindedir.
Başlangıçta işe başlamada isteksiz, hevessiz olma,
ilgi duymama, günlük işleri yapmada ihmal, zevk veren
uğraşılardan vazgeçme gibi belirtiler görülebilir.
Gittikçe ilerleyen unutkanlık meydana gelir. Kişi
aynı soruyu durmadan sorar, o soruya verilmiş olan
yanıt akılda kalmaz. Kişi yeni olmuş günlük
olayları anımsamazken, eski hatta çok eski olayları
anımsar. Yolunu, yerini kaybeder. Uzun yolculuklara
çıkamaz. Huzursuzluk ve birşeyler yapma isteğinin
kaybolması çok görülür. Hastalık ilerleyince
yürüme bozukluğu, idrarını kaçırma, toplumdan
uzaklaşma ortaya çıkabilir. İleri safhalarda hasta
yatalak olur.
Hastalığın nedeni bilinmemektedir.
Bunamalarda tedavi, ekip olarak uygulanır. Nörolog
hastaya bunama tanısını koyar. Bu bunamanın
iyileştirilebilecek diğer nedenlere bağlı olup
olmadığı da hastane araştırmaları ile saptanır ve
tedavi planı hazırlanır.
|
| Bunama (Demans) |
| Bunama zihinsel işlevlerin tümünde
genel bir azalma ve entellektüel gerileme halidir.
Yakın bellek bozukluğu ( yeni öğrenilen şeyler ve
yeni yaşanan olaylar) belirgindir. İlerleyicidir.
Yaşlılıkta en sık ve en ciddi görülen hastalık
grubunu oluştururlar. (Bakınız Alzheimer ) |
| Titreme (Tremor) |
Nedenleri ve riskleri
Belirli kas gruplarının sinirlerinden kaynaklanan bir
problemdir. Tüm vücudu ya da vücudun belli bir
bölümünü etkileyebilir. ( Örn. El titremesi )
Titremenin birincil belirti olduğu durumlar şunlardır
:
1- Ailevi tremor ( Ailesel )
2- Esansiyel tremor ( Nedeni belli olmayan )
3- İlaç alımına bağlı tremor
Başka hastalıklarda ise titreme hastalığın diğer
belirtilerine eşlik eder.
Belirtiler :
1- Titremeler tek başına, kendiliğinden, geçici ya da
aralıklı olabilir.
2- Saniyede 6 - 10 kez meydana gelebilir.
3- Baş, eller, kollar, göz kapakları veya diğer
kaslar etkilenebilir.
4- Vücudun alt kısmı genellikle etkilenmez.
5- Vücudun her iki yanı eşit şekilde etkilenmez
Titreme, istemli hareketlerle veya stresle daha çok
artar, uykuda kaybolur.
Araştırma testleri, tremorun tahmin edilen nedenine
göre yapılır.
Tedavi :
Eğer titreme günlük aktiviteyi çok etkilemiyorsa
tedaviye gerek yoktur.
Kişinin yapısına göre çeşitli ilaçlar
önerilebilir. Kafein içeren içecekler ve diğer
uyarıcılardan sakınmak gereklidir.
Titreme şiddetliyse, özellikle ince motor hareketlerini
etkiler ( Ör. Yazı yazmak, konuşmak gibi )
Günlük aktiviteyi etkileyen titremede, mutlaka doktora
başvurulmalıdır.
|
| Menopoz |
Menopoz, bütün kadınlar için
hayatlarının bir döneminde karşılaşacakları yeni
bir başlangıçtır. Kısa bir süre öncesine kadar
yakın arkadaşlarıyla bile konuşmaktan çekinen
kadınlar, artık yaşamlarının bu önemli dönüm
noktasıyla ilgili daha çok bilgi sahibi olmak
istiyorlar. “Menopoz nedir ?”, “Bu dönemde beni
neler bekliyor ?”, “Bu dönemi nasıl daha rahat
geçirebilirim ?”, “Hormon Replasman Tedavisi nedir
?” gibi sorulara yanıt arıyorlar.
1- Menopoz hakkında genel bilgiler
a) Menopoz nedir ?
Bir kadının hayatının orta yaşlarında (sıklıkla
45 – 55 yaşları arasında) adet dönemlerinde bazı
değişiklikler meydana gelebilir; adetlerin düzeni ve
şiddeti değişebilir. Sonunda adetler kesilir. Kesin
olarak kadının gördüğü son adet menopozu işaret
eder. Bunun nedeni, yumurtalıklardan yeteri kadar
östrojen salgılanımının kesilmesidir. Menopoz bazen
hayat değişimi olarak ifade edilir ve kadının
doğurganlık döneminden kısırlık dönemine
geçişini tanımlar.
b) Menopoz neden meydana gelir ?
Her kadın doğurganlık yıllarındaki seks
hormonlarının (örneğin östrojen, progesteron)
yapımından sorumlu sabit sayıda yumurtalık
folikülleri ile doğar. Herhangi bir zamanda tüm
yumurtalık folikülleri kullanıldığında ,
yumurtalıklar seks hormonlarının yapımını keserler.
Bu hormonların , özellikle östrojenin eksikliği
durumu, menopoz ile sonuçlanır. Hormon Replasman
Tedavisi, hormonal dengeyi korur.
c) Menopoz ne zaman meydana gelir ?
Menopoz zamanı kadından kadına büyük bir
değişkenlik göstermekle birlikte, sıklıkla 45 – 55
yaşları arasında meydana gelir. Ortalama menopoz
yaşı 51’dir.
d) Menopoz ne kadar süre devam eder ?
Menopoz yumurtalıkların östrojen yapımını
kesmelerinden itibaren gerçekleşen bir hayat
dönemidir. Hayat boyu devam eder.
2- Fiziksel değişiklikler
a) Menopoz döneminde hangi belirtileri yaşayacağım ?
Menopoz döneminde kadınların çoğu değişen
derecelerde menapozal belirtileri yaşarlar. Sıcak
basmaları ve gece terlemeleri en sık görülen
belirtilerdir. Aynı zamanda uykusuzluk ve huzursuzluk
şikayetleri olabilir. Bu belirtiler, birkaç aydan
birkaç yıla kadar devam edebilir. Terlemeler ve sıcak
basmaları (sıcak dalgaları) sıklıkla yüz, boyun ve
göğüs üst kısmına yayılır. Diğer belirtiler
arasında çarpıntı, depresyon, cinsel isteğin kaybı,
vajinal kuruluk, eklem ve kas ağrıları bulunabilir.
Postmenapozal kadınlarda erkek tipi kıllanma
görülebilir. Kellik nadiren görülmesine rağmen saç
kaybı ve özellikle yüzde kıllanma görülür.
b) 47 yaşındayım . Hangi semptomlar menopozda
olduğumu anlamamı sağlar ?
Miktar ve süre olarak değişen düzensiz adet
kanamaları bir gösterge olabilir. Aynı zamanda; sıcak
basmaları, terlemeler ve uykusuzluk gibi tipik menopozal
şikayetler görülebilir. Yakınmaların yoğunluğu
kadından kadına farklılık gösterir. Bu tip
semptomlardan etkilenmeyen kadınlar da vardır. Belki,
siz o kadınlardan birisinizdir. Bir hormon testi
yaptırarak, doktorunuz kolaylıkla menopozda olup
olmadığınızı anlayabilir.
c) 59 yaşındayım. Birkaç yıldır menopozal
semptomları yaşıyorum. Daha ne kadar devam edecek ?
Menopoz yaklaşık olarak hayatın 42. – 45. yılları
arasında başlar ve genellikle fiziksel şikayetler 8
– 10 yılda sona erer. Kesin zaman kadından kadına
farklılık göstermekle birlikte, tipik şikayetler
sıklıkla yalnızca birkaç yıl görülür. Bununla
beraber, uzun süreli östrojen eksikliği sonuçları
(Örneğin : kemik kaybı ve jalp hastalığı riskinde
artış) yaşam boyu etki gösterir. Tipik şikayetler
Hormon Replasman Tedavisi ile ortadan kalkar.
d) 49 yaşındayım. Birkaç aydır artan miktarlarda
saçlarım dökülüyor. Menopozla bir ilgisi olabilir mi
?
Menopozda bazı kadınların saçlarında dökülme
görülebilir.Hayatın bu döneminde vücutta dişi ve
erkek hormonları arasında bir dengesizlik gelişebilir.
Vücutta sürekli östrojenlerin azalması sonucu erkek
hormonları hakim duruma gelir. Erkek hormonlarının
hakim duruma gelmesi sizin saçlarınızı da
“erkeksileştirir”. Vücut kılları artar ve başta
saç kaybı meydana gelir. Daha ileri giderek, yağ
bezlerinin aktivitesinin artmasına neden olabilir.
Ciltte sivilceler ve yağlanma meydana gelmesi ile
sonuçlanabilir. Hormon replasman tedavisi hormonal
dengeyi korur.
e) Cildim çok kuru ve sağlıksız . Menopozun bu
durumda bir rol oynadığı doğru mu ?
Menopoz döneminde bir çok kadın ciltelerinde
değişiklikler gözlemler. Yetersiz kanlanma ve daha az
nem depolanması nedeniyle, sıklıkla cilt incelir. Bu
durum sadece doğal yaşlanma olayına yüklenemez, fakat
aynı zamanda östrojen seviyelerindeki azalma da sorumlu
tutulur.
f) Ben de , ruhsal durumumda dalgalanmalar yaşayacak
mıyım ?
Bir çokkadın depresyon, sıkıntı hissi ve hafızanın
zayıflaması gibi psikolojik semptomlar bildirmiştir.
“Boş yuva sendromu” gibi diğer faktörler,
çocukların evden ayrıldığı zaman , bu dönemde ruh
durumunuzu etkileyebilir.
3) Osteoporoz
a) Osteoporoz nedir ?
Osteoporoz kemiklerin incelmesidir ve menopoz sonrasında
östrojen azalması ile ilişkilidir. Kemik
yoğunluğundaki azalma, kırıklara eğilimi artırır.
El bileği, kalça ve omurga en sık osteoporoza bağlı
kırık görülen kemiklerdir. Üç postmenopozal
kadından birinde osteoporoz görülür.
b) Osteoporoz önlenebilir mi ?
Evet. Dengeli beslenen, sigara içmeyen ve egzersiz yapan
kadınlar osteoporozu kendiliğinden önleyebilirler.
Ancak bazı kadınlarda bu çabalar da yeterli olmaz.
Yüksek risk grubu olarak tanımlanan bu kadınlarda HRT,
osteoporoz gelişimini etkin bir şekilde önleyebilir.
Bununla birlikte, HRT koruyucu bir tedavidir;
hastalığı kesin olarak ortadan kaldırmaz.
c) Bende osteoporoz gelişip gelişmeyeceğinin nasıl
bilebilirim ?
Menopoz sonrası hızlı kemik kaybının ana nedeni
östrojen eksikliğidir. Bu nedenle, erken menopoz
osteoporozu hızlandırabilir. Uzun süreli kalsiyum da
yetersiz beslenme riskini artırır. Sigara, alkol
kullanımı ve hareketsiz , sakin yaşam tarzı gibi sık
yapılan yanlışlar da osteoporoz için risk
faktörüdürler. Minyon, ince yapılı Beyaz ya da Asya
ırkından olan kadınlar osteoporoz açısından büyük
riske sahiptir. Doktorunuz tarafından yaptırılan kemik
mineral yoğunluğu ölçümleri osteoporozunuzu
belirler.
4) Menopozda üriner değişiklikler
a) Gülerken birkaç damla idrar kaçırıyorum. Daha
kötüye gider mi ? Öksürmekten, spor yapmaktan ve dans
etmekten korkar hale gelir miyim ? Çocuk bezi kullanmak
zorunda kalmaktan korkuyorum.
Bu çok rastlanan bir şikayettir. Üriner
değişiklikler menopozun diğer semptomlarına eşlik
eebilir ve hormonal değişikliklerle ilişkilidirler.
Hormon eksikliğine bağlı olarak geliştiklerinden, bu
konuda çaresiz değiliz. Bu semptomların önlenmesi
veya ortadan kaldırılması amacıyla lokal ve/veya
genel hormon preparatları kullanılmalıdır. Yaşam
kalitesi söz konusu olduğunda, bu süratle ortadan
kaldırılması gereken çok önemli bir tıbbi sorundur.
b) Hangi belirtiler lokal (intravajinal) östrojen
tedavisi kullanmam gerektiğini gösterir ?
Vajinal kuruluk, kaşıntı, tekrarlayan vajinal
enfeksiyonlar, vajinal akıntı, cinsel ilişki
sırasında ağrı, idrar yaparken ağrı, yanma , sık
idrara çıkma gibi belirtilerin görülmesi lokal
(intravajinal) östrojen tedavisi kullanma gerekliliği
gösterir.
5) Menopozda cinsel yaşam
a) Menopozdan cinsel yaşamım etkilenecek mi ?
Bu kişiye bağlı bir durumdur. Östrojen eksikliği
sonucu vajina duvarı incelir, vajinada kuruluk meydana
gelir ve cinsel ilişki sırasında ağrı hissedilir.
Buna bağlı olarak bazı kadınların sekse karşı
istekleri azalır. Bununla beraber, bazı kadınlarda da
menopoz sonrası doğum kontrolü ile ilgili endişelerin
sona ermesiyle birlikte düzelme görülmüştür.
6) Menopozda doğum kontrolü
a) 48 yaşındayım. Uzun süre yalnızlıktan sonra
tekrar evlendim. Doğum kontrolü uygulamam gerekli mi ?
Artan yaşla birlikte doğurganlık artabilir. Bununla
beraber, her kadın için küçük de olsa bir gebe kalma
olasılığı bulunur. Sadece son adetinizin üzerinden
yaklaşık olarak bir yıl gibi bir süre geçmiş ise,
artık gebe kalmanız beklenemez. Doktorunuz , hormon
testi yaparak gebe kalıp kalamayacağınızı
kolaylıkla bulabilir. Adet gördüğünüz sürece
doğum kontrolü uygulamalısınız.
b) 42 yaşındayım. Yıllardır, doğum kontrol hapları
kullanıyorum. Menopoza girdiğimi gösteren işaretler
nelerdir ?
Tipik menopoz belirtileri sıklıkla sıcak basmaları ya
da uykusuzluk kadar, düzensiz ve az miktarda olan adet
kanamalarını içerir. Bununla beraber, eğer hala
doğum kontrol hapları kullanıyorsanız, bu
değişiklikler yoluyla menopoza girdiğinizi
anlayamazsınız. Doğum kontrol hapları alındıkları
sürece “hormon çekilme kanamaları” adı verilen
aylık kanamalar oluştururlar. Genellikle 40 – 45
yaşlarından sonra olası riskleri nedeniyle
doğumkontrol haplarının bırakılması ve başka
korunma yöntemlerine geçilmesi önerilir.
7) Hormon tedavisi
a) Hormon replasman tedavisi nedir ?
Hormon Replasman Tedavisi, menopoz sonrası artık doğal
olarak oluşturulmayan dişi hormonlarının düşük
dozlarda yerine konması demektir. Rahimi (uterus)
olmayan kadınlara sadece düşük doz östrojen ve
rahimi (uterus) olan kadınlara düşük doz
östrojen+progesteron tedavisi uygulanır.
|
| Yaşlılık Psikolojisi ve Estetik
Ameliyatlar |
İlk insandan bugüne, insan canlısı
daha iyiye, daha güzele, sığlıktan zenginliğe doğru
bir ilerleme içindedir. Freud bu ihtiyacımızı
içgüdülerimizin belirlediğini söylerken, Jung bunun
özbenimizden gelen bir istek olduğunu söylemiştir.
Bugün ABD'de büyük önem kazanan " Nesne
ilişkileri teorisyenleri " varoluşçu terapistlere
göre ise bireyin yaşamında varoluş referans noktası
kişiler arası ilişkilerdir. Kişiler arası ilişkiler
kuramında kabul edilme, değerli olma, ait olma,
yapabilme, yaşam kalitesini artırma, spontanlık ve
yaratıcılık, kişisel zenginleşmeye doğru sürekli
ilerleyen bir harekettir. Bu hareket bir gün kendimiz ve
sevdiklerimiz için ölüm ve yaşlanma gerçeği ile
bireyi yüzyüze getirecektir. Ölümsüzlük, genç
kalmak, yaşlanmayı durdurmak, insanlık tarihinden
bugüne, bilim adamları ve araştırmacıların en çok
ilgisini çeken alanlardan birisi olmuştur.
Yaşlanma veyaşlanma ile bedenimizin görüntüsünün
değişmesi, bedenin eskimesi, organların bazı
işlevlerinin bozulmasının sonucu olarak bir organın
cerrahi olarak çıkarılması ve fiziksel
görüntüsünün bozulması, herkeste değişik
psikolojik tepkilere neden oluşturur. Bu tepkilerin
derecesi kişiden kişiye ve ortaya çıkan bozulmanın
derecesine göre farklılık gösterir.
Yaşlanmanın yanında bedensel kusurlar ve bedenin dış
görünümündeki değişiklikler, kişiden kişiye
değişik anlamlar taşıyabilir. Kişinin kişilik
yapısı, beden imgesi, fiziksel görünümünü kabul
ediş biçimi ve yorumlar, başkalarının kendilerini
küçümseyebileceği kaygılarıyla toplum içine
karışmak, kişiler arası ilişkiler kurmakta
çekinceler yaşayacak boyuta ulaşabilir.
Birey, kimliğini geliştirme ve zenginleştirme, daha
çekici olabilme, ya da kusurlu bulduğu bir beden
bölgesinin, daha estetik ve düzgün bir görünüm
kazanması amacıyla estetik bir cerraha başvurabilir.
Olağan koşullarda çağdaş bireyin kendisini daha iyi
hissedebilmesine hizmet verdiği günümüzde giderek
gelişen tıbbi beceri ve teknikler büyüleyici
sonuçlara ulaşmıştır. Kadınlarda hamilelik ve
doğum sonrası kaçınılmaz olarak yağlanma ve sarkma
gibi beden değişiklikleri oluşacaktır. Rejim ve
sporla bazen bu olumsuz değişiklikler düzelmemekte ya
da uzun zamanı içermekte ve kadın kendi bedenine
yabancılaşma duygusu yaşayarak bedenini kabul etmekte
güçlük çekmektedir. Eşiyle olan " cinsel
ilişkisinde", kendi bedenini sevmediği için
çoğu kez bunu eşine yansıtmakta, eşinin artık onu
beğenmediğini düşünerek yataktan çekilmektedir.
Bazen erkek de eşinin bedeniyle ilgili yakınmalar
getirebilmekte ve ilişki bozulabilmektedir.
Kadının kendini çekici hissedebilmesi için estetik
cerrahi göğüslerin düzeltilmesi, fazla yağların
emilmesi, hamilelik lekelerinin kaldırılması gibi
işlemlerle kadına, kendi bedenine duyduğu güveni ve
sevgiyi kazanmasında bugün büyük destek vermektedir.
Kazalardan sonra görülen bedensel deformasyonlarda
aynı psikoloji, bireyi kişiler arası ilişkilerden
uzaklaştırmakta, kaygılar bireyin yaşamının tüm
alanını kapsamaktadır. Birey estetik cerrahi ile
yanıklar, deforme olan organın düzeltilmesi, organ
nakli ile " ben kabulü " kazanmaktadır ve
psikoterapist bu varoluşu desteklemektedir.
Yaşlanmayı durdurmak ve genç kalmak, duygularda
estetik, düşüncelerde estetik, yaşam alanlarında
estetiği önemseyen bireylerin ihtiyacı olabilmektedir.
Terapist kişinin yaşamını anlamlandırmasına duygu,
düşünce ve davranışlarında genç kalabilmiş bir
bireyin bedensel olarak da gençleşerek duygu,
düşünce ve davranışları ile bütünleşme
ihtiyacında estetik cerrahiyi önermektedir.
Bazen yaşamına anlam katmak, boşluk ve anlamsızlık
duygularını bedeninde değişiklik yaparak
giderebileceği yanılgısı, bireye hakim olabilir ve
ameliyat sonrası bir boşluk duygusu ve bunalım
yaşanabileceği durumlarda plastik cerrah bir
psikoterapistin görüşünü almayı gerekli görebilir.
Bugün psikoterapist, estetik cerrah ve hastanın
yollarının kesiştiği noktadaki amaç, bireyin kendisi
için seçmiş olduğu yolda; iç dünyasındaki estetik,
fiziksel görüntü dünyasındaki estetikle yaşamına
estetik katma ihtiyacıdır. Bu tıpkı bireyin güzel
sanatlarla, müzikle, şiirle ve dansla kendini ifade
etmesi, zenginleşmesi ve yükselmesidir.
|