Saçlarda Dökülme Sorunu

Saçlarda Dökülme Sorunu

Saçlarda Dökülme Sorunu

 

sac-dokulmesi-nedenleri

Doğun sonrası için saçlarınızla ilgili hayaller kurdunuz, şöyle son moda kızıllardan en iddialısını denemeye dair..Boyaların bebek için zararlı olduğu tespit edilmemiş ama hamilelikte tedbiri elden bırakmamakta yarar vardı. Şimdi bebeğiniz kucağınızda, sıra saçlarınıza ilgi göstermeye geldi! Ama bu kez de çok dökülüyorlar...

Saçlarımızın biz kadınlar için çok kıymetli olduğu inkar edilemez bir gerçek. Hangimiz morali bozuk olduğunda ya da hayatında değişiklik istediğinde kendini kuaför koltuğunda bulmuyor ki... İnsanın dış görünümünde yaşadığı değişiklikler ruh dünyasını da değiştiriyor. Saçlarsa bizim için en iyi psikoterapi araçlarından biri. Hal böyle olunca hiç kimse saçının bir tek telinin bile dökülmesine kıyamıyor. Oysa saçların dökülmesi doğal bir süreç ve yeni, sağlıklı saçların dünyaya gelmesi için, miyadmı dolduran tellerin dökülmesi şart.

Saç telinin hayat öyküsü!
Aynı doğa gibi saç telinin de kendine özgü bir ritmi, kriz dönemi, biçimi ve renkleri var. Gözle bakıldığında hiçbir şey olmuyormuş gibi gelse de saçlarımız hiç durmaksızın değişime uğruyor. Şimdi bu değişimi daha detaylı inceleyelim... Her saç teli bir kökten, ama hep aynı kökten gelir. Bu kök, hücrelerin bölünmesiyle önce uzayıp, sonra da dökülecek olan saç telini doğurur. Saçın "yaşam süreci" adı verilen bu ilginç hayat öyküsünü üç evrede inceleyebiliriz; ortalama 4 sene süren uzama evresi, 2 - 3 hafta süren kısa bir durgunluk evresi ve sonra ortalama 3 aylık bir dökülme evresi. Daha sonra 2 - 5 ay süren bir dinlenme evresinden sonra yeni bir yaşam süreci başlar ve yeni bir saç teli doğar. Bu süreç yaklaşık 4 senedir ve bir insanın yaşamı boyunca yaklaşık 25 kere tekrarlanır. Dolayısıyla her saç kökünün normal ömrü yaklaşık 100 senedir. Normal bir saç 100 - 150 bin saç telinden oluşur, yaklaşık yüzde 6'sı dökülme evresinde ve yüzde 1'i durgunluk evresindedir. Her gün ortalama 60 saç teli doğal olarak dökülür.

Hamileyken saçlarım güçleşti...
Bir anne adayı olarak eminim siz de fark etmişsinizdir; cildiniz hamileliğinizle birlikte artık çok daha sağlıklı, saçlarınız çok daha parlaktır. Aslında birçok anne adayı bu dönemde saçlarının daha gür olduğunu, hacminin arttığını gözlemliyor. Evet gerçekten de hamilelik süresince değişen hormon dengesi cilt ve saç üzerinde oldukça etkili. Bu etkiler ne yazık ki anne adayları tarafından çok fazla bilinmiyor. Dolayısıyla da doğum sonrası ilk 3 ay içinde uykusuzluk, tipik anne baba endişesi ve günlük ev işlerine de yetişebilme stresi yaşandığında saç dökülmeleri doğanın acımasız bir oyunuymuş gibi geliyor. Yapılan araştırmalara göre yaklaşık yüzde 50'den fazla annenin saç dökülmelerine maruz kaldığı tahmin ediliyor. Geçmiş doğumlarından sonra problem yaşamamış olanlar bile bir sonraki bebeklerinde saç dökülmelerine maruz kalabiliyorlar.

Doğum sonrası:
Daha ne kadar dökülecekler?
Hamilelik dönemi hormonları saç telinin yaşamında az önce bahsettiğimiz uzama - dökülme evrelerinin oranını etkiler. Çünkü bebeğini karnında taşıyan annenin vücudunda sürekli bir hücre bölünmesi yaşanır. Aşırı derecede stimüle edilen vücut hiç durmadan makine gibi çalışır, işte bu 9ay zarfında uzama evresini bitirmesi, durgunluk ve sonra da dökülme evrelerine geçmesi gereken saç folikülleri, hormonların etkisiyle hücre bölünmesine devam ederek uzama evresinde kalırlar ve saç teli üretimine devam ederler. Yani hamilelik döneminde aktif olarak saç üretimi yapan folikül sayısı artar. Dökülme evresine geçen saç folikülleri yüzde 6'nın çok altına düşer ve saç yoğunluğunda geçici bir artış gözlenir. Doğum sonrası hormonlar normale döner ve dökülme evresi oranı da olması gereken normal değerin altına iner. Çünkü 9 ay boyunca ömrünü gerçekte tüketmiş fakat hormonların etkisiyle hala uzama evresinde saç üretimine devam etmiş olan saç foli külleri, aynı anda hücre bölünmelerini durdurarak dökülme evresine geçmişlerdir. Dökülme evresine geçen saç folikülleri yüzde 6'nın çok üstündedir ve saç yoğunluğunda eskiye nazaran bir azalma gözlemlenir. Zaman içinde uzama dökülme evreleri oranı eski düzeyini bulur ve saç eski yoğunluğuna tekrar kavuşur. Tipik bir dökülme evresi 2 - 3 ay sürdüğünden uzama dökülme evrelerinin normale dönmesi de bu kadar süre alacaktır. Bununla beraber uzama evresi başlamış olsa bile saç telinin büyüyüp deriden dışarı çıkması gereklidir. Bu da 3 - 6 hafta alabilir. Yani korktuğumuz gibi saçkıran olmuyoruz ya da kel kalmıyoruz. Doğumdan sonra yaşanan bu saç dökülmesi hepsi hepsi toplam 3 ay kadar sürüyor.
Hamilelikte de saç dökülebilir!
Çoğu anne adayının saçları hormonların etkisiyle hamilelik döneminde canlanır ve gürleşirken, bazı anne adayları da saçlarının döküldüğünden, daha çabuk kırıldığından şikayet edebilir. Eğer siz bahsettiğimiz ikinci gruba giriyorsanız, bu durumda saçlarınızı kısa kestirerek dolgunluğunu koruyabilir, onlara özel bakımlar uygulayabilirsiniz. Dengeli beslenme diyetine de özen göstermelisiniz. Ancak endişe etmenizi gerektirecek bir durumda olmadığınızı hatırlatmak isteriz. Siz de geçici bir süreç yaşıyorsunuz. Hamileliğiniz sonlandıktan sonra saçlarınız normal dengesine kavuşacak

Eltern Bebek, Berrin Suiçilmez

 

SAÇ DÖKÜLME TİPLERİ




Androgenetik  (Erkek Tipi) Saç Dökülmesi

Androgenetik saç dökülmesi tüm dünyada erkek ve kadınlarda en sık görülen saç dökülmesi tipidir. Androjenik saç dökülmesi, kellik, ya da erkek tipi saç dökülmesi olarak da adlandırılır. Saç dökülmesinin temel sebebi erkeklik hormonlarının kişilerde yaptığı etkidir. Erkeklik hormonlarının (androjenler) genetik olarak hassas saç kökleri üzerindeki etkilerinin sonucu olarak bu tip saç dökülmesi gerçekleşir.

"Erkek tipi saç dökülmesi" olarak adlandırılsa da, androgenetik saç dökülmesinden kadınlar da etkileyebilir ve aynı zamanda kadınlarda da en sık görülen saç dökülmesi tiplerindendir.

Kadınlarda Erkek Tipi Saç Dökülmesi

Androgenetik alopesi yalnızca erkeklerde görülen bir rahatsızlık değildir; psikolojik stres ve dâhili hastalıkların göstergesi olabilme ihtimali açısından kadınlar için de önemli bir sorundur.

Hastaların çoğunda kan androjen seviyeleri normaldir. Kanda androjen yüksekliği belirlenmiş ise, androjen üreten tümör yönünden araştırmak gereklidir. Kadınlarda androjen üreten organlar yumurtalıklar ve böbreküstü bezlerdir. Polikistik over sendromu gibi hiperandrojeneminin diğer belirtilerinin görüldüğü tablolarda androgenetik alopesi sık görülür. Kısacası androgenetik alopesi bulunan kadınlarda hormonal bozukluklar veya androjen üreten tümörler açısından tetkik etmek önemlidir.

Telojen Effluvium

Kıl döngüsündeki karışıklık ve telogen dönemdeki kıl oranındaki artışa bağlı gelişen ve tüm saçlı deriyi kapsayan saç kaybıdır. Herhangi bir yaşta olabilir. Kadınlarda daha sık rastlanır.

Bu tip saç dökülmesi, bazı stres olaylarını takiben meydana gelir. Ani ve şiddetli stres dökülen saçların sayısında artışa neden olmaktadır. Saç dökülmesine neden olan stresin kaynağı doğum yapmak, hamileliği sona erdirmek, doğum kontrol hapları kullanmaya başlamak veya son vermek, menopoz öncesi dönem, diyet ilaçları, bazı duygusal sorunlar vs. olabilir. Bu olaylar saçın dinlenme evresinde geçirdiği süreyi kısaltır ve bu evreyi takiben çok sayıda saç dökülür.

Kronik Telojen Effluvium

Bu durum tam olarak anlaşılamamıştır. Bazı orta yaşlı kadınlarda telogen  effluviumun uzun sürdüğü takdirde, uzun süreli saç kıllarında yaygın incelme ve seyrekleşme görülebilir.

Trikotillomani

Kişinin psikolojik problemlerine bağlı olarak, saçlarını çekerek kendi kendine oluşturduğu sınırlı saç kaybıdır. Kadınlarda daha sık görülür. Sıklıkla alın bölgesinde yerel kıl kaybı alanları şeklinde karşımıza çıkar.

Düzensiz şekilli bu alanlarda henüz çekilebilecek kadar uzamamış yeni kıllar görülür.

Alopesi Areata

Saç kıran olarak da bilinen alopesi areata en çok genç ve orta yaşlı erişkinlerde görülür. Çoğu hasta kendiliğinden iyileşir ve özel bir tedavi gerektirmez. Bu hastalığın nedeni tam olarak bilinmese de, hastanın kıl folikülünün endojen veya eksojen uyarılara karşı duyarlı olması, psikolojik stres , tiroid hastalıkları gibi hormonal problemler , deri hastalıkları bu tip saç dökülmesinin olasılığını artıran etkenlerdir.

Hastalığın seyri önceden belirlenemez. Kıllar genellikle daha açık renkte tekrar büyürler. Hastaların yarısından daha azında tekrar büyüme gerçekleşir ve beş yıl süreyle tekrar oluşmaz. Hastalığın seyrini ve geleceğini kötü etkileyen faktörler arasında; hastalığın erken yaşta başlaması, hastalığın yaygınlığı, uzun süredir devam etmesi yer alır.

Sakal, kaş, kirpik gibi kıllı alanlarda da bu tip dökülmeye sık rastlanır.

Diffüz Alopesi: Bütün kafa derisi üzerinde yayılan dünya çapında saç dökülmesidir. Ciddi boyutlarda saç kaybı olana kadar farkedilmez. Diffüz alopesinin gidişatı değişkendir ve nedene bağlı olarak devamlı veya dönem dönem artan şekilde olmaktadır.

Anajen Effluvium

Anajen Effluvium radyasyona veya bazı kimyasal maddelere maruz kalan kişilerde meydana gelen ani saç dökülmesidir. Bu tip saç dökülmesi en çok kanser hastalarına uygulanan kemoterapi veya radyoterapilerden sonra görülmektedir. Bu vakalarda saç kökleri dinlenme evrelerini atlar ve takiben 1-3 hafta içinde ani saç dökülmesi meydana gelir.

Kemoterapinin neden olduğu saç dökülmeleri çoğunlukla geri dönüşümlüdür, radyoterapinin neden olduğu saç dökülmelerinde geri dönüşüm çok nadirdir.

 


Author Avatar

About Author

1976 Estel doğumluyum. 1994 yılında orta öğretimimi Kadıköy Anadolu Lisesi’ nde,Tıp eğitimimi 2002 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’ nde tamamladım. 2002 yılında Tıpta Uzmanlık(TUS) sınavını Türkiye derecesi ile kazanıp ,İstanbul Beyoğlu Göz Araştırma Hastanesi’ nde Prof.Dr.Ömer Faruk YILMAZ ve Prof.Dr.Ziya Kapran’ın asistanı olarak ihtisasımı tamamladım.2008 yılında uzman doktor oldum, aynı yıl Kızıltepe Devlet Hastanesinde mecburi hizmeti yaptım. çeşitli özel hastanelerde uzman doktor ve başhekim pozisyonlarında çalıştım.Halen okuloplasti,şaşılık, refraktif cerrahi , ön segment (katarakt-keratoplasti) alanlarında cerrahi önplanda çalışmaları sürdürüyorum. 1998 yılında Türkiyenin ilk ücretsiz sağlık hizmeti sunan vede ilk sağlık sitesi olan hastarehberi.com u kurdum . 2002 senesinde sağlık turizmi alanında Türkiyede ilk defa grup halinde excimer lazerle göz ameliyatları için avrupadan hastaların getirilmesini ülkemize kazandırdım . Dünyada ilk defa uygulanan acufocus yöntemiyle yakın görme ameliyatlarının ve göz içine implantla yerleştirilen göz tansiyonu implantlarını ülkemize kazandırdım ve dünyada ilk defa Amerikalılarla birlikte uygulanmasını sağladım. Yuzbinlerce sağlık sorusunu karşılıksız cevaplandırdım.İngilizce ve Almanca yabancı dillerim vardır.Evliyim.

Yorum Ekle